Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Sarsılmaz'ın İradesi - Bölüm 6- Turnuvaya Katılmak


Normal dünyada Nepal-Çin Halk Cumhuriyeti sınırlarındaki Everest dağında.

Hafif sıska 1.60 boylarında bir yaşlı adam dağın zirvesine doğru istikrarlı adımlarla yürüyordu. Sırtında ise 3 tane kalın parşömen vardı. Normal insanların anlayamayacağı gizemli bir auraya sahiplerdi.

Bu yaşlı adam Akira Uchida'ydı!

Akira bir anda durup gözlerini kapattı ve on saniye sonra tekrar açtı.

"Hmm, 3 kilometre civarında herhangi bir insan yok. Bugün şanslı günümdeyim sanırım..." yaşlı adam hafifçe mırıldandıktan sonra şimşek gibi bir hızla arkasında ardıl görüntüler bırakarak dağın zirvesine doğru koşmaya başladı.

Tabii, sekiz bin sekiz yüz kırk sekiz metre uzunluğundaki bu dağın zirvesine şıp diye varmak Akira için bile imkansızdı. Fakat kullandığı doğaüstü güç sayesinde kısa sürede varabilecekti.

...

Everest Dağının tepesi.

Akira dağın tepesinde oturmuş kısılmış gözleriyle etrafını seyrederken sanki tüm dünyaya yukarıdan bakan bir lort gibi hissettiriyordu. Bu yükseklikte oksijen çok azdı lakin yaşlı adam gibi biri için nefes alıp vermek sadece ölümlü bir kamuflajdı.

Buz gibi soğuk havadan derin bir nefes çektikten sonra yüz ifadesi ciddileşti ve sırtındaki 3 parşömeni yere bıraktı. Parşömenleri bir bir açtığı esnada içerikler görülebiliyordu. Parşömenlerden birinde gümüş renginde çizilmiş bir terazi vardı. Bir diğerinde de var olan her şeyi delebileceği hissini veren bir kılıç çizilmişti. Sonuncusunda ise normal dünyada bulunamayacak güçlü ve kötü bir canlının kanının lekesi vardı. Ancak bu kan lekesi hala canlıymış gibi parşömenin içinde çırpınıyor ve özgürlüğünü kazanmaya çalışıyordu.

Yaşlı adam canlıymış gibi görünen kan lekesine hafif pişmanlıkla baktı. Hemen ardından etrafında deniz mavisi aura dalgalanmaları gerçekleşmeye başladı. Akira'nın ağzından ise bilinmeyen sözlerle birlikte garip bir tını çıktığı duyulabilirdi.

Yaklaşık yarım saat süren bu değişik fenomenler gizemli bir güç sayesinde fani insanlar tarafından görülmüyordu. Yaşlı adamın sözleri bittikten sonra 3 parşömen alev alıp küle dönüştü. Hemen ardından zaman durdu ve karşısına dünyaların uğruna yakılabileceği bir güzellik belirdi.

Akira hemen huşu ile bir dizinin üzerine çöküp selam verdi.

"Adalet Tanrıçası Dike..."

"Formaliteye uymaya gerek yok. Neden benimle iletişime geçtin?" Adalet Tanrıçası dike her zamanki gibi sadece güzel yüzü ve saçlarını açıkta bırakan bembeyaz cübbesini giyiyordu. Bakışları ise oldukça üstün ve soğuktu. 

Akira gibi güçlü bir adam bile en sonunda bir tanrıyla yüzleşmek için yeterli değildi. Yaşlı adam konuyu dolandırmanın ne kadar kötü olabileceğini biliyordu. O yüzden direkt konuşmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu.

"Aslında sizden Rory'nin durumu hakkında bilgi almak istemiştim..."

...

Taç Gezegeni, Yıldız Krallığı, Alevkılıcı Şehri, 1069 yılı yaz ayları.

Rory artık on yaşına basmıştı. Fakat vücudu on beş-on altı yaşlarında bir gencin vücudu gibiydi. Ayrıca büyüdükçe daha yakışıklı olmuştu ve düzgün yapılı vücuduyla 1.80'lik uzun boyu sayesinde şehrin genç leydileri arasında ismi sıkça geçer olmuştu. Bu leydilerin bazıları Rory onlara istedikleri 'ilgiyi' vermediği için sızlanıyordu. Fakat çoğunluk Rory'nin düzgün karakterine hayran olup böyle bir eşe sahip olmak istiyordu. Ne de olsa gücün haklı olduğu böyle bir dünyada görülmesi nadir kişiliklerdendi genç adam.

Genç adam geçen 5 yıllık zaman zarfında Fani Alemi'nin 3. seviyesinin orta aşamasına ulaşmıştı. Bu oldukça hızlıydı fakat anormal vücudu yüzünden Rory buna çok şaşırmamıştı. Ayrıca bu zaman aralığında Black'in ona kaliteli gelişim metodunu boşa vermediğini fark etmişti. Her gün hayvan gibi iş yerinde çalıştırıyor ve bununla tatmin olmayarak akşamları genç adamı bir güzel dövüyor-öhm yani eğitiyordu.

Her gece gizlice kiliseye vücudundaki sayısız morluk ve kızarıklıkla giren Rory bir keresinde dramatik bir olay yaşamıştı. Kilisenin ufak banyosunda bedeninin üzerine kovayla hafifçe su dökerek yıkanırken banyo yapan biri olup olmadığına dikkat etmeyen Sharon çeşmeye su doldurmaya götürmek için kovayı almaya gelmişken genç adamı görmüştü. Fakat daha yüzü kızaramadan morlukları ve kızarıklıkları görüp endişeyle Rory'e yapışıp sorular sorup durmuş ve Agatha'ya da söylemişti.

Rory ise bunu sıkı çalışmak olarak geçiştirmeye çalışmıştı. Sharon sebebi mantıklı bulup kabul etmişken Agatha anında bunun yalan olduğunu anladığı halde anlamlı bir şekilde gülümseyip genç adamın başını okşadıktan sonra daha dikkatli olmasını tembih eylemişti. bununla birlikte Rory gelişim metodunda ilerleme katedip güçlendikçe Agatha'nın anormal derecede kudretli olduğunu fark etmişti. Fakat gücünü saptayamıyordu. Zaten deneyip de fark edilmekten korktuğu ve Agatha iyi bir insan olduğu için vazgeçmişti.

Yedi yaşındayken kiliselerine unvanlı bir kadın paladin ziyaret için gelmişti. Paladinin unvanı Yıldız Leydisi olduğunu öğrenmişti. Bu paladin kadın dürüst ve açık sözlü bir karaktere sahip olmasının yanı sıra oldukça vahşi bir yanı vardı. Yalnız oldukları bir zaman genç adama gücünü göstermesini söyleyip zorla kendiyle dövüştürmüş -daha doğrusu dayak atmış- ardından da yeteneklerini değerlendirmişti. Lakin değerlendirirken kullandığı sözler Rory'i hafifçe ürpertmemiş değildi.

"hmm, Dövüş gücünle senden yüksek seviyedekilere karşı bir şekilde idare edebilirsin. Ayrıca yaşına bakılırsa 2. seviyeye ulaşmış olman oldukça iyi bir başarı. Eğer yatakta da yetenekli bir savaşçı olduğunu kanıtlayabilirsen gerçek bir savaş kadınını cezbedebilirsin."

Rory ise basitçe böyle şeyleri düşünecek yaşta olmadığını söylemiş ve konuyu değiştirmişti. Neyse ki bu acımasız kadın sadece üç gün kalıp ayrılmıştı. Sharon'da kadından hoşlanmamıştı. Tabii onun sebebi kadının sıklıkla Rory'le ilgilenmesiydi. Ayrılmadan önce genç adama doğruluk yolunda haklıyı savunan güçlü bir birey olmak istiyorsa Yıldız Krallığının başkenti olan Göktaşı şehrindeki merkez kiliseyi ziyaret etmesini tavsiye etmişti. Fakat genç adam iyi biri de olsa özgürlüğü seviyordu. Kilisenin hizmetkarı olmaksa ona tamamen ters düşüyordu.

Genç adam dokuz yaşına geldiğinde Sharon'un ona karşı net olmasa da bir takım duygular beslediğini fark etmişti. Kardeş sevgisi mi ya da başka bir şey mi onu tahmin edebilecek kadar tecrübeli değildi bu yüzden işleri akışına bırakmıştı. Ayrıca aynı yıl Fani Alemi'nde 3. seviyeye adım atmıştı. Son olarak da Fiona Teyze yaşlılıktan vefat etmişti. Oldukça iyi kalpli bir insan olduğu için Rory üzülmüştü. 

Aradan ciddi olaylar olmadan bir yıl daha geçtikten sonra Rory şimdi ki haline geldi. İlgi çekici gelecek vaat eden iyi bir kalbe sahip bir genç adam. Fani Alemi'nin 3. seviyesinin ortasına ulaşıp on yaşına bastıktan sonra genç adam her beş yılda bir Alevkılıcı şehrinde gerçekleşen turnuvaya katılmak istiyordu. Yaş olarak küçük de olsa vücudu sayesinde bir istisna olabileceğine inanıyordu.

Kilisenin yurdunda açık kahverengi keten gömleğiyle aynı renk bir pantolon giydikten sonra üstüne başına biraz daha düzen verip odasından çıktı. Öğle saatleriydi. Sabah meditasyonunu yaptıktan sonra genç adam Agatha ve Sharon ile kahvaltıyı hazırlayıp Brook'la beraber topluca yemek yemişlerdi.

"Rory! Bensiz nereye gidiyorsun?!"

Rory'nin kulağı nazik ve enerji dolu bir sesi işitti. Genç adam dönüp odasının kapısını hızla kapatarak ona doğru koşan Sharon'a gülümseyerek baktı. Mor gözleri ve aynı renk dalgalı uzun saçlarıyla beyaz pürüzsüz teninin kombinasyonu birçok insanın kalp atışlarını hızlandırırdı. on dört yaşlarında olmasına rağmen boyu ortalamadan uzundu ve olgunlaşmamış vücudu gelecek potansiyelini gösterircesine hafifçe kıvrımlı olma belirtileri gösteriyordu. Gelecekte büyük ihtimal nefes kesen bir güzellik olacaktı. Tabii, Rory onu kız kardeş olarak görüyordu ve böyle olmasaydı bile kadınları cinsel obje olarak görmediği için rahattı.

Genç adam aşk konusunda yaşına rağmen cahildi ve bakış açısı canlının kalbine odaklanıyordu. Eğer kişi iyi kalpli ve merhametli bir insansa bu Rory'nin saygısını kazanmak için yeterliydi.

"Haha, kusura bakma Sharon. Üç ay sonra başlayacak olan turnuvaya katılmak için dışarı çıkıyordum. Eğer senin içinde sorun yoksa benimle gelebilirsin." genç adam nereye gideceğini söyledikten sonra doğal bir şekilde Sharon'u da davet etti.

"Tabii ki seninle geliyorum." bembeyaz dişleriyle geniş bir gülümseme yüzünde beliren Sharon mutlu bir şekilde yanıtlayıp hemen Rory'nin yanına geçti. Üzerinde uzun kahverengi keten bir etekle beyaz keten bir tişört giymişti.

Kilisenin kapısından çıkarlarken Agatha'yla karşılaşıp biraz konuştular ve yollarına devam ettiler. Yan yana yürüdükleri için bir çift izlenimi oluşturuyorlardı görenlerin üzerinde. Bazı genç hanımların kendisine kıskançlıkla baktığını gören Sharon gururla gülümseyip Rory'e biraz daha yaklaştı. Diğerlerinin bakışlarını dikkate almamış genç adam Sharon'u kız kardeş olarak gördüğü için yakın yürümekte yanlış bir şey görmüyordu. Önceki hayatında gördüğü abi kız kardeş ikilileri genelde birbirlerine yakın yürürlerdi. 

Turnuvanın şehrin tam ortasındaki Şehir Lordunun Binasına yakındı. Yaklaşık on-on beş dakikalık yürüyüşten sonra koskoca arena karşılarındaydı. Rory bu binayı ilk gördüğünde tasarımının Roma arenalarına benzediğini fark etti. Lakin buradaki yapım daha bir kaliteliydi. Genç adam bunun sebebinin turnuva zamanında izlemek için gelen soylu figürlerin istekleri olduğunu düşündü.

"Rory, sanırım şuradan kayıt olunuyor." Sharon parmağıyla birkaç kişinin durduğu sıranın önündeki kayıtçıyı işaret etti. Adam bir elinde kalem diğer elinde masaya dayanmış bir kağıt sandalyesinde oturmuş özenle kayıt olanların bilgilerini kağıda kaydediyordu.

Sıraya geçen Rory yanında Sharon ile beklemeye başladı. Neyse ki öndeki insanlar bilgilerini akıcı bir şekilde söylemişlerdi. Böylece ikiliye sıra çabuk geldi. Sıra gelene kadar birkaç sapık Sharon'a sarkıntılık yapmaya kalkmıştı fakat sonları el bileklerinin kırılması olmuştu. Genç adam bunun yeterli olmadığını düşünüyordu ama gün ışığında onları yarı ölü hale getirene kadar dövmenin yarardan çok zarar getireceğini bildiği içi durmuştu. Ayrıca sarkıntılık yapan 2 gencin sonunu gören diğer erkekler de hemen akıllarındaki sapık düşünceleri yok ettiler. Sharon kendisine sapıkça bakan pisliklerin yavru köpekler gibi kaçıştıklarını görünce Rory'e karşı olan hayranlığı daha da arttı.

"Sen Rory olmalısın?" kayıtçı adam kırklarında görünen kır saçlı normal yapılı biriydi. Genç adamın önceki hayatındaki devlet memurlarına benziyorlardı.

"Evet." Rory kibarca gülümseyerek söyledi.

"Bildiğim kadarıyla on yaşındasın. Minimum katılım şartı on beş yaşında Fani Alemi'nin 1. seviyesinde olmak." kayıtçı şüpheli bir ifadeyle genç adamı süzdü.

"Ben Fani Alemi'nde 1. seviyedeyim." gülümsemesini sürdüren genç adam gerçek gücünü sakladı. Doğal olarak on yaşında Fani Alemi'nin 3. seviyesinde olmak tüm krallıkta yankı yapabilirdi. Çok güçlü ve soylu bir ailenin çocuğu olsa bu normal gelebilirdi lakin kendisi bir yetimdi ve bu da insanların aklında soru işaretleri oluşturacaktı.

"Oh, bu yaşta Fani Alemi'nin 1. seviyesine ulaşabilmek. Gelişim metodunu nasıl elde ettiğini sormayacağım. Herkesin sırları vardır. Pekala, kazananın ödülünün ne olduğunu biliyorsun değil mi?" kayıtçının gözleri parladı ama hızla sakinleşip soru sormaya devam etti.

"Kraldan makul bir istek diye biliyorum."

"Doğru. Dileğini söyle de yazayım."

"Ben dileğimi kazandıktan sonra bizzat krala söylemeyi umuyorum." Rory gizemli bir gülümsemeyle dileğini söylemeyi reddetti.

"hahahah! Genç adam, oldukça iddialısın bakıyorum. Neyse, önemli değil. Turnuva üç ay sonra başlayacak bilgin olsun." kayıtçı Rory'i dileğini söylemesi konusunda baskı altına almadı. Birinci sebebi 'bu kadar küçük bir çocuğun dileği muhtemelen basit olacaktır.'dı. İkinci sebebiyse 'büyük ihtimalle turnuvanın ilk turlarında kaybedecek.'ti.

Rory kayıt işlemini hallettikten sonra Sharon'la biraz daha şehri gezdi ve onu kiliseye bırakıp Black Amcanın yanına çalışmaya gitti. Sharon Rory'nin ona daha fazla zaman ayırmasını istese de utandığı için söyleyemiyordu. Nasıl Rory'le daha fazla zaman geçiririm sorusunu düşünürken yürüdüğü esnada yanlışlıkla Agatha'ya çarptı. Agatha bir şey diyemeden Sharon heyecanla konuşmaya başladı.

"Agatha Abla, bana büyücü olmayı öğret!"

"Bu..." Agatha Sharon'un gözlerindeki yoğun arzuyu görünce reddedip onu kırmaya gönlü el vermedi. "Pekala, fakat önce büyü konusunda yeteneğin var mı yok mu onu öğrenmeliyiz. Takip et beni." Agatha kendi odasına doğru ilerlerken peşine Sharon'u da taktı.

...

Black'in iş yerindeki odasında.

"Demek turnuvaya katılmaya karar verdin velet. Gerçek gücünü söylemeyecek kadar akıllı olman beni mutlu etti. Fakat dileğin ne?" Black genç adamın dileğini son derece merak ediyordu. O Rory'i diğer insanlardan daha çok tanıdığı için basit bir dilek olmadığına emindi.

"Benim dileğim..." Rory hafifçe gülümsedi. "Yıldız Krallığı'nın doğu sınırındaki şeytan ordularıyla savaşan generallerden birinin ordusunda tabur komutanı olmak."




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr