"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Rein'in Yolu - Bölüm 14: Tesadüf mü? Kader mi ?


"Gerçekten istiyorsan seni süvarilerden birisi yaptırabilirim. Maske takıp elindeki baltayı bırakırsan sen de süvari olabilirsin." 

Biraz saygı görmek istiyordu yardımcı kumandan. Köpek gibi muamele istemiyordu. İnsanların onu görüp çekinmesini istemiyordu. Şimdi süvari olma şansı vardı ama elindeki baltasından vazgeçebilecek miydi? Silahı onun dostuydu ve küçüklüğünden beri onunlaydı. Onunla birlikte hayata atılmıştı Fiend. Onunla gülüp onunla ağlamıştı şimdi bırakabilecek miydi ? Savaşçılar arasında çok yaygındı bu durum.

 

Başka insanların saygı duymadığı bir durumdaydı. İyi savaşçılar dışında hiç kimse takmazdı böyle şeylere ve dalga geçerlerdi. Fakat iyi bir savaşçı olmak için kendi tarzına sahip olmalıydın yoksa belirli bir seviyenin üzerine çıkamazdın. Bu işi severek yapmalıydın.

 

“Biraz düşüneceğim.” diyerek ejderin sırtından aşağıya doğru kaydı. Ejderin dişlerinin bir kısmı sökülmüştü ve çalışmalar hızla sürüyordu. Jack izlemeye devam etti. Fiend çok sevdiği birisiydi. Hayatında pişman olduğu bir iki olayı ona anlatmıştı ve kendisi hakkında en çok şey bilen o kişiydi. Fiend sadık bir adamdı. Bazı konularda kafası karışıyordu ve Jack’e danışmak için geliyordu. Onun dışında deliler birliğinde doğru dürüst hiç kimse yoktu neredeyse . Birkaç kişilik yeni yetme asker gelmişti ama onlar da delilere uyum sağlayarak acımasız köpeklere dönüşmüşlerdi.

 

Jack de aşağıya kayarak indi. Ne zaman şu adamla konuşsa tekrardan düşüncelere dalıyordu. Arka kısımdaki deliler birliğinin kampına doğru gitmeye başladı. Delilerin kampı normal kamptan biraz daha uzaktaydı ve etrafında tahta korkuluklar çakılıydı. Başka insanların yanaşmadığı bir yerdi. İçerideki askerler yine güreş yaparak eğleniyorlardı. Kumandan biraz yorgundu ve kendisine ayrılmış yere gitmeyi düşünüyordu.

 

“Sen hala ölmedin mi ? “ diye sordu karanlıktan bir ses. Zarif bir sesti ve sahibinin kadın olduğu belli oluyordu. Işığın gelmediği bir yerdeydi. Sesi tanıdı Jack ama bozuntuya vermedi. Kimsenin rüzgar süvarilerinin lideri olan Abella’nın deliler kampına yakın bir yerlerde gezindiğini bilmeye ihtiyacı yoktu. “Sarayda görüşürüz umarım.” dedi ilgisiz bir şekilde ve ortadan kayboldu. “ Ah siz deliler gerçekten ne aptal adamlarsınız . “ dedi Abella ve o da ortadan kayboldu.

 

Çadırına girdi , kıyafetini çıkarttı ve kılıcına baktı. Göğsündeki yarayı gördü kılıcında. Tekrar kızdı kendisine ve tekrar pişman oldu. Kılıcını yere sert bir şekilde sapladı. Yatağa uzandı ve ellerini başının arkasında bağlayıp düşünmeye başladı. Gerçekten isyancıların liderini öldürerek doğru mu yapmıştı emin değildi. O zamanlar küçüktü ve ne olduğunu bilmediği için başkaları tarafından kullanılmıştı . İsyancı liderini kötü bir şey yapıyor zannederek öldürmüştü. Gerçekten çok yetenekliydi ve başka insanların bundan faydalanmasına artık izin vermeyecekti.

“Çok az kaldı , hissedebiliyorum.”

Sabah beli tutulmuş bir şekilde uyandı Rein. Şehirden uzakta kalmış bakımsız boş bir evin içinde uyumuştu. Kılıcını kontrol etti ve ayağa kalktı.

Hızlı olmalıydı. Keşiş ondan kaçmıştı demek ki keşişten daha güçlüydü. Kapıdan dışarıya fırladı ve tempolu bir şekilde şehrin girişine doğru koşmaya başladı. Yolda karşılaştığı insanlara keşişi tarif ediyordu. Her ihtimale karşı hem kalıplı halini hem de küçük halini söylüyordu.

 

Kapıya yaklaştı ve nöbetçileri farketti. Demek ki ordu geri dönmüştü. Daha dikkatli olmalıyım diyerek sakin bir şekilde kapıya doğru yürümeye başladı. Ters bir hareket yapmayıp içeri girecekti. Nöbetçilerden birisinin kolunun sargılı olduğunu farketti. Dün sabah dedesi öldüğü zaman patlamanınetkisiyle kolunu kaybetmiş bir askerdi o nöbetçi.ü

Çocuğu fark etti ve kılıcını çekip saldırı pozisyonuna geçti. “ DUR ! “  diye bağırdı. Çocuk olacakları fark edip kendi kılıcını çekti . İki nöbetçiye karşı tek başınaydı ve bu gerçek bir sınavdı. İleri doğru saldırıyormuş gibi yaparak kılıcını yandan savurdu çocuk. Nöbetçinin açığını arkadaşı kapatmıştı. Çocuğun kılıcını ucu ucuna engelleyebildi. Gürültüyü duyan şehirliler kapıdan uzak durup izlemeye başladılar. İçlerinden bazıları şehrin içindeki askerlere haber vermek için koşmaya başladı.

 

Çocuk fazla zamanının kalmadığını anladı ve kılıcını yere vurarak yerleri ateşle kapladı. Üç darbeyi art arda kullanarak üç adet ateş sütunu gönderdi. Nöbetçiler dünkü savaştan yorgun gelmişlerdi anlaşılan çünkü darbeyi karşılayamadılar. Tek kolu sargılı olan nöbetçi arkadaşını korumak için önüne atladı ve vücuduna üç büyük ateş darbesi yiyerek bilincini kaybetti.

 

Rein fırsattan yararlanarak kaçmaya başladı. Önündeki kervandan yiyecek dolu bir at alarak yol boyunca sürmeye devam etti. Dedesi küçükken arada bir onu şehre indirir ve at bindirirdi. Böylece çocuk at sürmeyi öğrenmiş oluyordu. Gelecekte faydası dokunur demişti dedesi.  Hızla atını sürdü ancak çok yanlış bir zamanda savaşmıştı. Karşısından zırhları simsiyah ve dikenli olan ellerinde ağır silahlar olan askerlerin geldiğini farketti. Önde gelen adam sırtında  büyük bir kılıç taşıyordu ve yanındaki devasa adam da büyük bir balta tutuyordu. 

"KAÇIYOR YAKALAYIN!" diye bağırdı arkadaki nöbetçi . Önden gelen siyah zırhlı adamların lideri kılıcını sırtından alarak saldıracağını belli etti. Çocuğun kaçacak yeri yoktu şansını denemeliydi. Gözlerini kapatıp odaklandı ve kılıcının alevlerini hissetmeye başladı.  Kılıcı alevlendi ve normalden daha fazla yanmaya başladı. 

Ağır bir darbe atmayı planlamıyordu. Birçok küçük darbe atacaktı ve böylece kaçmak için fırsat yaratmaya çalışacaktı. İnancını kaybetmeden küçük ateş sütunları fırlatmaya başladı . Uzun kılıçlı adam kılıcını çekti . Arkadaki askerlerin hepsi durmuştu. Sadece çocuk ile adam birbirlerine doğru at sürüyorlardı. 

Çocuk yenildiğini anladı. Arkadaki askerler de takip etmeyi bırakmışlardı. Demek ki o kadar çok güveniyorlardı karşısındaki uzun kılıçlı adama . Zaten güçlü olmasa bölüğün lideri olmazdı. Adamın üzerinde yırtıcı bir aura vardı. Gözlerine bakmaktan korkmaya başladı. Vahşi bir hayvan gibiydi ve onu paramparça edecekmiş gibi geliyordu üzerine. Rein atını şahlandırdı. Adam da aynı zamanda atını tuttu ve karşı karşıya durdular . 

" Sonum böyle olacakmış." dedi ve attan aşağıya atladı Rein. Adam da aynı şekilde attan aşağıya indi . Anlaşılan atlar olmadan dövüşeceklerdi. Çocuk hareket edemeden adam ona doğru kılıcını savurdu. Aralarında en az beş-altı insan boyu mesafe vardı ama kılıç çocuğun gözünün önünden geçmişti.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1114

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 992

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 832

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 778

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 656

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 607

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 596

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 576

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 517

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 490

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 290

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 179

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 109

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 82

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 12212 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 17284 Bölüm Sayısı


creator
manga tr