Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Rein - Bölüm 17: Melez


Yılanın üzerinde limana doğru ilerleyip insanların görmeyeceği bir yerde durdular. Aksakallı , yılanı asaya çevirdikten sonra yayan olarak devam ettiler. Gemi önceden hazırdı . Aksakallı cebinden iki kese dolusu altın çıkartıp adama verdi. Bir gemiyi satın alacak kadar parasının olması etraftakileri şaşırtmıştı.

 

O sırada Ayame ve Bertuğ boya alıp gelmişlerdi. Gemiye büyü yazmak için boyaya ihtiyaçları vardı. Aksakallı boyaları alıp gemiye çıktı ve yere bazı semboller çizmeye başladı. Bertuğ gemiye çıkılan tahtanın önünde nöbet beklermiş gibi duruyordu ve Ayame , Aksakaldan semboller hakkında ders alıyordu.

 

Jack , Rein ve Sentinel de yiyecekleri getirip gemiye yüklediler. Rein gülerek gemiye atladı. Bir şeyler öğreneceğine inanıyordu ve sevinçliydi. Jack ise düşünceliydi fakat bunu belli etmiyordu. Yolun tehlikeli olduğunun farkındaydı.

 

Herkes gemiye bindikten sonra Bertuğ tahtayı çekerek gemiye aldı. Aksakallı ekibe seslendi:

-Herkes hazırsa gidiyoruz . Hava önümüzdeki birkaç hafta güzel olacak o yüzden deniz canavarları fazla yüzeyde olmaz.

Hava fırtınalı olduğu zaman deniz fazla dalgalanıyordu ve deniz canavarlarının öfkesi dalgaların getirdiği kaosla harlanıyordu. Sonra suyun yüzeyine* normalden çok daha fazla *çıkıyorlardı. Onları yenmenin de çaresi vardı fakat deniz yolculuklarına alışmış bir tayfa lazımdı.

 

Jack ve Bertuğ yelkenleri açtılar. Gemideki fiziksel gücün yarısından fazlasını onlar oluşturuyordu. Demirci ve Sentinel de fazlasıyla güçlüydüler. Rüzgar büyücüleri ile gemi yolculuğu yapmak çok iyiydi çünkü gemi çok hızlı gidebiliyordu. Bir haftada karşı tarafa geçeceklerdi . Normalde bir ay sürmesi gereken bir yolculuktu . Büyücülerin beslenmeleri için bir sürü yemek almışlardı . Balık tutmak için de birkaç parça malzemeleri vardı.

 

Güneş tepeye doğru geldiğinde deniz yolculuğu can sıkmaya başlamıştı bile Rein için. Geminin güvertesinden kafasını uzattı ve denize kustu. Ayame de çok kötü durumdaydı. Sentinel’in ise canı sıkılmış gibiydi. Güneş ışıkları tenine vurdukça geriliyordu. Aşağı inerek odasına girdi.

Ayame ve Rein’in halini gören Bertuğ “ Umutsuz vaka.” dedi kısık bir sesle. Güvertede bir sandalyede oturuyordu ve yan masadaki Jack’i yakından izliyordu.  Bertuğ ve Jack yan yana sayılırlardı .Jack ve demirci satranç oynuyorlardı. Jack temiz bir hamle yapıp demirciyi şaşırtınca demirci kahkaha atmaya başladı.

 

“Artık düşünme şeklin değişmeye başlamış genç adam.” dedi demirci sinsi bir şekilde. Hareketini yapacakken sallanan gemi yüzünden taşlar yere düştü. Jack ve demirci taşları toplayıp masanın üzerine koymaya başlamışlardı. Kafalarını kaldırıp masaya baktıklarında taşların dizili olduğunu gördüler.

 

“Sen mi dizdin?” diye sordu Jack , Bertuğ’a dönerek. Evet dercesine başını salladı Bertuğ. Demirci kahkaha patlatarak. “ Senin hafızan gibi onunki de bayağı iyi anlaşılan.”

 

Takımdaki umursamazlık Rein’in sinirlerini bozuyordu. Ekipteki kimse hiçbir şey merak etmiyor gibiydi. Ne boyayla çizilen simgeyi sormuşlardı ne de yaşlı adamın yeteneklerini . Üstelik aksakallının niye bu kadar bilgili olduğunu da merak ediyordu. Bu akşam güvertede toplandıklarında soracaktı.

 

Aksakallı odalardan birine geçmişti ve ses vermiyordu. Rein merak etti ve kafasında bir plan yaptı. Hızlı bir şekilde odaya dalacaktı fakat bunu yaşlıya çaktırmaması gerekiyordu. Odaya giderken kendisini fark ederdi.

“Hey Ayame, hadi oyun oynayalım. “ diye bağırdı ve koşmaya başladı. Güvertedeki yelken direğinin etrafında birlikte koşmaya başladılar. Ayame çocuk olmamasına rağmen böyle şeyleri çok seviyordu. Rein düzensiz daireler çizerek odaya yakın kısımdan ve uzak kısımdan geçmeye başladı. 

Aksakallıya kendisini tehdit olarak değil de yelkenin etrafında rastgele dönen bir velet olarak gösterecekti ve tam odanın yakınından geçerken bir anda durup içeri dalacaktı. Adamın ne yaptığını çok merak ediyordu.

 

Birkaç tur attıktan sonra Rein odanın kapısına doğru yaklaştı ve bir anda içeri atladı. Yerde bağdaş kurup oturan aksakallı adam gözlerini hafifçe kapıya doğru kaldırdı. Vücudunun etrafında su damlaları dönüyordu ve önünde asası vardı.

 

Asası havadaydı ve yaşlı adamın elleri bacaklarındaydı. Etrafında dönen su damlaları asaya değiyorlardı ve simsiyah damlalar şeklinde geri geliyorlardı. Geri gelen damlalar yere sabitlenmiş bir kovaya düşüyordu. Kovanın içinde siyah bir sıvı birikmişti.

 

Rein arkasında bir tahta sesi duyup kimin geldiğine bakmak için kafasını arkaya çevirdi. Gözünün önünden Bertuğ’un eli geçti ve hızlı bir şekilde boynuna indi. Rein bayılmıştı. Bertuğ tutup kapıyı kapattı. Sinirlenmişti.

 

“Asasını yeniliyor. O yaratıkları sürekli kullanmak için bunu yapmak zorunda .” dedi Ayame , Jack ve demirciye bakarak. Sentinel zaten odasında yatıyordu. Demirci sandalyede uyumaya başlamıştı. Ayame odasına çıkmaya başladı .

 

Jack ve Bertuğ yan yana oturmuş denize bakıyorlardı. Jack söze başladı :

-Nereye gidiyoruz ?

-Lord Puhonem birliklerinin olduğu adanın sağ kısmına .

-Orada ne yapacağız ?

-Bir süre orada duracağız. Gemi yakalanmasın diye Puhonem’in bulunduğu kısımdan uzaklaşarak geçeceğiz. Şuan çok kişi peşimizde ve tayfa fazlasıyla güçsüz. Aksakallı bizi bir aylık büyü sanatı kampına sokmayı düşünüyor.

-Peki niye orası ? Başka bir yer yok mu ?

- Onu Aksakallıya sorarsan sebebini sana daha güzel açıklayabilir. Tüm ayrıntıları bilmiyorum.

 

 ----

 

 

“Kılıcın nasıl böyle oldu genç adam ? “ dedi demirci meraklı bir şekilde. Demircinin odasındaydılar ve demirci kendi odasını atölye tarzı bir yere benzetmişti. Jack soruya “Bilmiyorum.” diyerek cevap verdi.

Geçmişini anlatmak istemiyordu. Anlamadığı şeyler vardı. Mesela daha önce İllüzyon yeteneğini kullanmasına karşın Jack-Ejder ilişkisini görememişti demirci. Sadece göğsündeki yarayı görmüştü.

 

Kılıcı hafifçe Jack’e doğru uzattı. Demircinin de merak ettiği şeyler vardı ve artık bir şeyler öğrenmenin vakti gelmişti.

“ İçine büyü hapsedilmiş bir kılıç, fakat güç çok yüksek ve senden besleniyor. Kılıcını bu şekle kim soktuysa eğer , büyü gücün bittiği zaman onu fiziksel gücünle kullanabilmen için böyle tasarlamış. Eğer kılıcın sadece büyüden ibaret olsaydı büyü gücün bittiği zaman kaybolurdu. Bu silah hem fiziksel dünyaya ait hem de büyü dünyasına.”


Demircinin gözünde bu dünya iki dünyanın birleşimiydi. Fakat büyü daha ağır basıyordu. Jack ve demirci Ayame’nin bağırışıyla irkildiler ve yemeğin hazır olduğunu fark edip güverteye çıktılar.

 

Herkes yerde oturuyordu . Jack ve demirci hızlıca oturdular ve yemek başladı. Rein , yaşlı adamdan uzak kısımda oturuyordu ve çoğunlukla yere bakıyordu. Pişman gibiydi.

 

“Sence Reinde veya Sentinelde ejder kanı var mı? “ diye sordu Ayame ve devam etti. “Onlar da artık bizimle bence analiz yapmalıyız.”

 

Yaşlı adam derin bir iç çekti ve uzun bir konuşma yapacakmış gibi bir hava sezdirdi etrafındakilere:

 -Sentinelde var Reinde yok. Ejder kanı sende de var Ayame ama etkisi çok az.

 -Nasıl yani ? Hey neden benimkinin etkisi az! (Ayame)

 -Ejder kanı , kişilerin özelliklerine göre tetiklenen bir yetenek. Aynı zamanda bu kanı taşıyan insanlarla kaçıncı dereceden akraba olduğunun da önemi var. Anlaşılan senin bayağı uzak akrabaların bu kanı taşımış. Jack ve Sentinelde ise durum farklı. Hem kanı yakın akrabaları veya ailesi taşımış. Hem de kişilikleri ejder kanını aktif edecek kadar güçlü.

 -Peki ya Rein’in gözündeki siyah yara ? (Ayame)

 

“Rein lanetlenmiş. Bugüne kadar olacak her şeyi önceden birileri planlayarak yapmış. Bana hayatından bahsetsene biraz Rein.” dedi aksakallı ve Rein hayatını baştan sona anlattı.  Aksakallı biraz sıkkın bir sesle devam etti :

-Tahmin ettiğim gibi yine keşişin işi. Sen de olaya dahilmişsin Jack.

Gözler Jack’e doğru çevrildi. Jack açıklama yaptı:

-Sadece gözündeki çiçeği gördüğüm için ölmesine izin vermedim. Daha önce de başka çocuklar görmüştüm ve onların da ölmesine izin vermemiştim. Hepsini ormandaki kabileye attım. Zaten kabilenin de güçlü çocuklara ihtiyacı vardı ama kabilede çocukları hiç göremedim.

-Gelen çocukların hepsi lanetin etkisiyle öldü. Sadece bu çocuk kaldı. ( Sentinel )

-Ejder kanı taşımadığın için lanet ile sana bu özellik kazandırılmaya çalışılmış. Bunu sadece bu konularda aşırı bilgili insanlar yapabilir ve benim bildiğim bu civarda sadece keşiş var. Öyle keşiş falan olduğuna bakma , kendisi kara büyü uzmanıdır. Anlattığın hikayede keşişin büyüyüp küçülmesi ve ortadan kaybolması da bu yeteneği sayesinde. ( Aksakallı )

- Ama okuduğum kitapta vücut boyutu değişimi yazıyordu. (Rein)

-  Kitabı yazan adam zaten keşiş , yanlış olması normal. Aslında illüzyon yapıyor gerçek boyutu o değil.

- Peki bu lanet beni öldürecek mi ? (Rein)

- Jack kılıcını alevlendirip Rein’e verir misin? (Aksakallı)

Jack kılıcını alevlendirip Rein e verdi. Rein kılıcı tuttu. Fakat hiçbir şey olmadı.

-Kılıcı Rein’e verdiği halde niye siyah alevleri hala yanıyor ? ( Ayame)

-Alevleri yakmak için tutmasına gerek yok. Jack uzaktan da yakabilir. Normalde kılıcın alevlerinin renginin değişmesi lazımdı fakat Jack’in kılıcı büyüler ile mühürlenmiş. Üzerinde değişiklik yapılamıyor. Sentinel sen şu kılıcı alevlendirip versene. ( Aksakallı )


Sentinel , Bertuğdan aldığı kılıcı biraz çaba sonucu siyah alevlerle kaplayabildi. Kılıcı Rein’e uzattı.  Rein kılıca dokununca kılıcın alevlerinin rengi siyah beyaz oldu ve çocuğun tek gözü açıldı. Aksakallı kılıcı hızlıca çekti. Rein normale döndü ve gözü tekrar kapandı.

-Tahmin ettiğim gibi . Keşiş bu sefer başarılı olabilmiş. Yarım ejder kanına sahip bir melez yaratmış. (Aksakallı)

- Melez mi ? Bu mümkün mü ? ( Sentinel )

- Bir insanı melez yapmak çok da zor değil. Fakat yarı yarıya melez yapmak gerçekten zor bir iş . Şuan Mun’un berserkerlerinin hemen hemen hepsinde melezlik var ama yarı yarıya değil . %5-10 civarında .    Aldıkları eğitimler ile de siyah alev çıkartabiliyorlar. Rein de çıkartabilir ama şuan pek bir anlamı yok. Önce ateşine hakim olması lazım yoksa siyah alevler yüzünden kendini kaybedip herkese saldırır. Sevdiklerine bile.

 

Rein daha önce duymuştu bunları keşişten . Aksakallıya hak verdi ve ateş gücünü arttırmak için çaba göstermeye başlamaya karar verdi. Demirci de sohbete daldı:

-Bu kılıcı kim büyülemiş.

-Görünüşe bakılırsa bir ejderha. ( Aksakallı )

Herkes şaşkın bir şekilde Jack’e bakıyordu. Jack bir şey söylemeden yerden kalktı.” Acaba aksakallı , motiflere bakarak tahmin mi yürütüyor yoksa gerçekten de biliyor mu ?” diye düşünerek kamarasına yöneldi. Aksakallı arkasından bağırdı .

“ JACK, sen de lanetlisin. “

Haklıydı. Jack’in göğsünde simsiyah bir yara izi vardı ve iyileşmiyordu. Aslında keşiş küçükken Jackteki potansiyeli görüp onu melez yapmak istemişti fakat yeteneklerini tam geliştiremediği için Jack’in zaten ejder kanına sahip olduğunu görememişti.

Bu yüzden Jack boşu boşuna lanetlenmişti. Sofrada soru sormamıştı Jack çünkü anlatılanların bir kısmını zaten biliyordu.

 

 

 

 

 

 

 

Rota : https://i.hizliresim.com/bVyZ8Z.png




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr