Korku dağları bekler. #Atasözü

Rein - Bölüm 26: Ayrılık [Sezon Finali]


 

-Bu kadar kolay mıydı mühre ulaşmak ? (Rein)

-Normalde mühre ulaşmayı zorlaştıran şey piramidin içindeki yoldur. Kapgan bize harita çizdiği için sıkıntı olmadı. (Yaşlı adam)

-Diğerleri de bir harita çizemezler miydi ? EP falan. (Rein)

-Onların da bir haritası olduğuna eminim ama neden gelmediklerini bilmiyorum. Belki başka bir yerden başka birisini getireceklerdi. (Yaşlı adam)

-Peki ya Vampir neden orada ? (Sentinel)

-Vampir muhtemelen orada kaybolmuş olan yerli bir su büyücüsüdür. Ölmemek için lanet kullanarak kendisini kan büyücüsü yapmış olabilir. Çok karşılaşmasak da piramidin içi cesetlerle doludur. Binlerce insan cesedi var ve bu insanların toprağa karışmış kanları var. Bir vampir için uzun süre yaşamasını sağlayacak besini temin edebilecek bir yer. (Yaşlı adam)

-Tabi bunlar sadece varsayım. Vampirin yapabileceği en mantıklı hareketin bu olduğunu düşünerek konuşuyoruz. Başka olaylar da olabilir. (Bertuğ)

-Evet . Piramitte fazla durmadan gitsek iyi olur. Bertuğ , Jack’i sırtla koşacağız. (Yaşlı adam)

 

 

Yaşlı adam koşacağız dedikten sonra kendisine çevrilen meraklı bakışları aldırmadan merdivenlere karşı tempolu bir şekilde koşmaya başladı. Ekipteki herkes peşinden koşarak geliyordu. Bertuğ’un sırtında yaklaşık 100 kiloluk Jack’i taşırken herkesten daha hızlı koşuyor olması da gözlerden kaçmıyordu.

 

Merdivenlerden aşağıya indikten sonra yaşlı adam asasını yere attı. Asası bir kurda dönüştü ve yaşlı adam Rein’i kurdun sırtına bindirerek devam etti. Koridor dar olduğu için büyük bir binek yapamazdı.  Rein topallayarak koşuyordu ve çocuğu fazla zorlamak istemiyordu. Hızla koridordan çıktılar ve daha büyük olan düzlüğe tekrar geldiler. Cesetlerden geriye sadece kemikler kalmıştı. Tavanda sallanan vampiri gördü Bertuğ.

 

“Rövanş istiyorum okçu ! “

 

Vampir hızla ortadan kayboldu. Bertuğ , tek gözlü olmasının dezavantajını yaşıyordu ve sol tarafını görmüyordu. Jack’in bedenini ayaklarının ucuna bıraktı. Bir çıt sesi duydu ve kafasını sola çevirdi. Sol duvardan bir gölge geçti ve kayboldu. Düzlüğün geniş olması Bertuğ’un bakması gereken yer miktarını arttırıyordu. Yayını gerdi ve hazır bir şekilde beklemeye başladı. Ekiptekiler de sağa sola bakınıyorlardı.

 

Karanlıktan çok hafif bir ses geldi. Yaşlı adam ve Bertuğ dışında kimse duymamıştı sesi. Bertuğ oku fırlattı . Ok duvara çarparak tok bir ses çıkarttı. Yaşlı adam bir anda çok kuvvetli bir rüzgar estirdi. Bertuğ’un arkasında belirmiş olan vampir rüzgarın etkisiyle geriye uçtu. Ayame , Abella , Sentinel ve Rein de geriye doğru uçmuşlardı. Bertuğ tekrar yayını gerdi ve vampire bir ok daha fırlattı.

 

“Teke tek olacak demiştik okçu!”

 

Vampir sağ omzundan yaralanmıştı ve tekrar karanlıkta kayboldu. İnferno gülümseyerek konuştu.

 

“Madem teke tek yapmıyorsunuz. Ben de yardım edeyim. “

 

İnferno meşalelerdeki alevleri canlandırdı. Alevler o kadar yükselmişti ki meşalelerin sapları bile yanacaktı. Görüşü artan Yaşlı adam önce kurdunu tekrar asaya çevirdi sonra ise tek yöne doğru rüzgar estirerek tüm nesneleri duvara doğru getirmeye başladı. Ekiptekiler , etraftaki böcekler , tozlar ve vampir. Her şey sağ duvara yapışmıştı kuvvetli rüzgarın etkisiyle. Bertuğ sağ duvara yapışınca yayını güçlükle gerdi ve vampirden biraz uzağa doğru nişan aldı. Kimse duvardan ayrılmasın diye yaşlı adam kuvvetli rüzgar estirmeye devam ediyordu. Böceklerle yan yana durmak zorunda kalan Ayame’nin çığlıkları yüzünden Bertuğ konsantre olmakta zorlanıyordu. Normalde vampire nişan alması gerekirken biraz uzağına nişan almış olması , rüzgardan dolayı okun sağa gideceğini bildiği içindi. Oku fırlatınca tahmin ettiği gibi oldu ve ok normal rotasından 45 derece saparak vampirin karnına saplandı. Yaşlı adam rüzgarları kesti.


İçeride çok toz kalkmıştı ve herkes öksürüyordu. Vampir karnındaki ok yüzünden nefes nefeseydi. Okun ucunda beyaz ejder dişinden parçalar olduğunu vampirin karnından çıkan beyaz dumanlardan anladı Rein. Bertuğ ayağa kalktı ve hiçbir şey olmamış gibi devam etti. Yaşlı adam Rein’i tekrar kurda bindirdi ve “Gel” işareti yaptı ekiptekilere. Bertuğ , Jack’i sırtına aldı. Herkes ayağa kalktı ve koşmaya başladılar tekrardan.

 

Nefes nefeseyken konuşuyorlardı.

 

-Feronia’nın gücü zor durumda kaldığın zaman uyanır Bertuğ . İstersen gücü erken uyandırmak için seni zor durumda bırakabiliriz. (İnferno)

-Çabuk olun ! (Yaşlı adam)

-NEDEN BU KADAR ACELE EDİYORUZ ? (Ayame)

-Herkes dışarıda toplanmadan çıkalım. Gücü alabildik sonunda. (İnferno)

-Madem hızlı olmamız lazımdı neden yukarı çıkarken koşmadık ? (Rein)

-Yukarı çıkarken koşsaydık güçsüz düşerdik. Piramidin içindeki tehlikeleri bilmediğimiz için her zaman dinç olmamız gerekli. (Sentinel)

-Şimdi koşarsak dışarıda dinç olmayacağız ama ! (Abella)

-Eğer yeteri kadar hızlı olursak dinç olmamıza gerek kalmaz. (Bertuğ)

 

Ekiptekiler hızla dışarıya doğru ilerliyorlardı. Rein kurdun üstünde olduğu  için yorulmuyordu. Bertuğ ise Jack’i taşıdığı için yorulmaya başlamıştı. Uzun süredir yemek yememiş olmaları da onları geriye çekiyordu. Üstelik ekibin en güçlü üyesi Jack şuan işe yaramaz haldeydi. Birkaç dakika daha koştuktan sonra kapıdan dışarıya çıkabildiler.  Dışarıda yaşlı adamın peşinden koşarlarken konuşmaya devam ediyorlardı.

 

-Oh be güneş ışığını özlemişim. (Ayame)

-Ben de ! (Abella)

-Etrafta kimse yok gibi gözüküyor ! (Sentinel)

-Koştuğumuz iyi olmuş. Kimse gelmeden çıkalım. (Rein)

-Peki neden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen kimse gelmedi ? (Ayame)

-Tapınağın derinlerinde zaman farklı akıyor sanırım. Sen de fark ettin mi Bertuğ ? (İnferno)

-Mühür odasında ve alt katındaki düzlükte zaman farklı. Diğer yerlerde normal olmalı. Üst katta kötü hissetmemin sebebi zamanın akış hızıymış. (Bertuğ)

-Nasıl yani ? Böyle bir şey mümkün mü ?  (Rein)

-Jack’in ejder olduğunu gördük. Tapınağın ejder saldırısına dayandığını gördük. Kapgan’ı gördük. Bir sürü farklı şey gördükten sonra hala böyle sorular sorabiliyor musun ? Niye mümkün olmasın ! Saçma sapan sorular sorarak enerjinizi harcamak yerine koşmaya devam edin ! (Sentinel)

-Ejderlerin savaşından sonra ormanın bu kısımlarının yanması iyi oldu. Görüşümüz açıldı. (Bertuğ)

-Sentinel sen çok olmaya başladın HA ! (Ayame)

-Yalnız kıtanın içine etmişler. Deprem olmuş sanırım yer farklı yüksekliklere sahip . (Abella)

-Olabilir. (İnferno)

-Nereye gidiyoruz ? (Ayame)

-Lord Roka’nın kampına . (Yaşlı adam )

-HEY NEDEN ?  (Rein)

-Bizi orada aramayacaklar. Yüzümüzü hemen hemen hiç kimse bilmiyor. Biraz da kılık değiştirip ayrılırız. (Yaşlı adam)

-Nasıl ayrılacağız peki ?  (Ayame)

-Bir gemiye tayfa olarak katılıp gidebiliriz. Bunu oraya gidince düşüneceğiz.

 

...

 

 

 

 

 

 

Rein kafasını kaldırıp devasa büyüklükteki taşların üst üste konulmasıyla yapılmış surlara baktı. Öğle saatleriydi ve güneş gözünü alıyordu. Kafasını sağa ve sola çevirdiğinde surların devamını göremedi. Şehrin etrafı devasa surlarla çevriliydi ve kapısı tamamen açıktı. Kıtanın altındaki Kral’ın ülkesinin bayrağı düştüğü için artık şehir kapıları gündüzleri açık bırakılıyordu.

 

Arkasında devasa ağaçlar vardı ve karşısında devasa surlar. Rein biraz huzursuz oldu ve şehre girme isteği artmaya başladı. Ağaçların arasında bir patika çıkıyordu ve şehrin kapısına gidiyordu. Şehrin kapısından çıkan asıl yol kıtanın sağ kısmına doğru uzanıyordu ve üç-dört at arabasının yan yana geçebileceği genişlikteydi. Yolun yanlarında üçer adet tahta kulübe vardı. Kulübeler nöbetçilerin oturduğu yerlerdi ve kulübenin içinde bir dışında bir nöbetçi olacak şekilde ayarlanmış bir sistem işliyordu.

 

Nöbetçiler arabaları ve araba sahiplerinin üstlerini kontrol ederek ana yoldan geçmelerine izin veriyorlardı. Nöbetçiler ; herhangi bir uyuşturucu türevi , lanetli büyü küreleri-taşları , Roka’nın izni olmadan getirilmeye çalışan tarihi eserler ve antikalar , tanımlanmamış hayvanlar veya kötü hastalık geçiren insanların girmesini engelleme amacıyla duruyorlardı. Silah ve benzeri aletlere izin vardı çünkü yaşadıkları dünyada silahlı insan sayısı oldukça fazlaydı ve insanların silah taşıması EP kanunlarına göre serbestti.

 

Kulübedeki nöbetçilerin ellerinde büyük dosyalar vardı. Dosyaların içinde bazı insanların önceden çizilmiş resimleri vardı ve bu resimler EP’ye bağlı tüm birlikler tarafından düşman sayılıyordu. İçerisinde hırsızlar , katiller ,kara büyücüler , uyuşturucu satıcıları gibi insanların resimlerinin olduğu bu dosyalar , birisinden şüphelenilerek açılır ve karşısındaki tip orada mı diye aranırdı.

 

Rein surların tepesine baktığında belirli aralıklarla dizilmiş okçuları gördü. Okçuları seçmesi uzun sürdü çünkü surların rengine uygun kıyafetler giymişlerdi ve duruşları surlarla bir bütün olacak şekildeydi. Yayları da surlarla aynı renge boyalıydı. Üstelik güneş , gözünü aldığı için onları görmesi daha da zorlaşıyordu. Rein , ekiptekilerin de etrafı incelediğini fark etti. Patikanın biraz yanında durmuş sağa sola bakıyordu herkes.

-Daha fazla dikkat çekmeden şehre girsek iyi olacak. (Yaşlı adam)

-Gidelim ! (İnferno)

-Bertuğ eğer yorulduysan Jack’e ben bakabilirim. (Abella)

-Sen niye bakıyormuşsun? Ben bakacağım , Jack benim çocukluk arkadaşım. (Ayame)

-Jack senin gibi dümdüz bir kızı ne yapsın ? Hem kendin diyorsun arkadaşım diye. Ben bakarım Jack’e. (Abella)

-Gerek yok ben taşımaya devam edeceğim. (Bertuğ)

-Usta ! (Sentinel)

-(Arkasını dönerek) Efendim ? (Bertuğ)

-Jack’i biz taşıyalım. Sen daha fazla yorulma. (Sentinel)

-Gerek yok evlat. Sadece uyumlu olun, bu bizim için yeterli. (Bertuğ)

-Hadi gidiyoruz. (Yaşlı adam)

 

Ekipteki herkes yaşlı adamla birlikte yürümeye başladı. Şehrin kapısına yaklaştıkça şehrin güzelliği daha da artıyordu Rein için. O kadar büyüktü ki ! Binalar çok uzun ve görkemli olmamalarına rağmen çok güzel ve uyumlu duruyorlardı. Evlerin belirli bir kültürden esinlenildiği belliydi. Tüm evler benzer tonlardaki mavi renklerle boyalıydı- genelde açık mavi- . Betondan yapılmışlardı fakat camları tahtadandı. Bazı yerlerinde tahtalardan süsler vardı.

Şehrin içindeki taş yollar ve kaldırımlar çok güzeldi. Her yerde büyülü sokak lambaları vardı. Rein , lambaların gece her yeri aydınlatacağından emindi. İnsanlar mutlulardı ve eğleniyorlardı. Şehirde güzel bir hava vardı. Yöneticilerin kararları başka insanlara acı çektirse bile kendi topraklarındaki insanları mutlu edecek düzeydeydi. Başkalarının malzemelerini sömürerek kendi halkını bolluk içinde yaşatıyorlardı.

 

-Ayrılsak iyi olur. Fazla dikkat çekiyoruz. (Bertuğ)

-Bertuğ , Jack’i sen taşımaya devam et. (Yaşlı adam)

-Ben Bertuğ’la gideceğim ! (Abella)

-Ben de onunla gitmek istiyorum ! (Ayame)

-Bertuğ , Sentinel , Jack. / İnferno Rein Abella / Ben ve Ayame . Bu şekilde dağılalım. Gemi işini halledeceğim geceye doğru limana gelin. (Yaşlı adam)

-Tamamdır ! (Sentinel)

 

 

[Bertuğ , Jack , Sentinel – Limana Doğru ]

 

-Akşama kadar vaktimiz var. Sana deniz savaşıyla ilgili bilgiler vereceğim. Limana gidelim. (Bertuğ)

-Tamam usta ! (Sentinel)

 

Bertuğ Jack’i sırtında taşıyordu ve birlikte limana gittiler. Bertuğ’un Jack’i sırtında taşıması dikkat çekiyordu fakat Roka’nın şehri özgür bir şehirdi ve kimse kimseye kolay kolay hesap sormazdı. Gemilerin yanına yaklaştılar ve Bertuğ gemileri göstererek anlatmaya başladı.

 

-Ufaktan başlayalım.  Boy-en oranı düşük rüzgar ile hareket eden yani yelkenli olan gemiler ticaret amaçlı , boyu enine göre çok uzun ve kürekler ile yani kas gücüyle hareket eden gemiler ise savaş amaçlı kullanılır.  Fakat son zamanlarda özellikle EP’nin deniz gücü lordu Lord Fin’in etkisiyle yeni gemiler türemeye başladı. Şurada gördüğün gemi bir kalyon mesela. Aslında ticaret gemilerini korumak için yapılmış bir gemi türü …

-Anladım. (Sentinel)

-Yakın dövüş için buradan askerler şu şekilde …

 

 

 

[Yaşlı adam ve Ayame – Büyülü Parşömen Dükkanı ]

 

Yaşlı adam Ayame’yle birlikte parşömen dükkanına girmişti yaklaşık yarım saat önce. Kesesindeki altınları çıkartıp satıcıya verdi ve söylediği parşömenlerin doğruluğunu kontrol etmeye başladı.

 

-Dediğiniz gibi efendim . Bir adet gizlenme , bir adet büyük iyileştirme ve son olarak da efsanevi düzeyde bir çağırma parşömeni. Üç tanesi size 10 altın. (Satıcı)

-NE ! 10 altın mı ? Bu bir ev parası ! (Ayame)

-İsterseniz çağırma parşömenini bırakabilirsiniz. Fiyatı 9 altın çünkü. (Satıcı)

-Sıkıntı yok alıyoruz.  İyi günler. (Yaşlı adam)

[Dışarı çıkınca]

-Neden 10 altın verdin ki ? Çok fazla değil mi ? (Ayame)

-Normal fiyatı bu. Para önemsiz ve kolay bulunabilecek bir şey. Bu kadar heyecanlanmana gerek yok . (Yaşlı adam)

-Efsanevi çağırma parşömeni 9 altınmış. 9 altınlık ne var ki o parşömende. Hem dükkanda sadece bir tane vardı. (Ayame)

-Efsanevi parşömenler , efsanevi büyülerin çok çok azını barındırmasına rağmen güçlü olan çok nadir parşömenlerdir. Diğerleri gibi kolay bulunmazlar ve etkileri daha güçlüdür. (Yaşlı adam)

-Peki ne çağırıyor bu parşömen ? (Ayame)

-Büyük bir deniz canavarı. (Yaşlı adam)

-Bize de saldırır mı çağırsak ? (Ayame)

-Saldırabilir.(Yaşlı adam)

-O zaman bu bir kumar ! (Ayame)

-Değil aslında. Kullanmayı bildikten sonra sıkıntı yok. (Yaşlı adam)

-Ne için kullanacağız peki ? (Ayame)

-Onu zaman gösterecek. (Yaşlı adam)

 

 

 

 

[İnferno , Rein , Abella – Kılıç Ustası]

 

Rein’in ve Abella’nın kılıçlarını tamir ettirme amacıyla İnferno , ikisini kılıç ustasına getirmişti. Rein son zamanlarda İnferno’dan öğrendiği yeni stil yüzünden kılıcını fazla kullanmasa da büyüsünü kılıcıyla daha etkin bir şekilde kullanabiliyordu. İnferno , Rein’in bu yatkınlığını daha doğrusu alışkanlığını bildiğin için Rein’i kılıcını kullanması konusunda ikna etmeye çalışmıştı daha önce. Şimdi ise kılıcının aldığı hasarları yaptırarak Rein’i daha da motive edecekti .

 

Abella zaten bir ışık büyücüsüydü ve kılıcını fazlasıyla kullanıyordu. Son zamanlarda Rüzgar ağırlıklı çalışmalar yapmış olsa da ışık büyüsünü de geliştirmişti ve hatırı sayılır bir gücü vardı. Ekiptekilerin hepsi güçlülerdi fakat Yaşlı Adam , Jack , İnferno ve Bertuğ’un daha da güçlü olmuş olması onların gücünü azmış gibi gösteriyordu.  Bertuğ , son idmanlarla takımdakiler tarafından ciddi bir şekilde geçilmişti. Antrenman yapmak için adada bekledikleri sırada Bertuğ , takımda en az gelişme kaydeden kişiydi. Yaşlı adam bile çoğunlukla uyumuş olmasına rağmen Bertuğ’dan fazla güçlenmişti.

 

Kılıçlarda ufak çizikler vardı ve bazı yerleri biraz hırpalanmıştı. Fazla bir maliyeti olmayacağını anlayan İnferno sevinmişti fakat belli etmedi. Rein , kılıç ustasının kılıçları tamir edişini izlerken aklı Bertuğ’un söylediklerine gitmişti . Büyü gücü kısıtlı bir insan olarak ulaşabileceğim maksimum nokta sizinkine oranla düşük. Ölmeden önce yapmak istediğim bir şeyler var fakat fiziksel gücümle daha fazla ilerlemem çok zordu. Tek şansım sahip olduğum tüm fiziksel gücü etkisiz hale getirip büyü gücü elde etmekti. “ Düşünmeye başladı. Bertuğ sahip olduğu çok iyi okçuluğa ve bilgilere rağmen neden her şeyini feda edip büyü gücü elde etmeye çalışıyordu acaba ?

 

-Hey İnferno ! Sana bir şey sorabilir miyim ? (Rein)

-Tabi ki. (İnferno)

-Sence neden Bertuğ sahip olduğu tüm gücü büyü gücü için feda etmeye çalıştı ? (Rein)

-Sebebini açıkladı ya. Daha niye soruyorsun ? (İnferno)

-Her şeyi açıklamadı ama. Mesela ölmeden önce ne yapmak istiyor ? (Abella)

-Evet. Ölmeden önce ne yapmak istiyor ? (Rein)

-Bilmiyorum. Bunu Bertuğ’a sorsanıza. (İnferno)

-Bertuğ bize cevap vermez. (Abella)

-Korkarım ki o zaman öğrenemeyeceksiniz demektir. (İnferno)

-Sahip olduğu her şeyi tehlikeye atacak kadar çok mu istiyor onu ? Ya Feronia onu bağışlamayıp güç vermeseydi ? Ya kör bir şekilde kalsaydı. Daha da güçsüz olacaktı. (Rein)

-Madem güçlü olabilmek için bu kadar büyük bir fedakarlık yapıyor , neden en az ilerlemeyi o kaydetti antrenman yaptığımız beş ay  boyunca ? (Abella)

-Evet. Jack kadar çalışsaydı çok başarılı olabilirdi ! (Rein)

-Olamazdı. Siz , Bertuğ’u kendiniz gibi zannediyorsunuz. (İnferno)

-Bizim gibi değil mi zaten ? Onun büyüsü büyüleri yok eden bir büyü değil mi ? Sonuçta bir büyüsü var bizim gibi. (Abella)

-Anti büyü yetenek istemez. Sadece çok fazla çalışmalısınız. Bertuğ’un sahip olduğu anti büyü sadece oklarında kullanması için. Zaten normal bir insan olarak ulaşabileceği en yüksek seviye bu. (İnferno)

-Nasıl yani ? Doğuştan gelen bir büyü gücü yok mu demeye çalışıyorsun ? (Rein)

-Yok. (İnferno)

-Hani tüm insanların büyü gücü vardı ? (Abella)

-Var ama çok az miktarlarda. Ona da Aura diyoruz. Kendinizi düşünün. Büyünüzü kullanamadan önce büyü gücünüz yok muydu ? Vardı ama kullanamıyordunuz sonra büyü gücünüzü açığa çıkarttınız. Açığa çıkartabileceğiniz bir miktar gücünüz vardı. Bertuğ’da ise açığa çıkarabileceği bir büyü gücü yok. (İnferno)

-Büyüsüz olmuyor mu yani ? Büyü olması şart mı ? (Rein)

-Senin büyünle yenemediğin adamları o adam büyüsüz yendi Rein . Güçlüsünüz fakat kendinizi büyük görme eğilimindesiniz . (İnferno)

-Öyle bir şey yok ! (Abella)

-O zaman neden bu kadar dikkatsizsiniz ? Çok mu güçlüsünüz ? Yaptığınız hatalar başka birisinin canını kaybetmesine sebep olabilir. Özellikle Jack işe yaramaz bir haldeyken. Demirci de bu yüzden ölmedi mi zaten ? (İnferno)

-Bunun konumuzla bir alakası yok. Haklısın İnferno fakat bizi fırçalamak yerine aydınlatsan daha iyi olur. Dikkatli olacağımıza dair söz veriyorum. (Abella)

-Ben de söz veriyorum. Bizden sürekli bir şeyler saklıyorsunuz. O kadar zamandır birlikteyiz hala daha birkaç kelimeyi satmayacağımıza inanmadınız mı ? Bize güvenemediniz mi ? (Rein)

-Size güvenmediysek bunun suçlusu sizsiniz. Uyumlu değilsiniz ve sürekli konuşup duruyorsunuz. Beş aylık antrenmandan önce de hiç emek göstermiyormuşsunuz duyduğuma göre. (İnferno)

-Jack’ten duyduysan eğer o demirciyi kaybettiği için bize sinirli. Suçun hepsini bize yıkıyor. Üstelik Ayame’ye vurdu. (Rein)

-Göksakallıdan duydum. Jack suçun hepsini size yıksaydı “ Ben zaten güçlüyüm onlar da güçlenseydi kaybetmezdik.” diyerek daha fazla çalışmazdı. Bu konuda haksızsınız fazla üstelemeyin. (İnferno)

-Peki Bertuğ’un hikayesi ? (Abella)

-Bertuğ’un ailesi iyi büyücülerden oluşmasına rağmen kendisi büyü gücü konusunda fazlasıyla kötü durumda. Bertuğ bildiğiniz gibi Lord K’oz’un olduğu topraklardan geliyor. Oralarda atlı okçuluk , izcilik , gözlemcilik gibi yetenekler oldukça yaygın. Herkes bunları 4-5 yaşından öğrenmeye başlar. Çocuklar 4-5 yaşlarında atların üstlerine binerek onlarla bir bütün olarak yaşamayı öğrenirler. Anti büyü o topraklarda bilinir fakat kimse o büyüyü öğrenmek için emek vermez. Çünkü o büyüde uzmanlaşmak çok çetrefilli bir yola girmek demektir. Bertuğ , herhangi bir gücü olmadığı için sürekli okçuluk , izcilik , gözlemcilik yapmış ve o yeteneklerini çok geliştirmiş. Büyüye sahip insanları yenmek için de anti büyüye çalışmış. (İnferno)

-Madem bu kadar zor bir teknik , Sentinel nasıl bu teknikte 5 ayda iyi bir dereceye geldi. (Abella)

-Gelmedi. Sentinel’in geldiği seviye şuan sadece bir nesneye biraz anti büyü verebilmek. Onu da doğru dürüst yapamıyor zaten. Yapsa da o nesneyi silah olarak kullanması lazım. Koskoca mızrağı Jack’e sapladığında Jack yere bile yığılmadı. Aynı mızrağı Bertuğ saplasaydı Jack kolay kolay yerden kalkamazdı. Bertuğ sadece Sentinel’i motive etmeye çalışıyor . (İnferno)

-Bertuğ tüm bu yetenekleri kaç senede kazanmış ? (Abella)

-25 sene falan olmalı. (İnferno)

-Peki neden güçsüz ? Bu kadar sene çalışmış ? (Rein)

-Güçsüz değil. Sadece o çok fazla güce ihtiyaç duyuyor. (İnferno)

-Ne için ? NE İÇİN İHTİYAÇ DUYUYOR SÖYLESENE ? (Rein)

-Eheheh. O sorunun cevabını Bertuğ’dan alırsınız sadece. (İnferno)

[5 dakika sonra]

-KILIÇLAR HAZIR ! [Demirci]

 

**

 

 

 

[Akşam saatleri , güneş batıyor – Bertuğ , Sentinel , Jack -Limana doğru]

 

Bertuğ’un içini kötü bir his kapladı. Etrafına bakınarak yanındaki Sentinel ile limana doğru daha da hızlı yürümeye başladı. Sırtında Jack vardı ve omuzları biraz ağrıyordu. Limana doğru giderken geçtikleri sokaktaki bir evin arasında pelerinli bir adam gördü ve “ KOŞ ! “ diye bağırdı. Sentinel , Bertuğ’un peşinden koşarak gitmeye başladı. Evin yanındaki pelerinli adam da bir anda fırlayarak peşlerinden harekete geçti. Bertuğ , Jack’in bedenini bir kenara bıraktı ve arkasından koşan adama doğru yayını gererek okunu fırlattı.

 

Sentinel de arkasını döndü ve mızrağı kafasının yanına kaldırarak beklemeye başladı. Adam sol ayağından güç alıp kendisini sağ tarafa iterek yerde yuvarlandı ve hemen ayağa kalkarak koşmaya devam etti. Bertuğ durmadan ok atmaya devam ediyordu. Adam sürekli sağ tarafa doğru gidiyordu ve oklar arkasında kalıyordu. Bertuğ , adamın sol çaprazında kalmıştı. Adam evin duvarına yürüyerek tırmandı ve geriye doğru bir takla atarak birkaç okun daha kendisini ıskalamasını sağladı.

 

Bertuğ , Sentinel’e bir el işareti yaptı. Çocuk , Jack’in bedenini aldı ve zar zor kaldırarak koşmaya başladı. Kabilede büyümüş olması vücudunu çok güçlendirmişti fakat limana kadar koşarsa beline zarar vereceği kesindi. En azından ejder kanına sahip olması iyileşmesini sağlar diye düşündü Bertuğ ve karşısındaki adama baktı. Aralarında 10 metre kadar mesafe vardı.

-Sen kimsin ? (Bertuğ)

-Ben mi ? Ben bu toprakların efendisi Roka’yım. Ne oldu kral tacıyla gelmemi falan mı bekliyordun ? (Roka)

-Roka neden burada peki ? Adamları kalmadı mı yoksa ? (Bertuğ)

-Ejder çocuğu yendiğinize göre benimle karşılaşmayı hak ediyorsunuz demektir . Ama sadece benimle değil hahah . (Roka)

-Çok konuşma da başlayalım . (Bertuğ)

-Erkenden kaybedeyim de bu eziyet bitsin diyorsun yani . Tamam başlayalım . (Roka)

 

 

 

Bertuğ sadağındaki oka elini uzattı. Karşısından bir ışıldama geldi. Adamın pelerinin altından uzun ince ve sarı bir ışığa sahip kılıç çıkmıştı. Süvari birliklerinin liderinden böyle bir hamle bekliyordu zaten Bertuğ . Adam rüzgar gücüyle birlikte kaldırımdan ileriye doğru sıçradı. Sıçramanın etkisiyle kaldırım taşları yamulmuştu. Parlak kılıcıyla çok hızlı bir hamle yaptı fakat Bertuğ hamleyi önceden fark edip sağ tarafa doğru yuvarlanmıştı. Sağa yuvarlanan Bertuğ hızla dizlerinin üstünde doğruldu ve yayını gererek bir ok fırlattı. Ok tam adama çarpacakken kuvvetli bir rüzgar ile yolundan saptı.

 

Bertuğ , Roka ile eşleşmiş olmasının kendisi için dezavantajlı bir durum olduğunu fark etti. Rüzgar kullanarak oklarını ıskalatabilirdi Roka. Bertuğ geriye doğru takla attı ve mesafeyi açtı. Roka koşarak Bertuğ’un üzerine atladı ve kılıcını sapladı. Bertuğ sola kaydığı için kılıç yere saplanmıştı. Kafasını kaldırıp Roka’ya kafa attı. Burnundan kanlar gelmeye başlayan Roka biraz afallamıştı. Bertuğ fırsatı değerlendirip sadağından bir ok aldı ve Roka’nın karnına sapladı. Roka ayağa kalkıp geriye bir takla ve attı sanki vücuduna hiç ok saplanmamış gibi aynen devam ederek kılıcını yere paralel bir şekilde savurdu. Bertuğ biraz geriye kaydı ve kılıç karnına değmeden geçip gitti. Fakat kılıçtan sarı bir çizgi çıktı ve Bertuğ’un karnını kesti. Roka , kılıcıyla değil onun büyüsüyle vurmayı planlamıştı zaten.

 

Bertuğ yaranın etkisiyle biraz geriledi ve karnını tutmaya başladı. Büyülü darbeyi direkt aldığı için yara çok derindi ve Bertuğ bir büyüye sahip olmadığı için kendini toplamakta zorluk çekiyordu. Yayı yere düşmüştü. Roka hızla yerden sıçradı ve kılıcını kaldırarak Bertuğ’u ortadan ikiye bölme amacıyla kılıcını iki eliyle Bertuğ’a doğru indirdi.

 

*

 

 

[İnferno , Rein , Abella , Ayame , Yaşlı adam – Limanda bekliyorlar. ]

 

 

Rein’in ağzından ve burnundan siyah dumanlar yükselmeye başladı. Yaşlı adam birkaç büyülü söz söyleyerek lanetin etkisini bastırdı ve asasını yere attı. Asası Anka Kuşuna dönüştü. Bu yeteneği sürekli kullanamıyordu çünkü ağır bir yetenekti ve uzun süre yorgun kalmasına sebep oluyordu. Karşılarındaki boşlukta siyah bir kapı açıldı ve içinden üç metre boylarında kel bir adam çıktı. Siyah bir kimono giyiyordu. Rein adamı görünce irkildi ve birkaç adım geri attı.

 

-Karşılaşmayalı uzun zaman oldu Bağatur. Bayağı yaşlanmışsın. (Adam)

-Keşiş ! Duydum ki insanları lanetliyormuşsun. O lanet yüzünden sevdiğini kaybettiğin halde neden bu işin içindesin seni aptal ? (Yaşlı adam)

-O , lanet yüzünden ölmedi. Ezikliğimiz yüzünden öldü. Çöp büyüleriniz hiçbir zaman sizi güçlü kılmayacak. İnsanları lanetleyerek onlara güç bahşediyorum fakat beni anlayamıyorlar. Ne kadar aptalsınız ! (Keşiş)

-Niye buradasın ? (Yaşlı adam)

-Sizin cesetlerinizi teslim etmem karşılığında büyülü bir taş alacağım. (Keşiş)

-Kime teslim edeceksin ? Kimin için çalışıyorsun ? (Yaşlı adam)

-Roka’ya teslim edeceğim. Kendim için çalışıyorum. Bir daha hiçbir şeyi kaybetmemek için çalışıyorum. (Keşiş)

-Böyle yaparak sahip olduğun son şeyi kaybediyorsun. O da insanlığın. (Yaşlı adam)

-Fazla konuşma Bağatur. Kelimelerin değil ezik büyün konuşsun ! Başlıyorum. (Keşiş)

 

 

Keşiş kayboldu ve anka kuşunun üstünde ortaya çıkarak kuşa dokundu. Kuş ortadan kayboldu. Yaşlı adam güçlü bir rüzgar estirdi ve “GİDİN !” diye bağırdı. Herkes koşmaya başladı. İnferno gitmeleri gereken gemiyi gösterdi ve geriye dönerek “Ölmemeye çalışın. Sentinel’i görünce yelken açın. Biz idare edeceğiz ! “ dedi ve yaşlı adama yardım etmek için koşmaya başladı. Yaşlı adam , Keşişe karşı çok güçsüzdü çünkü sahip olduğu büyüler saldırı odaklı değildi üstelik yaşından dolayı silah da kullanamazdı. Keşiş düz bir rota boyunca koşmaya başladı. Sağ yumruğunu sıkmıştı. Yaşlı adam rüzgar estirmeye başladı.

 

“Seni buraya gömeceğim Bağatur. Sonra da bebelerini. “

 

Aşırı hızlanmıştı. Yumruğundan siyah alevler çıkıyordu. Sol bacağından kuvvet alarak sıçradı ve sağ elini geriye doğru çekerek yumruk atmaya hazırlandı. Yaşlı adam’ın rüzgarları keşişe işlemiyordu bile. Yumruk , yaşlı adama çarpacakken yerde kırmızı bir çember belirdi ve yaşlı adamla birlikte keşiş havaya sıçrayarak yanmaya başladılar. Yaşlı adam durumu fark etti ve su yeteneğini kullanarak kendisini iyileştirmeye başladı. İkisi aynı anda yere düştüler. Yaşlı adam su büyüsünü kullanarak okyanustan biraz su aldı ve keşişin yanmış vücuduna fırlattı. Keşişin vücuduna şok etkisi yaratmaya çalışıyorlardı.

 

Yaşlı adam su , İnferno ise ateş fırlatmaya devam ediyordu. İnferno ve Yaşlı adam bakıştılar. Yaşlı adam tamam dercesine başını salladı. İnferno avazı çıktığı kadar bağırdı. Sırtından alevden kanatlar çıkmaya başladı. Gözleri kıpkırmızıydı ve elleri alev almıştı. Ellerini ileriye doğru uzattı ve daha önce görülmemiş miktarda alevi keşişin üzerine kustu. Zaten sürekli saldırı altında kalmaktan afallamış adam alevlerin arasında kaybolmuştu. Yaşlı adam , Jack’i çekmeye çalışarak gelen Sentinel’i gördü ve gemiyi işaret etti. Çocuk , diğerlerinin yardımıyla gemiye bindi. Yaşlı adam rüzgarı ve suyu kullanarak gemiyi limandan kaldırdı ve hızlandırdı. Abella , Ayame ,Rein ,Sentinel gemiden bağırıyorlardı fakat yaşlı adam olacakların farkındaydı. İnferno birkaç dakika boyunca durmadan alev kustu ve yaşlı adam da iki dakika boyunca gemiyi götürmek için çaba gösterdi. Geminin yeteri kadar uzağa gittiğinden emin olduktan sonra yüzünde bir gülümseme belirdi.

 

 


İnferno uzun süre boyunca bu kadar güçlü bir büyü yapmış olmanın etkisiyle yorgun düştü ve bayıldı. Keşiş ortalarda gözükmüyordu fakat siyah kılıcı yerdeydi. Alevlerden dolayı kaldırım taşları erimişti , etraf iğrenç kokuyordu ve ısınmıştı. Şehirdekiler yangın var zannedip toplanmışlardı ve askerlerle birlikte su büyücüleri yangını söndürmek için gelmişlerdi. Etrafları sarılıydı. Şehrin farklı bir yerinden de halkın sesi geliyordu.

 

Gökyüzündeki birkaç parça birleşerek bir bedeni tekrar oluşturmaya başladı. Yaşlı adam ümidini kaybetmişti. Keşişin buharlaştığını biliyordu fakat keşiş buharlaşan parçalarını birleştirerek tekrar oluşmuştu. Etraftaki herkes şaşkın bir şekilde izliyordu. Keşiş vücudunu tekrar topladıktan sonra çıplak vücudunu örtmek için belinin altına bir sis uyguladı. Belinin altı gözükmüyordu. Devasa kaslı vücudu etraftakileri hayrete düşürüyordu. Üç metre boyunda ve devasa kasları olan bir insan görmemiş olmaları fazlasıyla normaldi.

 

 

Keşiş yerdeki siyah kılıcı alıp kınından çıkardı. Tek gözü siyahlaştı ve kılıcını hızlı bir şekilde salladı. Etraftaki herkesin vücudu ortadan ikiye ayrıldı ve siyah dumanlar çıkararak yandı. Artık ayakta sadece Keşiş ve Yaşlı adam (Bağatur) vardı.

 

-Her zamanki gibi eziksin Bağatur ! Yok işlevselmiş yok iyileştiriyormuş . Lanetli büyüleri yadırgadınız fakat lanetlilere yeniliyorsunuz. Eskisi gibisin hiç değişmemişsin . Sizin sakinliğiniz ve ezikliğiniz yüzünden sevdiğimiz insanları kaybettik. Bugün bunun hesabını sorma günü ! Veletleri zaten yakalarlar.Önemli olan seni ezmek ! (Keşiş)

-Onları bizim sakinliğimiz değil senin güç hırsın öldürdü Onx ! Sonra dağa çıkıp ağladın ! Lanetli büyülere hiçbir zaman bulaşmayacaktın ! Asıl ezik varsa o da sensin,gözün döndüğü için kendi karını öldürdün ! (Bağatur)

-KES SESİNİ PİÇ KURUSU ! (Onx)

 

Onx(Keşiş) kılıcını kınından tekrar çıkarttı ve yaşlı adamın arkasında belirerek kılıcı karnına sapladı. Yaşlı adam , çocukların gitmiş olmasının verdiği mutluluktan dolayı fazla tepki göstermedi. Zaten keşişe yenileceğini biliyordu ve onu yeteri kadar oyalamıştı.  Keşiş kılıcı çıkarttı ve arkasını dönerek gitmeye başladı.

 

“Cehenneme git Bağatur. Orada seni tekrar s*keceğim ! “

 

 

*

 

Ayame ağlayarak Roka’nın şehre doğru bakıyordu. Şehirden çok uzakta oldukları için neredeyse görünmüyordu . Abella peşlerinden gelen iki gemiyi eliyle göstererek rüzgar büyüsü yapmaları gerektiğini söyledi. Sentinel ve Rein de endişeyle arkalarına bakıyorlardı. Rüzgar büyülerini kullanarak aradaki mesafeyi açmaya çalıştılar fakat başarılı olamadılar. Gemiler çok hızlı geliyorlardı. Rein güvertenin kenarına geçti ve kılıcını sallayarak alevden sütunlar fırlatmaya başladı.

 

Gemilerden birisine sürekli olarak sütun fırlatıyordu. Aynı zamanda Ayame ve Abella rüzgar büyülerini kullanmaya devam ediyorlardı. Gemilerden bir tanesinin üzerindeki koruyucu mühür kırıldı ve alev almaya başladı. Rein gülümseyerek daha da büyük alevler oluşturmaya başladı. Sentinel ise güvertenin altına inmişti ve depodan birkaç parça patlayıcı almaya çalışıyordu. Sentinel geminin gürültüyle sarsılmasından dolayı yere düştü ve hemen ayağa kalkıp güverteye çıktı. Endişeliydi.

 

Karşısında siyah kıyafetli adamlar vardı. Ellerindeki palaları görünce Sentinel bunların korsan olduklarını anladı.  Adamın biri koşarak palasını Sentinel’in kafasına doğru indirdi. Abella arkadan çıkarak kılıcıyla adamın palasını ortadan ikiye ayırdı. Adamlar Rein’i ve Ayame’yi de çevirmişlerdi. Ayame rüzgar estirerek onları uzak tutmaya çalışıyordu. Rein ise etrafı yakarak adamlara zarar vermişti fakat gemi de sıkıntılı bir durumdaydı. Korsan gemilerinin kendi gemilerine çarpması sonucu geminin altında büyük bir delik vardı ve gemi batıyordu. Gemiye mühür yapmadıkları için darbelere karşı savunmasızdı . Şimdi de Rein’in  alevleri yüzünden yelkenlerden birisi tutuşmuştu. Ayame’nin rüzgarı da alevi sıçratıyordu ve diğer yelkenlerin tutuşması da an meselesiydi.

 

Sentinel mızrağını aldı ve korsanın tekinin kalbine geçirip çıkardı. Ortalık mahşer meydanına dönmüştü . Abella çok temiz bir şekilde korsanları paramparça ediyordu ve çok hızlıydı. Kadının gözbebekleri büyümüştü ve terliyordu. Sentinel dikkatli bakınca Abella’nın arkasında Jack’in bedeninin olduğunu gördü. Korsanların çoğu ölmüş olmasına rağmen geminin kötü durumda olması tehlikeliydi. Sentinel , Jack’e karşı kullandığı rüzgar yeteneğiyle korsanları parçalayan Ayame’ye bakarak gülümsedi ve Abella'ya seslendi.

-ABELLA ! İKİ KİŞİLİK BİR SAL VAR. JACK’İ AL VE GİT !  (Sentinel)

-SİZ NE YAPACAKSINIZ ? (Abella)

-HER ZAMAN YAPTIĞIMIZI ! BU PİÇLERİ IZGARA YAPACAĞIZ ! (Rein)

 

Rein bağırdıktan sonra gülümsedi. Kılıcını daha da alevlendirerek korsan gemisine atladı. Abella salı indirdi ve Jack’i sala bindirerek içine atladı. Sentinel , biraz yemek ve büyük bir bez parçası fırlattı Abellaya. Saldaki tahta sopaları gösterdi eliyle . Abella, yelken yapması gerektiğini anladı fakat zamanı olmadığı için sopaları kürek olarak kullanmaya başladı.

 

Sentinel de Rein’in peşinden giderek gemiye atladı. Ayame de aynı şekilde. Kendi gemileri batmıştı bile. Sadece kıç tarafı biraz yukarıda kalmıştı o da birazdan suya gömülecekti. Rein alevli kılıcıyla korsanları yakarak gemide savaşmaya devam etti.

 

*

 

 

 

 

[Kara büyücü topraklarında ]

 

 

 

Yüksekteki bir kayalığın üzerinden mahvolmuş topraklara doğru bakıyordu adam. Karşısındaki topraklarda mor saçlı bir kadın vardı ve kendisine doğru yürüyordu. Kayalığın üstündeki adam 1.85 boylarında yapılı bir adamdı. Siyah uzun saçları ensesinden biraz daha aşağıdaydı ve rüzgarla dalgalanıyordu. Hafif kemikli bir burnu vardı fakat güçlü çene kaslarıyla uyumlu olduğu için abes durmuyordu. Siyah pelerini ve siyah-gri karışımı kıyafetleri vardı . Pelerini de saçlarıyla birlikte rüzgarda dalgalanıyordu ve üstüne beyaz bir sembol işlenmişti. Hafif beyazlamış sakalı ve bıyığı birleşerek aşağıya doğru uzanıyordu. Deri eldiveninin içindeki sağ yumruğunu sıkmış bir şekilde büyüden harap olmuş topraklara bakmaya devam etti bir süre ve konuştu.

 

“Bu dünyayı yıkacak olan asıl şey büyü değil mi ? İnsanların güç arzusunu daha da körükleyen bu büyüyü ortadan kaldırmalıyız. “

 

Adamın sol arkasında kızıl saçlı bir kadın vardı ve bir kayanın üzerinde oturmuş , adama bakıyordu. 1.65 boylarındaydı. Sırtında upuzun koyu kırmızı bir yay vardı ve sadağındaki okların tüyleri de koyu kırmızıydı. Yüzünün yarısı yanmıştı ve yanan kısmın rengi pembemsiydi. Biraz da dokuları zedelenmişti fakat hala ortalamanın üstünde bir güzellikteydi. Zarif bir burnu olduğu rahatlıkla söylenebilirdi. Burnunun ucu hafifçe yukarı kalkıktı ve kibirli bir görünüm veriyordu. Kaşları da kızıldı. Gözleri koyu mavi renkteydi ve biraz kısıktı. Kaşlarıysa kulaklarına yaklaşırken biraz yükselip tekrar alçalıyordu ve ciddi bir hava katıyordu. Gözlerinin kısıklığıysa sinsilik katmıştı kadına. Vücuduna yapışan siyah kıyafetler giyiyordu ve kıyafetlerin üstünde yerli kıyafetlerine benzeyen vücudu tamamen kapatmayan bez parçalar vardı. Hepsi siyah gri tonlarındaydı.

 

Vücuduna dikkatli bakıldığında fiziksel yeterliliği göze çarpıyordu. Bacakları çok gelişmişti ve kasları parça parçaydı. Ayakkabısı yoktu. Ayaklarının altı yere basıp durmaktan nasır olmuştu. Sağ elinde mor taşlı siyah bir yüzük vardı. Yüzüğün mor taşı sürekli parlıyordu. Aynı yüzüğün biraz kalını adamda da vardı.

 

“Başlayalım o zaman .” dedi kadın ve ayağa kalktı. Kendilerine yaklaşmakta olan siyah pelerinli kadınla karşı karşıyaydı. Kızıl saçlı kadın kayalıktan aşağıya atladı ve yayına bir ok yerleştirerek gerdi. Karşısındaki siyah pelerinli kadın gülüyordu.

 

Etraf kahverengi kayalarla ve topraklarla doluydu. Kara büyücülerin ezip geçtiği bu topraklarda artık yaşayan hiçbir canlı kalmamıştı. Kızıl saçlı kadın okunu fırlattı . Mor saçlı kadın , okun kendi vücudunu delip geçmesine izin vermedi ve eğilerek okun,üstünden geçip gitmesini sağladı. Mor saçlı kadın bu hareketinden sonra ellerini birleştirerek siyah bir küre oluşturdu ve kızıl saçlı kadına fırlattı.

 

Kadın bir ok aldı ve üzerine gelen siyah büyülü topa nişan aldı. Ok , büyülü küreyi delip geçti ve büyülü küre ortadan kayboldu. Mor saçlı kadın kahkaha atmaya başladı ve konuştu . Adam , olanları tepeden izliyordu.

 

“Anti büyü kullanarak Kara büyücü topraklarından sağ çıkacağınızı sanıyor musunuz ? AHAHAH ne kadar da aptalsınız ! “

 

Mor saçlı kadın siyah alevlere büründü ,  koşarak hava sıçradı ve büyülü darbeyi kadına indirmek için davrandı. Fakat adam ondan daha erken davranarak bir şeyler yapmıştı. Etrafta farklı bir hava  vardı. Mor saçlı kadın yere indi ve elindeki siyah alevleri kızıl saçlı kadına indirdi. Alevleri sönmüştü ve kadına hiçbir şey olmamıştı. Mor saçlı kadın afalladı ve geriye doğru birkaç adım attı. Boşlukta gibi hissediyordu. Ellerini tekrar birleştirdi fakat alevleri oluşmadı. Birkaç kere daha denedikten sonra korkulu gözlerle tepedeki adama doğru baktı. Büyü kullanamıyordu.

 

“Bu mümkün mü ? “

 

 

 

 

….

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sınavları verdikten sonra yazmaya devam edeceğim. Takipte kalınn.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr