Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Rein - Bölüm 43: Hazırlık


Dördüncü ayın on birinci günü

Sabah

 

Rein, askerlere katılarak odun kesmeye başladı. Çürümüş topraklarda sağlıklı kalan az sayıdaki ağaçları kesmek istemiyorlardı fakat savaş için gerekliydi. Rein ağaca darbe vururken arkadan Tilki belirdi.

-Krygen nerede? (Rein)

-Uyuyor. (Tilki)

-Yine mi? (Rein)

-Büyüleri ortadan kaldırmak büyü yapmak kadar basit değil. Yorulduğu için sürekli dinlenmek zorunda. (Tilki)

-Anladım.

-Bir şey olursa çadırdayım. (Tilki)

-Tamamdır.

-Bu arada odun kesmek zorunda değilsin. (Tilki)

 

 

Tilki arkasını döndü ve köyün merkezine kurdukları büyük çadırın içine girdi. Köy merkezine bir sürü çadır kurmuşlardı ve onların içinde kalıyorlardı. Evlerin çoğunu yıkmışlardı ve evlerin yapımında kullanılan tahtaları almışlardı. Komutanların yardımcıları, köylülere basit savaş tekniklerini anlatıyorlardı. Büyünün olmadığı bir dünyada kara büyücüler de fazlasıyla eziklerdi nasıl olsa.

 

Rein odun toplamayı bitirince dinlenmek için çadırına doğru yöneldi. Bir asker eliyle işaret yaparak Rein’e seslendi. “Komutanım bakmanız gerek.”

 

 

Rein neler olduğunu merak ederek askerin yanına gitti. Büyük bir ağın içinde siyah renkli ve keskin dişlere sahip bir balık vardı. Ağ yere seriliydi. Ağın yanında büyük bir kağnı vardı ve kağnının üstünde siyah renkli devasa bir kuş duruyordu. Uzun sivri bir gagası vardı. Uzun sarı renkli ayaklarında dikenler vardı ve pençeleri daha büyüktü. Ağı ve kağnıyı getiren köylü konuşmaya başladı.

-Komutanım bu hayvanları balık avlanma bölgesinin yakınlarında buldum.

-Bu hayvanlar da ne böyle? Böyle bir tür olduğunu sanmıyorum.

-Evet böyle bir tür yok.

Rein kılıcıyla hayvanların cesetlerine dokundu ve bir şeyler aramaya başladı. Herhangi bir büyü izi yoktu.

-Büyü izi yok. Tilki’yi çağırsam iyi olacak.

 

 

 

 

Öğlen

 

 

 

Gölgede dört kişi oturuyorlardı. Güneşin ışığından kaçarak gölgeye sığınmışlardı. Rein sıkkın bir şekilde konuştu. Güneş gerçekten çok yakıcıydı ve açıkta kalan topraklar kavruluyordu.

 

-Bu hayvanlarda büyü izi olmadığını söylemiştim. (Rein)

-Bunun kara büyücüler tarafından yapıldığına eminim. (Jack)

-Ben de aynı görüşteyim. Fakat büyüsüz nasıl olabilir?

-Büyüsüz değildir muhtemelen. Hayvanlar büyüden etkilenerek fiziksel formlarını değiştirmiş olabilirler.

-Mantıklı. (Rein)

-Evet. Ben de ejder kanımın yenilenme gücünü kullanarak kas yapmıştım fakat şu an kaslarım büyülü sayılmıyor. (Jack)

-Peki Mihawk’ın amacı ne? (Arden)

-Üzerlerinde büyü kullanmayı hedefliyor olabilir. (Rein)

-Kullanmasının pek bir esprisi yok çünkü büyüleri ortadan kaldırabiliyoruz. Başka bir amacı olmalı. (Jack)

-Rahatsızlık vermek için olabilir. Bu hayvanlar henüz buralara gelmediler fakat belirli bir sayıya ulaştıktan sonra aç kalacaklar. Sağa sola saldıracaklar.

-Yani bize. (Rein)

-Bu da pek sıkıntı değil gibi. Büyü yaparken kuşları yenmek kolay. (Arden)

-Mihawk bunları asıl savaşa saklamıyor bu kesin. Ama büyüleri ortadan kaldırdığımızda üzerimize gelen bu kuşları yenmek pek kolay olmayacak. (Jack)

-Kaldırmazsak kolay olur. (Arden)

-Kaldırttıracaklar. (Tilki)

-Ne? (Rein)

-Güçlü birisini yollayıp büyüleri kaldırttıracaklar. Sonraysa kuşlar bize saldıracak. (Tilki)

-Peki neden bize? Kara büyücülere de saldırabilirler. Risk var. (Rein)

-Mihawk’ın riski pek umursadığını sanmıyorum. Biz ölelim de diğerlerinin ölmesi onun için pek önemli değil gibi. (Tilki)

-Kuşlar için özel kalkanlar falan mı tasarlasak? Hazır elimizde bir sürü odun varken. (Rein)

-Gereksiz olur bence. Şu kuşa bakar mısın? Bir insanı rahatlıkla kapıp gökyüzüne çıkartabilir. Şu an için odunları farklı silahların yapımında kullanacağız. (Jack)

-Ne yapmayı düşünüyorsun Jack? (Tilki)

-Sizin devasa arbaletlerinizin bir küçük modelini. (Jack)

-Niye? (Arden)

-Getirdiğiniz arbaletler çok büyük. Kalenin üzerine koymak veya bir yere saldırmak için mantıklı bir silah fakat savunma savaşında hiçbir işe yaramaz. Onların küçük versiyonlarını yapacağız. Yine çok büyük olacak ve bir yere konularak kullanılacak. Fakat birden fazla ok fırlatması ve bir insanın kullanması gibi farklı avantajlara sahip olacak. Kuşların saldırısına karşı en mantıklı hareket bu olur. Yirmi kadar arbalet yapsak ve nişan yeteneği iyi olan yirmi kişiyi koysak her arbalet beş ok atabilse çok iyi olur. Tek seferde yüz ok gönderebiliriz. (Jack)

-Peki bu arbaletleri tasarladın mı? (Tilki)

-Onu birlikte hallederiz. Silah ustası olan sensin. Zaten basit bir sisteme dayanacak.

-Peki mobilite? (Rein)

-Tekerlekli bir zeminin üzerine dikey şekilde birkaç parça tahta koyarak arbaleti zeminden yüksekte konuşlandıracağız. Koyduğumuz yerde yukarı ve aşağıya belirli bir açıyla dönerken sağa ve sola 360 derece dönecek. Bunu yapmak için arbaletlerin altında aşağıya doğru bir çıkıntı olacak. Çıkıntıyı ucunda bir yuvarlak oluşturacak şekilde keseceğiz ve ucundaki yuvarlağı yağlayarak zeminin üstüne diktiğimiz tahtanın üstüne oturtacağız. Etrafını da destekledikten sonra omuz eklemi gibi bir yapı oluşturacağız. (Jack)

-Mantıklı. (Tilki)

-Omuz eklemini bilmiyor olman çok üzücü Rein. (Arden)

-Haklısın. (Rein)

-Anlatırım bir ara. (Arden)

-Sen nereden öğrendin Jack. (Rein)

-Savaşlarda yaralanan askerlerin tedavileri sırasında öğrendim. Biz fazla su büyüsü kullanamazdık dolasıyla cerrahi operasyonlar ile askerleri tedavi ederdik. Şu an öyle bir şey olmaması daha iyi. En azından doktora ihtiyacımız yok. (Jack)

-Haklısın. (Arden)

-Her neyse işin başına geçsek iyi olur. Bu arada Jack, bizimle devam etmek istersen seni komutan yapmak isterim. Ben silah ustasıyım fakat savaş konusunda senin kadar deneyimli değilim. Üçüncü bir yardımcı komutan fena olmaz. (Tilki)

-Teşekkür ederim böyle iyiyim. (Jack)

-Sen bilirsin. (Tilki)

-Gidip bir taslak çizin de nasıl bir silah yapacağımızı anlayalım. (Rein)

-Haklısın. Gidelim Jack. (Tilki)

 

 

 

 

Akşam saatleri

 

 

 

Gökyüzü kızıl renge bürünmüştü. Güneş, batmadan önce son kez yeryüzüne selam veriyordu. Rüzgâr sanki güneşi uğurluyormuş gibi batıya doğru hafif bir şekilde esiyordu. Jack derin bir iç çekti ve bir sandalyeye oturarak sırtını yasladı. İşler artık çok ciddi bir hal almıştı. Askerler ve köylüler, Jack ve Tilki’nin tasarımını yaptıkları arbaletleri yapabilmek için saatlerdir çalışıyorlardı ve sadece dört arbalet yapabilmişlerdi. Krygen çadırından çıktı ve uykulu bir şekilde Jack’in yanına bir sandalye çekti. Gökyüzünün kızıllığına dalmış Jack’e baktı.

-Ben senin astım değilim bunu biliyorsun değil mi? (Jack)

-Biliyorum. O yüzden mi komutanlığı reddettin? (Krygen)

-Orduda kalıcı değilim. Komutan ordudan ayrılırsa insanların inancı kaybolur. (Jack)

-Mantıklı bir adamsın. Bu savaşa dair ne hissediyorsun peki? (Krygen)

 

Jack gökyüzüne bakmaya devam ederken gülmeye başladı. Krygen şaşkın bir şekilde Jack’e bakıyordu.  Jack gülerek Krygen’e döndü.

-Ben olduğum sürece kazanacaksınız. Ben gittikten sonrasını bilemem. (Jack)

-Bunu egoistlik olarak algılıyorum. (Krygen)

-Ben olsam ileri görüşlülük derdim. Ben asıl savaş başladığında burada olmayacağım. (Jack)

-Ya kaybedersek? (Krygen)

-O zaman zaten dünya eskisi gibi olacak. Aynı yaşama devam edeceğiz. (Jack)

-Ya Mihawk kazanırsa? (Krygen)

-Kazanamayacak. (Jack)

-Nereden biliyorsun? (Krygen)

-Mihawk ve Encephalon bu dünyaya veda edecekler. Ben buna inanıyorum. Bilmiyorum sadece inanıyorum. Herhangi bir mantıklı açıklama veya kanıt yok. (Jack)

-Niye orduyla gelmiyorsun? Eşini koruyabiliriz. (Krygen)

-Gücüne güvenmiyorum Krygen. Büyücülerin çoğunu ezsek bile komutanlar geldiğinde sıkıntı çıkacak. Niye günde yirmi saat uyuyorsun? Çünkü büyüleri kullanmalarını engellemek için çok efor sarf ediyorsun. Yanlış mıyım? (Jack)

-Doğrusun. (Krygen)

-Zaten o yüzden büyüleri iyi olan adamlara ihtiyacın var. Sen yeteneğini kullanırken Tilki etrafı dağıtabiliyor fakat gücün yetmezse ne olacak? Bu adamlar güçlü ve onların büyülerini ortadan kaldırabilmen büyük bir başarı fakat Mihawk ve Ep için aynı şeyin geçerli olacağını düşünmüyorum. Çocuğumu cehenneme gönderemem. (Jack)

-Madem yorulduğumu biliyorsun niye başkalarına söylemedin? (Krygen)

-Umudunu kaybeden insanlar nasıl savaşabilirler ki? Ne olursa olsun Krygen, savaşı kaybetseniz bile bu yaptığınız dünyanın kaderini değiştirecek. Çünkü son dört yüz senedeki en büyük isyan niteliğinde. Siz bir ülke değilsiniz. Kara büyücülerin topraklarındaki teröristlersiniz sadece ve ben bu yüzden isyan çıkardınız diyorum. (Jack)

-Fazlasıyla haklı bir isyan.  (Krygen)

-Fazlasıyla haklı… (Jack)

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13283 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr