Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Rein'in Yolu - Bölüm 18: Çok büyük bir ders


“Simurg’u bilir misin genç adam ? “diye seslendi birisi çalıların arkasından. Kafasını kaldırıp bakmaya bile tenezzül etmedi Jack. Demircinin geldiğini biliyordu. “Bilmiyorsun değil mi ? “ diyerek çalıların içine daldı demirci. Jack’in yanına oturarak “ Buralarda Simurg’a Anka kuşu derler.” dedi.

 

Jack , ihtiyara bir bakış attı. Ne demek istediğini tam olarak anlayamamıştı. Genelde ihtiyar konuştuğunda cümlelerinden bir şeyler anlamazdı. “Diğerleri gibi geçmişini mi anlatacaksın ihtiyar?” diye sordu sıkkın bir şekilde.

“Bugüne kadar hiç boş muhabbet yaptığımı gördün mü genç adam? (Gülerek) Bir şey anlatacaksam sana faydası olduğu içindir. Zamane gençleri güçlü oldukları için bize rahatlıkla karşı gelebiliyorlar ama istediklerini alamıyorlar. Demek ki bu dünyada bizim bildiğimiz ama sizin bilmediğiniz şeyler var.”

Son iki cümlesinde azarlarmış gibi bir hava vardı ihtiyarın.  Jack , yaşlı adamın haklı olduğunu düşünerek konuşmadı ve karşısındaki ağaca doğru bakmaya devam etti.

“Seçtiğin silah senin karakterinle alakalıdır aslında. Senden bir parçadır. Söylediklerimi çok iyi dinlersen gittiğin yola ışık tutmuş olurum. Göz ardı edersen dediklerimin doğru olduğunu yaşayarak öğrenmek zorunda kalırsın.”

“Tamam dinleyeceğim.” dedi Jack ve başını azıcık öne eğdi.

“Ben küçükken senin kullandığın kılıç gibi bir kılıç kullanmak istemiştim her zaman. Bu benim doğamdaydı ama yaşadığım çevrede herkes yay kullanıyordu. Bizim zırhlarımız buradaki askerlerinki gibi değildi. Çok ince ve hafiflerdi . Zaten zırhları pek umursamazdık bazen zırh bile giymezdik. Biz her zaman risk alarak savaştık. Çok hızlı at sürerdik böylece saldırılardan kaçınırdık. herkes ışık ve hava büyülerinde iyiydi. Ben hariç.” dedi ve sustu ihtiyar adam.

 Hikayenin can alıcı kısmına yaklaşmıştı ve bilerek sustuğu belliydi . Merak uyandırmaya çalışıyordu.

“Buraya uzun zaman önce geldim. Kendi arkadaşlarımı ve ailemi terkettim. Birbirimiz için uyumlu olmadığımı söyledim ve kendi özelliğimi gösterdim.”

 “Onlar da aramızdaki farkı anlayarak beni hoşgörüyle karşıladılar . Ayrılırken sadece anneme üzüldüm. Onu yalnız bıraktığım için. Benimle gel dedim ama beni dinlemedi.”

“ Tüm bu hikayenin anka kuşuyla ne alakası var peki ? “ diye sordu Jack . Her zamanki gibi hikayeyi dinlemeden araya laf sokuyordu.

“Pekala kendi geçmişimi bir kenara bırakıp hikayeyi kısa kesicem. Çok sabırsız bir adamsın. Ejderha ve Simurg aslında çok farklı şeyler. Ejderha zannedip Simurg a saldırmaya çalışan insanların hikayesini duydun mu hiç ?. Çocuklara anlatılan bir masal diye biliyorsun ama aslında yaşanmış bir olay. Ben ailemden ayrılıp yola çıktığım zaman ordudaki askerler ejderhaya saldırmak için asker arıyorlardı ve ben de onlara katıldım. Ejderhaya saldırdık ama ordudaki çoğu kişi ciddi yara alınca geri çekilmek zorunda kaldık ve ejderha kaçtı. Yaralananlar arasında ben de vardım ama tüm yaralananların aksine ben o yaratığa hep teşekkür ettim. Çünkü bizi bilerek öldürmediğini anladım. Bizi bırakmıştı ve kaçmamız için fırsat vermişti. İstese tüm orduyu tek seferde yok edebilirdi. O benim gördüğüm ilk ejderhaydı ama ben ejderhalarla savaştıkça onun aslında bir ejderha olmadığını anladım. O yaratığın ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemedim ama her zaman onun Simurg olduğuna inandım. “ dedi yaşlı adam ve göğsündeki yarayı gösterdi. Boydan boya  simsiyah bir çizik vardı adamın göğsünde.

Jack afallayarak geriye doğru sıçradı ve kılıcını çekti. “Na.. Nasıl… Nasıl ??” diye konuştu kendi kendine . Yaşlı adam “ Söylemem kiii “ dedi gülerek sanki bir çocukmuş gibi.

Jack kılıcını kaldırıp yukarıdan aşağıya doğru adama bir darbe attı. Demirci geriye sıçrayarak “ Burada beni yenmen imkansız .” dedi . Jack kılıcını güçlendirdi ve ihtiyara doğru savurdu. Kılıçtan çıkan siyah çizik yaşlı adamın önündeki ağacı kesti ve adama doğru gitti. Demirci hançeriyle darbeyi engelledi.

Demircinin hançerinde de siyah alevler vardı. Jack fazla düşünmedi ve gökyüzüne doğru sıçradı. Yaşlı adamı da tüm ormanla birlikte yok edecekti. Bu sefer tüm gücünü kullanacaktı. Tek gözü simsiyah oldu ve içinde yedi yapraklı beyaz bir çiçek belirdi.

Aşağıya doğru hızlı bir şekilde hücum etti. Havayı delerek yere çarpıcaktı. Demirci yerden sıçrayarak Jack ile havada çarpıştı ve patlamanın şiddeti yatay bir şekilde ormanın üzerine yayıldı. Ormanın üstü karanlık bir perdeyle örtülmüş gibiydi. Jack , yaşlı adamın gözlerinin içine baktı.

Herhangi bir şey göremedi. Beyaz çiçeği göremedi yaşlı adamın gözlerinin içinde ve korktu. Yer çekimi avantajı Jack’te olmasına rağmen Jack gökyüzüne doğru fırlamıştı. Demircinin ona tekrar bir oyun oynadığını düşündü . Bir çözüm bulmalıydı yoksa ölecekti. Demirci havaya basarak Jack’e doğru sıçrıyordu.

“Simurg” dedi Jack’in içinden bir ses. Simurg yukarıda! Jack kafasını kaldırdı ve üzerinden geçen bir şey gördü. Simurg dedikleri bu olmalıydı. Ejderhaya gerçekten de benzemiyordu. Jack kuşa doğru yönelmek istedi.Fakat yukarıya çıkmak için bir çözüm bulmalıydı. Düşündü. Yukarı çıkmak için bir fikir buldu. Kılıcını alevlendirdi ve en güçlü saldırılarını  aşağıya doğru yapmaya başladı.

Kılıcın geri tepmesi sayesinde yukarı doğru çıkmaya başladı. Kuşa ulaşmak zorundaydı çünkü vücudunun düşüşü kaldıramayacağı bir yükseklikteydi. Aşağıya düşerse kesin ölürdü. Bulutların üzerine çıktı . Gücü bitmişti ve artık kılıç sallayamıyordu. Düşüşe geçti. Yere çarpıp ölmeyi beklerken yumuşak bir maddenin üzerine gömüldü.

 

Ayağı kalktı ve bulutların üzerinde durabildiğini farketti. Demirci ortalıkta gözükmüyordu fakat bu gelmeyeceği anlamına gelmezdi. Kuşun arkasından koşmaya başladı. Kocaman kanatlarından alevler çıkıyordu. Güneş kadar ışıldayan inanılmaz boyutta bir kuştu. Hava ona yol açıyordu geçip gitmesi için. Jack koşmaya devam etti. Kendisi gibi koşanları gördü yanında. Bulutlar birer yol olmuştu ve kuşa doğru koşuyorlardı.

Jack arkasına baktı. Yüzlerce hatta binlerce kişinin bulutların üzerinde aynı yöne doğru koştuğunu gördü. Demirciyi aradı gözleri ama bulamadı. Devam etti daha çok koştu. Koştukça sayılarının azaldığını farketti. Evinden uzaklaşanların korkup geri döndüğünü gördü. Sevdiklerini geride bırakamayanları. Kıskançlığından arkadaşını da tutarak buluttan aşağıya atlayanları.

Jack bu insanları gördükçe insanların aslında ne kadar kötü yaratıklar olduğunu anladı.Daha da kötüsü kalan kişilerle birlikte dağa ulaşınca dağın bomboş olduğunu gördü . Diğer herkes gibi o da çok şaşırmıştı. Şok olup pes edenlere  “Bunun için mi geldik?” diyip geri dönenlere inatla koşmaya devam etti Jack.  Koşarken arkasına baktığında kendisiyle birlikte hala daha koşan insanlar olduğunu farketti. İçlerinde tanıdıkları da vardı.

Hep birlikte dağın tepesine yaklaştıklarında yine hiçbir şey göremediler hiçbir şey bulamadılar. Herkes umutsuzluğa kapılmaya başlamıştı. Jack yine pes etmedi ve dağın tepesine doğru tırmanmaya başladı. Burnu kanamaya başlamıştı. Boğazı kurumuştu ve köpek gibi ağzından nefes alıyordu. Vücudunun her yeri ağrıyordu.

Tırmanırken  aşağıya baktığında sayılarının ciddi anlamda azaldığını farketti. Ümidini yitirmemişti. Dağın tepesine tırmandıklarında aslında Simurg’un kendileri olduğunu farketti oradakiotuz kişi. Jack olan herşeyi anladı. Peşinden gelenler aslında gerçek değillerdi. Bu dünya da gerçek değildi bu dağ da. Simurg da gerçek değildi.

 

Jack gözlerini açtı ve kendisini aynı yerde yatarken buldu. Karşısında demirci vardı. “ Nasılsın genç adam yoksa dersini aldın mı ? “ dedi kahkaha atarak. Jack , demircinin kendisine bir sınav yaptığını ve aslında her şeyin illüzyondan ibaret olduğunu anladı. Kafası karışıktı biraz. “Her şeyi anladım fakat neden 30 kişiydik ?” diye sordu ihtiyara dönüp.

 

“Hikaye böyle genç adam. Hikayede kuşlar kendilerine Simurg’u lider seçmek için bir dağa uçarlar. Kuşların çoğu yolda arzularına yenik düşerek geri döner veya ölür.Geriye 30 kuş kalır. Kalan 30 kuş kendilerinin Simurg olduğunu anlar. Simurg da si(otuz) murg (kuş) un birleşimidir zaten.”

Her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça geri dönen kuşlar gibi  bataklığımızda, tüneklerimizde veya kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Kendi içimizde bizi bize esir eden yanlarımızı fark etmedikçe bunu başaramayacağız. Oysa ki şimdi, bu an her birimiz için kendi gökyüzümüzde uçma zamanıdır. Kendi içinde seni esir tutan yanlarını bulmalısın. Yoksa Simurg gibi bilge ve güçlü olamazsın genç adam…”

dedi demirci ve kahkaha atarak kaleye yöneldi. İllüzyon yeteneği inanılmaz fazla olmalıydı aksi taktirde Jack erkenden durumu fark ederdi.

“Göğsümdeki yarayı nereden biliyorsun ? “ diye bağırdı Jack. Demirci arkasını döndü ve “ İllüzyon yapmak için karşındaki insanın zihnine girmelisin. Ben de senin zihnine girdim ve bazı şeyleri gördüm."
 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1114

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 992

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 832

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 778

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 656

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 607

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 596

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 576

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 517

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 490

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 290

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 179

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 109

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 82

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 12212 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 17285 Bölüm Sayısı


creator
manga tr