Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Rein - Bölüm 36: Lordlar Kötü Durumda


 

Baphomet bir çığlık atarak etraftaki şaşkınlığı dağıttı ve Mun’a bir yumruk attı. K’oz hemen zamanı yavaşlattı. Mihawk, yavaşlatmadan etkilenmeyerek küresini yere bıraktı. Küresi havadan yavaşça yere doğru süzüldü ve yere cuk diye oturdu. Her yer karanlık oldu. Lisa korktu ve koşmaya başladı. Bir yöne doğru sürekli koşmasına rağmen, ilerliyormuş gibi hissetmesine rağmen olduğu yerde koşuyordu. K’oz bir ışık parlattı ve yere vurdu. Etraftaki karanlık kalktı ve her şey eskiye döndü.


Baphomet sinirli bir şekilde Mihawk’a yöneldi. Yumruklarını sıkmıştı ve saldıracağı belliydi. Mihawk’ın önüne gelince Whitney silahını çekti ve Baphomet’in kafasına doğrulttu. Mihawk elini Baphomet’e doğru kaldırdı. Baphomet korktu ve dizlerinin üzerine çökerek Mihawk’ın önünde boyun eğdi. O sırada herkes ağzı açık bir şekilde Mihawk’ı izliyordu. K’oz şaşkın bir şekilde Mihawk’a döndü.

-Sen Azâzil misin?

-Ben. Yeni Azazil’im.

 

Herkes korkudan terlemeye başlamıştı. Roka ve Mun koşarak Mihawk’a saldırmaya çalıştılar fakat Baphomet ayağa kalktı ve darbeleri karşıladı. Whitney belindeki silahı aldı ve büyü kullanmadan Lisa’nın bacağına ateş etti. Lisa’nın sol bacağı paramparça oldu ve genç kız yere düştü.

 

-Aynayı almaya geldiyseniz yaylanın.

-Tamam biz gidiyoruz. Size bol şans. (Leo)

-O aynayı neden bu kadar istiyorsunuz? Zaten büyülü silahlarınız yok mu? (K’oz)

-Siz istediğiniz için istiyoruz. (Mihawk)

-Bizi yenemezsiniz. (Whitney)

-Denemeye değer. Nasıl olsa her türlü öleceğiz. (K’oz)

-Aslında giderseniz ölmezsiniz. Bayağı mantıklı bir hareket olur sizin için. (Whitney)

 

Mihawk, Baphomet’e bir hareket yaptı. Canavar sisin içine girdi ve kayboldu. Mihawk, Piri Reis’in Palasını çıkarttı ve ucunu K’oz’a yöneltti.  K’oz da eldivenini Mihawk’a doğru tuttu.

-Güçsüz değilsin evlat. Ama benim yanımda bir insanın karşısındaki karınca gibisin.

-Karıncalar da tehlikeli olabilir Azâzil.

-Olsunlar bakalım.

Mihawk ortadan kayboldu. K’oz’un görüşü gitti ve etrafındaki hiçbir şeyi görememeye başladı. Gözlerini açtığında karanlık bir gökyüzüne bakıyordu ve gökyüzünde bir sürü kırmızı göz vardı.  K’oz eline baktığında eldivenini göremedi ve paniğe kapıldı. Yerde sırt üstü yatıyordu ve hareket edemiyordu. Gökyüzündeki gözler kayboldu ve bir karanlığa dönüştü.

 

K’oz gözlerini açtığında yerdeydi. Gökyüzü hala kapkaraydı fakat etraf aydınlıktı. Roka ve Mun yanındaydılar. Yerde kan revan içinde sırt üstü duruyorlardı. Çocuk, eline bakınca eldivenini gördü. Eldivenini çevirdi ve Roka ile Mun’u yavaşlatıp ayağa kalktı. Amacı onların daha az kan kaybetmesini sağlamaktı fakat Mun’a baktığında kafasının patladığını fark etti. Mun’un kafası patlamıştı ve beyni dağılmıştı. Birden arkasında birisi belirdi ve kendisine bir şey doğrulttu. Çok güçlü bir ateş sesi geldi ve K’oz, kalf kasının bulunduğu kısmın paramparça olmasıyla yüz üstü yere düştü. Zamanı yavaşlatmaktan çok daha fazlasına sahipti fakat bütün algıları körelmişti ve neler olduğunu anlayamıyordu.

 

“Hmm. Silahı çok güzel yapmışım aslında. Böyle bir şey kendime de yapacağım, çok iyi.”

 

Etraftaki karanlık gitti ve K’oz, arkasında kendisine silahla ateş etmiş olan Mihawk’ı gördü.  Her şey normale döndü. Mihawk’ın illüzyonu o kadar güçlüydü ki insanların algılarını yanıltmakla kalmayıp algılarını kontrol de edebiliyordu. Böylece Mihawk, karşısındaki istediği zaman kör, sağır veya farklı bir şekilde bırakabiliyordu. K’oz, illüzyona uğradığında tüm algıları kaybettiğini için illüzyon olduğunu anlayamamıştı.  Normalde illüzyon yeteneği olmayan bir şeyi oluyormuş gibi gösterip insanları kandıran bir yetenekti.

 

Kafasını kaldırıp Mihawk’a baktı. Mihawk pis pis sırıtıyordu. Sis’in içinden Baphomet çıkınca Mihawk, K’oz’u takmayıp Baphomet’in elindeki aynayı aldı ve Whitney’e verdi. Whitney aynayı aldı ve portaldan içeri girerek ortadan kayboldu. Portal arkasından kapandı. Baphomet’in sırtında sırtına mızrak takılı bir çocuk duruyordu aynı zamandı. Baphomet çocuğu yere bıraktı ve beklemeye başladı.

-Nasıl? (K’oz)

-Laftan anlamıyorsunuz. Abime söyle onun da kafasını ezeceğim.

-Yaptığın tek şey illüzyon. Nasıl bu kadar güçlü olabilir?

-Daha fazlası da var evlat. Ama onları senin patronuna saklıyorum. Aramızdaki güç farkını anlamışsındır umarım.

-Mun’a ne yaptın?

-Ezik bünyesi illüzyona dayanamayınca kafası patlamış. Böyle ezikleri lord yapıyorsunuz ya HAHAHAH!

 

Baphomet, K’oz’u ve Roka’yı alarak uçuruma gitmeye başladı. Birkaç dakika sonra ikisini de uçurumdan aşağıya fırlattı ve Mihawk’ın yanına geri geldi. Mihawk, Whitney ’den aldığı tabancayı siyah dumanlarla kapladı ve Baphomet’in kafasına doğrultup silahı ateşledi. Siyah dumanlarla kaplı kurşun arkasında bir iz bırakarak Baphomet’in kafasını parçaladı. Yaratığın cesedi yere yığıldı. Mihawk, yerdeki çocuğu ve küresini alarak ve bir portal açarak şatosuna geri döndü.

 

Odaya geldi. Küreyi, tabancayı ve palayı masaya koydu. Çocuğu da karşısındaki koltukta oturan Whitney ’in yanına fırlattı.

 

-Bu velet kim? (Whitney)

-Bilmem. (Mihawk)

-Niye getirdin o zaman? (Whitney)

-Biraz sohbet ederiz ya. Canımı sıkarsa öldürürüm zaten. (Mihawk)

-Aynayı ne yapacaksın? Çocuğa bağlanmış. (Whitney)

-Hmm. İyi ki veledi getirmişim. (Mihawk)

-Niye Baphomet’e bağlanmamış? (Whitney)

-Mizacını kabul etmemiştir. Aynayı kendime bağlamayı düşünüyordum aslında nasıl olsa illüzyon ve kopya yeteneklerini seven bir şey. Demek ki çocukta bu ikisinden biri var.  (Mihawk)

-Çocuğu ne yapacaksın? İstersen aynayla bağını koparabilirsin. (Whitney)

-Çocuğu düşünürüz de. K’oz beklediğimden daha güçlü çıktı. (Mihawk)

-Tek attın çocuğa nasıl daha güçlü çıktı? Üstelik baltalı adamın kafası patladı bilmem farkında mısın?

-En güçlü illüzyonumu kullandım ondan tek seferde hallettik. Yine de içindeki gücü gördüm.

-Ne yaptın öldürdün mü?

-Hayır uçurumdan aşağıya attırttım Baphomet’e. Sürünsünler biraz.

-Baphomet’e ne yaptın?

-Kafasını patlattım. Silah gerçekten iyiymiş.

-Niye? İyi hizmetçi olurdu ondan.

-Tipini sevmedim.

-Sen bilirsin.

-Of, hala beni zorlayacak bir lord bulamamış.

-Saldıralım mı?

-Devrim ordusu biraz daha büyüsün. Fiziksel antrenmanlar için iksirler hazırladım. Birkaç haftada inanılmaz güçlü insanlara dönüşeceğiz. Her gün 15 saat falan antrenman yapacağız kendini hazırla.

-Hazırım ben.

-Tamam başlayalım bugün. Birkaç hafta sonra Ep’ye tüm ekibimle bir saldırı düzenleyeceğim. Onun şehrindeki tüm yapıları yıkmak istiyorum. Onu yenersem kolyesini alırım ve bu dünyanın hâkimi olurum.

-Bu dünyanın hâkimi olmak önemsiz bir şey senin için. Haksız mıyım?

-Haklısın. Fakat diğer dünyalara geçebilmek için önce bu boktan dünyanın sınırına ulaşabilmemiz lazım.

-Sana Azâzil dediğinde niye herkes tribe girdi anlayamadım. Saçmalıklara inanıyorlar gerçekten.

-Bu dünyadaki tüm şeytani yaratıkları kontrolüm altına alabiliyorum. Bu dünyada karanlık büyünün tanrısı benim. Yani bu dünyanın şeytanı benim. Azâzil, şeytanın cennetten atılmadan önceki ismi. Baphomet’i emrime sokunca bana şeytan demiş olması normal.

-Dediğim gibi bunlar saçmalık.

-Neyse ne. [Portal açar ve bağırır.] Kerxn gel buraya!

İçeriye uzun boylu bir adam girdi. Kapüşondan dolayı yüzü gözükmüyordu. Çocuğu işaret eden Mihawk’ı görünce çocuğu aldı ve portaldan çıkıp gitti.

 

“Bakalım nasıl bir veletsin?”

 

 

 

 

-----------

 

 

 

 

-Samuel henüz geri dönmedi. Demek ki sıkıntı büyük. (Puhonem)

-Ne yapalım lordum? (Pars)

-Bekleyelim. Buraya gelecektir. (Puhonem)

-Hayır! Samuel’i ormanda yalnız bırakamayız! (Ira)

-Bizden daha iyi gizlenen bir yaratıktan bahsediyoruz. Gidersek bizi de avlayabilir. (Pars)

-Ira aptalca şeyler söylemekte usta olduğu için söylediğini umursamayacaktım. Fakat Samuel’i sırt üstü bırakamayız. Hazırlanmaya başlayın. (Puhonem)

-Orman okçularını alacak mısınız? (Pars)

-Hayır. Hem bizden daha güçsüz oldukları için bize yük olacaklar hem de bize bir şey olursa kaçmaları için fırsatlarını kaybetmiş olacaklar. Eğer gelemezsek buradaki tüm okçular gemilere atlayıp adayı terk etsin. (Puhonem)

-Hemen hazırlanıyoruz! (Pars)

 

 

 

.

 

 

Samuel, yere düşmüştü ve bayılmak üzereydi. Kan kaybediyordu. Sağ kolu sarmaşıklarla kaplı olan güç kullanıcısı, ağacın dalından aşağıya atladı ve bir bitkiyi ezerek okuna sürdü. Kız, adama tekrar baktı ve şaşkın bir şekilde kalakaldı. Adam, oku tam sıyıracak şekilde kızın koluna fırlattı. Ok kıza değdikten yaklaşık 10 saniye kadar sonra kız bayıldı. Samuel’in omzunu parçalarken kullandığı ok, Samuel’in arkasında yere saplıydı. Oku yerden aldı ve sadağına koydu. Yayını sırtına takarak sırayla Ayame’yi ve Samuel’i bir yere sürükledi.

 

Sağ tarafında asılı olan deri çantadan bir sürü ot çıkarttı ve daha önceden yaptığı tahta kapanlara sürdü. Kapanlar klasik sisteme dayalıydı ve üzerinde bir büyü kullanılmamış olması kapanları fark edilmez yapıyordu. Büyük bir tahta parçası altında bir yay vardı ve tahtayı yukarı doğru 20 derece kadar eğimle kaldırmıştı. Tahtaya basıldığı zaman yay, tahtanın aşağıya inmesini sağlayarak ipleri geriyordu. Böylelikle ipler, tahtanın etrafında yere yatay konuşlanmış ve üzerinde yontulmuş sivri tahta kazıklar olan iki tahtayı daha yandan kapatarak kurbanını ortaya sıkıştırıyordu. Sivri tahta kazıkların ucuna bitki özütleri sürülmüştü ve bu bitki özütlerinden birkaçı uyuşturmakla bayıltmak için sürülmüşken birkaç tanesi de kurbanını zehirleyerek kaçarken ölmesini sağlamak için sürülmüştü.

 

Tahta kapanın altındaki yay, ölmüş deniz yılanlarından yapılmıştı ve nispeten sertti. Aslında sert değildi. Deniz yılanları uzun oldukları için kat kat olmuşlardı ve bazı bölgeleri iç içe geçerek yılanın sıkışmasını sağlamıştı. Üzerine sert bir şekilde atılan taşları veya nesneleri kaldırabilecek kadar güçlü bir yay kullanmıştı güç kullanıcısı. Böylelikle kurbanları eğer önceden bir nesne fırlatırlarsa tuzak çalışmayacaktı. Gerçek bir avcı olduğu yaptığı plandan belliydi.

 

Çalıların arkasında kalan iki ağaçtan birisinin altına Ayame’yi diğerinin altına ise Samuel’i koymuştu. İkisi de birbirlerine bakıyorlardı ve birbirlerini yaralayıp düşmüş gibilerdi. Güç kullanıcısı, Samuel ’in yayını aldı ve bir ok koyarak Ayame’nin yanına geldi. Oku Ayame’nin karşısından üst tarafa doğru çapraz fırlattı. Ok, ağaca yukarı doğru bakacak şekilde saplandı. Aynı tekniği birkaç yere daha uyguladı. Dışarıdan bakıldığında Samuel’ in oklarını Ayame’ye fırlattığını fakat Ayame’nin rüzgâr kullanarak oklarını saptırdığı gözüküyordu. Son olarak yayına bir ok koydu ve Ayame’nin sağ omzuna fırlattı. Kızın omzu parçalandı ve ok, Ayame’nin yaslandığı ağaca kadar ulaştı.

 

Elinde üç tane kapan vardı. Yerde, derinliği çok az genişliğiyse kapanın sığabileceği boyutta olan üç çukur kazdı. Kapanları çukurlara koydu ve üzerlerini toprak ile örttü. Sonra da üzerine çalı çırpı atarak oraya gizledi. Toprak atmasının sebebi, üzerine herhangi bir nesne fırlatıldığında çıkan tahta sesini önlemekti. Ayame’nin üzerindeki hırkayı giydi ve Samuel’i vurduğu yere giderek koşmaya başladı. Koşarken kıyafeti yere düşürdü böylece sanki Ayame düşürmüş gibi olmuştu. Samuel’i vurduğu yerde kan izleri vardı ve onları temizlemesi gerekiyordu. Büyük bir ağacın tepesine çıktı ve tepesinden büyük bir yaprak alarak kanın olduğu yere geldi. Yaprağı kanın üzerine sürterek özütünü yere geçirdi ve kanın üstünü kapattı. Çimlerin üzerinde yeşil renkli özüt zaten belli olmayacaktı. Kapanları, liderin en geriden geleceğini düşünerek farklı bir şekilde konuşlandırmıştı böylece önden birisi koşarsa kapana yakalanıp pusuyu belli etmeyecekti.

 

Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra son kez etrafı gözden geçirdi ve unuttuğu birkaç şeyi daha tamamlayıp Samuel ‘in altında olduğu ağaçtan birkaç ağaç uzağa geçti ve pustu. Vücudunu, ağacın yaprakları ile kaplamıştı ve sağ elinin sarmaşıklarla kaplı olması onu kamufle ediyordu. Güvendiği kişinin dedikleri sayesinde bu pususu başarılı olabilirdi.

 

-Lordum, askerlerden birisi size rapor vermek istiyor. (Pars)

-Lordum. Biz geri çekilirken peşimizden gelen bir yaratık değil bir insandı. Ormandaki bir kızı öldürmek için uğraşıyordu. Biz kıza yardım edince bize saldırdı, işin aslı buydu. Sahilde bir gemisi var eğer kızı öldürdüyse sahildeki gemisine gitmiş olabilir. (Asker)

-Emin misin? (Puhonem)

-Eminim lordum. (Asker)

-Tamamdır! Gidelim! (Puhonem)

 

 

*

Güç kullanıcısı, ağaçta sabırlı bir şekilde bekliyordu. Nefes alışverişi rüzgarla uyumluydu ve ormanda tamamen kamufle olmuştu.  Ayame çok kan kaybediyordu Samuel ise ölmek üzereydi. “Umarım çabuk gelirler.” dedi içinden ve beklemeye devam etti. İçinde garip bir his oluştu ve kafasını hafifçe çevirerek ormanın içindeki geliş yoluna baktı. Geliş yolunda kimse yoktu fakat ağaçların tepesinde bir hareketlilik fark etti. Birkaç saniye sonra bulunduğu ağacın gövdesi hafiften sallandı. Kafasını hareket ettirip yukarıya bakmadı yoksa yakalanabilirdi. Ağaçların tepesindekilerin etrafı süzüyor olduklarını düşündü ve sabretmeye devam etti. Bir kadın, güç kullanıcısının bulunduğu dalın yanındaki dala basarak sessizce aşağıya indi. O sırada güç kullanıcısına değil de başka bir yere baktığı için fark etmemişti. Birkaç saniye sonra diğer ağaçlardan da aşağıya insanlar indi. Toplam üç kişilerdi.

 

-Aha Samuel! Yaralanmış hemen yardım edelim! (Ira)

-Bekle! Tuzak olabilir kontrol edelim. (Pars)

-Kontrol et Pars. Etrafa bakacağım. (Puhonem)

-Emredersiniz lordum. (Pars)

 

Pars, ağaçların dibindeki tahta parçalarını topladı ve Samuel ile Ayame’nin etrafındaki çalılara attı. Çalılar toprağa çarptılar ve herhangi bir tuzak ortaya çıkmadı. Ira acele etti ve düşünmeden Samuel’in yanına fırladı. Pars arkasından bağırdı fakat kadın dinlemedi ve Samuel’in bedenine sarılarak ağlamaya başladı.

-Sıkıntı yok Pars. Etrafta büyü yok.

-Kapan da yok gibi. En azından Ira’nın peşinden gidebiliriz.

-Gidelim.

..

-Ne olmuş Samuel’e? (Ira)

-Rüzgâr büyücüsü sanırım. Oklar etrafa sapmış. Birkaç ağacın da dalı kırılmış. (Puhonem)

-Samuel’in vücudundaki delik neyle oluşturulmuş belli değil. Rüzgâr büyüsüyle olabilir. (Pars)

-Rüzgâr büyüsü uygulanmış fakat yaraya odaklı değil. Bütün vücuduna kullanılmış. (Puhonem)

-Kız ne durumda? (Ira)

-Muhtemelen kan kaybından ölecek. (Pars)

-Askerin dedikleri mantıklı gelmeye başladı. Kızın zaten ölçeğini düşünüp sahile gitmiş olabilir. Sahile giden yolda da ayak izleri var zaten. (Puhonem)

-Gidelim mi? (Pars)

-Gidelim! (Puhonem)

 

Puhonem sırtındaki yeşil renkli yayı çıkardı ve bir ok koyarak herhangi bir olaya karşı tepki verme süresini kısalttı. Yayı hemen gerip oku hızlıca atabilirdi. Önden sağa sola bakarak gidiyordu. Birden pat diye bir ses geldi ve Puhonem yayını gerecekken etrafından iki tahta çıkarak zehirli kazıkları Puhonem’in vücuduna geçirdi. Ira heyecanlandı ve Puhonem’in yanına doğru gelirken o da kapana yakalanarak kazıkların vücuduna batışını hissetti.

 

Güç kullanıcısı son kapanı tutturamadığı için Pars ayaktaydı. Puhonem, Pars’a yerinde kalmasını ve yaklaşmamasını söyledi. Güç kullanıcısı yayına iki ok taktı ve Pars’a fırlattı. Pars yerde yuvarlandı ve koşmaya başladı. Birkaç ok daha fırlattı fakat Pars onlardan da kaçabildi.  Pars yayını gerdi ve okun geldiği ağaca salladı. Koşarken güç kullanıcısını seçemiyordu. Puhonem yayını gerdi ve bir ok fırlattı. Henüz bayılmamıştı. Güç kullanıcısı yere atladı ve bir salise önce bulunduğu yere bir ok çarparak ağacın gövdesini deldi.

Pars, adamı görünce okunu fırlattı. Güç kullanıcısı da okunu fırlatarak karşılık verdi. İki ok da aynı anda birbirlerine saplandı. Pars’ın kalbine gelen ok adamı yere yığdı. Güç kullanıcı ise sağ koluna darbe almıştı ve sarmaşıklarla kaplı sağ kolu delinmişti. Puhonem bitki özütlerinin etkisi ile sersemlemişti. Ira ise çoktan bayılmıştı. Güç kullanıcısı Puhonem’in yanına geldi ve serbest kalmış olan elindeki yayı aldı.

 

-Bir güç kullanıcısı! (Puhonem)

-Hmm. Bu bir kutsal emanet silahı olmadığı için seni öldürürsem bana bağlanır. Yanlış mıyım?

-Sen kimsin? Ne istiyorsun?

-Ben Bertuğ. Ormanın gücünü aldım. Daha iyi bir gelecek için şimdi de ormanın yayını alıyorum. Üzgünüm Puhonem, böyle bir ölümü hak etmediğini biliyorum.

-Hangi gücünü aldın? Ormanın hangi gücünü aldın? Söyle bana.

-Bilgelik.

 

Sadağından bir ok çıkarttı ve Puhonem’in boğazına soktu. Birkaç ok daha çıkartıp Puhonem’in vücuduna sapladı ve öldüğünden emin olana kadar bu işlemi tekrarladı. Elindeki yeşil yayın boyu küçüldü ve daha küçük bir yaya dönüştü. Bertuğ, adamın öldüğünü yayın küçülüşünden anladı.

“Hala uyanışını açamamış olman benim için daha iyi.”

Dedi ve Ayame’yi sırtına alarak sahile yöneldi.

 

 

 

 

 

 

“Puhonem’in kapana takılarak ölmüş olması beni gerçekten güldürüyor. Gerçekten. HAHAHAH ! “

Encephalon kahkaha atmaya başladı ve şapkasını çıkartarak masaya fırlattı. Fin , kapıya doğru geri geri giderek Ep’yi selamladı ve  dışarı çıkarak kapıyı kapattı. EP’nin karmaşık duygularının kurbanı olmak istemediğini davranışlarıyla belli ediyordu.

 

 

 

 

Y.N.: Aslında on bölümü biriktirip tek seferde atacaktım fakat sınavların yükünü kaldıramadığım için şu sıralar yazamıyorum. Birkaç gün bölüm gelmeyecek. 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr