"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Rein - Bölüm 28: Jack


 

“Hey Kurashi ! Büyüyünce şarkılarımda senden bahsedeceğim . Herkes senin ne kadar mükemmel bir ejderha olduğunu bilecek ! ”

“Hey Kurashi ! Büyüyünce şarkılarımda senden bahsedeceğim . Herkes senin ne kadar mükemmel bir ejderha olduğunu bilecek ! ”

“Hey Kurashi ! Büyüyünce şarkılarımda senden bahsedeceğim . Herkes senin ne kadar mükemmel bir ejderha olduğunu bilecek ! ”

 

Kulağında çocukken söylediği cümle yankılanıp duruyordu. Ses zamanla azaldı ve duyulmaz hale geldi. Güneş tepedeydi ve parlıyordu. Hava ne çok sıcak ne de çok soğuktu. Hafif bir rüzgar vardı ve Jack’in ruhunu okşamak için esiyormuş gibiydi. Jack , Sakura(*) ağaçlarıyla kaplı bir bahçede ayakta bekliyordu. Pembe yapraklı ağaçlar sağlı sollu dizilmişlerdi ve ortalarında taştan bir yol vardı. Çiçeklerle kaplı bir bahçeydi burası ve güzel kokuyordu. Etrafından geçen kelebeklere baktı ve imrendi. Sarhoş gibiydi ve neler olduğunu anlayamıyordu.

 

Üstünde kılıcı yoktu fakat tedirgin değildi. Meraklı bir şekilde yürümeye başladı. Etrafına bakarak taşlık yolda yürürken ağaçlardan birine sırtını yaslamış yaşlı bir adam gördü. Adamın yanında devasa bir tokmak vardı ve elindeki mızıkayla hüzünlü bir şarkı çalıyordu. Jack adamın sol yanında bir satranç tahtası olduğunu fakat üzerinde sadece bir adet taş olduğunu gördü. Daha da meraklanıp adama doğru yaklaştı bir yandan da tahtanın üzerindeki taşa bakıyordu. Normal satranç taşlarına benzemeyen o taşın hatları, Jack tahtaya yaklaştıkça daha da belirginleşti.

 

Çimleri ezip adamın yanına geldi. Yaşlı adam mızıkasını bıraktı ve ağzına bir sigara koyarak ayağa kalktı. Jack , tahtanın üzerindeki taşın kendi figürü olduğunu fark etti. Adamın yüzüne bakınca onun tanıdığı birisi olduğunu fark etti.

“Benimle satranç oynamayı özledin mi evlat ? “

 

Dedi Demirci ve Jack’i davet etti. Jack şaşkın bir şekilde -hiçbir şey sormadan- oturdu ve taşlarını dizmek için hamle yaptı. Demirci de oturdu ve gülerek Jack’e kendi figürünü gösterdi . Jack , kendi tarafında ortada kalan bir kareye kendisini koydu. Başka taş bekliyordu fakat adamın hareketlerinden başka bir taş alamayacağı belliydi. Demirci ,belinden bir torba çıkarttı ve Jack’in karşısına taşları dizmeye başladı. Jack, taşları görünce daha da şaşırdı.

“Satranç oynayacaktık ?” dedi şaşkın bir sesle. Neler olduğunu anlayamıyordu. Uyku sersemi gibiydi. Demirci Jack’in karşısına başka insanların figürlerini dizmeye başladı. Jack , figürlerin çoğunu daha önce görmemişti. Adam taşları dizmeyi bitirdiğinde Jack 1e karşı 16lık bir durumdaydı. Kafasında birkaç şimşek çaktı.

“Bu da ne demek ? “ dedi sakince. Açıklama bekliyordu demirciden. Demirci gülerek cevapladı ve vücudu silikleşmeye başladı.

“Bu , gerçek dünya Jack. Sakura’ların ve uçuşan kelebeklerin olduğu güzel bir bahçe değil , değil mi ?”

 

Demirci , cümlesini bitirdikten sonra toza dönüştü ve ortadan kayboldu. Ardından eşyaları da pembe tozlara dönüşerek gökyüzüne doğru yükseldi. Yerde sadece Jack’in figürü kalmıştı. Jack hala sarhoş gibiydi ve yola dönerek yürümeye devam etti. Rüzgar biraz kuvvetlenmişti ve ağaçların arasından geçerken ıslık sesleri çıkartmaya başlamıştı. Güneş , batmaya biraz daha yaklaşmıştı. Jack biraz daha gittikten sonra bir ağlama sesi duydu. Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başladı.

 

Ağaçların arkasında bir kayanın üzerinde oturan iki adam vardı. Kayalara silahlarını dayamışlardı ve daha kalıplı adam hıçkırarak ağlıyordu. Jack , kayalara bakınca devasa bir savaş baltası ve uzun büyük bir kılıç gördü. Kalıplı adam ağlarken yanındaki adam onu teselli etmeye çalışıyordu. Jack biraz daha yaklaşınca adamlar ve kılıçları pembe tozlara dönüşerek gökyüzüne yükseldi ve bulundukları yerde bir mezar belirdi. Mezarın önünde kılıcında mor alevler olan bir adam ayakta bekliyordu.

 

Jack daha fazla yaklaştı. Kılıçlı adam toza dönüşmeye başlarken mezardaki yazıları okudu.

Saygıdeğer Savaşçı ve Büyük Kahraman Fiend , sonsuza kadar bizimlesin. Teşekkür ederiz.”

Kılıçlı adamla birlikte mezar da toza dönüştü. Jack’in içinde bir huzursuzluk vardı fakat sebebini anlayamıyordu. Yola geri döndü ve yürümeye devam etti. Rüzgar daha da kuvvetlenmişti ve güneş ufuk çizgisine yaklaşmıştı.

 

Biraz daha ilerledikten sonra ağaçlar bitti ve bir düzlüğe çıktı. Karşısında kahverengi dümdüz topraklar vardı. Arkasını dönüp bahçeye baktı ve afalladı. Bahçe çok etkileyiciydi ve Jack , bahçenin bir çizgi boyunca sanki kesilip atılmışçasına bitmiş olmasına şaşırmıştı. Az önce güzel ağaçlar ve çiçeklerle kaplı bir yerdeyken şimdi karşısında kahverengi topraklar vardı .

 

Toprakların ilerisine bakınca bağırarak dans eden insanları gördü. Bir direğin etrafında dönerek dans ediyorlardı ve ellerinde meşaleler vardı. Jack oraya doğru yürümeye başladı. Yaklaştıkça nesneler ve insanlar belirginleşiyordu. Kapısı açılmış tahtadan bir kafes vardı ve kapısı açıktı. Direğe birisi bağlıydı ve altında ateşler yanıyordu. İnsanlar yerli kıyafetleri giymişlerdi ve direğin etrafında dönerken daha da çok bağırmaya başlamışlardı.

 

Jack , biraz daha yaklaşınca bir ses duyarak irkildi. Sesin nereden geldiğini anlamak için sağa sola bakındı fakat dans eden yerlilerden başka bir şey göremedi. Yerlilerden birkaçı onu fark etmiş olmalıydılar ki durarak parmaklarıyla Jack’i gösterdiler. Jack sesi duymaya devam ediyordu.

“Uyanma vaktin geldi Jack. Hatırlamalısın.”

“Uyanma vaktin geldi Jack. Hatırlamalısın.”

“Uyanma vaktin geldi Jack. Hatırlamalısın.”

“Uyanma vaktin geldi Jack. Hatırlamalısın.”

“Uyanma vaktin geldi Jack. Hatırlamalısın.”

“Uyanma vaktin geldi Jack. Hatırlamalısın.”

 

Ses sürekli tekrar ediyordu ve şiddeti artıyordu. Jack , yolda gördüğü insanları hatırladı ve hatıraları geri gelmeye başladı. Yerliler ellerine mızrak alıp Jack’e doğru koşmaya başlamışlardı bile. Jack , yerlilerin arasından direğe baktı ve direkte asılı olan kişinin Abella olduğunu gördü. Vücudu kan içindeydi ve altındaki alevler iyice yükselmişti. Jack o an her şeyi hatırladı.

“O ölüyor Jack , kurtar onu!”

Jack yerlilere doğru koşmaya başladı. Önüne çıkan ilk yerliye sağlam bir yumruk patlatarak koşmaya devam etti. Birkaç mızrak yanından geçti. Yerlilerin arasından kayarak sıyrıldı ve ateşin üzerine doğru hızla koşmaya devam etti. Direğe yaklaşıp çarptı ve Abella’yla birlikte yere devrildi. Direkteki ipleri çözmek yerine direği komple söküp kaçmaya başladı.

Rüzgarlar daha da sertleşti ve hava karardı. Artık güneş yoktu. İşin şaşırtıcı tarafıysa ortada ayın da olmamış olmasıydı. Peşinden koşan yerlilerin seslerini duyuyordu , kafasını çevirdi ve yerlilere baktı. O sırada ayağı takıldı ve direkle birlikte aşağıya yuvarlanmaya başladı. Yolun düzlük olduğunu düşünmüştü fakat düzlüğün sonunda bir uçurum vardı ve şuan uçuruma doğru eğimli bir yüzey üzerinde yuvarlanıyordu. Birkaç saniye sonra uçurumdan aşağıya uçtular. Jack , Abella’ya uzandı fakat dokunamadı. Yere düştü ve vücudu paramparça oldu.

“Uyan Jack . Şimdi senin sıran !”

 

 ....

 

 

 

 

- [Nefes nefese] DEDE! DEDE! Köye yabancı bir adam geliyor! (Köylü çocuk)

-Kara büyücüler vergi istemek için mi geliyorlar yine? Yoksa kaybolan adamlarını sormak için mi tekrar geliyorlar? (Köy Yaşlısı)

-Hayır tek başına bir adam. Kafasında kapüşon yok sol omzunda bir kadın var sağ omzunda da büyük uzun bir kılıç. (Çocuk)

-Kadın mı? Neden omzunda? (Yaşlı)

-Bilmiyorum, adamın üstünde kan izleri var belki kadın yaralıdır. (Çocuk)

-Eğer kara büyücüleri onlar öldürdülerse ve burada görülürlerse başımız çok büyük belada demektir! (Yaşlı)

 

 

Köy yaşlısı torunuyla birlikte köyün meydanına doğru yöneldi. 90 yaşını çoktan geçmişti ve artık köy liderliği görevini bırakması gerekiyordu fakat iyi yönettiği için insanlar onun lider olarak kalmasını istemişlerdi. Kara büyücülerin vergiye bağladığı köylerden birisiydi bu köy ve mağaraya en yakın köydü. Tahtadan tek katlı evler, bir sürü çiçek ve ağaç bu köyü sevimli ve umut dolu bir yer haline getiriyordu fakat yemek konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaya başlayacaklardı. Köy Yaşlısı şu sıralar çok tedirgindi çünkü mağaraya giden kara büyücüler geri dönmemişlerdi ve arkadaşları onlar için sürekli oraya gidiyorlardı.

 

Kara büyücüler mağaraya her gidişlerinde köyden zorla birkaç parça erzak alıyorlardı ve üstelik aylık olarak da alıyorlardı. Kara büyücüler ne kadar yok etme eğilimindeki insanlardan oluşsa da hayatlarını devam ettirmek için yiyeceklere ihtiyaçları vardı ve tüm köyleri ortadan kaldıramazlardı. İsyan çıkaran bazı köylerdeki herkes öldürülmüştü ve tecavüz edilen kadınların hikayeleri diğer köyleri korkutmak için fazlasıyla yeterli olmuştu. Önü çiçekle kaplı tahta evlerin önünden geçen köy yaşlısı, etrafındaki birkaç kişi tarafından merakla takip ediliyordu. Çocuk, dedesinin bir şeyler söylemesiyle birlikte bir eve girdi ve yanında kalıplı bir adamla dışarı çıktı.

 

Omzunda yaralı bir kadınla uzun boylu adam köyün meydanına geldi ve bağırdı.

“EŞİMİ İYİLEŞTİRECEK BİRİSİ YOK MU?”

Herkes meydana toplanmaya başladı ve kısa süre sonra meydan insanlar ile doldu. Köyün yaşlısı ile Jack arasında bir diyalog gerçekleşti.

-Kimsin sen yabancı?

-Adım Jack. Eşim ölmek üzere yardım istiyorum!

-Eşine ne oldu.

-Nasıl olduğunu ben de bilmiyorum o sırada orada değildim. Çok ağır yaralı. Eğer bana yardım ederseniz sizin için bir şeyler yapabilirim!

-Ne yapabilirsin mesela?

-Neye ihtiyacın var?

-Savaşçıya.

 

Köydekilerden bir uğultu yükseldi. Köydeki çoğu kişi duyduğu hikayelerden dolayı Kara Büyücülerle savaşmaktan korkuyorlardı. Yaşlı adam kararlıydı.

 

-Kime karşı savaşıyorsunuz?

-Kara Büyücüleri hiç duydun mu?

-Evet.

-Mağarada yaşayan siz miydiniz? Onları sen mi öldürdün?

-Evet ben öldürdüm. Hepsini paramparça ettim.

-Gerçekten bu kadar güçlü müsün?

-Deneyebilirsin.

 

Jack Abella’yı yere bıraktı. Çocukla birlikte evden çıkan kalıplı adam Jack’e ucu aşırı sivri bir mızrak fırlattı. Mızrak, Jack’in göğsünü parçalayarak geçti. Kalabalıktan bir homurdanma geldi. Jack, beklentilerini karşılayamamış gibi gözüküyordu fakat göğsündeki yara kapanınca herkes şaşkın gözlerle Jack’e baktı. Jack kılıcını çekti ve mor alevlerini parlattı. Zaten mağarada uyandıktan sonra vücudunun kendine gelmesi için çok beklemişti ve Abella daha da kötü bir duruma düşmüştü. Uzun süre ölü kaldığı için ölen hücrelerini büyü ile yenileyene kadar hareket edememişti. Kılıcından mor alevler çıkınca Jack gülerek konuşmaya devam etti.

-Saldırmama gerek var mı?

-Mor alevler. Lanetli bir beyaz ejdere mi bağlısın?

-Evet. Eşimi kurtarırsanız bu köy için savaşabilirim.

-Gel benimle.

 

Köy yaşlısı eliyle bir hareket yaptı ve dört tane kadın kalabalığın arasından çıkarak Abella’yı alıp ortadan kayboldu. Jack, yaşlı adamın peşinden giderken küçük bir çocuk kalabalığın arasından fırladı ve Jack’in karnına bir bıçak sapladı. Çocuğun annesi hemen Jack’in önüne atladı ve diz çökerek merhamet dilemeye başladı. Yaramaz çocuk, arkadaşları tarafından tutularak zorla kalabalığın arasına geri sokuldu. Jack bıçağı çıkarıp kadına verdi. Bıçağın üzerindeki kanlar damla damla olup Jack’in yarasına geri toplandılar. Yara sanki hiç var olmamış gibiydi. Jack gülerek köy yaşlısını takip etmeye devam etti.

-Merhametli adammışsın. Onu öldürsen hiçbirimiz bir şey yapamazdık. (Mızrak fırlatan adam)

-Hala insanım. (Jack)

-Benim adım Silvas. (Mızrak fırlatan adam)

-Ben Arden. O da torunum Urusa. (Köy yaşlısı)

-Memnum oldum ben de Jack. Onu gerçekten iyileştirebilirler mi?

-Burası su köylerinden birisi Jack. Herkes su büyücüsü yani bence iyileştirebiliriz. Nasıl yaralandığını bilmiyor musun? (Silvas)

-Bilmiyorum fakat zırhında üç büyük delik var. Karnında da aynı şekilde ve çok kan kaybettiği kesin. (Jack)

-Bu konuyu doktorlara bıraksak daha iyi olur Jack. Endişeni anlıyorum fakat şu an bulunduğumuz durum hakkında sana bilgi vermek zorundayım. Eşin hakkında konuşmamız onu iyileştirmeyecek. (Arden)

-Haklısın. (Jack)

-Bu köy kara büyücülerin tarafından aylık vergiye tutulmuş bir su köyü Jack. Kara büyücüler para değil yemek isterler çünkü gruplarında beslemeleri gereken bir sürü insan barınıyor. Biz de onlara her ay yaşamamız karşılığında ciddi miktarda yiyecek veriyoruz. Böyle giderse 4-5 aya kıtlık başlayacak. (Arden)

-Benden Kara büyücüleri yenmemi mi istiyorsun? (Jack)

-Evet fakat bu da çözüm yolu değil gibi. Çünkü her yendiğin kara büyücü için daha güçlüsü gelecek ve en son bu köyü tamamen ortadan kaldırmak için bölge lideri buraya gelecek. Bölge liderini yenebileceğini sanmıyorum. (Arden)

-Bana bu adamların sistemini anlatsana. (Jack)

-Bölge liderleri vardır. Aldıkları toprakları belirli parçalara bölerek onların başlarına çok güçlü insanlar koyarlar. Sonra onlar da kendi astlarını ve onlar da kendi astlarını. Buradan geçen son kara büyücü baya güçlüydü belki eşine o zarar vermiştir. (Arden)

-Anladım. Ne yapmayı düşünüyorsun peki? Madem sürekli birileri gelecek ve en sonunda öleceksiniz bir çözüm yolu bulmanız gerekmiyor mu? (Jack)

-İşte onu buldum. (Arden)

 

 

Arden, herkesi kendi evine soktuktan sonra kapıyı kapattı ve dar bir koridordan geçerek bir odaya girdi. Odanın duvarında bir perde vardı ve oda camsızdı. Arden duvardaki perdeyi çekince arkasında hasırdan yapılma kaydırmalı bir kapı olduğunu gördü Jack. Arden kapıyı çekti ve duvara yapıştırılmış olan üç posteri gösterdi.

 

Jack posterlere göz gezdirdi ve üçüncü posteri görünce afalladı. Posterde Rein vardı ve elinde alevlere boğulmuş uzun kırmızı bir kılıç vardı.

-Bizi idare etmelisin Jack. İki ay kadar koruyabilirsen devrim ordusu burada olacak! (Silvas)

-O çocuğu tanıyor musun Jack? (Arden)

-Evet. (Jack)

-O çocuk Devrim Ordusunun İkinci Yardımcı Kumandanı. Alevlerin Ustası Rein. (Silvas)

-Devrim ordusu da ne?

-Devrim ordusu yaklaşık iki ay önce bu posterdeki üç kişi tarafından oluşturuldu. Liderleri Devrimci Krygen, Birinci Yardımcı Kumandanı Tilki ve İkinci Yardımcı Kumandanıysa Alevlerin Ustası Rein. Devrim ordusu “Hiç kimsenin üzülmeyeceği bir dünya.” yaratmak için savaşıyor ve art arda çok büyük başarılara imza atarak çok güçlendi. Kara büyücülerin bölge liderlerinden birisini yenerek bölgeyi komple ele geçirdiler ve civardaki köylerden aşırı destek aldılar. Aynı zamanda köylerdeki gençleri eğiterek kendilerine asker yapıyorlarmış. (Arden)

-Peki nasıl yenebildiler? Çok güçlü değil mi Kara büyücüler? (Jack)

-Söylenenlere göre Devrimci Krygen etraftaki büyüleri iptal edebiliyormuş. Böylelikle kara büyücüleri kolayca yenmişler. Ayrıca yardımcı kumandanların kullandıkları silahlar efsanevi silahlarmış. (Silvas)

-Efsanevi silahlar neler? (Jack)

-Efsanevi silahlar 13 koruyucu tarafından kullanılıyormuş. Bir adet normal büyüleri bir adet de uyanış büyüleri varmış ve çok güçlü silahlarmış. Bu silahları elde etmesi kadar kullanması da çok zormuş. Yardımcı kumandanların silahlarını çok iyi kullanması Devrim Ordusunu çok güçlü yapıyormuş. Efsanevi silahlar hakkında çok az bilgi vardı eskiden beridir. Çoğu kitapta falan yazmazdı kimse de anlatmazdı bilemezdiniz yani. Bilseniz bile şekli nasıl özelliği ne bunları bilmezdiniz. Devrim ordusunun kurucuları aranıyor listesine girince kulaktan kulağa geçen bilgiler ile artık efsanevi silahlar hakkında az çok bilgi sahibi olabiliyoruz. (Arden)

-Aranıyor listesi mi? (Jack)

-Evet. Yüce Lider Encephalon, İntikamcı Ava, Seiro Hanedanlığı ve Yönetici Acc tarafından kabul edilen bir aranıyor listesi. Üstelik bu sefer Kara Büyücü Mihawk da aranıyor listesini onayladı ve ilk defa kara büyücüler birisini resmi olarak aramaya başladılar. (Arden)

-Peki bulurlarsa? (Jack)

-Bulan kişiye bir adet efsanevi silah vereceğini duyurdu EP. Kara büyücü Mihawk da aynı şeyi yapacağını duyurdu diğerleri para falan veriyorlar. Çok yüksek miktarda para veriyorlar fakat devrim ordusunun kurucularını yakalayabilecek kadar güçlü bir insan zaten para bulabilir. (Saveas)

-Sağ ol Arden. Eşimi iyileştirin devrimciler gelene kadar buradayım. (Jack)

 

 

 

-Bana neden söylemedin Kurashi?

-Efsanevi silahların şekillerini bilmiyorum.

-Peki ya Kapgan?

-Adamın dedikleri doğru Jack, efsanevi silahlar hakkında bilgi edinmek çok zordur. Özellikle şekilleriyle ilgili bilgi edinmek imkansıza yakındır. Kapgan da okuduğu kitaplarda görmemiş olmalı. (Kurashi)

-Kılıç lanetli dedikleri bu muydu?

-Hayır değildi.

-Ne kadar zaman önce X SHA ile kavga ettiğimizi bilmiyorum. Neler olduğunu Abella uyanınca ondan öğreneceğim. Rein gerçekten nasıl bu kadar güçlü hale geldi anlamadım ama onun için iyi olmuş. Kendisiyle ortak bir amaca hizmet eden adamlarla dünyayı güzelleştirmeye devam etsin. Belki karşılaşırsak onlara katılırım.

-Kılıcının gücünü uyandırmış olabilir.

-Belki öyledir.

 

Jack son kez postere baktı. Rein çapraz bir şekilde duruyordu ve sağ elinde kendi kılıcının daha kırmızı daha büyük ve daha fazla kıvrımlı bir hali vardı. Ağzında hafif bir gülümseme ile kafasını hafifçe yana çevirmiş bir şekilde bakıyordu. Arka planda sadece alevler vardı ve pek bir şey gözükmüyordu. Jack, Rein’in güçlenmiş olmasına sevindi fakat mutluluğunu erteleyerek Abella’nın yanına doğru gitmeye başladı.

 

 

 

 

 

 

Y.N: Ne olur ne olmaz hatırlatayım italik ve mor renkli yazılar Kurashi’nin konuşmasını temsil ediyor.

 

 

*Kiraz çiçekleri (Sakura) yeniden dirilmeyi ifade eden bitkilerdir. (Kiraz çiçeği ağacı-Sakura ağacı) Çok yavaş açmasına rağmen çok hızlı dökülürler. Japonya’nın ulusal simgelerindendir. Pembe renklidir. Jack için yeniden dirilmeyi ifade ettiğinden bu ağaçlarla kaplı bir bahçe görmesi mantıklıdır.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr