Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Şeytan Akademisi - Başlangıç Bölüm 1


Şeytan Akademisi - Bölüm 1 - Başlangıç ( İlk Bölümün 7 Parçaya Ayrılmış Halidir.)

Gözlerini açtığında gördüğü ilk şey Kadim Mavi Ejderha; Alduin’di. Daha önce onu birçok kez görmesine rağmen hiç bu seferki kadar yakından değildi. Kasparov, İkiz Dağlar’ın arasındaki vadide dinlenmekte olan Alduin’i izliyordu. Alduin’e yakın ve 2 insan boyundaki bir ağacın yanındaydı. İçinden ‘Bir Tanrı’yı görmek nefes kesici…’ diye geçirdi. Gaia’daki tanrılardan biri olan Alduin, diyardaki 3 büyü kaynağından biri olan Gaia’nın Kalbi’nin yanındaydı. Diyarın Kalbi, Alduin’nin heybeti yanında küçük kalmıştı. Sanki Alduin’i aydınlatmak için gökteki yıldızlardan biri yeryüzüne inmiş ve Kadim Ejderha’nın yanında duran küçük, yuvarlak ve mavi bir güneş halini almıştı. Bu mavi ve soğuk güneş, güneye doğru giden ve denize kadar süregelen, Büyük Doğu Nehri’nin kaynağıydı ama yine de Kadim Ejderha’nın yanında o kadar da etkileyici durmuyordu. Alduin büyük ve heybetliydi; kuyruğuyla başı arasına 100 attan fazla sığardı ve Gaia’nın Kalbi, bu ejderhanın ancak başı kadardı. Kadim Ejderha bir yumurta gibi Gaia’nın Kalbi’ni çevreleyip, etrafında yay şeklinde uzanmıştı. Bu sırada onu bir aura rahatsız etmiş olmalıydı çünkü hareketsizliğini bozmuştu.

Yavaşça başını kaldırdı, hareketleri sanki yeni uyanmış gibi sakindi. Gözlerini açtığından cehennemi bile dondurabilecek soğuk bir aura, dalga şeklinde tüm alana hızla yayıldı. Hava bile bu auradan korkup bir anlığına ondan kaçmıştı. Nehir çok uzaklara kadar donmuştu. Yine de Gaia’nın Kalbi’nden su akmaya devam ediyordu, bu dondurucu soğuk onu etkilememişti. Sanki dolmuş bir bardağa hala su konuyormuş gibi bir görüntü, artık vadideki tek hareketli şeydi. Alduin, ona doğru yaklaşmakta olan kıza bakarak; ‘’Küçüğüm, beni böyle rahatsız ettiğine göre çok cesur olmalısın.’’ Sesinde ilahi bir yankı vardı.

Kız, ilk baştaki Alduin’nin bakışının etkisinden yeni kurtulmuştuki Kadim Mavi’ye yaklaştı. Az önce donan zeminin, üzerine yayılmakta olan suya çizmeleriyle her bastığında; ayaklarının etrafından, buharlar yükseliyor ve kızgın demire düşen su damlası sesleri çıkıyordu. Daha sonra kız, ejderha ile arasındaki mesafeyi iyice kapatıp, önünde eğildi. ‘’Bu hizmetkâr, Kadim Mavi’yi selamlar.’’

 

Ejderha, kızın selamını burnundan kinayeli bir şekilde nefes vererek yanıtladı. ‘’Hıhhhhh … Sözlerindeki saygıyı kalbinde göremiyorum. Buraya niye geldiğini biliyorum, yine de kendin söylemek ister misin, küçüğüm? ’’

‘’Dostlarımı 200 yıldır bekliyorum ve zaten her şeyi ben söylemesem de biliyorsun…’’ dedi küçük kız. Sesinde küçümseme ve kibir vardı. Çünkü o da Alduin gibi geleceği görebiliyordu. 17 yaşından büyük göstermiyordu. Ama mavi gözleri, yüzlerce yıl yaşamış birine ait gibiydi. Sırtında, vücuduna yakın mesafede, havada duran, omuzlarından çok daha geniş, yuvarlak ve içinde küre bulunan bir kristal saat mekanizması vardı. Siyah ve kırmızı ağırlıklı olan kapüşonlu ceketinin içine sakladığı, ellerine kadar devam eden vücut zırhı, hafifçe belli oluyordu. Başlığını kullanmamış ve dalgalı kan kırmızısı saçlarını özgür bırakmıştı. Alduin’nin etrafa yaydığı büyü gücü sebebiyle saçları sanki rüzgârda hafifçe dans ediyordu. Boynundaki kolyenin ucunda kristalden, neredeyse şeffaf, portakal büyüklüğünde bir saat daha vardı. Kız konuşmaya devam etti. ‘Fazla zamanım yok. Günahkâr bütün ırklardan intikam almak istiyorum. Yoksa senin gibi kadim bir tanrı bile hala onların ne kadar aşağılık ve ikiyüzlü olduğunu fark edemedi mi?’’

Alduin, kızın sözlerini umursamadı.

‘’Küçüğüm, senden önce buraya gelenlerin de, tıpkı senin gibi almaları gereken intikamları vardı ve hepsi başkalarına miras kaldı. Peşinde koştuğun bu gereksiz amaçtan hala vazgeçebilirsin. Ne yaparsan yap kaderin değişmeyecek. Arkadaşların ile birlikte bu topraklara sadece daha fazla ölüm getireceksin.’’

Kız kendi içinden hafifçe sinirlendi. Alduin’nin söylediklerini kabul etmiyordu.

‘’Kadim Mavi, sen olmadan arkadaşlarımı buraya getiremem ama yardım etmesen de yüzyıllar bile sürse burayı elbet bulacaklardır. Ayrıca sana zarar veremem ama evcil hayvanların olan insanlara, büyük acılar yaşatabilirim.’’

Alduin bir sfenks gibi yatıyordu. Kolları çaprazlama birbiri üstünde duruyordu. Bu zamana kadar Alduin, kızın olduğu tarafa baksa da kafasını eğmemiş ve gözleriyle direk kıza bakmamıştı. Kızın son lafından sonra Alduin’nin tavrı değişti. Kafasını eğdi, birkaç saniye kıza baktıktan sonra elini kımıldatmadan, pençelerinden birini hafifçe kaldırıp, yavaşça yere vurdu. Mavi Ejderha, o kadar az hareket etmişti ki Kasparov neredeyse hareket ettiğini anlamamıştı. Ama aynı tepkiyi karşısındaki için söyleyemezdi.

Kız, daha Alduin’in pençesi inmeden neler olacağını anlamıştı. Sol elinin avucunu hemen ejderhaya doğrultup bağırdı. ‘’Hayır, dur! Özür dilerim, seni tehdit…’’ Lafını bitiremeden görünmez bir güç ona vurdu ve onu anında yüzlerce metre uzağa fırlattı. Kolları ve bacakları havada sözünü dinlemeden rastgele savruluyordu, toplam fırlatıldığı mesafenin yarısında havadaydı, geri kalan yarısını yerde bir taş gibi sekerek ve büyü enerjisiyle vücudunu korumaya çalışarak katetti. Vücudu artık durduğunda birkaç kemiği kırılmıştı. Yüzüstü olan bedenini elleriyle yavaşça doğrultmaya çalıştı. Omuzları havalandığında belden aşağısı hala yerle bitişikti.

Tüm vücudunu kaldıracak gücü yokmuş gibi hissetti. Ağzına gelen kanı tükürdü ve bir anda yüzlerce metre uzaklaştığı ejderhaya baktı. Daha sonra bir anda ejderhaya doğru yaklaşmaya başlamıştı. Ama hareket etmiyordu sanki yer ayakları altından kayıyordu. Birkaç saniye sonra kendini tekrar ejderhanın karşısında, darbeyi aldığı yerde buldu. Pişmanlığı yüzünden okunabiliyordu. ‘’Kadim Mavi, saygısızlık ettim. Ben, özür d…’’ Lafını bitiremeden, Alduin tekrardan aynı hareketi yaptı. Pençesini yere vurdu ve kız aynı şekilde darbenin etkisiyle tekrardan yüzlerce metre uzağa savruldu.

Yerde yatan kız,  vücudunu sağ eliyle kaldırmaya çalışıyordu, az önceki darbeden sonra sol kolu tamamen kırılmış ve sağ bacağı da dizinden çıkmıştı. Tüm büyü gücüyle bile kendini bu kadar şiddetli darbelere karşı koruyamazdı. En azından beline kadar, kendini yerden kurtarmıştı. Vücudunu çevirip bacaklarını uzatmış bir biçimde yere oturdu. Bacağını geri takmak ve kolundaki kan akışını geri sağlamak istiyordu. Geri döndüğünde fark ettiği şey karşısında bir anda irkildi. Kadim ejderha tam önündeydi. Normalde ondan uzaklaşması gerekirken, hala ejderhanın yanındaydı. Hatta nasıl olduysa ejderha arkasına geçmişti. Sanki Kadim ejderha, kendisine vurduğunda onu karşıdaki ikizine göndermişti. Mavi Ejderha’nın sesi her zamankinden kudretli geliyordu.

‘’Artık daha saygılı gözüküyorsun küçüğüm. Tanrılar bir aptaldan gelen tehditleri önemsememeliler. Yine de seni cezalandırmalıyım. Kibrinin, senin ve arkadaşlarının sonu olmaması için…’’ Alduin, pençesini tekrar yere vurdu.

O anda kızın yapabileceği tek şey bir eliyle yüzünü korumak ve gözlerini kapamaktı. Ama istemsizce yüzünde bir tebessüm belirdi çünkü ejderha, arkadaşlarından bahsetmişti. Yani ona yardım edecekti. Fakat vücudu bu sefer darbe almamıştı. Kalbi bir anda patlar gibi hızlı atmaya başlamış ve aniden adrenalinin azalmasıyla yavaşlamıştı. Parmak hareketini gördüğünde tuttuğu nefesini bir anda vermişti. Korkudan katılaşmış vücudu gevşemişti. Gevşemenin etkisiyle zaten ıslak olan üstünü biraz daha ıslatmıştı. Ejder onu sınamıştı. Ama aldığı darbelere ceza denemezdi, arkadaşları için ödediği küçük bir bedeldi. Tam gözlerini açmaya hazırlanmışken bir çatlama sesi duydu. Gözlerini açıp ne olduğunu anlamak istediğinde vücudu emirlerine yanıt vermedi. Tek tahmini üstünden durduğu buzun çatlama ihtimaliydi. Eğer öyleyse Aldunbar nehrinin onun mezarı olma ihtimali vardı. Bir nefesten kısa bir zaman içinde sesin kaynağını anladı.

Ses sırtındaki kadim silahının içindeki kristal dişliden geliyordu. Sırtındaki kristal saat mekanizması daha önceki darbelerden hiç hasar almamıştı ve hala çalışıyordu. Sonuçta o silahı tanrılar yapmıştı yine de Alduin’in küçük parmak hareketi çatlamasına sebep olmuştu. Mekanizmadaki en büyük dişli tamamen çatladığında sanki zaman küçük bir anlığına durmuştu. Neredeyse 5 asırdır sırtında taşıdığı saat yavaşça yere düştü. Yere düştüğündeki darbenin etkisiyle saat küçük parçalara ayrılmış ve ardında kristal molozlardan şeffaf bir yığın bırakmıştı. Fakat kız bu olanlardan sadece parçalanma seslerini duyabilmişti. Gözlerini hala açamamasına anlam veremiyordu.

Alduin’in sesini duydu. ‘’Gözlerini mühürlüyorum!’’ Kadim sesinden verdiği ceza anlaşılmıştı. ‘’Artık bırak kendi geleceğini, sudaki yansımanı bile göremeyeceksin.’’




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14782 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19445 Bölüm Sayısı


creator
manga tr