Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Rein - Bölüm 19: Hedefe Ulaşıldı


 

 

 

Demircinin ölmesinin şokuyla sarsılan grup üyeleri oldukları yere mıhlanmış bir şekilde duruyorlardı. İhtiyar adam konsantrasyonunu bozmadan yeteneğini kullanmaya devam etti ve gemiyi hızla uzaklaştırmaya devam etti.

 

Jack ve Bertuğ hala yerde duruyorlardı. Jack üzüntü, öfke , pişmanlık gibi birkaç duygunun karışması ile oluşan değişik bir ruh hali içerisindeydi ve göz bebekleri korkmuş bir kedininki gibi büyümüştü. Bertuğ da aynı şekilde farklı duygular yaşıyordu ve soğukkanlılığını kaybetmişti.

 

Jack avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Gözleri tekrar siyaha dönmüştü ve içindeki mor çiçek seçilebiliyordu. Sırtındaki dövmesi de göz kamaştıracak şekilde parlıyordu. Bertuğ hareket etmiyordu. Sentinel topu bırakıp demirciye şaşkın bir şekilde bakıyordu.

 

Rein baygındı ve Ayame ağlıyordu. Jack sinirle , ağlayan Ayame’ye doğru koşmaya başladı. “Senin yüzünden. SENİN YÜZÜNDEN.” diye bağırıyordu. Bertuğ hala yaralıydı fakat Jack’in yaraları iyileşmişti. Ayame korkuyla Jack’e baktı.

 

“Jack yapma.”

 

Jack , Kurashi’yi dinlemeden daha da hızlandı ve Ayame’nin yüzüne sağlam bir tekme geçirdi. Ayame boğuk bir ses çıkarıp geriye uçtu. Jack’in durmayacağını fark eden Sentinel koşarak üzerine atladı. Yaşlı adam gemiyi götürmeyi bırakamazdı. Yoksa herkes zarar görecekti.

“Hey Jack sakin olmalısın . Sakin olmalısın.” diyordu Sentinel. Aynı şekilde Kurashi de Jack’e ikazda bulunuyordu fakat Jack takmadan Sentineli bir kenara fırlatarak Ayame’yi yumruklamaya başladı. Kız bayılmıştı ve artık kandan yüzü gözükmüyordu.

Jack kılıcını almak için geri döndü ve kılıcını aldı. Kıza doğru giderken Rein’in yerde baygın bir şekilde yattığını gördü. “Siz ikinizin ezikliği bizden sürekli bir şeyler çalıyor. Kendinizi geliştirmek için bir çabanız yoksa ölün!” diyerek sinirli bir şekilde ilerlemeye başladı.

 

Bertuğ Jack’in ayağından tuttu. Yarası daha da ağırlaşmıştı. Gözleri doluydu. “Yapma Jack, yapma.”

Jack , sakinleşmeye başladı ve normale döndü. Güvertenin kenarına yaslandı ve kafasını bacaklarının arasına gömerek elleriyle kapattı. Ağlıyordu. Sentinel , Jack’in sakinleştiğini görünce Bertuğ’a yardım etmek için koşarak birkaç ilk yardım malzemesi getirdi.

 

Gemi yeteri kadar uzaklaştıktan sonra yaşlı adam da yardıma gelecekti. Fakat şuan için gemiyi uzaklaştırması gerektiğine inanıyordu.

               

“Özür dileyecek misin Jack ?”

“Hayır.”

 

 

 

 

 

                                                                                          ÜÇ GÜN SONRA

 

 

 

 

 

Bertuğ’un yarası iyileşmeye başlamıştı. Demirci öldüğünden beri Jack hiç kimseyle konuşmuyor , Justin’le kapıştığı yerde sürekli antrenman yapıp kılıcını sağa sola sallıyordu. Alevleri sürekli parlaktı ve gözleri sürekli siyahtı. Büyüden ziyade güç antrenmanlarına yönelmişti.

Gemi , hedefledikleri noktaya gelmişti ve karaya bir gün önce ayak basmışlardı. Gece uyumuşlardı şimdi ise Bertuğ ve Yaşlı adam planlama yapıyorlardı. Öğle saatleriydi. Jack’in uyandıktan sonraki ilk işi demirciyi gömmek olmuştu.

-Gemiyi nasıl gizleyeceğiz ? (Bertuğ)

-Yelkenleri açıp rüzgar gücümle karaya doğru iteceğim. Sonra ormana sokarız. (Yaşlı Adam)

-Ayame ve Jack arasındaki olay hakkında ne düşünüyorsun ? (Bertuğ)

-Yapıcı bir yol izlemek en mantıklısı. Ayame kendisini güçlendirdiği zaman bu ekibe fayda sağlayacaktır. (Yaşlı Adam)

 

Ayame’nin yüzü bandajlıydı. Sadece gözleri , ağzı ve burun delikleri açık kalacak şekilde sarılmıştı. Rein ise olanları sadece duymuştu. Yaşlı adam gemiyi karaya doğru iteledikten sonra bir taşı üzerine oturup düşünmeye başladı.

Demirci yaşıyor olsaydı bir gizlenme büyüsü yapardı ve gemiyi oraya gizlerdi. Şimdi gölge büyüsüne hakim bir insana ihtiyaçları vardı . Gizlenme büyüsü yapmak için hazırladığı parşömenleri savaş esnasında kaybetmişti Yaşlı adam.

Jack yine gruptan uzak bir yere geçmişti ve yerden kaldırdığı devasa bir taşı belirli bir rotada ileri geri yuvarlıyordu. Adadaki kayalar güç antrenmanları için paha biçilemezdi.

 

Bertuğ birkaç kez ıslık çaldı ve ekiptekiler toplandı. Jack kayayı yuvarlamaya devam ediyordu . Kan ter içindeydi. Bertuğ tok bir sesle konuştu :

 

“Bugün çok sağlam antrenmanlar yapacağımız bir kampa giriyoruz. Sınırlarınızı zorlamak adına size acı çektirecek bir antrenman olacak. Belki benden nefret edebilirsiniz fakat güçlenmek için acı çekmek zorundasınız.”

 

Bertuğ , Yaşlı adama bir işaret yaptı. Yaralı olduğu için fiziksel olarak kendini zorlamamalıydı. Yaşlı adam işareti anlayıp üstü örtüyle kaplı devasa boyutta bir şeyi taşıyan arabayı rüzgarla getirmeye başladı.

Arabayı getirip Bertuğ’un yanında bıraktı. Aslında Yaşlı adam parşömende gördüğü gizlenme büyüsü sembolünü hatırlamaya çalışıyordu. Bertuğ örtüyü çekince devasa bir demir kafes açığa çıktı. Güneş ışığı demire vurup ekiptekilerin gözlerini alıyordu.

 

Bertuğ , uzun bir rota çizdi ve kafesin içine Sentinel ile Ayame’yi koydu. Kafes , tekerlekli bir arabanın üzerine yerleştirilmişti.

“Sen bu arabayı oraya itene kadar kafesin içindekilere hiçbir şey vermeyeceğiz. Eğer zamanında çekemezsen açlıktan ölürler. Haberin olsun.”

 

Herkes şok olmuş bir şekilde bakıyordu. Rein’in bu kadar ağır bir kafesi götürmesi imkansızdı. Yol çok uzundu. Rein birkaç kelime ağlanmış olsa da Bertuğ’un ciddiyetini görünce susup işe koyuldu. Tüm gücünü harcadıktan sonra bile araba sadece birkaç metre gidebilmişti.

 

“Yaklaşık iki aylık bir kamp olacak. Önce sizi fiziksel olarak hazırlayacağız sonra büyü gücünüzü geliştirmeniz için antrenman yapacaksınız. 3-5 güne o arabayı yerine koyamazsan içerisindekiler ölecek. Yani bu antrenman en fazla 15 gün sürebilir.

Jack gülmeye başladı. Kafes idmanını görünce daha da şevke gelmişti. Ekiptekilerine yaklaşmadan çalışmaya devam etti. Üç gündür sabahtan akşama kadar kılıç sallıyordu ve sürekli yemek yiyordu. Antrenmana başlamadan önce kocaman balıklar avlamıştı.

 

Sonra bu balıkları yiyerek tekrardan toparlanacaktı. Normal bir insanın sürekli antrenman yapması onu zayıf düşürürdü fakat ejder kanına sahip olması ve vücudunun iyileşmesi onu daha da hızlı geliştiriyordu. Gerekli besini bulduğu sürece vücudu kendisini daha da güçlendirecekti.

 

Akşama doğru Rein kan ter içinde kalmış olmasına rağmen daha yolun %5’ini anca gidebilmişti. Bertuğ ise sürekli nöbet tutuyor ve onların yemek bulmasını engelliyordu. 15 gün içinde bitirdikten sonra farklı bir antrenman daha yapacak ve çocukları yaşlıya paslayacaktı.

 

Yaşlı adam büyüyü anımsamış ve yere resmederek bulundukları yeri gizlemişti. Jack balıklarını yedikten sonra ormanda bir ağacın tepesine çıkarak dinlenmeye başladı.  

"Yorucu olacak Kurashi."

"Vücudunun hızlı toparlanması senin avantajına Jack."

 

...

 

 

 

 

 

-Öff kaç gündür şu çölde* yürüyüp duruyoruz. Nerede olduğumuzu bile söylemiyorsun. (Abella)

-Abella haklı İnferno. (Abella’nın yardımcısı)

-Az kaldı geldik sayılır.

-Nereye ?

-Şu tepelerin arkasında bir arkadaşım var. Onun yanına gideceğiz.

-Ormandayken ne yaptın ? (Abella)

 

 

İnferno soruya cevap vermeden yürümeye devam etti. Ormanda büyü yapıp onları kurtardıktan sonra neler olduğunu anlatmamıştı ve sadece yürüyorlardı. Abella , tepeye doğru baktığında ellerinde mızraklarla bekleyen birkaç kişi gördü.

 

Mızraklı kişiler onları görmüşlerdi ve üzerlerine doğru koşmaya başlamışlardı. Abella güneşin alnında yürüyüp durmaktan bunalmıştı ve savaşacak hali yoktu. İnferno’nun da yardıma ihtiyacı varmış gibi gözükmüyordu zaten.

 

Çölün sıcaklığı ateş büyüsüne hakim olan birisi için avantajlı bir durum oluşturuyordu. İnferno mızraklılara doğru koşuyordu. Tepeden aşağıya koşan mızraklılardan birkaç tanesi mızraklarını İnferno’ya doğru salladı. Mızraklar İnferno’yu delip geçti fakat İnferno hiçbir şey yokmuş gibi koşmaya devam etti.

 

Vücudundaki yaralar kapanmıştı. İnferno tepeye yeteri kadar yaklaşınca sağ eliyle hızla yere vurdu. Yerden alevler fışkırmaya başladı. Alevlerden birkaçını top şekline getirip mızraklılara fırlattı. Birkaç saniye sonra ortada cesetler bile kalmamıştı.

 

Abella şaşkınlık içerisindeydi. Büyünün herhangi bir silahla birlikte olmadan bu kadar özgürce kullanabilindiğini bilmiyordu. Sorusunu cevaplamayacağını bildiği için hızla İnferno’yu takip etmeye başladı. Yardımcısı da arkasından geliyordu.

 

Tepeyi geçtikten sonra devasa bir piramitle karşılaştılar. İnferno’yla birlikte piramidin içine girdiler.

 

 

**

 

 

 

“Oooo İnferno , seni bu ıssız yere hangi sebep getirdi ? Yoksa beni mi özledin ? “  diye bir ses geldi piramidin içinden.

İnferno gülümsedi fakat hiçbir şey demeden hızla duvarların arasından geçmeye başladı. Abella ve yardımcısı onu takip ediyorlardı. Abella duvarlara bakınca daha önce görmediği ejderlerin profilden resimlerini ve insanlarla olan savaşın resmedilişini gördü. Zamanı olmadığı için inceleyemedi.

 

Bir sürü yol ayrımını emin bir şekilde geçtikten sonra bir düzlüğe çıktılar. Düzlüğün karşısında altından bir taht vardı ve üzerinde zarif bir kadın oturuyordu. İnferno eliyle işaret yapınca Abella ve yardımcısı durup beklemeye başladılar. O sırada Abella duvardaki resimleri incelemeye başladı.

 

“Aslan Savaşçıyı arıyorum. Nerede olduğunu biliyor musun ? “ dedi İnferno sakin bir sesle. Kadın bir kahkaha attı ve tahtın arkasında bir siluet belirdi. İnferno gülümsedi.

“Görüşmeyeli uzun zaman oldu , KARDEŞİM. “ dedi tahtın arkasından çıkan Aslan Savaşçı. Gülerek biraz daha önce çıktı. Üç metre boylarında devasa bir savaşçıydı. Kollarının en az 50 cm olduğunu tahmin etti Abella.

Tek elinde iki metreye yakın uzunlukta diğerlerinden farklı bir tasarıma sahip olan altın renkli kılıcı duruyordu.  Kılıcın uç kısmı keskin değildi aksine gövdesinden biraz daha genişti.

Kılıç gövdesinin sonlarına doğru ufaktan kalınlaşarak ucunda daha da genişliyordu ve bu dikkat çekiciydi. Aslan Savaşçının kılıcının altın renkli olması ve kabzasının değerli taşlarla bezeli olması da göz alıcıydı. Kıyafetleri vücuduyla birleşmiş gibi duruyordu ve tam uyuyordu.

 

Abella , Aslan Savaşçının o kılıçla nasıl adam öldürdüğünü merak etmeye başlamıştı.

 

-Duydum ki buraya kısılıp kalmışsınız. (İnferno)

-Kısılmak mı ? Dalga mı geçiyorsun hahah. (Tahttaki kadın)

-Dışarıya koyduğunuz askerler kül oldu bu arada. Haberiniz olsun. (İnferno)

-Biz dışarıya asker koymadık kardeşim. Dışarıda kafasına göre takılan insanlar var. Şuan için farklı şeylerle uğraşıyoruz. (Aslan Savaşçı)

-Neyle mesela ?

-Yeni bir büyü türü. (Aslan Savaşçı)

-Nasıl bir şey ?

-Düşmanın gücünü kestirebilmeni yarayacak bir güç. Düşmanın aurasını kullanarak gücünü anlayabiliyorsun. Gücünü de 100 üzerinden değerlendiriyoruz. (Aslan Savaşçı)

-Peki yapabiliyor musun ?

-Şuan için yapabilen iki kişi karşında duruyor. (Aslan Savaşçı)

- Aslında benimle gelmeni istiyorum kardeşim. Sana ihtiyacım var. Hem yeni yeteneğin de işimize yarayabilir.

-Tamam bu akşam yola çıkalım. (Aslan Savaşçı)

-100 puanı kime verdin ?

-Encephalon’un gücünü test edebilme şansım oldu. 100 Puan Encephalon. Değerlendirmeyi onla kıyaslayarak yapıyorum. (Aslan Savaşçı)

-Benimki ne kadar peki ?

-63

-Peki onların ?

-(Biraz duraksar.) Kadının 51 erkeğin 47.

-Bu kadar güçsüzüz demek ki. Peki senin kaç ?

-89

-Oooo kendini çok geliştirmişsin. Direkt anlayabiliyor musun ? EP ile nasıl karşılaştın ?

-Karşılaşmadım. Sarayın yakınından geçerken sezdiğim aurayı ölçtüm. Uzaktan geliyordu ama EP’nin gücü hakkında az çok fikir sahibi olabildim. İçine de biraz tahmin kattım yani tamamen doğru değil. Ama gücü daha fazla o kesin.

-Bunu bana öğretmezsin değil mi ?

-Öğretmem.

-Tamam bu akşam yola çıkalım kardeşim. Sağol.

 

İnferno , Abella ve yardımcısını alıp farklı bir koridora çıktı ve daha küçük – fakat yine de çok büyük olan – bir odaya getirdi onları. Akşam yola çıkacakları için biraz dinlenmeleri gerekiyordu. Abella yine soru sormaya başlamıştı.

-51 mi ? Yarısı kadar mı güçlüyüm ben bu adamın ? (Abella)

-Yarısı kadar bile değilsin. Puanlamada yarısına yakın bile çıksan önemli değil. (İnferno)

-Nasıl yani ? (Abella)

-Diyelim ki gücü 5 olan 100 tane adam var. Toplamda gücü 500 yapar ama sen 50 ile hepsini yenebilirsin. (İnferno)

-Anladım. Yani aramızda çok büyük bir uçurum var. (Abella)

-Sadece sen değil ben de çok güçsüz kalıyorum. (İnferno)

-Onu nereden tanıyorsun İnferno ? Birbirinize kardeşim diyordunuz. (Abella’nın yardımcısı)

-Bu uzun bir hikaye aslında ama vaktimiz varken size anlatabilirim. (İnferno)

 

“Öncelikle belirtmek isterim ki şuan Ulu Büyücü Kan’ın topraklarının sol üst kısmındaki bir piramitteyiz. Kan’ın toprakları çöllerden oluştuğu için 4 kardeş arasında saldırı altında kalma riski en az olanı.

 

Kardeşim daha iyi bilir ben o zamanlar dünyada yoktum. Bundan yaklaşık yarım asır önce Seiro Hanedanlığı lideri Seiro ölünce 4 kardeş arasında anlaşmazlık çıkıp topraklar 4 e bölündü. Babasının yolundan gitmeye karar veren 4 kardeşten bir kız kendisine Seiro adını koyup merkezin olduğu toprağı koruyarak kendisine bölge edindi.

 

O toprağın adı da Seiro Hanedanlığı olarak kaldı. Kalan 3 kardeşten 2si olan ACC ve AVA savaşarak kendi topraklarını elde ettiler. Kan ise kendi kardeşine karşı savaşmadı. Kardeşi olası bir tehlikeden ülkesini koruyabilmek için Kan’ı çöle sürdü.

 

Çölde 15-20 sene gibi bir süre yaşayan Kan , kardeşinden bir özür mektubu aldı ve çöldeki tüm topraklar ona devredildi. Böylelikle 4. kardeşin de toprakları oldu ve ülke dörde bölünmüş oldu.

Bu dört toprak parçası arasında en iyi durumda olan toprak Seiro Hanedanlığının. En kötü toprak ise Kan’ın toprakları yani bu çöl. Gördüğünüz gibi etrafta kafasına göre gezen insanlar ve haydutlar var.

 

Buraya gelme sebebim hem kardeşimi yanımıza almaktı hem de daha güvenli bir rota çizerek bu topraklardan çıkmamızı sağlamak. İntikamcı Ava savaşı seven bir kadın ve topraklarında kolay kolay hayatta kalamayız.

 

 Yönetici ACC ise Karanlık büyücülere destek verip yerlilere saldırmasıyla tanınmış bir adam. Toprağında kara büyücülerden yaşayan büyük bir kitle var. Orada da bizi çizerler anlayacağınız.

 

Seiro Hanedanlığına zaten girebilme imkanımız yok. Sürekli büyülerle korunuyor ve tarama yapılıyor. Siz nasıl büyünüzü silahlarda kullanıyorsanız onlar da bazı araçlar üzerinde kullanma yeteneklerini geliştirmişler.

 

Büyülü duvarlar ve sürekli sağı solu tarayan gözetleme kuleleri var. Askerleri de diğerleri gibi zayıf değil gerçekten güçlüler. Onun dışında buralarda çok fazla savaş var. Seiro Hanedanlığı ve EP birlikte yerlilere destek vererek kara büyücülerin ilerlemesini engelliyorlar.

 

Aslında EP’nin derdi kara büyücülere zarar vermek , bunun için de yerlileri tampon olarak kullanıyor. Seiro ise ACC ile savaş halinde olduğu için EP ile müttefik olmuş bir durumda. Yani ikiye iki bir bloklaşma var. Buradan Lord K’oz’un olduğu yere gidecektik fakat işler değiştiği için Orman Adasına gidiyoruz.

 

Orman adasına gitme sebebimiz oraya gizlenmiş olan ufak bir bölge. Antrenman yapıp sizi daha da güçlendirmek için orada biraz kalacağız. Aslında oraya gitme sebebimiz kardeşimin birisini görmek istemesi fakat hazır gitmişken sizi güçlendirmeden olmaz.

 

 Yolculuk 15 gün kadar sürebilir ve gemi yolculuğu olduğu için biraz can sıkacak.  İzleyeceğimiz rotada haydutlarla ve Ava’nın gemileriyle karşılaşacağız. O yüzden kendinizi savaşmaya hazırlayın.”

 

 

Abella ve yardımcısı yatağa yatmış İnferno’yu dinliyorlardı. Abella yine merakına yenik düşüp sorular sormaya başladı.

-Niye ona kardeşim diyorsun ?

-Kardeşim çünkü.

-Ama anlattığına bakılırsa aranızda 50 yaş fark var ve hem o bir aslan.

-Zaman büyüsünü duydun mu hiç ?

-Evet ama mümkün değil diye biliyorum.

-Kısmen mümkün fakat sonuçları ağır bir büyü. Küçükken abim ile birlikte bu çölde gezerken bu piramide girdik. İçinde kaybolduk ve altınlarla kaplı bir oda bulduk. Odadaki altın yığınlarının tepesinde bir kitap vardı. Gidip kitabın kapağını açtım. Kitaptan sarmaşıklar çıktı ve vücudumu sıkmaya başladı. İşte o zaman abim yapmaması gereken bir şeyi yaptı.

-Zaman büyüsü mü ?

-Evet.

-Nasıl ? Zaman büyüsünü nasıl yapabilir ?

-Bizim atalarımız efsanede geçen 13 koruyucular. Efsane şunu der : Efsaneye göre en son kalan 13 koruyucu yarı ejder-insan formundaydı ve kendi güçlerini gelecek nesillere aktardılar. Ancak güçleri belli olmasın diye büyü güçlerini mühürlediler böylece yeni doğan çocuklar normal yetenekleri insanlar gibi oldular. 

 

-Peki bununla ne alakası var ?

 

-Benim abimin gücü mühürlü değildi o yüzden çok güçlüydü. Sihri nasıl yapabildiğini kendisi de bilmiyor. Doğuştan gelen bir şeyler olmalı. Gözlerimi açtığımda piramidin içinde aynı yerde aynı şekilde duruyordum fakat etraf değişmişti. Abim de öyle .

-Nasıl yani ? Abin aslana mı dönüştü.

-Abim beni zamanda yaklaşık 50 sene ileri atmıştı. Ben küçük bir çocukken o 50 sene yaşamıştı ve yaşadığı senelerde büyü hakkında daha da bilgilenip beni ne kadar ileriye gönderdiğini bulmuş ve o kadar zaman sonra aynı yere gelip beni beklemişti.

-Peki niye aslana dönüştü ?

-Lanetlendiği için artık hayatını Aslan Savaşçı formunda yaşayacaktı. İlk bakışta ne kadar güzel ne kadar güçlü deseniz de Aslan Savaşçılar bu dünyada ezilmek için yaratılmışlardır. Abim uzun süren çalışmaları ve kanından gelen güç ile ezilmeyip ayakta kalabilmiş nadir birisidir.

-Bu büyüyü sana o mu öğretti ? Hiçbir eşya kullanmadan bu kadar iyi kontrol edebiliyorsun.

-Evet. Beni piramitten alıp öğrendiklerini anlattı ve yetiştirdi. Ne kadar güçsüz gözüksem de kendi büyüme hakimim ve kendi numaralarım var. Sonra dünyayı gezmeye çıktım ve sizin kralla karşılaştım. Ona sadakat yeminim yok sadece macera olsun diye geziniyorum.

 

-Değişik bir hikayeymiş. Aslan Savaşçının dediği doğruysa gerçekten çok güçlü . 89 demişti kendisi için.

-Evet o gerçekten çok güçlüdür.

-Peki oradaki kadın kim ?

-O da kız kardeşim. Ben zamanda atladıktan sonra doğmuş. Abim onu bulunca yanına almış.

-Gerçekten zaman büyüsünü yapmak bu kadar kolay mı ya ?

-Zamanla oyun oynarsan onun esiri olursun. Abimin ömrü kaç yüz sene acaba ? Düşünsene sevdiğin herkesin sürekli öldüğünü fakat senin yaşadığını.

-Sende de bu kandan var değil mi ?

-Evet fakat onunki kadar güçlü değil. Benimki çok zayıf derecede onunkiyse çok güçlü. Kız kardeşiminki de çok zayıf. Yani kardeş olmak kanı almak için yeterli değil sanırım . Farklı birkaç olayı daha olmalı.

-Benim de tanıdığım birisi var Jack. Sen de biliyorsundur belki.

-Birkaç kere gördüm. Abim zaten onların yanına gidiyor. Yaşlı bir adamla tanışmak istiyormuş sanırım Jack de o adamla birlikte ayrılmış. Ejder yeteneklerin güçlendikçe kendin gibi olan insanların nerede olduklarını anlayabiliyormuşsun. Sanırım ben hiçbir zaman anlayamayacağım.

-Aslan Savaşçılar niye ezilmek için varlar ki fazlasıyla güçlü değiller mi ?

-Aslan savaşçılar aptal olurlar. Zekaları hayvanlarla aynı seviyededir sadece fiziksel güçleri fazladır. Abim benliğini biraz koruyabildiği için zekasını geri kazanabilmiş . Aslında avantajlı bir durumda fakat zekasını geri kazanması 10 seneye yakın sürmüş. Yani o 10 sene içerisinde ölebilirmiş. Sizin orada fazla olmaz ama çöllerde aslan savaşçılar fazladır. Buralarda lanetli büyüler fazlasıyla bilinir.

- O kitaptaki sarmaşıkları savmanın başka yolu yok muydu ?

- O anki heyecan ile zaman büyüsü yaparak beni kurtarmış. Sonradan savmanın birkaç yolunu öğrenmiş fakat bizim büyülerimiz işlemiyor. Çöller farklı büyü tiplemelerine sahiptir. Mesela ölüleri diriltmek gibi lanetli başka büyüler de var fakat nasıl yapılır ve sonuçları nedir bilmiyoruz.

 

 

 

 

 

Y.N.: Daha önceki haritada neresinin çöl neresinin sulak alan olduğu gibi bilgiler vermemiştim. Ayrıca tüm dağları nehirleri gölleri de belirtmemiştim. İleride tekrar bir harita ile onları açıklayana kadar haritaya bakarak anlamayacağınız şeyleri seride karakterler yavaş yavaş keşfedecek.

Gelecekten Y.N. : Temiz bir harita yaptım ileride göreceksiniz. Onda da her yer açık değil , serideki ilerlemeye göre haritadaki bölgeleri gösteriyorum.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr