Korku dağları bekler. #Atasözü

Rein - Bölüm 42: Baskın


Dördüncü ayın onuncu günü, öğlen saatleri

 

Sarmaşıklarla kaplı ağaçların arasından geçti yaşlı adam. Saçı sakalı beyazlamıştı. Kısa beyaz saçına uzun sakalı eşlik ediyordu. Yüzü kırış kırıştı. Gözleri kısıktı ve mavi renkliydi. Burnu küçüktü, kaşları da beyazdı. 1.70 boylarında kısmen cılız sayılabilecek bir adamdı. Omuzları dardı ve omuzlarının üzerine kırmızı bir pelerin takılmıştı. Pelerin tozluydu ve biraz da eskimişti. Üstünde koyu gri bir tişört vardı ve yakası genişti. Altındaysa hâkî renginde bir şort vardı ve yırtıklarla doluydu. Gri sandaletleri de diğer kıyafetleri gibi kötü durumdaydı ve çiziklerle doluydu.

 

Ağaçların arasında ilerledi ve büyük bir ot topluluğunun arasına dalıp otların arkasına geçti. Ağaçlar seyrekleşti ve yerini kumsala bıraktı. Ağaçlarla kumsalın birleştiği yerde çelik çubukların kenarlarına beton dökülerek yapılmış halterler ve dambıllar vardı. Adam dambıllara doğru yöneldi ve biraz bekledi. Denizden bir adam çıktı ve yaşlıya yürümeye başladı.

 

1.85 boylarında siyah saçlı kahverengi gözlü bir erkekti. Vücudunda bir sürü yara izi vardı. Kaslı ve fit vücudu uzaktan rahatlıkla seçilebiliyordu. Çene ve boyun kasları parçalıydı ve daha önce çalışılmış olduğu belli oluyordu. Adam, yaşlının yanına geldi ve gözlerine bakmaya başladı.

 

-Ne oldu Kan?

-Savaş başlıyor. Haber vermek istedim. (Kan)

-Ulu Büyücü Kan savaşın başladığını bizzat kendisi niye söylüyor ki?

-Canı öyle istemiş. (Kan)

 

 

Kan sırtını adama döndü ve ormana doğru yürümeye başladı. Yanına uğradığı adam bir denizciydi ve uzun zaman önce denizciliği bırakıp yerleşik hayata geçmişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öğlen saatleri

Ava’nın odası

 

 

İçeriye uzun boylu bir kadın girdi. Siyah topuklu ayakkabılarının üzerinde siyah bir elbise vardı. Elbise kalçalarının alt kısmında son buluyordu ve vücuduna yapışıyordu. Siyah küt saçları vardı. Burnunun ucu hafiften yukarı kalkıktı. Kaşları da yukarı kalkıktı ve titiz bir duruş sergilemesine sebep oluyordu. Gözleri yeşil renkliydi. Dudaklarında siyah ruj vardı.

 

Deri koltukların olduğu siyah temalı bir odaydı girdiği oda. Masasının arkasında koltuğu vardı ve masanın karşısında üçlü bir deri koltuk duruyordu. Catwalk yaparak hızla koltuğuna yürüdü ve oturdu. Masasındaki paketten bir sigara alıp ağzına götürdü ve yaktı. Birkaç kez sigara dumanını içine çekti ve en sonunda masanın karşısındaki deri koltukta oturan adama baktı.

 

-Neler oluyor Leo?

-Mihawk ve Whitney geldi. Biz de kaçtık.

-Duydum ki Mun ölmüş.

-Mihawk illüzyon yapmış, Mun’un da vücudu dayanamayınca kafası patlamış. Biz o sırada kaçmıştık.

-İyi yapmışsınız. Şu sıralar ülke kötü durumda. Gece bombardımana tutulduk. Bundan sonra ülkenin içinde düzenli olarak devriye gezeceksiniz. Lisa nasıl?

-Lisa iyileşiyor. Birkaç güne hazır olur.

-Planları gözden geçirdim. İyi bir duruma geldiğimiz gibi deniz haydutlarını ortadan kaldıracağız.

-Fakat şu sıralar Carternazzo ve Drake de varmış diye duydum leydim.

-O yüzden sizi bekliyoruz zaten. Yoksa Christopher eziğini tek başıma yenebilirim. Çıkabilirsin.

 

 

 

 

….

 

 

 

 

 

 

 

Akşam olmuştu ve hala çürümüş topraklardalardı. Ayame birkaç saattir durmadan Bardolph’a soru soruyordu. Bertuğ ve Kapgan, Bardolph’un sabrına hayran kalmışlardı çünkü adam saatlerdir hiç usanmadan her soruya cevap vermişti.

 

-Yani bu savaşı başlatmak için EP ve diğerleri bekliyor muydu? (Ayame)

-Evet.

-Neden?

-Çünkü yeni dünyada bizim yerimize geçecek insanların yetişmesi gerekiyordu.

-Nasıl yani?

-Eğer karşılarındaki insanlar gerçekten onları yenecek kadar güçlülerse zaten yeni dünyayı kurabilirler. Yeni dünyayı kurdukları zaman da bugünkü liderlerin yerine geçecek yeni liderler olacak.

-Yani kurduğumuz dünyada da Ep ve Mihawk gibi adamlar mı olacak?

-Evet.

-Ama o zaman kimsenin üzülmediği bir evren olmaz ki!

-Olmaz zaten.

-Ee o zaman niye bu yalanı destekliyorsunuz usta?

-Çünkü yerimi yeni bir Bardolph’a bırakma vaktim geldi. Onlar yerlerini başka birisine bırakmak istiyorlar gibi baksana Hahahah.

 

 

 

 

 

 

 

Gece olmuştu ve Bertuğ yine nöbet tutuyordu. Kapgan, Bertuğ ’un nöbet tutma isteğini kırmayıp yatmıştı. Normalde Kapgan fazla uyumazdı ve nöbet tutardı. Bardolph çadırından çıktı ve Bertuğ’un yanına geldi.

-Nöbet tutmayı seviyorsun Bertuğ.

-Evet severim.

-Yeni dünyada benim yerime geçecek kişiyi buldum demiştim hatırlıyor musun?

-Evet.

-O sensin Bertuğ. Yeni dünyanın Bardolph’u sen olacaksın.

-Peki diğerleri kimler olacak?

-Bilmiyorum.

-Her neyse. Uyusan iyi olur usta, yarın yorucu bir gün olacak.

-Yarın onların yanına varmış olur muyuz?

-Muhtemelen evet.

-Tamamdır evlat. Rota işini size bıraktım. Ben artık yaşlı bir adamım.

 

 

Bardolph çadırına girdi ve yattı. Bertuğ karanlığın içinde yalnız kalmıştı. Kurak toprakların üzerinde bir düzlükteydiler ve kendilerini gizlemek için birkaç çürümüş ağacın arasına çadır kurmuşlardı. Aynı zamanda ateş de yakmamışlardı çünkü üstündeki durdukları topraktaki hayvanların hepsi ölmüştü ve onların uzak duracağı bir ateş yakmalarına gerek yoktu. Bertuğ ayağa kalktı ve çadırından kalın bir yorgan alıp üzerine sardı. Düzlükte oldukları için esen rüzgârı kesecek herhangi bir yapı yoktu ve rüzgârın soğuğu Bertuğ’un içine işliyordu. Hava açıktı ve yıldızlar gözüküyordu. Bertuğ yıldızlara doğru baktı ve bir iç geçirdi. Nasıl bir yola girdiğini kendisi bile anlamamıştı. “Ne ara bu noktaya gelebildik?” dedi kendi kendine.

 

Usta Bardolph’un dedikleri aklına geldi ve yayını iki eliyle alıp incelemeye başladı. Yayın ilk büyüsünü açmasına çok az kaldığını söylemişti Bardolph fakat yayı uyandırmasının çok zor olduğunu söylemişti.

“Orman bana intikam almam için yardım eder mi ki? “Dedi kendi kendisine. Yayda çok hafif bir parlama oldu. Yeşil bir ışık yayın üzerinden hafifçe geçti ve gecenin karanlığına gömüldü. Bertuğ bunun evet anlamına geldiğini düşünerek sevindi fakat aynı zamanda üzüldü. Bu dünyada en çok sevdiği şeyi kaybetmişti. Yayına bakmayı bıraktı ve kafasını gökyüzüne çevirdi. Kendini birkaç saniyeliğine serbest bıraktı.

“Umarım Rein de benim gibi olmaz.”

Kör olan gözünden bir damla süzüldü ve sakalına girerek kayboldu. Uzun zamandır tıraş olmadığı için saçı ve sakalı uzamıştı. Bertuğ bir hırlama sesi ile irkildi ve sıçrayarak yayını gerdi. Üzerine siyah renkli bir kurt atladı. Bertuğ, yayın tersi ile kurdun kafasına vurdu ve geriye sıçradı. Arkasından bir hırlama sesi daha geldi. Bertuğ arkasını döndü ve yayına bir ok koyup hızla fırlattı. Birkaç hırlama daha geldi ve etraf karardı. Bertuğ karanlıkların içinde kalmıştı.

 

Hisleriyle hareket etmeye başladı ve kötü hissedip sağa doğru kaydı. Sol tarafından bir karartı geçti ve kayboldu. Bertuğ yayına iki ok koydu ve kurdun olduğunu düşündüğü yere doğru gerdi. Son anda arkasını döndü ve gerdiği yayı bıraktı. Kurtlar sürekli Bertuğ’a arkadan yaklaşacak şekilde hareket ediyorlardı ve Bertuğ bunu bildiği için böyle bir hareket yapmıştı. Fırlayan iki oktan saplanma sesleri geldi ve ardından bir hırıltı daha duyuldu. O sırada arkasından bir kurt yaklaşıp Bertuğ’un sağ bacağını ısırdı.

 

Etraftaki zifiri karanlık yerini gri bir renge bıraktı ve kurtlar biraz görünür oldular. Bertuğ aşırı hızlı şekilde oklarını koyup yayını gerdi ve serbest bıraktı. Oklar kurtlara isabet ediyordu fakat kurtların sürekli arkası geliyordu. Kurt sayısı iyice arttı ve yirmiye yakın kurt Bertuğ ’un etrafını sardı. Etraftaki grilik biraz daha azaldı ve Bertuğ pes etmeden oklarını fırlatmaya devam etti.

 

 

….

 

 

 

Kapgan sabah olduğunu bir çığlık sesi duyup çadırından çıkarak anladı. Ayame ayakta yere bakarak bağırıyordu. Bardolph da hareketlenmişti. Yerde siyah renkli elli kadar kurt cesedi vardı ve bir ağaca sırtını yaslamış bir şekilde Bertuğ duruyordu. Kapgan neler olduğunu anladı ve durumunu kontrol etmek için Bertuğ’un yanına koştu. Bardolph ve Ayame de onu takip ettiler. Kapgan ve Bardolph durumu biraz incelediler. Bardolph sakalını kaşımaya başladı. Ayame, Bardolph ve Kapgan’a kızmaya başladı.

-NASIL FARK EDEMEZSİNİZ? (Ayame)

-Karabasan kurtları. Fark edemememiz normal. (Kapgan)

-Bertuğ’un durumu nasıl? (Ayame)

-Bertuğ iyi durumda. Asıl sorun şu ki karabasan kurtları burada ne arıyor? (Bardolph)

-Evet bir sıkıntı olduğunu fark etmiştim. Kuxxn sıradağlarında hiç karabasan kurduyla karşılaşmamıştık. Bu hayvanları buraya ne getirdi acaba? (Kapgan)

-Bunu Bertuğ’u iyileştirdikten sonra düşünürüz. Bu çok kötü oldu. Yaklaşık bir gün kaybedeceğiz. Zaman çok önemli. (Bardolph)

-Evet. Yalnız elli kadar kurdu tek başına yenmiş olması gerçekten takdir edilecek bir olay. (Kapgan)

-Aşırı ağır yaralanmadığı veya ölmediği sürece Bertuğ’un böyle savaşlar yapması iyi bir şey. Böylece yayını daha kolay uyandırır. Yayının ilk büyüsünü savaş sırasında açmış. (Bardolph)

-Nasıl anladın? (Ayame)

-Yayın şekli değişmiş. (Bardolph)

-Sonunda. (Kapgan)

 

 

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 840

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13283 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr