Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Rein - Bölüm 30: Encephalon


 

Sarı ve Beyaz renge sahip büyülü taşlardan yapılmış devasa bir kulenin içindelerdi. Lord Roka, Mun ve Puhonem büyülü bir kutunun içine girdiler ve yüz kat kadar yukarıya çıktılar. Bu büyülü kutuların projesi, büyüyü mimari için kullanan eski uygarlıklardan çalınmıştı birkaç sene önce. Faber ’in inşa ettirdiği “Büyü Kulesi “kısa bir süre önce tamamlanmıştı ve şu an işlevini yerine getirmediğinden toplantı yapılacak yer olarak kararlaştırılmıştı. Büyü Kulesinin ne için kullanılacağını Roka, Mun ve Puhonem bile bilmiyorlardı.

 

Nesneler üzerine tükenen bir büyü gücü koymak çok eski bir yöntemdi. Eski uygarlıklar sahip oldukları büyüyü bazı nesneler üzerinde yoğunlaştırır ve o büyüyü farklı enerjilere çevirirlerdi. Mesela rüzgâr büyüsünü bir pervaneyi döndürecek şekilde bir kutuya hapsederlerdi ve o pervanenin dönmesiyle oluşan enerjiyle büyük yapıları sürekli olarak hareket ettirirlerdi. Büyülü kutular da bu şekilde yapılmışlardı. Arkalarında çok güçlü rüzgâr büyülerinin olduğu kutular vardı ve kutuların iki delikleri vardı. Büyülü kutuyu çağırmak için tuşa bastığınızda tuş, içi rüzgâr büyüsüyle dolu kutunun deliğini açacak olan mekanizmayı tetiklerdi ve açılan delikten çıkan rüzgarlar karşısındaki büyük pervaneleri hareket ettirerek kutunun aşağı yukarı inmesini sağlardı. Pervanelerin etrafında dayanıklılık büyüsü yapılmış halatlar vardı ve pervanelerin hareketlerine göre kutuyu yukarı aşağı indiriyorlardı. Yukarıdaki düğmeler birinci deliği açıp farklı bir pervane hareketine sebep olurken aşağıdaki düğmeler ikinci deliği açıp farklı bir pervane hareketine sebebiyet veriyorlardı. (1)

 

Roka, Mun ve Puhonem en üst kata çıktılar ve büyülü kutunun kapısını açarak karşılarındaki koridora doğru yöneldiler. Kulenin yüz katlı olması onun uzun ince olduğunu düşündürüyordu fakat gerçek öyle değildi. Tabi ki uzunluğuna oranla çapı çok küçük kalıyordu ve uzun bir silindirdi fakat çapı da küçümsenmeyecek derecede büyüktü. Lordlar dar bir koridordan emin adımlara geçtiler. Duvarlarda ejderhaların portreleri, Ep’nin ailesinden birkaç kişinin resmi ve Lordların daha önce hiç görmedikleri manzaralar vardı. Tüm dünyayı gezmiş olmasına rağmen Lord Puhonem bu manzaraları daha önce hiç görmemişti bile. Hafif şaşkın bir şekilde koridorun sonuna kadar geldiler ve koridorun sonundaki odanın kapısını tıklatarak içeri girdiler.

 

Sarı ve Beyaz renklerden oluşan uzun bir masa vardı. Sandalyeler ve etraftaki aksesuarlar da aynı renkteydi. Odada uzun masa ve sandalyelerden başka bulunan tek şey odanın dört duvarını da kaplayan tahta kitaplıktı. Masaların ve Sandalyelerin rengiyle uyumsuz, kahverengi bir kitaplıktı bu ve odadaki duvarları tamamen kapatacak şekilde yerleştirilmişti. Masanın ucunda beyaz tenli garip bir adam oturuyordu ve arkasındaki pencereden içeriye beyaz bir ışık giriyordu. Üzerinde beyaz bir pelerin ve içinde ise sarı bir yelek vardı. Ayakkabıları sarı renkli klasik ayakkabılardı ve ince camlı dikdörtgen gözlükleri de sarı renkliydi. Kafasında beyaz renkli – üzerinden ufak bir sarı çizgi geçen- bir hokkabaz şapkası vardı ve sandalyesinin yanına dayalı beyaz bir baston duruyordu. Bastonun yere değen lastiği de sarı renkliydi. Kafası hafif öne eğikti ve elindeki bir kitaba bakıyordu. Boynunda sürekli parlayan bir kolye vardı. Kolyede sarı bir ejder figürü vardı fakat önden çizilmişti ve sadece yüzü çizilmişti. Hafif beyazlamış sarı sakalları, kaslı çenesi ve burnunun yanları hafif kırışmış yüzüyle oldukça çekici bir görünümü vardı lordların gözünde. Kitabı kapatıp masaya fırlattı ve kafasını kaldırıp hafifçe gülümsedi. Eski zamanlardan beri insanlar, kötülük yaptıkları zaman yüzdeki gülümsemenin şeytanlaştığını ve gözlerde bir acımasızlık oluştuğunu düşünürlerdi. Masadaki adamın da şeytani bir gülüşü vardı. Sarı gözlükleri yüzünden gözleri tam gözükmüyordu. Gözlükler hafif sarı olmasına rağmen arkadan vuran güneş ışığının adamın yüzünü gölgelemesi yüzünden gözlerini görünmez hale getirmişti. Kapının sağına ve soluna koyulmuş iki küçük ayna camdan gelen ışığı adama geri yansıtarak yüzünün seçilmesini sağlamıştı. Gözlükleri ışıktan dolayı biraz parlıyordu. Güldükten sonra iki gamzesi hafiften çıkmıştı ve beyaz dişleri de parlıyordu.   Masanın üzerinde gümüş şamdanlar vardı ve şamdanlardan sarı alevler yükseliyordu.  Masanın üzerinde sadece şamdanlar değil aynı zamanda üzerinde yazılar yazılı kağıtlar, haritalar ve birkaç süs eşyası vardı.

 

Lordlar masada kendilerine ayrılmış yerlere oturdular. Kapı açıldı ve içeriye sarı saçlarını arkadan bağlamış uzun boylu bir adam girdi. Gözleri yeşildi ve burnu hafiften yukarı kıvrıktı. Keskin yüz hatları vardı. Mavi bir gömlek ve kahverengi bir pantolon giymişti. Ayakkabıları da maviydi. Klas bir adama benziyordu ve gülerek kendisine ayrılan yere oturdu. Masanın başındaki adam birkaç kere öksürdü ve konuştu.

-Hoş geldin Faber. (EP)

-Hoş bulduk Lordum. (Faber)

-Sizler de hoş geldiniz. Bugün önemli bir konu konuşacağız. (EP)

-Hoş buldum. (Puhonem)

-Hoş buldum. (Mun)

-Hoş bulduk. Fin, Chief ve K’oz neredeler? (Roka)

-Chief ve Fin gelmeyecekler. K’oz yine geç kaldı. (EP)

-K’oz’u sağlam dövmek lazım. (Faber)

-Haklısın bir ara ilgilenmeliyim. Sorumsuzluğa tahammül edemediğimi biliyorsunuz. Fin ve Chief işlerini çok iyi yapıyorlar. Faber de öyle. Yalnız sizinle ilgili birkaç sıkıntı var. (EP)

-Buyurun lordum. (Mun)

-Önce Mun’dan başlayalım. Gönderdiğin Justin Darkflame denen ezik başarısız olduğu için aranılan bir ekibi kaçırmışsın ve bil bakalım o ekip nerede karşımıza geri çıkıyor? (EP)

-Nerede? (Mun)

-Önce Feronia Tapınağına gidip kutsal emaneti alıyorlar. Üstelik X SHA’yı da öldürüyorlar. Sonra Roka’nın şehrini karıştırıyorlar. Şuansa o ekipten birisi devrimcilerin yardımcı kumandanı. Bu senin suçun Mun. (EP)

-Haklısınız lordum özür dilerim. (Mun)

-Roka şehirde tamamen başarılı olamamışsın. Çocuklar kaçmayı başardılar bu da senin suçun. (EP)

-Haklısınız lordum elimden gelenin en iyisini yapacağıma dair söz veriyorum. (Roka)

-Peki sen Puhonem? Niye balık avlanma bölgesi 1’de zehirli atıklar var? Niye köylere balık götüremiyorsun? (EP)

-Kara büyücüler yapmış. (Puhonem)

-Yapmayacaklar! YAPMAYACAKLAR! Engelleyeceksiniz. Devriyelerini daha fazla arttır gerekirse sen git oraya. Orman okçuların kara büyücüleri yenecek kadar iyi değil demek ki! (EP)

-Haklısınız lordum bundan sonra ben nöbet tutacağım. (Puhonem)

-Güzel. Bunlar basit mevzular. Sizi buraya asıl çağırma sebebim dünyadaki büyülerin dengesinin bozulması. Yoksa devrimci ordusu gibi kendini bir şey sanan iki efsanevi silah taşıyan çoluk çocuğun oluşturduğu bir yapı değil. Veya Kara Büyücü çapulcuları. Bunlarla uğraşmayacağım sizin göreviniz bu sorunları halletmek. (EP)

-Dünyadaki büyülerin dengesi mi bozuluyor? (Faber)

-Evet. Bu boktan gezegen eğer böyle giderse ben amacıma ulaşamadan yok olacak. O yüzden sizden mümkün olduğunca az sayıda büyücü yetiştirmenizi istiyorum. Sadece güçlü ve az sayıda. Kalanlarını öldürün gitsin. (EP)

-Nasıl bozuluyor? (Roka)

-Eskiden belli başlı büyüler vardı. Ana büyülerdi bu büyüler. Karanlık, Işık, Su ve Ateş. Bütün büyüler bu büyülerden oluşuyordu aslında. Ejder Kanı yeteneğiyse tüm büyülerin harmanlanması sonucu ortaya çıkan ve diğer büyülerden farklı özellikler taşıyan bir yetenekti. Şimdiyse işler değişmeye başladı. Zaman büyüsü eskiden karanlık büyüden türetilerek yapılan bir büyüyken şimdi ayrı bir büyü haline geldi. Ejder kanı büyüsü de artık 4 temel büyünün karışımı değil ayrı bir büyü. Lanetli büyü sayısı da çok fazla arttı. Farklı büyülerin artmış olması dünyanın çekirdeğini zorluyor. Üstelik dünya büyük bir savaşa sürükleniyor ve bu savaşta çok güçlü büyüler kullanılacak. Bu büyüler de dünyanın merkezindeki büyü gücünü tetikleyecek ve dünya kendini yenilemek için merkezindeki büyüyü serbest bırakacak! Sonuçta yine insanlar doğaya kaybedecekler. Bu yüzden mümkün olduğunca çok büyücüyü öldürüp daha fazla büyü yapmamalarını sağlamalısınız. (EP)

-Anlaşıldı! (Roka)

-Tamamdır. (Puhonem)

-Emredersiniz Lordum. (Mun)

 

Kapı açıldı ve içeriye 1.75 boylarında kıvırcık saçlı zayıf bir çocuk girdi. Üstünde hiçbir şey yoktu. Altında gri renkli solmuş bir şort vardı ve dizinin biraz üzerinde bitiyordu. Ayağında da sandaletler vardı. Göz altı torbaları şişmişti. Elmacık kemikleri öndeydi. Burnu hafif kemikliydi ve yüzüyle orantılı boydaydı. Kıvırcık saçları yüzüne düşmüştü ve gözlerini kapatıyordu. Sol elinde parıldayan hâkî rengi bir deri eldiven vardı. Kafasını öne eğerek geldi ve masaya oturdu. 15-20 yaşlarında bir çocuktu.

-Yine geç kaldın K’oz. (EP)

- [Solgun bir sesle] Özür dilerim lordum. (K’oz)

-Neyse sana anlatsınlar artık. Masanın üzerinde önünüze koyduğum kağıtları alıp dışarı çıkın. Orada gerekli bilgiler var. (EP)

-Bugün bayağı neşelisiniz lordum, çok konuştunuz. (Faber)

-Şu sıralar mutluyum. Hedefe çok az kaldı. Hissedebiliyorum. (EP)

 

**

 

 

 

 

 

 

 

-Deniz haydutlarıyla ilgili sıkıntılar var. (K’oz)

-[Başını kitaptan kaldırır] Ne sıkıntısı var ? (Ep)

-Ava’nın saldırılarından sonra deniz haydutları kapıldıkları rehavetten kurtularak çalışmalara başladılar. (K’oz)

-Ne için çalışıyorlar ? Deniz hakimiyeti mi ? (Ep)

-Düzenli bir deniz donanması oluşturacaklarmış duyduğuma göre. (K’oz)

-Hahah. Bu saçmalığa inanıyorlar mı gerçekten ?(Ep)

-Evet.(K’oz)

-Devrim ordusunun başarıları başkalarına inanma gücü veriyor ama henüz sahada bizden kimse yok. Açıkçası merak ediyorum nereye kadar gelebileceklerini. Mihawk’ın da bu yüzden harekete geçmediğinden eminim. (Ep)

-Bence de. Mihawk ve Whitney ne yapıyorlar acaba ? Hala en güçlü on büyücülerinden birisini sahaya çıkarmadılar. Siz devrim ordusu konusunda kaygılı mısınız ? (K’oz)

-Değilim tabi ki. (Ep)

-O zaman niye onları arananlar listesine koydunuz ? Mihawk da kaygılı değilmiş gibi davranıyor fakat kara büyücülerin resmi olarak onayladığı tek aranıyor listesi bu.(K’oz)

-İnandırmak için. (Ep)

-Yılanın başını küçükken ezmek lazım derler.(K’oz)

-Canım sıkılıyor burada. Biraz güçlü rakip gelsin de zaferin tadını tekrar çıkarayım. (Ep)

-Mihawk yeterince güçlü değil mi ? (K’oz)

-Mihawk gibi adamlar yenilecekleri zaman ortadan kaybolurlar , gurur yapıp ölmezler. Devrim ordusu üyelerinin gurur yapacaklarına eminim. (Ep)

-Daha önce Mihawk’ı birkaç kere kovalamışsınız diye duydum. (K’oz)

-Sen daha dünyada yoktun tabi bilememen normal AHAHAH. Mihawk’ın kıçını birkaç kez tekmelemişliğim var fakat bu sefer işler çok karışacak. (Ep)

-Neden ? Büyü dengesi mi ? (K’oz)

-Çok şey biliyorsun K’oz ama hala yeterli değil. Yarından itibaren benim birliklerim bu savaşa dahil olacaklar. Kara büyücüler , devrim ordusu , Ava , Acc , haydutlar , ganimet avcıları , fırsatçılar , daha da güçlenmek isteyen serbest büyücüler ve biz. Tüm dünyanın sürüklendiği bir savaş olacak ! (Ep)

-Neden peki ? Büyü dengesini daha fazla bozmak için mi ? (K’oz)

-Büyü dengesini artık düzeltemeyiz. (Ep)

-Neden o zaman lordlara büyücüleri öldürmelerini söylediniz ? (K’oz)

-Fantezi olsun diye. Ezik insanların bu dünyada yaşamaya hakları yoktur. Kendi topraklarımı canlandırmasalardı kendi insanlarımı da öldürtürdüm. Ezik büyücüler hem hiçbir işe yaramıyorlar hem de dünyanın dengesinin daha kolay bozulmasını sağlıyorlar. (Ep)

-Mihawk da ezik insanların bu dünyada yaşamayı hak etmedikleri söylüyor. Hemen hemen aynısınız aslında . (K’oz)

-Mihawk senin gibi giyiniyor. Çapulcu gibi yani. Sürekli küfür ediyor , beyefendilikten yoksun. Düşüncesi iyi fakat tarzı benim sinirlerimi bozuyor. Mihawk’ın içinde yönetme değil yok etme arzusu var . O geçtiği toprakları mahvederek insanlara acı çektiriyor bense geliştirerek insanlara medeniyet sunuyorum. Beni bir daha şu ezikle karşılaştırırsan kafanı koparıp eldiveninin üstüne koyarım. Kankanla çürüyene kadar beklersin. (Ep)

-Affedersiniz lordum. Kankamı böyle bir durumda bırakmak istemiyorum. (K’oz)

-O eldiveni herkesten çok seviyorsun. Kendinden bile. Yanlış mıyım ? (Ep)

-Doğrusunuz. O , her zaman benim yanımdaydı. (K’oz)

-Benden de önce yanındaydı. Yazık , seni anlayabiliyorum. (Ep)

-Beni anlayabildiğinize göre siz de bu tarz bir olay yaşamışsınız. Aksi taktirde kimse bir çocuk ile eldiveninin arasındaki dostluk bağını anlayamaz. (K’oz)

-Gençken beni kabul eden bir efsanevi silahla beş altı sene kadar birlikte savaştım. Hala nerede olduğunu bulamıyorum. (Ep)

-Hangi silah ? (K’oz)

-Karen’in Dans Eden Kılıcı. Yaralandığım zaman kılıcı kaybettim. Gençken bir süvariydim. Sarı ve beyaz renkli kıyafetlerimin üstüne parlayan zırhımı giyip beyaz atımla kara büyücüleri delik deşik ettim . Karen’in kılıcı bir süvari kılıcıydı ve uzun ince bir kılıçtı. Çok zarif bir kılıçtı , uyanış büyüsünü açtığım zaman bana beyefendi olmayı öğretti. Flora’nın Yaban Yayı ve Karen’in Dans eden Kılıcı dışında hiçbir silah dişi gibi davranmaz. Senin eldiveninin de mizacı erkeğe yakındır ve konuşurken erkek sesi geliyordur zaten. Karen'in kılıcı dişi karaktere sahipti , çok zarifti çok. Belki beş altı sene daha onu kullansaydım kılıcıma aşık olurdum. Bu kılıcın sahibi Karen nasıl bir kadındı acaba ? İnanılmaz bir kılıcı var. Tabi o zamanlar kendim savaşıyordum ve kılıcın gücünü bizzat test edebildim. Artık böyle bir şeye gerek yok çünkü benim yerime savaşacak bir sürü insan var. Sen varsın mesela. (Ep)

-Bir isteğiniz mi var ? (K’oz)

-Yarından itibaren işgal edilmiş topraklara doğru gidiyorsun. Senin toprakların zaten iyi durumda başında durmana gerek yok yardımcın idare etsin. (Ep)

-Ne yapayım ? (K’oz)

-Devrim ordusundaki yardımcı kumandanları biliyor musun ? (Ep)

-Evet.(K’oz)

-O yardımcı kumandanların da yardımcıları var , İkinci yardımcı kumandan dedikleri veledin yardımcısında bir saber varmış. Ona bir bak. (Ep)

-Bunun için benim gitmeme gerek var mı ? Herhangi bir lord da halledebilir bence. (K’oz)

-İsmini bilmediğim bir tane efsanevi silah var. O kılıç olmasından şüpheleniyorum. Kabzasında zümrüt bir taş var. Kılıcı getir bana . Yolda gördüğün herkesi de öldür. Hayvanları bile ! (Ep)

-Hayvanlar neden ? (K’oz)

-Fin’in dediğini göre bazı kara büyücüler kendi üzerlerinde lanetli illüzyon yaparak balık gibi gözüküyorlarmış ve gemilere yaklaşıp saldırıyorlarmış. Belki aynı şekilde hayvan gibi gözükerek seni gözetleyebilirler. O yüzden gördüklerini direkt öldür.(Ep)

-Peki yardımcı kumandanlar ? Onları da öldüreyim mi ? (K’oz)

-Onlar kalsın. Güçlensinler biraz onları sonra kendi ellerimle öldüreceğim Ahahaha.(Ep)

-Tamamdır lordum. Bana gerçekten ne istediğinizden bahseder misiniz ? (K’oz)

-Gerçekten adam olmaya başlamışsın K’oz. Seni veletken aldığımda sağa sola saldırıp duruyordun şimdi konuşmayı bile öğrenmişsin. Geçmişim yaralarla dolu olduğu için kendi yaralarımı fazla deşmek istemiyorum ama yine de biraz değineyim. (Ep)

-Teşekkür ederim. (K’oz)

-Sen hiç toplu bir şekilde göç eden ejderhaları gördün mü ? İçinde yaramaz , kötü kalpli , etrafındakilere zarar verecek bir sürü ejder olmasına rağmen hiçbir sıkıntı çıkmazdı. Sadece bir ejderin korkusundan dolayı uslu durup büyük bir ışınlanma kapısına girerken başkalarına zarar vermez ve düzeni bozmazlardı. Bu büyük ejder beni her zaman etkiledi. Ona ULU EJDER diyorlar. Bu kitaplıkta tüm kitaplar ejder türleri , büyü türleri ve büyünün tarihiyle alakalı. Sadece birkaç kitap efsanevi silahlarla alakalı. Kitapların çoğu çok eski ve eski dille yazılmış. Bu kitapları bulmak için ne kadar büyük çaba harcadığımı biliyorsun zaten. (Ep)

-Biliyorum.(K’oz)

-Bu kitaplar koruyucuların kullandığı bir alfabe ile yazılmış. Yani ejderlerle ilk tanışan insanlardan bahsediyorum . Bu alfabeyi birkaç sene önce tam anlamıyla çözdüm ve iki senede bu kitaplıktaki binden fazla kitabı bitirdim. (Ep)

-Evet hep okuyorsunuz. (K’oz)

-Peki bunun benim hayatımla ne alakası var ? Bu adam ne istiyor da ne kaybetmiş de bu kadar bilgiye ihtiyaç duyuyor ? Bunları soruyorsun değil mi ? (Ep)

-Evet. Bunu bana söylemelisiniz ölmeden önce öğrenmem gerek kesinlikle. (K’oz)

-Diriltme büyüsünü duydun mu hiç ? (Ep)

-Duymadım. Öyle bir şeyin var olması zaman büyüsünden de imkansız değil mi ? (K’oz)

-İmkansız diye bir şey yok ! Diriltme büyüsü insanların tanrıya karşı gelebildikleri tek silah !  İşte o büyüyü elde etmek için uğraşıyorum. (Ep)

-Peki kimi dirilteceksiniz ? (K’oz)

-[Duvardaki portreyi göstererek] Onu ! (Ep)

 

K’oz kafasını çevirip duvardaki portreye baktı.

Ep kahkaha atmaya başladı. K’oz ,Ep’ye geri dönüp baktı.

-Bu sadece işin zevk kısmı . Asıl amacım bu değil tabi ki. (Ep)

-Aslı ne peki ? (K’oz)

-Asıl amacım ….

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Y.N(1) Biraz boş bölüm oldu idare edin artık.

Y.N(2)Düşüncelerinizi eleştirilerinizi bekliyorum unutmayın. İnceleme gelmiyor yav herkes memnun herhalde :)

 

 

 

 

 

 

 

Y.N: (1) Tamam büyü var dedik de fiziksel olayları da tamamen yok saymıyoruz.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr