Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Rein - Bölüm 27: Yeni Bir Başlangıç


 

 [Ayrıldıktan birkaç gün sonra]

Adam, suyun üzerinde sırt üstü yüzen çocuk bedenini gördü. Çocuk, kılıcını karnında tutuyordu ve ona sıkıcı sarılmıştı. Adam, çocukta ölüm katılığı (*1) oluştuğunu düşündü. Sırtı suyun altında olduğu için mavi-mor (*2) lekeler oluşup oluşmadığını anlayamıyordu. Çürüdüğü de gözükmediği için ne kadar süre önce öldüğünü tahmin edemedi. Yanındaki kızıl saçlı kadına baktı. Kadın da bir gariplik fark etmiş olmalıydı çünkü çocuktan aura yükseliyordu. Adam, çocuğun ölüp ölmediğini anlamak için auraya bakmak yerine kontrol etmenin daha mantıklı olacağını düşünerek çocuğa yöneldi. Bu kararı vermesinin sebebi güçlü büyücülerin öldükten sonra da auralarının aktif bir şekilde etrafa yayılmasıydı. Çocuk bile olsa güvenemezdi çünkü adam daha önce çocuk olmasına rağmen çok güçlü olan bir sürü büyücü görmüştü.

 

Kayaların üstünden hızlıca geçti ve çocuğu boynundan kavrayarak yukarı kaldırdı. Güçlü kolları ve büyük elleri çocuğu kaldırmasını sağlamıştı. Çocuğu tuttu ve kayaların üstüne yavaşça bıraktı. Kızıl saçlı kadın çocuğun vücuduna biraz baktı ve bir sonuca vardı. Eğilmiş bir şekilde konuşuyordu.

-Ölmemiş.  (Kızıl Saçlı Kadın)

-Ne kadar süredir bu denizde?

-Bir günden daha az.

-Büyücü mü?

-Evet. Ateş sanırım. İşimize yarayabilir tabi istersen öldürebilirim.

-Kalsın. Bu köyleri yakıp yıkmak için bir ateş büyüsüne ihtiyacımız vardı zaten.

-Artık başlıyoruz değil mi?

-Evet. Bu dünyayı çok iyi bir yer yapacağım!

-Bundan şüphem yok bebeğim Hahah.

 

Kadın doğruldu ve kayalıkların üstüne tırmanmaya başladı.  Adam, çocuğu tek eliyle tuttu ve kayaları tek elle tırmanmaya başlayarak kadını takip etti. Yukarıda bir mağaraları vardı ve bir süre orada plan yapmışlardı. Kayaların tepesine çıktılar. Mağaranın önüne geldiklerinde adam sırtında bir sıcaklık hissetti ve çocuğu yere fırlattı. Çocuğun kılıcından alevler çıkmaya başlamıştı. Kadın gülümsedi. “Denizde de birkaç kez bu olay yaşanmış buraya özel değil.” dedi ve mağaraya girdi. Adam anti-büyü özelliğini kullanarak çocuğun alevlerini kesti ve iki eliyle alıp mağaraya girdi. Çocuğu yumuşak bir köşeye fırlattı. Kadın, adamın çocuğu fırlattığını görünce gülerek bir şeyler söyledi.

-Yavaş ol Krygen, veledi öldüreceksin. (Kadın)

-Yavaşım zaten Tilki, bu kadar endişelenmene gerek yok. (Krygen)

- [Çocuğun kılıcını göstererek] Fark ettin mi bebeğim? (Tilki)

-Fark ettim. Efsanevi bir silah fakat yanlış giden bir şeyler var. (Krygen)

-Efsanevi fakat lanetli. Kim efsanevi bir silahı lanetler ki? (Tilki)

-Hangi silah bu? Karen’in Dans Eden Kılıcı mı? (Krygen)

-Bilmiyorum. Karen’in kılıcı tasvire göre düz bir şövalye kılıcı olmalıydı. (Tilki)

-Silahlardan anlayan sensin. Bulsana şunu. Sylvester’in Claymore’u mu acaba? (Krygen)

-Buldum! Salamander’in Alev Bükeni! (Tilki)

-Nereden anladın? (Krygen)

-Kılıcın tasarımına baksana. Sanki alevler dans ediyorken metale dökülmüşler gibi. (Tilki)

-Haklısın. Gardımızı düşürmeyelim efsanevi bir silaha sahip çocuktan bize zarar gelebilir. (Krygen)

-Bu çocuk silahın gücünü keşfedememiş henüz. (Tilki)

-Nereden biliyorsun? (Krygen)

-Hatırlıyorsan bu yayı ilk bulduğumuzda daha küçük ve daha az parlaktı. Gücünü açabildikten sonra yay devasa bir boyuta ulaştı ve şimdi sürekli parlıyor. Üstelik kırmızılığı da çok arttı. Yani silahlar gücünü açığa çıkarttıktan sonra deforme oluyorlar. Bu çocuğun kılıcı henüz uyanmamış. Benim gibi bir silah ustası yanılmaz! (Tilki)

-Güzel. Şu veledi iyileştirsek iyi olacak. Geriye kaç tane efsane silah kaldı biliyor musun? (Krygen)

-11 olmalı. 13 tane efsanevi silah var ve 13 silah da zamanında 13 koruyucunun kullandığı silahlar. Onların isimleriyle anılıyorlar. Fakat hepsini bilmiyoruz. Kâğıda bakayım bekle. (Tilki)

-Bekliyorum. (Krygen)

-Bu kılıçla birlikte toplam 4 silahın kimde olduğunu biliyoruz. 3 Silahın ismini hiç bilmiyoruz bile. (Tilki)

-Versene şu listeyi! (Krygen)

 

İsim                                                     Silahın bilinen sahibi                      Güç sıralaması

1 Cyrus’un Deri Eldiveni                  K’OZ                                                   SS++

2 Flora’nın Yaban Yayı                     ?                                                         SS+

3 Karen’in Dans Eden Kılıcı             ?                                                         SS+

4 Christian’ın Kalkanı                      ?                                                         SS

5 Kara Büyücü’nün Büyü Küresi   Mihawk                                             S++

6 Sylvester’in Claymore’u         ?                                                              S+

7 Noah’ın Asası                               ?                                                          S+

8 ?                                                     ?                                                           S+

9 ?                                                     ?                                                          S

10 Siyah Katana                            Onx                                                     S

11 Tanrısal Kırmızı Yay               Tilki                                                    S

12 Salamander’in Alev Kılıcı      Rein                                                   A++

13?                                           ?                                                         A+

 

[A+ üstü eşyalar efsanevi sayılır. Eşyalar sonradan Efsanevi yapılabilir fakat bir uyanış büyüsüne sahip olamazlar.]

 

-Kılıcını alalım. (Krygen)

-Alamayız. Kılıç çocuğa bağlanmış. (Tilki)

-Öldürüp alalım o zaman. (Krygen)

-Öldürürsek kılıç eski yerine ışınlanır. Bu bir kutsal emanet silahı. Güç sıralamasında 12. sırada olsa da bir kutsal bölgeden elde edildiği için sahibi ölürse yerine geri döner. (Tilki)

-Doğru ya. Kutsal bölgeler sadece büyü değil aynı zaman da silah da verebiliyorlardı. Neyse iyileştir o zaman bize katılması için ikna ederiz. Kim daha iyi bir dünya istemez ki? (Krygen)

-Tamam denerim. (Tilki)

 

 

Rein gözlerini yavaşça açtı. Karşısında, sırtında devasa bir yay bulunan kızıl saçlı bir kadın vardı. Kafasını hafifçe sola çevirince uzun saçlı pelerinli bir adamın ayakta ona baktığını gördü.

 

-Neredeyim ben? Bizimkiler kaçabildi mi? Ayame ve Sentinel nerede? (Rein)

-Seni suyun üzerinde bulduk. Baygın bir şekilde yatıyordun. (Krygen)

-Ve seni iyileştirip kurtardık. (Tilki)

-Teşekkür ederim. Neredeyiz peki? Siz kimsiniz ve ne istiyorsunuz? (Rein)

-Kara büyücü topraklarında bir mağaradayız. Ben Tilki, eşime amacına ulaşmasında yardımcı oluyorum.  (Tilki)

-Ben de Krygen. Hiç kimsenin üzülmediği bir dünya yaratacağım! (Krygen)

 

Rein şok oldu. Adamın gözlerine şaşkın bir şekilde bakmaya başladı. Krygen kararlı gözlerle çocuğa bakıyordu.

-Buna inanıyor musun? (Rein)

-İnanıyorum. (Krygen)

-Bunu yapabilecek kadar güçlü değilsin. Ben de öyle. (Rein)

-Bizimle gel çocuk! Birlikte bu dünyayı yaşanacak bir yer yapalım. Sen de bize katılırsan yapabiliriz! (Krygen)

-Nasıl? Senin gücün ne ki? Ben sadece sıradan bir ateş büyücüsüyüm. (Rein)

-Ben, Anti Büyüyü yaratan ejderhanın soyundan geliyorum. Benim atam Draco Novarum Praebituram! Yani DNP*!  (Krygen)

-DNP, doğru kullanıldığında çok faydalı olan fakat yanlış kullanıldığında seni hemen öldürebilecek olan bir güce sahip (*3) (Tilki)

-Peki ne veriyor sana bu ejderha? Ne gücü veriyor? (Rein)

-Belirli bir bölgedeki tüm büyü gücünü ortadan kaldırma gücü veriyor. (Krygen)

-Nasıl yani. Şu an bu mağarada bir sürü büyücü olsa hepsinin büyüsünü kaldırabilir misin? (Rein)

-Evet kaldırabilirim. (Krygen)

-Peki neden beni istiyorsun? Çok güçlüsün. Hem benim gücüm sana yararlı olmaz ki nasıl olsa büyüleri kaldırınca ben de kullanamayacağım. (Rein)

-Büyüleri her zaman kaldıramam. Çok zor durumlarda müdahale edeceğim sen güçlü bir çocuksun buna inanıyorum! (Krygen)

-Değilim! (Rein)

-Olacaksın! Elinde efsanevi bir silah var. (Tilki)

 

 

 ....

 

 

 

[Ayrıldıktan iki ay sonra]

 

Kadın yaklaşık iki aydır bu mağarada yaşıyordu ve artık gücü kalmamıştı. Mağaranın içerisinde sırtı duvara dayalı bir şekilde duruyordu. Nefes nefeseydi. Sağ omzundaki oku çıkartarak yarasına önceden hazırladığı karışımı sürdü. Etrafta şifalı bitkilerden bolca bulunması dayanmasını sağlamıştı. Kadının zarif ve asil zırhı paramparça olmuştu ve artık tamir edilemeyeceği çok belliydi.

“Biraz daha dayanırsam uyanacaktır.” diyerek ayağa kalktı ve mağaranın girişine yöneldi. Kendisini gizleyecek şekilde dışarıya baktı. Mağara, büyük otlarla ve çiçeklerle kaplı bir bahçeden geçilerek tırmanılan kayaların üstünde bulunuyordu. Güneş tepedeydi ve etrafı yakıyordu. Birkaç gezginin daha mağaraya doğru geldiğini gördü fakat gezginler çok uzakta olduklarından dolayı şu an için sıkıntı yoktu. Kalktı ve mağaranın içine girerek daha önce topladığı büyük yapraklarla ve otlarla adamın üzerine örterek adamı sakladı. “Sürekli geliyorlar artık gücüm kalmadı. “Dedi ve hayıflanarak kılıcını çekti. Mağaranın girişine gidip gizlice izlemeye ve beklemeye başladı.

 

Üç gezgin mağaranın kapısına geldikleri sırada Abella, kılıcıyla çok hızlı bir hamle yaparak gezginlerden birisinin karnını yardı. Üç gezginde de pelerin vardı ve kapüşonlarından dolayı yüzleri gözükmüyordu. Kılıcını hemen çekti ve diğer gezgine salladı. Çıkan sesten gezginlerin erkek olduklarını anlamıştı. İkinci gezgin geriye doğru çekildi ve üçüncüsü de sırtından uzun bir sopa çıkararak Abella ‘ya doğru hamle yaptı. Sopayı, sanki kılıçmış gibi kullanarak kadının karnına saplamaya çalıştı. Abella yana kaydı ve sopa karnına teğet geçti. Kılıcını kaldırıp 45 derece eğimle yukarıdan aşağıya doğru indirdi ve gezginin boynuna saplayıp çıkardı. İkinci gezgin bir kitap çıkartmış birkaç kelime okuyordu. İki gezginin cansız bedenleri yere yığıldı.

 

Elinde kitap olan gezgin diğerlerinden daha farklı bir havaya sahipti. Abella bunu en baştan fark etmişti fakat pek takmadan saldırmıştı. Kitaptan birkaç mavi ışık çıktı ve Abella’nın karnından geçip gitti. Abella kafasını öne eğip karnına bakmak yerine ileri koştu ve kılıcını düz bir hat boyunca tutarak saplamaya çalıştı. Gözleri karardı ve gücü bitti. Kılıç elinden kaydı ve yere düştü ardından Abella da kılıcının yanına yığıldı.

 

Adam kapüşonunu çıkardı. Kırışık yüzünde mavi dövmeler olan 50li yaşlarda bir adamdı. Abella, onun diğer gezginlerden daha kıdemli olduğunu anladı. Daha önce gelen adamlar güçsüzlerdi fakat bu adam daha en başta farklılığını belli ediyordu. Abella, gelen adamları “Gezgin” diye adlandırıyordu çünkü onların kim olduklarını bilmiyordu. Adamın kırışık yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi ve gözleri parladı. “Ne koruyorsun bakalım? “Dedi ve gülerek mağaraya girdi.

 

Abella sürünerek adamı takip etmeye başladı. Karnına baktığında zırhında üç adet delik olduğunu gördü. Etraf kan revan olmuştu. Adam mağaraya girip sağa sola bakındı ve en son yaprakları kaldırdı. Jack’in cansız vücudunu gördü. Normalde bir insanın ölmesinin üzerinden iki ay gibi bir süre geçseydi ceset inanılmaz iğrenç bir halde olurdu fakat Jack’in Kurashi ’sinden gelen çok hafif koruyucu bir büyüsü vardı ve bedenin çürümesini engelliyordu. Adam Jack’e bakınca güldü ve “Bir ölüyü niye koruyorsun ki? Onu çok seviyorsan yanına gitmelisin. Yani öbür tarafa.” dedi. Arkasını döndü ve yerdeki Abella ’ya baktı. Kadın acınası haldeydi. Büyü kitabını açıp kadını öldürecek birkaç ışın daha gönderecekken adamın altında kalmış kılıcı fark etti. Kılıcı tutup çekince üzerindeki ejder sembolünü gördü.

 

Elini uzatıp adamın vücudunu yokladı. Bir şeyler arıyormuş gibiydi ve biraz uğraştıktan sonra emin olarak kafasını bir şeyi onaylıyormuş gibi salladı. Abella hala yerdeydi.  Adam bu sefer haykırarak gülmeye başladı. “Bir ejder taşıyıcısının bu halde olması ne kadar üzücü. Tabi artık ikinizi de tekrar tekrar öldürmem gerekecek yoksa bir ejderha tarafından öldürülebilirim Ahahaha” dedi ve büyülü birkaç kelime söylemeye başladı. Abella çaresiz bir şekilde sürünerek getirdiği kılıca uzandı. Kitaptan birkaç ışın daha çıktı ve Abella’nın zırhını delip geçti. Işınların verdiği hasar duvarda oluşan izlere bakılarak bile anlaşılabilirdi. Kadın çaresizce sırt üstü yattı ve kılıcını tutmaya devam etmeye çalıştı. “Ölmemeliyim, ölmemeliyim Jack.” dedi.

 

Adam tekrar büyülü sözlerini söylemeye başladı. Abella son gücüyle ayağa fırladı ve kılıcını adamın yüzüne fırlattı. Adam kenara kaydı ve kılıç kafasının yanından ıslık çalarak geçti. Kadının gözlerinden yaşlar akıyordu. Vücudu bitmiş bir haldeydi fakat hırsıyla ayakta duruyordu. Adam kitaptan bir sayfa kopardı ve buruşturup yere bıraktı. Etrafında mavi bir duvar oluştu. Kadının elinde ışıktan uzun ince bir kılıç oluştu. Gözlerinden beyaz ışıklar çıkmaya başladı ve ileriye doğru atladı. Bir anlığına ortadan kayboldu ve adamın etrafındaki büyülü duvara kılıcıyla yatay bir şekilde vurdu. Duvar paramparça olarak dağıldı ve ortadan kayboldu. Adam bu sefer büyülü sözler söylemedi. Kitabından üç adet mavi ışın çıktı ve kadına doğru yöneldi. Kadın tekrar ortadan kayboldu ve ileriye sıçrayarak kılıcını adamın karnına sapladı. Adamın bedeni ve arkasındaki duvar paramparça oldu. Mağaranın duvarı aldığı zarardan dolayı yıkıldı ve mağaranın yarısını taş altında bıraktı. Kılıcıyla o kadar hızlı saldırmıştı ki saldırısı adamı delip arkasındaki duvara da ciddi bir zarar vermişti. Abella bile saldırıdan etkilenmişti ve başı dönmüştü. Vücudu o kadar hızlı bir darbeyi kaldıramamıştı. Etraf, adamın parçalanan bedeninden saçılanlarla kirlenmişti ve mağara kan ve kemikle dolu bir hale gelmişti. Abella’nın elindeki ışıktan kılıç kayboldu, gözlerindeki ışık da sönmüştü. Sendeleyerek Jack’in yanına gitti ve Jack’in kılıcını Jack’in sırtının altına saklayarak adamın üzerine yattı. Amacı, adamın da öldüğünü düşündürtmekti.

“Umarım anlamazlar.” dedi ve Jack’e sarıldı. Gözyaşları adamın göğsüne damlamıştı. Yaşlı Adam’ın dediği süre dolmuştu fakat Jack hala uyanmamıştı. Jack uyansaydı bunların hiç birisi olmazdı diye düşündü. Abella, nasıl o büyüyü yaptığını da anlamamıştı fakat gezgini öldürdüğü için mutluydu. Belki de Jack’i korumanın en iyi yolu mağaradaki herkesin ölmüş olmasıydı. Böylece hiç bakmadan gidebilirlerdi.

 

“Seni seviyorum Jack. Umarım bunu duyuyorsundur.”

 

 

*

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*1 = Soluk almanın durmasıyla birlikte, vücut kasları da oksijensiz solunuma geçiyorlar ve laktik asit oluşturuyorlar. Canlılık süresince, zaman zaman hem oksijenli hem de oksijensiz solunum yapabilen kaslarımızda, oluşan laktik asit, daha sonra fazladan oksijen alımı sayesinde yok edilebiliyor. Ancak, solunum durduktan sonra vücudun böyle bir şansı bulunmuyor ve laktik asit birikimi sonucunda gerçekleşen bir dizi karmaşık tepkimeyle birlikte kaslarda Aktin ve miyozin birleşimiyle ölüm katılığı olarak bilinen sertleşme görülüyor. Dekompozisyona, yani organların bozulmaya başlamasına dek de bu sertlik devam ediyor. Örnek olarak Çanakkale’de şehit olan askerlerin silahlarını sıkıca tutması. Kasları sertleştiği için öldükten sonra o şekilde kalmışlar.

 

*2= Öldükten sonra vücut belirli tepkiler veriyor. Öldükten 2-3 gün sonra karın bölgesinin sağ yanında/altında yeşillenme başlıyor. Adam, çocuğun vücudunun verdiği tepkilere bakarak ne zaman öldüğünü kestirmeye çalışmış.

 

*3= Burada aslında bir ironi var. DNP ejderin isminin kısaltması fakat aynı zamanda Dinitrophenol ‘un da kısaltması. DNP, 1930larda tarım ilacı olarak piyasaya sürülmüş sonra ise zayıflama amacıyla kullanılmış aşırı tehlikeli bir ilaç. Şöyle anlatayım mesela bir gram yağı yakarken ortaya belirli bir enerji açığa çıkar. DNP yi kullandığınızda yemek yiyip besin alsanız bile vücudunuz o besinleri O2’li solunumla yakarken herhangi bir enerji açığa çıkmaz. Böylelikle enerjisiz kalan vücudunuz yağlara saldırarak oturduğunuz yerden kilo vermenizi sağlar. Profesyoneller bile ölürken amatörlerin uzak durması gerekir. Şiddetle tavsiye etmiyorum xD

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr