Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Rein - Bölüm 33: Jack vs Paladin


 

*Kanyon , nehirlerce oluşturulmuş derin vadilere denir. Genelde derin ve dardır. 
*Vadi , akarsuyun içinde aktığı, kaynaktan ağza doğru sürekli inişi bulunan ve birkaç kilometre ya da binlerce km. olabilen coğrafi alandır. Kısaca vadi, iki dağın arasında zamanla oluşan çukurluktur. Vadiler, akarsuların yaptığı aşınmayla yanlamasına, derinlemesine gelişir. Genellikle dağ ya da tepelerle çevrelenirler.

 

 

Sentinel , yaklaşık iki ay önce ,büyük bir tahta parçasına tutunmuş ve su ile sürüklenmişti. Uzun süren tahtaya tutunma macerasından sonra nihayet bir kara parçasına denk gelebilmişti. Koyu gri ve koyu kahverengi taşlardan oluşmuş bir kanyona gelmiş ve iki yükseltinin arasından akan akarsu ile bir süre daha hareket ettikten sonra kanyondan çıkmıştı , bulduğu ilk düzlükte kendisini bir kenara atarak kurtulmuştu. Birkaç gün denizde durmuş olduğu için aç ve susuzdu . Aynı zamanda vücudu buz kesmişti ve hipotermi* geçirmek üzereydi. Tam ölecekken karşısında daha önce hiç görmediği bir yaratık belirmişti.

 

 

 

 

 

 

 

[İntikamcı Ava’nın Kalesi- Toplantı Salonu- Kurmaylar]

-1. Kurmay Leonardo

-2. Kurmay Wurk

-3. Kurmay Lisa

-4. Kurmay Patrick

-5. Kurmay Ken

 

 

Leonardo 1.88 boylarında, fit , sarı saçlı , mavi gözlü yirmili yaşlarında bir delikanlıydı.

Wurk , 1.80 boylarında aşırı kaslı , siyah saçlı – gözlü -kaşlı otuzlu yaşlarında sinirli bir adamdı. Burnu kemikliydi ve yandan bir kargayı andırmasına sebep oluyordu.

Lisa , küt siyah saçlı ,beyaz tenli , 1.65 boylarında siyah gözlü genç bir kızdı. Onun da yirmili yaşlarda olduğu rahatlıkla söylenebilirdi.

Patrick , kırk yaşlarında kel , uzun kırmızı sakalları olan bir adamdı. 1.90 boylarında aşırı kaslıydı ve biraz da yağlıydı.

Ken , yirmili yaşlarında kısa boylu , zayıf , siyah düz saçları olan bir gençti.

Uzun tahta bir masada sırayla dizilmişlerdi.

 

-Ep neden silahları topluyor ? (Leonardo)

-Efsanevi silahlar çok güçlü. Adamlarını silahlarla donatmak istiyor. (Patrick)

-Sanmıyorum. Öyle olsa daha önceden toplamaz mıydı ? (Ken)

-Daha önceden toplamaya başlamış olabilir. (Lisa)

-Haklı olabilirsin. Belki de daha önceden başladı da biz şuan duyduk. (Leonardo)

-Flora’nın Yaban Yayının Lord Puhonem’de olduğunu dünya bilmiyor. Biz onlara nispeten çok şey biliyoruz , bence silahları toplamasının farklı bir sebebi var. (Wurk)

-Ne mesela ? (Lisa)

-Efsanelere bakarsak silahları kullanarak birçok şey yapabilirsin. Ama efsaneler. (Leonardo)

-Ne mesela ?(Ken)

-Bir sürü büyü var. Ejder kanı bile alabiliyormuşsun. Tabi karşılığında 13 silahı vermen lazımmış ve Ep için bu imkansız. (Leonardo)

-Neden imkansız ? (Patrick)

-Kara Büyücünün Küresi Mihawk’ta. Bu yüzden imkansız. (Leonardo)

-Ep daha önce Mihawk’ı yenmedi mi ? (Ken)

-O dediğin iki yüz sene önce falan olmalı. Artık iki taraf da çok güçlendi ve dengeler hakkında bir şey bilmiyoruz. (Wurk)

-Yani yenemez mi ? Ep dünyanın en güçlü adamıydı hani ? (Lisa)

-Güç , tartışmaya açık bir kavram. Ep’nin dünya üzerindeki hakimiyetinden bahsediyorsan evet  daha güçlü , ama bireysel güç ve ekibindekilerin gücü savaşın sonucunu etkiler. Ep’nin takımında kendisinden sonra hatrı sayılır gücü olan iki kişi var . Birisi K’oz diğeri ise Roka. Bu ikisi gerçekten Kara Büyücüler ile savaşabilecek düzeyde iki lord ve K’oz inanılmaz güçlü. (Leonardo)

-Peki Mihawk’ın ekibi nasıl ? (Ken)

-Mihawk’ın ekibindeki kişiler hakkında çok fazla bilgi yok. Kaç kişi olduklarını da bilmiyoruz. Birincisi kendi eşi olan Whitney var ve Whitney Roka’yı falan dümdüz eder. Ama K’oz ile arasındaki güç farkını bilmiyoruz. En son savaştıklarında Whitney K’oz’a kaybetmişti ve tam ölecekken kaçmıştı. O zamandan beri K’oz’u Whitney’den güçlü sayıyoruz. Bir de casusları var kara büyücülerin. Erkek olduğunu biliyorum sadece başka hiçbir şey bilmiyorum. Duydum ki son zamanlarda taklit büyülerinde uzmanlaşıp yeni bir lanetli büyü çıkarmışlar. Artık başka canlılar gibi davranıp sağı solu izliyorlarmış. (Leonardo)

-Peki bu savaş hakkında düşünceleriniz neler ? (Patrick)

-Ben Kara Büyücülerin ne yapmak istediğini anlayamıyorum açıkçası. EP’nin de hayalinin ne olduğu belli değil. Aynı zamanda Karen’in Kılıcı’nın iki yüz senedir kayıp olması gibi bir saçmalık da var. Şuan büyünün de açıklayamadığı bir sürü sıkıntımız var yani. Dünya üzerinde kalan son ejderler de artık ortalıkta yoklar. Wurk’un dediğine göre güçlü olan birkaç ejder Mihawk ve Whitney tarafından öldürülmüş. (Leonardo)

-Doğru mu bu ! (Ken)

-Wurk iyi sallamışsın Ahahaha. (Patrick)

-Kendi gözlerimle gördüm. (Wurk)

-Dediğin doğruysa bu savaşı kara büyücüler kazanır. (Ken)

-S*ktir* . Kara büyücüler cidden ejderhaları öldürebilecek düzeye ulaştılar mı ? Eğer öyleyse gelecekte hepimize sonsuz acı çektirecekler. (Lisa)

-Ne yapacağız Leonardo ? Yönetici Ava’ya hangi öneride bulunacaksın ? (Wurk)

-Benim de kafam karışık . Ep ile müttefik olarak büyücüleri yensek Ep’nin ne yapacağını bilmiyor oluruz. Büyücülerle müttefikliğe devam etsek onların da ne yapacağı belli değil. (Leonardo)

-Eskiden büyücülerle ittifak olmamızın sebeplerinden birisi sınırımızı korumaktı. Şimdi devrim ordusu varken öyle bir derdimiz yok. Tampon bölge oluşturabiliriz.(Ken)

-Boş muhabbet. Devrim ordusu şuan çöp , destek versek bile Mihawk’ı tutamazlar.(Patrick)

-Çöpse nasıl bu kadar ses getirdi ?(Lisa)

-Ben de bilmiyorum . Kimse neden  devrim ordusunu tutmuyor anlamış değilim. (Leonardo)

-Krygen denen adam sıkıntı biraz. Belki ondandır. (Wurk)

-Baktın mı ona ? (Lisa)

-Evet biraz gözledim onu da. (Wurk)

-Ne yapacağız peki ? (Ken)

-Son vuruşu yapacağız. Savaşın en sonunda zayıf kalan bir taraf olacak mutlaka. Bana kalırsa güçler şuan birbirine çok yakın. İki taraftan birisi savaşı kazanınca acınası bir halde olacak biz de tüm gücümüzle saldırıp son vuruşu yapacağız.(Leonardo)

-Nasıl peki ? (Ken)

-Bunu savaş başlayınca konuşalım. Şuan sadece ısınma yapıyorlar. (Leonardo)

- Wurk , peki bu K’oz vs Yardımcı Kumandan meselesi ne duydun mu hiç ? İstihbarata bakan sensin sonuçta. (Patrick)

-Zümrüt kabzalı bir saberi almak için gitmiş.  (Wurk)

-Almış mı ? (Ken)

-Tabi ki almış. Saçma sapan sorular sormadan devam edin. (Leonardo)

-Ne özelliği var o kılıcın ? (Ken)

-Karen’in Kılıcı olmasından şüpheleniyor olabilir. (Wurk)

-Sence öyle mi Wurk ? (Leonardo)

-Sanmıyorum. Karen’in Kılıcını birisi saklıyor. (Wurk)

-Bu sonuca nasıl vardın ? (Lisa)

-Saklamasalar Ep çoktan öğrenirdi. Dünyadaki tüm deniz trafiğine müdahale edebilir. Karaya da aynı şekilde. Mutlaka öğrenirdi. (Wurk)

-Ep’nin bizim bilmediğimiz bir istihbarat ağı olduğunu söyleyenler de var bu arada. Son olaylara bakarsak mantıklı bir söylem. Saberin orada olduğunu nereden öğrenecek yoksa ? (Leonardo)

-Çok fazla belirsizlik var. (Wurk)

[Ava içeri girer. ]

-Leonardo , Wurk ve Lisa . Üçünüz hazırlanın ! Yarın yola çıkıyorsunuz.

-Nereye gideceğiz ? (Leo)

-Ve neden ? (Lisa)

-Karanlık Ruhların Kanyonuna gideceksiniz. Orada şüpheli şeyler oluyor. (Ava)

-Neden üç kişi peki ? Bir kişi de halledebilir bence . (Patrick)

-Kara Büyücüler ve Ep’nin adamları da orada olacak. Hızlı bir şekilde işinizi halledip geri dönmelisiniz , savaşta fazla kalıp kendinizi yormayın. (Ava)

-Ne yapacağız ?

 

 

 

 

 

 

 

[Sabah saatleri – Su Köyü]

 

-Jack ! Geliyorlar ! (Arden)

-Geliyorum. (Jack)

 

Jack , kılıcını aldı ve Abella’nın bulunduğu evden dışarı çıkarak köy meydanına ulaştı. Tahta bir sandalye çekere oturdu ve beklemeye başladı. Silvas mızrağını almıştı ve bekliyordu. Arden ve torunu arkalarındaydı. Köylülerden savaşmak isteyen yaklaşık yirmi kişilik silahlı bir grup daha vardı. Köyün giriş kısmı boşaltılmıştı ve herkes , Jack ve yanındakilerin arkasındaki evlere saklanmıştı. Kara büyücüler alışılmışın dışında bir hareket sergileyerek köyü yakıp yıkmadan meydanına kadar geldiler. Arden bir gariplik sezmişti.

 

Kara büyücülerin önündeki kişi kapüşonunu çıkardı ve birkaç adım öne gelerek konuşmaya başladı.

-Hepinizin kara büyücülerden bıktığını biliyorum. Hadi bu eziyete bir son verelim !

-Kimsin sen ? (Jack)

-Ben mi ? Ben kara büyücüler gibi gözüküp onların bilgilerini öğrendim. Amacım tüm dünyayı kutsal ışıkla arındırmak !

-Hahaha. Misyonersin yani ? (Jack)

-Hayır. Ben ve adamlarım kara büyücü gibi davranarak insanlara ulaşıyoruz ve onları birliğimize davet ediyoruz. Birliğimiz çok güçlü olduğu zaman kara büyücülerin kafasını ezeceğiz !

-[Arkasını dönüp Arden’e bakar.] Dinlemeye değer birisi mi sence ? (Jack)

-Dinleyelim bakalım. (Arden)

-[Elini havaya kaldırır.] Bize katılın, birlikte güçlenelim ve hiç beklemedikleri anda kara büyücülere saldıralım. Hem kara büyücüyken size kimse zarar veremez. Köyünüzde korku içinde yaşamak ve ölmek daha mı iyi ?

Adam elini kaldırınca arkasındaki tüm askerler kafalarındaki kapüşonları çıkarmışlardı. Köylüler , askerlere bakınca onların normal insanlar olduğunu ve sadece kara büyücü gibi gözükerek numara yaptıklarını anladılar. Hatta askerlerin yarısı kadarı yan köylerdeki erkeklerdendi ve köylüler kendi tanıdıklarını görünce heyecana kapılarak adama katılmaya karar verdiler.  Evdeki köylüler de dışarı çıkmışlardı ve adama katılmak için hazırlık yapmaya başlamışlardı. Adamın ekibinde civar köylerin en güçlü savaşçıları vardı ve adamın gücünü kabullenmişlerdi.

 

İnsanların ölmemesi Jack’e uygun olduğu için insanlara hiçbir şey demedi ve hazırlık yapanlara karışmadı. Adam , etrafına toplanan köylülere bir şeyler anlatıyordu.

-Burası dindar bir köy evlat. İnsanların bu adamın peşinden gitmesi normal. (Arden)

-Kutsal ışık muhabbeti yapan bir adam. İnsanları dinle kandırıyor ve onları ikna ediyor. Şuna baksana hemen adamın tarafına geçtiler. (Silvas)

-Bu adam güçlü fakat Kara Büyücüler aptal değil. (Arden ’in Torunu)

-[Abella’nın bakıcılarının koştuğunu görür.] HEY ! NEREYE GİDİYORSUNUZ ? (Jack)

-Dünyayı kutsal ışıkla arındırmak için gidiyoruz.

-Abella ne olacak ? (Jack)

-Üzgünüz fakat kutsal ışık her zaman daha değerlidir.

-Sakin ol Jack . (Arden)

-Sakin mi ? Abella’yı iyileştirin devrim ordusu gelene kadar bu köyü koruyayım. Anlaşma bu şekildeydi fakat bakıcılar boktan bir kutsal ışık ayağına gidiyorlar. (Jack)

 

Jack kılıcını çekti ve yere sapladı. Çıkan sesten dolayı adam , Jack’e bakmıştı.

-Dövüş mü istiyorsun Günahkar ? Dünya , senin gibi yırtıcı insanlar yüzünden böyle.

-Kes sesini s*k kafalı !

-Bakıcılar eşini terk etti diye , Tanrı’nın elçisine karşı mı geliyorsun ? Günahkar olduğun için Tanrı sana böyle bir ceza verdi ve seni eşinle sınıyor. Şimdiyse cehenneme gideceksin.

 

Adam’ın sırtından beyaz kanatlar çıktı ve elindeki ışıktan büyük bir kılıç belirdi. Adam kılıcı iki eliyle tuttu ve Jack’e doğru koşarak gelmeye başladı. Kılıcıyla birlikte kanatları da parlıyordu. Köylüler , adamın kılıcını ve kanatlarını görünce sevinerek bağırmaya başladılar. Birkaç tanesi parmağıyla adamı göstererek çocuklarına “O bir paladin.” diyordu.

 

Paladin , kılıcını sağ alttan sol üste doğru hızlı bir şekilde savurdu. Jack kafasını sağ arka tarafa çekti ve kılıç gözünün önünden geçti. Kılıçtan çıkan beyaz ışık Jack’in kafasını çapraz bir şekilde ortadan ikiye ayırdı. Jack’in bedeni yere yığıldı ve kafatasının içindeki yapılar yere akmaya başladı. Paladin , Silvas’a , Arden’e ve torununa baktı.

-Siz de onunla mısınız ?

-Evet. (Arden)

 

Köy halkı şaşkınlık içindeydi. Arden’in , kutsal ışığa karşı gelmesi onları şaşırtmıştı. Paladin kılıcını sallamak için hazırlanırken arkasından çıkan mor ışığı gördü ve geri dönerek kılıcını yerde yüz üstü yatan Jack’in sırtına sapladı. Bu hareketi birkaç kez daha tekrarladı ve Jack’in iyileşmeyeceğinden emin olduktan sonra Arden’e döndü. “ Tanrı’nın Kutsal Işığına karşı duran herkes cehennem ateşini tatmalı.” dedi hırslı bir şekilde ve kılıcını Arden’e saplamak için hamle yaptı. Kılıç , Silvas’ın mızrağına çarptı ve çarpmanın etkisiyle geri tepti. Silvas sol ayağını öne koydu ve sağ ayağından güç alarak sağ elindeki mızrağı Paladin’in karnına geçirdi. Mızraktan yeşil renkli alevler çıkıyordu. Mızrağı Paladin’in karnından çıkardı ve bir kere daha sapladı. Paladin’in arkasındaki askerler şaşkınlıklarını yenmişlerdi ve Silvas’a doğru koşuyorlardı. Köylülerden bazıları da onlara katılmıştı ve Silvas’a saldırmak üzere harekete geçmişlerdi. Paladin birkaç adım geriledi ve gülmeye başladı. “Bununla beni öldüremezsin aptal herif . Orman’ın Perileri , yıkıcı değil yapıcı bir güç verir. Gidip insanları iyileştirsen daha fazla fayda sağlardın bu dünyaya ! “ dedi. Karnından ışıklar çıktı ve yaraları kapandı. Silvas , pes etmeden mızrağını fırlattı. Paladin , kılıcıyla mızrağa vurdu fakat bunu yaparken üzerine atlayan Silvas’a tepki veremedi. Silvas , Paladin’in üzerine atladı ve arkasına geçip iri vücudunu kullanarak boğazını sıkmaya başladı. Paladin’in askerleri ve onlara katılan köylülerden birkaçı Silvas’ın sırtına bıçaklarını , kılıçlarını saplamaya başladılar. Bir anda Paladin’in etrafında bir sürü destekçisi belirmişti.

 

Silvas kan içinde kalmıştı. Sırtı delik deşik olmuştu , ağzından ve burnundan kanlar geliyordu. Gözleri hafifçe doldu ve elleri serbest kaldı. Silvas yere düştüğü anda mor bir patlama gerçekleşti . Silvas ve yanındaki askerler patlamanın etkisiyle sağa sola fırladılar. Arden , diğerlerine uzakta kalmış olmasına rağmen yaşlılığın verdiği güçsüzlükten dolayı dengesini kaybedip yere düşmüştü. Torunu hemen Arden’i kaldırmak için hamle yaptı. Jack ayaktaydı ve üstünde kıyafetler yoktu. Arden’e sırtı dönüktü. Sağ elinde alevlere boğulmuş kılıcı , sırtındaysa mor renkli parlayan büyük bir ejder dövmesi gördü Arden. Jack , sinirden kendini kaybetmiş gibiydi . Arden’i tutup ileriye fırlattı. Arden düşmenin etkisiyle birkaç kemiğinin kırıldığını fark etti ve inlemeye başladı. 6-7 metre kadar mesafe kat etmişti. Torunu hemen peşinden geldi ve kendisine baktı. Jack havaya sıçradı ve kılıcını yere sapladı. Topraktan mor renkli bir alev sütunu yükseldi ve üç metrelik bir çap içindeki tüm insanlara alttan çarparak onları yaktı. Jack , hemen Silvas’ın yanan bedenini tuttu ve onu da Arden’in yanına fırlattı. Paladin ayağa kalkmıştı ve alevlerin arasında Jack ile karşı karşıyaydı.

“Onu öldürebilirsin Jack.”

Jack , Kurashi’den aldığı gaz ile kılıcını sağ eliyle tutarak Paladin’e doğru savurdu. Paladin de aynı şekilde kendi kılıcını savurdu. Tüm büyü güçlerini kılıçlarında toplamışlardı ve Paladin’in kılıcının parlaklığıyla Jack’in alevlerinin parlaklığı aşırı artmıştı. İki kılıç çarpıştı ve etrafta bir aydınlık oluştu. Paladin çarpışmanın etkisiyle geriye doğru uçtu ve kanatlarını kullanarak bir evin çatısına çıktı. Etraftakiler , güçlerinin bu savaşa yetmeyeceğini bildikleri için savaşa karışmıyorlardı. Jack , aşırı hızlı bir şekilde çatıya sıçradı. Kılıçların çarpışmasından sonra yerde tekrar bir iz oluşmuştu. Jack sıçrayınca yerde ufak bir çukurluk daha oluştu. Çatıya çıktı ve Paladin’e doğru koşmaya başladı. Kılıcı sağ elinde yere doğru 45 derecelik bir açıyla duruyordu. Jack’in bedeni öne doğruydu ve koşuyordu. Aralarında iki metre kaldığında Jack sağ elini kaldırdı ve kılıcı sağ üstten savurmak için hazırlık yapmaya başladı. Paladin de Jack’in sol altından karşılamak için kılıcını kendi sağ eline aldı ve kendi sağ altına indirerek yukarı doğru çıkartmaya başladı. Bir saniye içerisinde Jack hiç beklenmedik bir hareket yaptı ve sağ elindeki kılıcı sol eline atarak kılıcını Paladin’in karnına sapladı. Jack’in kılıcı , Paladin’in kılıcının hemen yanından geçip saplandı. Jack , kılıcının alevlerini aşırı parlattı. Ellerinin titremesinden Jack’in bu hareketi yaparken çok güç harcadığı belli oluyordu. Paladin’e saplı kılıcını birkaç kez adamın karnının içinde çevirdi ve kılıcını yana kaydırarak Paladin’in çatıdan aşağıya düşmesine sebep oldu.

 

Paladin yere düştü ve yaklaşık on saniye sonra gözlerini kapadı. Işıktan kılıcı ve kanatları kayboldu. Etrafta bir şaşkınlık vardı. Jack ayakta durarak aşağıdaki insanlara bakmaya başladı.

“Tanrınıza söyleyin , bir dahaki sefere kendisi gelsin. “

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr