"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Rein'in Yolu - Bölüm 36: Justin ekibe karşı


Bölüm 36:

 

 

 

Gecenin ilerleyen vakitlerine doğru ay , bulutların arkasında tamamen kayboldu ve verdiği azıcık ışık da giderek denizi karanlığa mahkum etti. Gemidekiler hazırlıklarını yapmaya çoktan başlamışlardı.

 

Rein heyecanlıydı , biraz da korkuyordu. Güverteye çıktığında hiçbir şey göremediği için kendisini hazırlayamadı ve kamarasına giderek kılıcının alevlerini parlattı. İlk defa deniz savaşına giriyordu ve sadece bununla kalmayıp aynı zamanda ilk defa tamamen karanlıkta savaşacaktı.

 

Odanın kapısı açıldı ve içeri birisi daldı. Fısıldayarak “ Rein , geliyorlar.” dedi. Sesten tanıdığı kadarıyla Ayameydi bu. Rein hızlıca peşine takıldı. Bertuğ gemiyi meşalelerle aydınlatmıştı. Rein şaşırarak “ Niye gemiyi aydınlattık ? “ dedi.

 

“Yerimizi biliyorlar artık saklanmak bir anlam ifade etmiyor.” dedi Bertuğ ciddi bir sesle. Çoğu zaman güçlü savaşçıların akıl sağlığı bozulurdu ve savaşa girerlerken sevinç içinde olurlardı. Bertuğ ise akıl sağlığını koruyabilmiş deneyimli savaşçılar arasındaydı ve bu büyük bir başarıydı.

Aksakallı Bertuğ’a dönerek ciddi bir sesle konuştu:

-Tedirgin görünüyorsun Bertuğ.

-Öyleyim çünkü.

-Oradaki adamı görüyor musun ? O sıkıntı yaratacak bir tip. Kaçmamız için gemilerdeki rüzgar büyücülerini öldürmeliyiz. Yoksa gemiyi rüzgarla hareket ettiremeyiz.

-İnsan olarak elimden geldiği kadar duyularımı geliştirdim fakat göremediğim hedefleri vurmam çok zor. Bende seninki gibi bir özellik yok.

Bertuğ meşalelerin eşliğinde oklarını son kez kontrol etti ve yayını aldı. Bir insanın sahip olabileceği maksimum duyu gücüne erişmişti fakat büyü sayesinde değildi. Büyü özelliklerini kullanıp faydalanamıyordu duyu organlarından.

-Hey Bertuğ !

-Efendim Jack.

-Bu savaşı kazanırsak nereye gideceğiz demiştin.

-Lord Puhonem’in bulunduğu kıtanın sağ kısmına .

-Tanışmamızda sana nereden geldiğini sorduğumda bana Lord K’oz olduğu yerden deyip Puhonem’in olduğu kıtayı tarif etmiştin.

-Sadece harita bilgini ölçmek istemiştim. İyi taklit yapıyormuşsun.

Jack gülümsedi. Sancak kısmındaydı ve denize bakıyordu. Geminin yanından geleceklerdi. Zor bir savaş olacağını düşündü Jack.

“Evet Jack. Zor bir savaş olacak.”

Jack , içindeki sesi unutmuştu o yüzden irkildi. “İçimden geçenleri duyabiliyor musun ? “ dedi sakinleşerek.

Evet duyabiliyorum.” dedi Kurashi. “Peki nasıl bir savaş stratejisi izlemeliyiz ? Yardımcı olamaz mısın ? “

“Seni uyarabilirim Jack. Ben senin algının biraz üstündeyim şu anki halimle.”

Gemi sesleri iyice duyulmaya başlandı. Hava rüzgarlı olmamasına rağmen birkaç kez kuvvetli rüzgar esince Jack , bunun karşıdaki rüzgar büyücülerinden kaynaklı olduğunu düşündü. Karşıdaki gemiler son sürat üstlerine geliyordu.

“Gemiler rüzgarı yaracak şekilde modifiye edilmiş . Ön kısımlarında da büyük , sivri ve güçlendirilmiş bir çıkıntı var . Size çarpmayı planlıyorlar.” dedi Kurashi. Jack hemen bağırdı:

-BİZE ÇARPMAYI PLANLIYORLAR.

-Gemiye büyü yaptığım için bir süre dayanacaktır.(Aksakallı)

-Başlayalım o zaman.(Sentinel)

-Evet. Bakalım ne olacak.(Demirci)

-Eveeeeeeet.(Rein)

-Çok heyecanlandım şimdi. (Ayame)

Bertuğ hepsinin aksine suskundu. Kötü hissediyordu.

***

Justin Darkflame bağırdı.

“SİYAH ALEVLİ ADAM BENİM RAKİBİM . DUYUYOR MUSUNUZ ? KALAN HERKESİ ÖLDÜREBİLİRSİNİZ”

 

 

 

 

 

 

x-x-x-x-x-x-x-x-x-x-x

 

Üç gemi hızlı bir şekilde geliyordu. En ilerideki geminin önünde Justin Darkflame ayakta hazır bir şekilde bekliyordu. Gemiler bir anda ok yağmuruna tutuldular. Askerlerden birkaçı , karşıdaki geminin içinde onlarca okçu olduğunu düşünmeye başlamıştı bile.

 

Üç gemi aynı hizaya gelip hızla gemiye çarptılar. Çarpıştıkları an askerler gemiye doluşmaya başladı ve okçular oklarını fırlatmaya hazırlardı.

Justin Darkflame en önden gemiye giren oldu. Önüne kılıcı alev alan bir çocuk çıktı. Bertuğ kıç kısmında oklarını sallamakla meşguldü. Sentinel birkaç askerle uğraşıyordu. Aksakallı da kendisine saldıran birkaç askerle boğuşmaktaydı. Geminin içi küçük kalıyordu bu yüzden yaratıklarını çağıramıyordu. Ayame ise gemi devrilmesin diye ters yönde rüzgar ile destek veriyordu.

Rein önüne çıkan adama doğru birkaç hamle yaptı. Justin Darkflame sol eliyle çocuğa vurarak mor alevleri parlayan Jack’e doğru yöneldi. Jack baş kısmındaydı ve askerleri doğramakla meşguldü. Rein yere düştü , kafası yarılmıştı ve bayılmıştı.

Justin hızlıca koştu ve sıçradı.

 

“Jack ! Üstünde.”

 

Jack kafasını kaldırdığında elinde kocaman bir baltayla kafasını yarmak için hamle yapan Justin’i gördü. Geriye doğru sıçradı . Justin baltayı geminin baş kısmına vurdu. Justin’in darbesiyle gemiyi koruyan büyülü mühür kırıldı ve ortadan kalktı. Artık gemi hasar alabiliyordu.

 

Jack ileri doğru davrandı ve kılıcı sağdan vuruyormuş gibi yaparak sol eline attı . Sol elini düz bir şekilde uzattı ve kılıç adamın boğazının sağ kısmına saplanmaya gidiyormuş gibi gözüküyordu fakat adam refleks gösterip baltasının tersiyle kılıcına vurdu.

Kılıç Jack’in vücudundan uzakta olduğu için ona uygulayabileceği kuvvet sınırlıydı. Kılıç darbenin etkisiyle sola kaydı ve Jack gardını düşürdü. Göğsü açıktı. Justin baltayı saplamak yerine bir mızrak gibi tutarak Jack’i geriye itti. Baltayı o kadar kısa sürede kaldırıp saplayamazdı.

Jack geriye doğru itildiği sırada kılıcını bırakmadı ve Justin’in baltayı kaldırdığını görüp kılıcı yüzünün üstünde tuttu. Darbe kılıca indi fakat karşılayamayacağını anlayan Jack geriye sıçradı ve darbenin bir kısmından kaçınmış oldu.

Geminin baş tarafının eni biraz daha kısa olduğu için Jack denize düşme tehlikesi altındaydı.

 

-

Sentinel adamın kılıcını taklit ederek hızla yerde yuvarlandı. Adam üzerine doğru koşmaya başladı. Sentinel ileri atılarak adamın bacak arasından geçti ve kılıcıyla bacağına zarar verdi. Adam yere düştüğü sırada sırtına kendi kılıcından saplandı.

Sentinel kafasını çevirdiğinde üzerine zıplamış olan bir berserker gördü. Tepki veremedi. Balta kafasına inecekken yandan gelen devasa boyutta bir tokmak berserkeri denize savurdu.

Demirci yerden tokmağını alıp sırtına koydu  Kibirli bir şekilde Sentinel’e bakarak :

“Umarım zorlanmıyorsundur genç adam.” dedi ve sigarasından bir fırt daha çekerek savaşmaya devam etti.

 

-

 

Aksakallı asasını kullanmaya karar vererek siyah bir kurt çağırdı. Kurt ,adamlara zarar vererek başından savmasını sağladı. Aksakallı rüzgar gücünü kullanarak gemiyi hareket ettirmeye başladı. Karşı taraftaki büyücülerin bir kısmının ölmesi aradaki güç dengesini değiştirmişti.

 

Gemi hızla uzaklaşmaya başladı. Bertuğ hızlıca aşağıdaki odaya girip birkaç parça eşya taşımaya başladı. Jack ise durumu fark edip Justin i oyalıyordu. Bertuğ’a Sentinel ve Demirci de katılınca parçalar daha hızlı taşındı. Demirci parçaları uygun bir şekilde birleştirince ortaya bir top çıktı. İçine gülleyi koyduktan sonra topu ateşledi.

 

Karşıdaki gemilerde de koruma vardı. Birkaç top daha ateşleyince bir geminin ufaktan darbe almaya başladığını fark ettiler. Justin’e çok güvendikleri için gemilerdeki koruma büyüsünü fazla arttırmamışlardı.

 

Birkaç darbe daha yedikten sonra Jack, dayanamayacağını anladı. Karşıdaki adam , bütün ekibi yok edebilecek güçteki berserker lideri Justin Darkflame’di sonuçta. Justin baltasının hantallığından dolayı Jack’le aynı hıza sahipti. Jack’in boş bir anını bulup değerlendiremiyordu çünkü vurma süresi çok uzundu.

 

Bunun farkında olan Justin baltasına “MIZRAK” diye bağırdı. Balta siyah alevlerle daha da çok yanmaya başladı ve şekil değiştirerek mızrak formuna döndü. Artık Justin’in elinde bir mızrak vardı ve siyah alevler saçıyordu.

 

Jack silah değişiminden sonra Justin’in mızrağına yandan darbe vurup onu ortadan ikiye ayırmayı düşünüyordu.

“Bu numaran işe yaramayacak Jack.” dedi Kurashi fakat Jack dinlemedi ve silahı savurdu. Mızrak bir anda karanlıkta kayboldu ve Jack’in sol omzunu parçalayarak içinden geçti. Justin mızrağını kaldırdı ve gülerek yere indirmeye başladı.

 

Jack sağa doğru yuvarlandı. O sırada Justin in omzuna birkaç zehirli ok girdi. Justin okları atan Bertuğ’u takmadan Jack e doğru koşmaya başladı. Jack geri adım attı. Geminin batmaması için “Ejder inişini “ kullanamazdı ve alevleri de azalmaya başlamıştı.

 

 

Justin daha fazla uğraşmamak için mızrağını fırlattı. Bertuğ koşarak mızrağı kesmeyi çalıştı fakat Justin’in büyülü mızrağına hasar veremedi. Mızrak Bertuğ’un karnına saplandı. Jack sinirle koşarak kılıcını iki eliyle tuttu ve elleriyle önde birleştirdi. Jack’in kılıcı Justin’in karnından girdi fakat Justin sadece gülüyordu.

 

Diğerleri , gemileri uzaklaştırmak için çaba göstermeye devam ediyorlardı. Rein hala baygındı. Demirci uzaktan bir illüzyon denemesi yaptı fakat illüzyon iki saniye falan sürdü . Justin “ Senin işe yaramaz büyün sadece 2 saniye sürüyor .” dedi ve kılıcı tutup karnından çekti.

 

Jack’in alevlerinin gücü iyice azaldı. Adamın karnındaki yara tamamen kapanmıştı. Jack “ Sen de mi ejder kanına sahipsin ? “ dedi şaşkın bir şekilde.

Justin cevap vermeden Jack’e bir yumruk attı ve sol elini uzattı. Mızrak , Bertuğ’un karnından çıkarak Justin’in eline geldi ve Justin , mızrağı Jack’e sapladı. Jack geri geri gitti ve yere düştü.

 

Bertuğ ve Jack yan yana yatıyorlardı. Justin yavaşça yaklaştı. Yaşlı adam gemiyi kontrol etmeye çalışıyordu. Ayame yine ağlıyordu ve Sentinel topları ateşlemekle meşguldü. Justin silahını tekrar baltaya çevirdi ve kaldırdı. “Şimdi iki kişi cehenneme gidecek.” dedi gülerek .

 

O anda devasa bir deniz canavarı çıkıp Justin i kaptı ve gökyüzüne kaldırmaya başladı. Justin bağırdı ve etrafındaki illüzyonu yırtarak gerçek yaşama geri döndü. İllüzyon yine iki saniye sürmüştü ve demirci kendini çok zorladığı için gözünden kanlar geliyordu.

 

Justin egoistliğinin ve iyileşme gücünün verdiği gaz ile baltasının indirdi. Karşısında demirci belirdi ve balta demircinin vücudunu ortadan ikiye böldü. Justin’in karnından beyaz bir sis çıkmaya başladı. Korkuyla irkildi . “Beyaz ejderin dişi.  Sen bunu nereden buldun?” dedi ve ağzından beyaz sisler çıkmaya başladı.

Demirci illüzyon yeteneğini 2 saniye kazanmak için kullanmıştı ve balta aşağıya inerken hızla Justin’e yaklaşıp yüzyıllardır kendi ailesinde olan ve kendisine miras kalmış hançeri kullanmıştı. Beyaz Ejderha’nın Dişinden yapılmış çok orijinal bir silahtı ve ejder kanına sahip insanların kendilerini iyileştirmelerini engelliyordu.

 

Demirci vücudu ortadan ikiye ayrıldıktan sonra bile gülümseye devam ediyordu. Ağzındaki sigara yere düştü ve demirci gülerek son sözlerini söyledi.

 

“ Evet , şimdi iki kişi cehenneme gidecek.”

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1114

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 991

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 832

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 778

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 655

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 605

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 596

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 576

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 517

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 489

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 290

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 179

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 109

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 82

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 12198 Üye Sayısı
  • 354 Seri Sayısı
  • 17275 Bölüm Sayısı


creator
manga tr