"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Rein - Bölüm 25: Feronia'nın Kutsaması


 

 

Meşalelerin arasında uzun bir koridora çıktılar. Vampirle karşılaştıkları düzlük daralarak koridoru oluşturuyordu. İnferno , meşaleleri söndürecek herhangi bir olaya karşı alevleri tekrar canlandırmak için tetikte bekliyordu. Rein ise yaşlı adamın yanında gidiyordu ve eliyle değil kılıcıyla yolu aydınlatıyordu. Büyüyü direkt olarak eliyle yapması onu daha fazla yoruyordu.

 

Bertuğ yayını sol eliyle aşağı doğru tutuyordu. Sağ elindeki ok yaya takılıydı ve her an yayı gerebilecek şekilde sağ elini yayın teline getirmişti. Ayame ve Abella ise Jack’in vücudunun ağırlığı altında ezilmeye başlamışlardı. Jack özellikle son zamanda yaptığı antrenmanlar ile kütlesini daha da arttırarak yüksek kilolara çıkmıştı. Vücudundaki yağ az olmasına rağmen uzun boyu ve kasları yüzünden yüksek bir ağırlığa sahipti ve iki kadını rahatlıkla zorlayabilirdi. Sentinel de ekibe sırtını dönmüş bir şekilde arkalarından geri geri yürüyerek geliyordu.

 

-Vampirin burada olduğunu biliyordun değil mi ? (Ayame)

-Kapgan rotamızı vampirle karşılaşmamız için böyle çizdi. Bana beyaz ejder dişine ihtiyacım olacağını söylemişti. Burada onun olduğunu bilmiyorduk sadece tahmin ettik. (Bertuğ)

-Niye o zaman Kapgan’dan selam söylediniz. Belki yanlış kişiydi. (Abella)

-Yanlış kişi olmadığı belliydi. Kapgan, bir vampirle karşılaşırsanız selam söyleyin ama çoktan gitmiştir demişti. Vampir gitmediği için karşılaştık ve doğru kişi olduğunu anlamak pek zor olmadı. (Bertuğ)

-İnferno’ya niye söylemediniz ? (Sentinel)

-Gerek yoktu. Bertuğ’u bilirsin. Bir şeyi söylemeye gerek yoksa o şeyi söylemez. Çoğu zaman… (Yaşlı adam)

 

Yaşlı adam gerçekten de haklıydı. Bertuğ çoğu zaman gerekmeyen bir şeyi söylemezdi. Bazen -insan olduğu için- duygu yüklü konuşmalar yapardı o kadar. Yaşlı adam duraksadı. Bertuğ bir anda yayını gerip havaya kaldırınca ekipteki herkes tribe girmeye başladı. Sentinel mızrağını kaldırdı ve pozisyon aldı. İnferno da aynı şekilde tetikteydi.

 

Yaşlı adam yürümeye devam edince herkes rahatladı fakat Bertuğ yayını salmamıştı. Ayame sinirli bir şekilde söze girdi. Jack’i taşımaktan omuzları ağrımıştı.

-Bertuğ bırak şu yayı. Beni tribe sokuyorsun ! (Ayame)

-Ayame haklı Bertuğ , Göksakallı bile yolunda sakince yürürken sen niye bu kadar temkinli davranıyorsun ? (Abella)

-Bertuğ’un yayı gergin olduğu için bu kadar rahat yürüyor. (Sentinel)

 

Rein , Ayame ve Abella , Sentinel’e şaşkın bir şekilde baktılar. Sentinel bakışları fazla takmadı çünkü tespitinin doğruluğundan emindi. Yaşlı adam , Bertuğ ve İnferno hiç tepki vermeden yürüyorlardı. Ortamdaki sessizlik sinir bozucu olmaya başlamıştı Ayame için. Duvarlardaki meşalelerin aydınlattığı koridorda ilerlerken koridorun daha da daraldığını fark ettiler. Rein yolu aydınlatmak için güçsüz bir alev topu fırlattı.

 

Uçuşan yarasalar ve kaçan birkaç böcekten başka bir şey yoktu koridorda. Koridorun ilerisinde merdivenler olduğunu gördü ekiptekiler ve Yaşlı adamı kararlı bir şekilde takip ettiler. Bertuğ hala yayını gergin tutuyordu. Sağ kolundaki kaslar şişmişlerdi ve damarları daha da belirginleşmişti. Alnında birkaç damla ter vardı fakat Bertuğ rahatsız oluyormuş gibi gözükmüyordu. Yayı sürekli germek onu yormuş olmalı diye düşündü Ayame.

 

Merdivenlerin önüne geldiklerinde Rein yukarıya doğru ufak bir alev topu daha gönderdi. Alev topu etrafı biraz aydınlanıp söndü. Üst katın temiz gözükmesi ekiptekileri rahatlatmıştı fakat Bertuğ’un yayından gelen ıslık sesi ile herkes irkildi. Bertuğ oku attığı anda sağ kolunu kırarak ok sadağına götürdü ve tekrar bir ok alarak aynı yöne attı. Gölgeden bir homurdanma gelince Sentinel  yaşlı adamın yanına koşarak geldi ve mızrağını başının sağ üstünde yatay bir şekilde tutarak konum aldı. Yerliler mızraklarını böyle tutarlardı ve Sentinel kültürüne sırtını dönememişti.  İnferno da durumu fark etmiş olmalıydı ki elinde bir alev topu oluşturarak ileri fırlattı. Rein , İnferno’yu taklit ederek aynı yöne doğru alev topları atmaya başladı.

 

Birkaç kez daha homurdanma sesi geldi.  Rein , attıkları ateş topları etrafı aydınlatamadan direkt sönmeye başlayınca merdivenden yukarıya fırladı. Bertuğ durumu fark etti ve Yaşlı adamla Sentinel’i geriye atarak merdivenin ilk basamağına atladı. Koridorun sonuyla merdivenin ilk basamağı arasına mühürlü bir kapı inerek ekiptekileri ikiye ayırdı. Rein karşısındaki devasa yaratığın pençesini fark edip alevden bir kalkan oluşturdu fakat kalkan yeteri kadar güçlü değildi. Yaratık pençesini savurup Rein’i merdivenlerden aşağıya doğru fırlattı. Çocuk mühürlü kapıya çarparak durdu. Alev kalkanı yaratığın pençesine zarar verememişti ama yaratığı aydınlatabilmişti. 4-5 metre boyutlarında devasa bir ayıydı karşılarındaki fakat görünüşü pek normal değildi. Alt katta dar bir koridordan gelmiş olmalarına rağmen üst katta büyük bir düzlük vardı.

 

“Bana bırak çocuk ! Sadece etrafı aydınlat eğer yapabiliyorsan ! “

 

Bertuğ merdivenler yukarı üçer üçer çıkmaya başladı. Kısa boylu olması ve bacaklarının kısa olması dezavantaj gibi gözükse de güçlü bacakları merdivenleri sıçrayarak çıkmasına olanak sağlıyordu. Yaşlı adam kapının arkasında birkaç büyülü söz söylemeye başlamıştı ve Rein kapının ardından bunları duyabiliyordu.  Bertuğ son kez sıçradı ve düzlüğe çıktı aynı anda karanlıktan devasa boyutta bir pençe Bertuğ’un yüzüne doğru gelmeye başlamıştı bile. Bertuğ hızlı davranarak ileriye doğru yuvarlandı ve görmediği yaratığın bacaklarının arasından geçti. Arkasından yayı bir kez daha gererek bir ok daha fırlattı. Yaratık bir kez daha homurdandı ve arkasını döndü. Bertuğ bunların hiçbirini görmüyor , sadece hissederek ve duyarak tepki veriyordu.

 

Rein , Bertuğ’u yalnız bırakmak istemedi . Güçsüz olmadığı göstermek de istiyordu ayrıca. Basamaklardan yukarı doğru çıktı ve elini yere vurarak koridoru alevlere boğdu. Bu kadar yeterli olmalı diye düşündü.

 

Duvarların yanında yükselen alevler etrafı aydınlattı . Bertuğ bu fırsatı kullandı ve üzerine doğru gelen ayıya doğru sıçrayarak iki ayağıyla karnına vurdu ve ters takla atarak geriye indi. Birkaç kez daha ters takla attı ve mesafeyi açıktan sonra yayına iki ok daha koydu ve aynı anda ateşledi . Ayı , öfkeden deliye dönmüş bir şekilde koşmaya başladı. Rein , tekniğinin işine yaramasına sevinmişti. Bertuğ’a iştirak edemiyordu çünkü Bertuğ bu hareketlerin hepsini iki saniye içerisinde yapmıştı. Rein’in odaklanması birkaç saniyeydi zaten. Yine de destek olmalıyım düşüncesiyle ANKA yeteneğini kullandı ve koridoru baştan aşağıya yakacak bir alev sütunu göndermeye hazırlandı.

 

Islık sesleri kesilmiyordu. Duvarlar büyülü oldukları için yıkmak için özel sözler gerekiyordu. Eski bir uygarlık tarafından yapılan bu piramit koruyucu büyüler ile çevrelenmişti. Yaşlı adam sözleri daha da hızlı söylemeye başlamıştı bile. Rein alev sütununu gönderecekken sağ bacağına bir ok geldi ve alt bacağını (Kaval kemiğini) parçalayarak arkasındaki duvara çarptı. Rein, darbenin etkisiyle sağ tarafına doğru düştü ve merdivenlerden aşağıya yuvarlanmaya başlamıştı.

-LANET OLSUN BERTUĞ ! ISKALADIN ! (Rein)

-Iskalamadım . Koridoru aleve boğarsan ben de ölürüm. (Bertuğ)


Rein , Bertuğ’un oklarını atarken sakince söylediği sözü duydu ve Bertuğ’un haklı olduğunu anladı. Bertuğ herhangi bir koruyucu büyüye sahip değildi ve koridoru alevlere boğduğu zaman Bertuğ yanarak ölürdü. Ayağa kalkmaya çalıştı fakat darbenin etkisi çok fazlaydı. Tansiyonu düşmeye başladı. O sırada kapı açıldı ve Rein geriye doğru düştü. Yaşlı adam Rein’i iyileştirmek için durdu. İnferno ve Sentinel’in  geçmesi için kenarda duruyordu. Abella ve Ayame de Jack’i bırakarak üst kata çıktılar.

 

Artık ıslık sesi gelmemesi ekiptekileri çok korkuttu . İnferno alevden bir mızrak oluşturarak sıçradı ve ayakta duran fakat hareket etmeyen ayının sırtına sapladı. Ayı , önünü İnferno’ya döndüğünde ekipteki herkes şaşırdı. Ayı’nın vücudunun ön kısmı tamamen oklarla kaplıydı ve hayvan zaten can vermek üzereydi. Son gücünü arkasına dönmek için harcamış olmalıydı ve İnferno’nun üzerine doğru düşmeye başladı. Bertuğ ayının boynuna zıpladı ve hayvanı geriye çekerek sırt üstü düşürdü. Okların kırılmasına izin vermek istemiyordu.

 

Bertuğ sakince okları toplamaya başlamıştı. İki dakikada bu kadar fazla ok atabilmiş olması İnferno’yu Bertuğ’a tekrar hayran bırakmıştı.

-Bertuğ , sen var ya inanılmaz bir adamsın ! (İnferno)

-Bertuğ kesinlikle hafife alınmamalı. (Sentinel)

-Kesinlikle. (Abella)

-İlk defa mantıklı bir şey söyledin. (Ayame)

-Güzel iş Bertuğ , Mührün koruyucusunu da öldürdüğüne göre devam edebiliriz. (Yaşlı adam)

-Ayağımı parçalamasan daha iyi olabilirdi. (Rein)

-Düşünmemenin cezası bu . (Bertuğ)

 

 

 

Etrafı alevlere boğan İnferno , düzlüğün tamamen aydınlanmasını sağlamıştı. Rein , yaşlı adam tarafından iyileştirilmiş olmasına rağmen topallayarak zar zor yürüyebiliyordu. Biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu biliyordu.  İnferno alevlerini arttırdıktan sonra görüşü daha da arttırmak için -biraz abartarak- ayının etrafında da bir alev oluşturdu. Eliyle alevi tutarak ayıya yaklaştırdı ve beklemeye başladı.

 

Yaşlı adam ve Bertuğ ayıyı yakından incelediler.

-Lanetli bir ayı. Mührü korumak için lanetlenmiş. (Yaşlı adam)

-Bu kadar güçsüz olması saçma. (Bertuğ)

-Normalde mührü kimse korumaz. Dışarıdaki büyü zaten çoğu kişiyi def eder. Bu ayıyı ekstra koymuşlar. Kim lanetledi acaba ? (Yaşlı adam)

-Garip  . Yazık olmuş hayvana. (Bertuğ)

-Asıl sorun nasıl besleniyor. Acaba mühür mü besleyerek ayakta tutuyor onu ? (Yaşlı adam)

 

 

Yaşlı adam ayıyı incelemeyi bıraktı ve kalkarak düzlüğün ilerisinde parlayan nesneye doğru ilerlemeye başladı. Sarmaşıklarla sarılı devasa bir elmas vardı ve parıldıyordu. Yaklaşık bir metre boyundaki elmasın yanına gitti. Ekiptekiler Yaşlının peşinden gittiler. Ayame ve Abella alt kattan Jack’in bedenini alıp gelmişlerdi. Yaşlı adam sarmaşıkları kopararak elmasın etrafını temizledi.

 

Ekiptekilere eliyle uzaklaşmalarını işaret etti ve sakin bir ses tonuyla konuştu.

 

-Mührün gücü için bir şeyler feda edebilecek birisi var mı ?

-Ben edebilirim . Ne feda ediyoruz ? (Ayame)

-Senin için çok değerli bir şeyi feda etmelisin ki mühür kabul etsin. (Bertuğ)

-Karşılığında ne alacağım ? (Ayame)

-Bilmiyoruz. Fakat kendi yeteneklerine göre büyük bir güç alacaksın bu kesin. (İnferno)

-Nasıl yeteneklerime göre ? (Ayame)

-Mesela bir ateş büyücüsünün ateşlerinin aşırı güçlenmesi gibi fakat fedakarlığınız büyük olmalı. (İnferno)

- Mesela neyi feda edebilirim ki ? (Ayame)

-Jack’i  feda edebilirsin . Karşılığında inanılmaz bir güç alacağına eminim. AHAHAHAH (Sentinel)

-Onu bırakamam . (Ayame)

-Şaka yapmıştım zaten. Cidden aptalsın ! (Sentinel)

-Fedakarlık yapacak birisi var mı ? Gerçekten çok büyük bir fedakarlık olmalı. Fedakarlığınız belirli bir büyüklüğü geçmek zorunda. Ne kadar büyük fedakarlık o kadar büyük bir güç. Düşünün biraz. (Yaşlı adam)

-Ben fedakarlık yapacağım. Eğer aranızda yapacak birileri yoksa. (Bertuğ)

-Hey Bertuğ ! Ne yapacaksın ? Yayını falan mı atacaksın yoksa  ? O aile yadigarı değil mi ? (Ayame)

 

Ayame’nin sorularını takmayan Bertuğ elmasa doğru yürüdü. Sol elini kanatıp elmasa birkaç damla kan damlattı. “ Fedakarlığımı kabul et ve bana güç bahşet FERONİA’NIN MÜHRÜ. Gücümü iyilik için kullanacağıma söz veriyorum ! “

Bertuğ’un kan damlaları elmas tarafından emildi ve elmasın içerisinde bir daire şeklinde dönmeye başladı. Üç damla vardı ve dönüyorlardı. Bertuğ sadağından bir ok aldı ve tek gözüne sokarak kör etti. Ekiptekilerden sesler yükselmeye başlamıştı.

-HEY NABIYORSUN BERTUĞ KES ŞUNU !  (Ayame)

-BERTUĞ BİR GÜÇ İÇİN NABIYORSUN LANET OLSUN ! (Abella)

-HADİ AMA BARİ DİĞERİNİ KÖR ETME . BU KADARI YETERLİ OLMALI SEN BİR OKÇUSUN ! (Sentinel)

-BERTUĞ YAPMA !(Rein)

 

 

Ayame , Bertuğ’u engellemek için yaklaştığında İnferno tarafından tutuldu. “ Rahat bırakın onu. “ dedi  İnferno sinirli bir şekilde. Yaşlı adamın ve İnferno’nun yüzünde gergin ifadeler vardı.  Elmasın içindeki damlalar elmasın bir kısmını kırmızıya boyadı fakat tamamen kırmızı olmadı. Bertuğ aynı oku diğer gözüne de sokarak diğer gözünü de kör etti. Elmasın içindeki kırmızılık arttı ve tüm elmas kıpkırmızı olarak parlamaya başladı.

 

Bertuğ’un göğsünden bir ışık çıkarak elmasın etrafında dönmeye başladı. Elmastaki kan kırmızılığı etrafında dönen ışığa geçmiş gibiydi. Kıpkırmızı bir ışık Bertuğ’un vücuduna geri girdi ve Bertuğ’un sağ gözü açıldı. Fakat sol gözü artık tamamen kör olmuştu ve iyileşmeyecekti.

 

“Şanslısın Bertuğ , Feronia senin fedakarlığını beğenmiş olmalı ki tek gözünü bağışlayarak sana geri verdi. “ dedi Yaşlı adam.

 

-Uzun zaman boyunca hayvanlara ve bitkilere olabildiğince iyi davrandım. Feronia bunun için bana teşekkür etti. Kulağımda bir ses duydum. Tek gözümü bağışladığın için teşekkürler Tanrıça Feronia. (Bertuğ)

-Nasıl yani ? Peki Noldu şimdi tek gözünü boşuna kör ettin. (Ayame)

-Boşuna değil. Yaptığı fedakarlık aşırı büyüktü. Bizim gibi normal büyü gücüne sahip olmayan ve sadece insan duyularıyla okçuluk yapıp savaşmayı tercih eden birisini düşün. Çok büyük bir fedakarlık değil mi ? Senin gibi rüzgarı kullanarak hissedemiyor . Üstelik iyi bir okçu olması için hedefi tutturması lazım ve görme duyusu onun için çok önemli. Hayatının kalanını karanlıkta yaşayacak olması gibi bir gerçek de var ayrıca. Feronia’nın gücüne bu kadar güvenerek iki gözünü feda etmiş olması Feronia’nın hoşuna gitmiş olmalı. (İnferno)

-Ee biz de yapalım o zaman ? (Abella)

-Birincisi bunun için saf bir güven lazım. Siz , Bertuğ’un başarılı sonuç almasından gaza gelerek bu işe girmek istiyorsunuz. Feronia’yı kandıramazsınız yani. Ayrıca mühür bir kez kullanılabilir. Kapgan bu mührü bilerek kullanmamış çünkü bu kadar büyük bir fedakarlık yapamaz. Bertuğ kullanabildiğine göre artık başkası kullanamayacak. (Yaşlı adam)

-Peki ne özellik kazandın Bertuğ ? (Sentinel)

-Bilmiyorum . Farklı hissediyorum fakat herhangi bir büyü değil . İleride göreceğiz. (Bertuğ)

-Neden Bertuğ ? Neden güç için böyle bir şey yaptın ? Seni hiç tanıyamamışız.(Rein)

-Ben sizin gibi herhangi bir büyü gücüne sahip değilim. Sadece çok uzun ve yoğun antrenmanlar yaparak okçuluk , izcilik , avcılık, araştırma-gözlemleme yeteneklerimi geliştirdim ve anti-büyü tekniğinde uzmanlaştım. (Bertuğ)

-Anti büyü mü ? O da nedir ? (Rein)

-Başka büyüleri iptal eden bir büyü . (Bertuğ)

-Ben de öğrenmek istiyorum. (Ayame)

-Öğrenebilirsin tabi ki. Ama ben bu konuda kimseye yol göstermeyeceğim. Benden hiçbir şey öğrenemezsin teknikle ilgili . (Bertuğ)

-AA neden böyle yapıyorsun ? (Abella)

-Peki neden yaptın  ?(Rein)

-Büyü gücü kısıtlı bir insan olarak ulaşabileceğim maksimum nokta sizinkine oranla düşük. Ölmeden önce yapmak istediğim bir şeyler var fakat fiziksel gücümle daha fazla ilerlemem çok zordu. Tek şansım sahip olduğum tüm fiziksel gücü etkisiz hale getirip büyü gücü elde etmekti. Bundan dolayı benim için en önemli olan duyumu yani görme duyumu feda ettim ve bir büyü gücü elde etmeyi bekledim. Şuan herhangi bir büyü gücü hissedemiyorum. Dediğim gibi gözlem yeteneğim çok iyidir ve büyü yapamasam da hissedebilirim. Ne özelliği kazandığımı bilmiyorum. Olay bu . (Bertuğ)

-Güzel bir şeyler kazandığına eminim USTA! Feronia seni bağışlayacak kadar sevdiğine göre sana güzel bir yetenek vermiş olmalı. (Sentinel)

-Umarım öyledir.(İnferno)

-Umarım. (Bertuğ)

-Peki ya mühür ne olacak ? (Abella)

-Mühür diye bir şey kalmadı artık. Mührün özelliği bu gücü vermesi. (İnferno)

-Ama mührü birleştiriyorlardı falan bir şeyler oluyordu. Hatta EP ondan dolayı tüm mühürlere ulaşmak istiyordu ejder olacaktı falan. (Ayame)

-O hikaye doğru. Mühürler sahiplerinden alınabilir fakat daha büyük bir fedakarlık yaparak Feronia’dan mührü istemesi lazım almak isteyen kişinin. Aynı zamanda sahibinin de razı olması lazım. Başka türlü ise sahibini öldürüp büyü gücünü emerek alabilirsin. Büyü gücünü de emmek çok zordur herkes yapamaz. (Yaşlı adam)

-Başka türlü alınmaz mı ? Peki ya öldürüp büyü gücünü emmezse ne olur ?

-Eğer mühre sahip insan öldürülürse fakat mührün gücü alınmazsa mühür her yüzyıl kendi yerinde yenilenir. Daha önce bu mühür ile güç alan 3-4 kişi olduğunu duymuştuk. Mührün olduğu yeri genelde kimse başkasıyla paylaşmaz. Çoğu kişi de bilmez zaten.(İnferno)

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr