Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Rein - Bölüm 15: Yolculuk Başlasın


“Ben Jack, seni bulmak için geliyorum Kurashi. Bana verdiğin bu gücün tamamını kullanacağım.”

 

“Hazırlansanız iyi olur. Daha fazla burada durmak gibi bir niyetim yok.” dedi Jack. Saçlarını tekrardan siyaha boyamıştı. Gözbebekleri de normale dönmüştü. Artık vücudundaki izleri kontrol edebiliyordu. Kapıdan dışarı çıkıp askerlerin mezarlarına gitti. Ölenlerin çoğu deliler birliğindendi o yüzden mezarlığa gelen fazla kişi yoktu. Zaten Jack iki gün uyumuştu o sürede ziyaretçiler fazlasıyla uğramışlardı mezarlığa.

 

Arkadaşının mezarının önüne geldi. Mezarın üzerinde

“ Saygıdeğer Savaşçı ve Büyük Kahraman Fiend , sonsuza kadar bizimlesin. Teşekkür ederiz.” yazıyordu.

 

“İsminle karakterin hiç uyumlu değil Fiend. Bunu her zaman söylemiştim sana.” dedi Jack. Fiend’in öldükten sonra saygı görmüş olması onu mutlu etmişti . Acı bir gülümseme ile arkasını döndü. O sırada ekip hazırlanmıştı ve demircinin sırtında devasa bir çanta vardı.

“Hadi Jack, kap şu çantayı sen genç adamsın.” dedi demirci takılarak ve çantayı Jack’e kitledi. Jack çantayı aldı ve hazırlıklarını yapmış olan ekibin yanına doğru yürümeye başladı demirci ile birlikte. Bertuğ’un da yarası iyileşmişti ve demirci ona aynı tarzda yeni bir kılıç yapmıştı.

 

“Evet aksakallı patron sensin. Nereye gidiyoruz ?” dedi Jack , yaşlı adam :

-Amacımızı gerçekleştirmek için güçlü ve kaliteli insanlara ihtiyacımız var. Bizimle gelecek birkaç kişi için ormandaki kabilelere gideceğiz.

diyerek asasını yere attı ve asası devasa bir yılana dönüştü. Yaşlı adam yılanın kafasına bindi ve onlara da tutunmalarını söyledi. Jack yılanın kuyruğunun ucunun üstüne sarıldı ve yılan kuyruğunun ucunu kaldırarak hızlıca hareket etmeye başladı. Çok hızlı bir şekilde ormanın içine daldılar. Yaşlı adam yılana bir şey söylemiyor olmasına rağmen yılan onun istediği yere doğru gidiyordu.


Bir anda Jack’in ve diğer ekip üyelerini şaşırtan bir durum gerçekleşti. Yılan bir mağaranın duvarına son sürat gitmeye başladı. Yılandakiler tepki bile veremeden üzerlerine soğuk bir rüzgar çarptı ve karşılarına bir meydan çıktı. Burası gizlenme büyüsü ile gizlenmiş bir kabile kampıydı.

Yerliler yılanı görünce korkup mızraklarını fırlatmaya başladılar. Yaşlı adam yılanı asaya çevirip bir barikat yaptı ve gelen mızrakları engelledi. Sonra kabilenin konuştuğu dilde yerlilere bir şeyler söyledi.

 

Karşıdan yaşlı bir adam gelmeye başladı ve yanında Sentinel* vardı.

-Yerli dilinde konuşmanıza gerek yok sizin dilinizi biliyoruz. (yaşlı adam)

-Sentineli almaya geldik. Bize yardımcı olacağına dair söz vermişti. ( Aksakallı)

-Evet , gidelim. ( Sentinel)

Sentinel hızlı bir şekilde çadıra girdi ve birkaç eşya alıp dışarı çıktı . Kabiledekilerle tek tek vedalaşmaya başladı. O sırada Aksakallı :

-Şu ağacın arkasındaki çocuk bu kabileden değil di’mi ?

-Hayır sonradan geldi iki gün önce gidecekti. Hala burada duruyor gidecek yeri yokmuş. (Yaşlı adam)

-Bertuğ şu çocuğu bayıltsana alalım. ( Jack)

Jack çocuğu tanımıştı. O , ejderha inişi ile başka bir yere fırlattığı küçük çocuktu. Gözündeki çiçeği gördükten sonra onu öldürmek istememişti.

-Ekibe ayak bağı olacak birisini neden istiyorsun ? ( Ayame )

-Onun da gözünde yedi yapraklı beyaz çiçek var. Onu buraya ben getirdim şimdi de alıyorum. ( Jack )

Aksakallı ve yaşlı adam şaşkın bir şekilde Jack’e baktılar. Aksakallı başını sallayınca Bertuğ okunun tekine cebinden çıkardığı bir bitkinin yaprağını ezerek sürdü. Oku gerdi ve tek seferde çocuğun kolunu sıyıracak şekilde attı.

Amacı , yaprak özütünün çocuğun kanına karışmasını sağlamaktı. Böylece çocuk bayılacaktı. Çocuğun fazla zarar görmesini istemedikleri için teğet geçicek şekilde atmıştı okunu.

Çocuk hafif bir inleme çıkardı ve koşmaya başladı . Birkaç dakika sonra bayılarak yere düştü. Jack çocuğa doğru yöneldi. O sırada kabile üyeleriyle vedalaşmasını tamamlayan Sentinel , Jack ile karşılaştı.

Birbirlerine çok yakın mesafeden bakıyorlardı. Çocuk , adama baktıktan sonra güldü. “ Buralarda bir ejderha görmek güzel.”

 

Jack çocuğu umursamadan yoluna devam etti ve bayılan çocuğu – Rein’i – alarak ekibin yanına geri döndü. Çocuğun çantasında iki adet kitap görünce onları alarak kendi devasa sırt çantasına koydu ve “Hazırsanız gidelim.” dedi.

“ Hazırız.” dedi Sentinel. Küçük bir çocuk olmasına rağmen güçlüydü. Kabilesini korumak için yetiştirilmişti ama o böyle şeyleri seven bir insan değildi. Küçükken Aksakallı ile karşılaşmıştı ve ona “Bir gün gel beni de kurtar bu kabileden.” demişti. Kabilesini seviyordu ama gezmeyi daha da çok seviyordu.

Yaşlı adam tekrar asasını attı ve asa devasa bir yılana dönüştü. Jack çocuğu demircinin sırtına koyarak demirciye bağladı. “ Biraz idare et.” dedi.

“Biraz deniz yolculuğu yapacağız. Hazır mısınız  ? “ dedi Aksakallı ve rotayı kıtanın güneyine çevirdi. Yılan daha da hızlı bir şekilde hareket etmeye başladı . Hayvanda hiçbir zorlanma olmamasına karşın yaşlı adam nefes nefeseydi ve terlemişti.

“Biraz mola vermeliyim.”

 

 ...

 

 

 

 

 

-Durumlar bu şekilde Lider’im. (Lord Roka)

 

“Düşman hakkında bilgi toplayıp bana gönderin. Diğer lordlara bu talimatı iletirsin.” dedi Encephalon. Çok sakin bir sesle konuşmuştu ve sinirli değildi. Onun için bu kayıplar hiçbir şeydi. Kayıp bile değildi . İstediklerini elde etmesi için dünyayı savaşa sürüklemek zorundaydı.

 

 

---

 

Elinde yaklaşık 1.30m boyutlarında balta taşıyan bir adam belirdi. Uzun bir çift el baltasıydı. Üzerinde siyah işlemeli taşlar vardı ve rengi siyah-mor karışımıydı. Vücudunun hiçbir yeri gözükmüyordu. Ellerinde siyah eldivenler vardı. Siyah zırhı ve maskesi çıkıntılı bir tasarıma sahipti.

 


1.80 boylarında bir adamdı , fazla kalıplı değildi ancak birlikteki çoğu kişiden daha güçlüydü. Baltası sırtına çapraz bir şekilde asılıydı ve adam ileri geri yürüyordu. “ Kumandanım, lord sizi çağırıyor.” dedi askerin birisi. Koşarak gelmişti ve terlemişti. “Çok önemliymiş .”

-Tamam

Adam askerin gitmesini bekledikten sonra yere eğildi ve bir şeyi tuttu. Kendisine çekince üstü toprak olan taş bir kapı açıldı ve yerin altına doğru merdivenlerden inmeye başladı. Burası onun yaşadığı yerdi. Birkaç parça yiyecek aldıktan sonra yanına su ve büyülü mantarlardan da alarak yukarı çıktı ve askerin geldiğini yöne doğru yürümeye başladı.

 

“Savaş başlıyor demek ki . “

 

 

*Bir gün sonra*

 

 

“Efendim , Justin Darkflame geldi.” dedi asker çekingen bir tavırla. Lord sinirliydi ve her an ona patlayabilirdi. O sırada adam askerin omzundan tutup çekerek kapıdan dışarı itti. İçeri girdi ve lordun karşısına geçti .

“Kimi istiyoruz ve nasıl istiyoruz ?” dedi.

“Kimi değil , kimleri. Bilgi almak için öldürmemeye çalış.” dedi Lord ,adamın yüzüne bakarak. Savaşçının şekilli maskesinin arkasındaki yüzü gözükmüyordu ama saçları siyah ve uzundu. Biraz yaşlı bir adamdı. Lord adama bir kağıt uzattı. Kağıtta isimler ve en son görüldükleri yer yazan birkaç kişi vardı. “Sesli oku.” dedi Lord.

 

-Jack, Aksakallı, Bertuğ , Ayame , Karga.  Şu moruk , Bertuğ ve küçük kız bize daha önce de sıkıntı çıkarmıştı sanki. Jack’i daha önce duydum. Lord Roka’nın kıtasının alt tarafındaki krallığa bağlı bir komutan.

-Okyanusa doğru gittiklerini öğrendim. Okyanustan gidersen denizde yakalayabilirsin.

-Okyanusta avantajlı olmam için Lord Fin’in gemicilerinden bulmamız lazım. Biraz da rüzgar yeteneği gerekli. Yaşlı adamın rüzgarları güçlüdür gemiler alabora olabilir.

-Onları sıkıntı yapma. Hazırsan gemiyle yolculuğa çıkıyorsun. Yarın.

Dedi Lord Mun ve Savaşçıyı gönderdi. Berserkerlerin en güçlüsü bu işin altından kalkabilirdi. Ağırlıklı olarak Lord Roka’nın birlikleri iş başında olsa da diğer lordlar da birlik gönderiyorlardı. “Bu yeterli olmalı.” dedi.

 

Lord Mun’un toprakları haritanın ortası ile solu arasında ,kuzeyde kalıyordu. Dünyanın şeklini göz önünde bulundurduğumuzda aradığı kişiler şu anda en soldaki kıtanın alt tarafındaydılar yani Lord Mun’un üst sol çaprazından veya alt sol çaprazından bulundukları yere gidilebilirdi. Lord Mun haritaya göre üst sol çaprazı seçmişti ve yolda gemiler ile yakalama düşünceleri vardı.

 

Bu düşünceyi Lord Fin ile paylaşmıştı. (Tüm ülkenin deniz işlerine bakan küçük Lord.) Fin , denizdeki durumları, balıkların saldırma ve çiftleşme dönemlerine bakarak Mun’a , saldırı için uygun bir zaman diliminde olduklarını ve çokça gemi/mürettebat gönderebileceğini belirtmişti.

Aynı şekilde Lord Puhonem (Orman okçuları’nın lordu) de gemilere okçu koyabileceğini böylece karşı tarafa daha da iyi zarar verebilceklerini söylemişti

 

K’oz ise bu konuda sadece istihbarat ile ilgilenmiş ve kişilerin isimleriyle bulunabilecekleri yerleri lordlara bildirmişti.

 

--

 

“Gemiler hazır , harekete geçiyoruz.” diye bağırdı güverteden bir adam. Justin geminin uç kısmındaydı ve ileri doğru bakıyordu. Her zamanki gibi ayaktaydı.

 

“Fare avlamak için üç gemi sence de çok değil mi Justin ?” dedi kadın çekici bir sesle. Justin cevap verdi:

-Gemileri lord verdi. Bana kalsa kayıkla giderdim. İtiranızı lorda bildir.

-Her şeye bir cevabın var değil mi ?

 

Justin cevap vermeden birkaç adım daha attı. Yanına gelen kadınla aynı hizada olmak istemiyordu. Kadın sinirlenerek “ Baya sevecen bir adamsın ha! “ dedi ve hızla güverteye indi. Güverteden bağırmaya devam ediyordu.

“ Hey millet görüyor musunuz ? En iyi berserker olduğundan beri Justin Darkflame beni takmıyor. Mükemmel değil mi sizce de. “

Gemidekiler haykırmaya başladılar. Kadının dedikleri doğruydu. Ama Justin Darkflame gibi bir adam için güzel kadın bulmak kolaydı bu topraklarda , o yüzden bu kadının çekiciliği pek önemli değildi.

 

“Seninle tanışmak istiyordum Jack. Buralarda gerçek siyah alevlere sahip fazla kişi yok. Bakalım hikayen neymiş.” dedi kendi kendine. Maskesinin ardından gülüyordu.

“Umarım alevlerin , lanetinden dolayı siyah değildir.”

Gerçek siyah alevleri olan insanlar ile lanet yüzünden alevleri siyahlaşmış insanlar arasındaki farkı bilmiyordu çevredekiler. O yüzden her siyah alev Justin’in yetenekleriyle bağdaştırılıyordu.

Zaten Berserkerlerin çoğu lanetliydi bu yüzden hepsi aynı yeteneği kullanıyormuş gibi görülüyordu. Durumun çok farklı olduğunu ise bilen birkaç yüksek rütbeli vardı.

 

 

 

*Hatırlatma: Sentinel , Rein'e kılıç eğitimi veren küçük çocuğun ismi.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr