"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Rein - Bölüm 14: Fedakarlık


Jack son kez baktı dünyaya kendi gözünden. Baltasını havaya kaldırmış siyah zırhlı ve kasklı adama doğru. Balta Jack ’in bedenine doğru inmeye başladı. Dünya artık çok daha yavaştı. Bunlar son anlardı. Jack ‘in ağzından birkaç kelime döküldü.

“Seni bulacağım anne…”

İlk aldığı darbe çok güçlü olduğu için Jack ‘in yarası kapanmıyordu ve alevleri de tamamen sönmüştü. Jack son saniyesinde kendisini hazırladı.

“ARGHHHHHH!”

Diye bir bağırışla devasa baltasını iki eliyle kafasının üzerinde tutarak koşan uzun boylu kalıplı bir adam Jack ‘in üzerinden atlayarak baltasını Berserkerin kafasına geçirdi. Berserkerin zırhı ve vücudu ortadan ikiye ayrıldı. Kalıplı adamın vücuduna oklar saplanmıştı. Ağzından burnundan ve gözlerinden kanlar geliyordu. Kalıplı adam bunlara aldırış etmeden gülüyordu. “Bugün değil Jack, bugün değil.”

 

Koşarak ön tarafa doğru devam etti. Jack hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. “Fiend, yapma.” diye mırıldandı. Arkasından çok büyük bir uğultu yükseldi. Yüzlerce deli koşarak Jack’in yanından geçiyordu. İçlerinde ağlayanlar bile vardı. Askerler oklarla karşı karşıyaydılar bazıları ok darbeleriyle yere düşüyordu. Jack askerlerin yere düşüşlerini izledi. Süvarilerden de bir grup saldırıya geçmişti. Jack’in yanından atlayıp geçen deliler ölmeye gidiyorlardı. Birkaç tane deli Jack’i omuzlayarak geriye doğru çekmeye başladı. Ayame’yi de almışlardı. Öleceğini anlayan deliler yaralananların üzerine yatarak bedenlerini siper olarak kullanıyorlardı. Jack o gün aslında ,delilerin kötü olmak zorunda kalan iyi insanlar olduğunu anladı.

 

Son kez savaş alanına göz attı. Siyah pelerinli adamın da ön safhalarda savaştığını gördü. Sol omzunda bir karga vardı. Gökyüzü de kargalar ile kaplanmaya başlamıştı. Fiend en önden koşuyordu ve ölmek üzereydi. Jack ağlamaya devam etti. Artık olanları göremiyordu. Gözleri kapandı.


Savaş alanı çok karışmıştı. Okların ıslıkları, delilerin bağırışları, kargaların sesleri, büyülerden çıkan sesler ve kılıçların zırhlara saplanma sesleri. Berserkerlerin çoğu ortadan kalkmıştı ve artık orman boştu. Fiend, sol omzunda karga olan adama dönerek “Bugün boşa ölmediğimizi göster bize! “Diye seslendi. Artık hareket edecek gücü kalmamıştı.

Kargaları olan adam Fiend ’in son halini görünce sinirlendi. Bir nara atarak ileri doğru koşmaya başladı. Berserkerlerin yanından simsiyah bir karartı geçti. Adam tüm gücünü kullanıyordu. Damarlarında akan kan siyaha dönmüştü. Elleri siyah alevlerle kaplıydı. Yumruğunu silah olarak kullanan bu adam, son darbeyi yaparak ormanın bir kısmını ortadan kaldıracaktı.

 Fiend arkasına dönüp baktığında aksakallının ve Ayame’nin Jack’i iyileştirmek için çaba gösterdiklerini gördü. Jack savaş alanında değildi artık. Fiend son kez güldü ve yere yığıldı. Artık vücudundaki oklar yüzünden ölüp yere yığılan askerlerden biriydi. Hayatı boyunca tek istediği saygı duyulan bir insan olmaktı ve az önce hayatı boyunca ona saygı duyan tek kişi için canını vermişti.

 

Elinde kazma olan iriyarı adam da savaşa katılmıştı. Delilerle birlikte ileri doğru gidiyordu. Delinin tekini öldürmeye çalışan Berserkerin tekinin kafasını tutup kopardı. Berserkerlerin moralleri bozulmaya başlamıştı. Bu adam devasa boyuttaydı ve fiziksel gücü berserkerlerden daha fazlaydı. Bu dünya sadece büyü gücüyle işlemiyordu. Bedenine birkaç ok saplandı ama adam aldırış bile etmedi. Berserkerler tamamen ortadan kalktıktan sonra tüm iş siyah pelerinli adama düşmüştü.

 

Okların pelerinli adama çevrildiğini gören kargalar adamı korumak için önünden uçmaya başladılar. Kargalar teker teker yere düşüyordu ve her karga öldüğünde adam sinirlenip daha da hızlanıyordu. Yeteri kadar içeri girdiğine emin olduktan sonra havaya sıçradı. Tüm gücünü sağ elinde topladı. Yüzlerce karga ölmüştü ve adamın sol omzundaki karga dışında hiç kargası kalmamıştı. Vücuduna birkaç adet ok saplanmıştı ve fazla dayanamazdı.        

 

Yere doğru hızlı bir iniş yaptı ve yere vurdu. Yerde siyah bir girdap oluştu ve kendisiyle birlikte etraftaki ağaçlar girdabın içine çekilmeye başlandı. Adam vurduğu yerden hızlıca uzaklaşmaya çalıştı. Eskiden kargaları onu tutup kaldırırdı ancak şimdi bir adet kargası vardı ve onu kaldıracak güçte değildi. Adam girdaptan kaçamadı ve kendisiyle birlikte ormanın bir kısmı girdap tarafından yutuldu. Ortada düşman kalmamıştı.

 

---

 

 

“Neredesin ? NEREDESİN ?” diye bağırıyordu adam korkmuş bir şekilde.

 

“Ben seni böyle yetiştirmedim evlat. Böyle korkak olmamalısın.” diye konuştu ejderha. Gerçekten de insanlara oranla devasa boyutlara sahip olabilen yaratıklardı ejderhalar. Kanatlarını açıp çocuğun üstündeki güneşi kapattı. Gri renkliydi. Normal ejderlere oranla daha uzun ve zarif bir ejderdi . İ

ki kanadı vardı ama kanatları normal bir ejder kanadına göre daha uzun ve inceydi. Bacaklarındaki kaslar normal bir ejderhanınkine göre daha fazlaydı ancak hacimli değildi.

Ayaklarının önünde üç parmak arkasında ise bir parmak vardı ve parmaklar yedi eklemliydi. Bu kadar fazla eklemin olması parmakların iç kısımlara daha iyi bükülmesini sağlıyordu ve yırtıcı bir kuş pençesi gibi kapanabiliyordu. Aynı zamanda sivri kayaların üzerinde kayanın etrafına pençelerini geçirerek ayağının altına yük bindirmeden durmasına yardım ediyordu.

 

Adam üzgün bir şekilde ejderhaya bakmaya devam etti. Kıpırdayamıyordu. Ejderha güneşi kapatınca her yer kapkaranlık oldu ve ejderin mor gözlerinden gelen ışık adamın üzerine düşmeye başladı. Yüzünün yatay kısmı dikey kısmına oranla iki kattan daha uzun olan dişi bir ejderhaydı. Boynuz tarzı kemik çıkıntılar kanatlarının en ucunda, sırtında ve ayak ekleminin yanlarında vardı. Ayrıca kafasının üstünde de unicornlarınki gibi bir boynuz vardı ve o boynuzun daha üstünde kalan arkaya doğru yönlenen bir boynuz daha vardı.

Sırtının üst kısmındaki kemikler aşırı uzundu. Göğüsünde de mor renkli bir çizim parlıyordu*.Kuyruğunun ucu sivriydi ve kuyruğa inen yolda da boynuz parçaları vardı. Kuyruğunun alt kısmında tırtık gibi duran girinti çıkıntılar vardı . Göğsündeki çizim* ejderin profilden basitleştirilerek çizilmiş haliydi. Ejdere oranla küçük kalıyordu ama belirgindi. Ejderin durumuna göre parlayan büyülü bir çizimdi.

 

Ejder hayıflanıyormuş gibi yaparak burnundan üfledi. Sıcak bir nefes adamın yüzüne çarptı.

“Sen de gittiğimden bu yana çok değişmişsin.” dedi adam sakin bir şekilde. Hala hareket edemiyordu ama kendisini güvende hissediyordu. “ Bu ölmediğin anlamına geliyor .”

“Veya senin rüya gördüğün anlamına geliyor Jack. Biz ejderhalar kolay kolay ölmeyiz ve uçmak için kanatlarımızı kullanmamıza da gerek yok. Unutma. Bu dünyaya büyüyü ve dinleri getiren biziz ve büyünün tüm imkanlarını kullanabiliriz. Siz sadece bizden öğrendiklerinizi uygulayan zayıf yaratıklarsınız.” dedi ejderha ve mor alevlerini canlandırdı.

Artık gözleri daha da belirgindi ve adamın gözünü alıyordu. “Kullan bunu.” dedi ve kanatlarını çırparak gökyüzüne uçtu. Kanatlarını sadece bir sefer çırpmış olmasına rağmen adamın görebileceği mesafeden hemen hemen çıkmıştı. Artık sadece küçük bir nokta olarak görünüyordu ve bir sonraki saniye orada olmayacaktı.

 

____________________________________________________________________________________________________________________

 

Jack gözlerini açtı. Görüşü net değildi. Etrafına bakınınca kendisi çevreleyen bir grup insanı gördü. İnsanlar , Jack’ten uzak duruyorlardı ve ellerinde silahlar vardı. Görüşü net olmadığı için yüzlerini seçemedi ve tanıyamadı. Kafasını daha fazla hareket ettirmeyerek bulunduğu yere geri koydu. Yumuşak bir zeminin üzerinde sırt üstü yatıyordu.

 

“Jack, iyi misin ? “ dedi yandan birisi soğukkanlı bir tavırla. “ Bilmiyorum.” dedi Jack ve yutkundu . Jack’in konuşmaya devam edeceğini anlayan kişi konuşmadı ve Jack’e müsaade verdi. “Fiend öldü mü ?”

 

Ortalık daha da sessizleşti ve topluluk arasındaki birkaç kişi dışarı çıktı. Çevredekiler silahlarını bırakmışlardı ve nefes alışverişleri normale dönmüştü. Dışarı çıkanlardan dolayı kısa bir süreliğine kapı ve tahta gıcırtıları duyuluyordu. Hava aydınlıktı. Adam derin bir nefes alıp verdi. Sorunun cevabı bu hareketinden belli olmuştu.

“Evet.”

Jack gözlerini tekrar kapattı. Gözünden yaş gelmiyordu belki ama içi buruktu. Gözlerini tekrar açtığında görüşü daha iyiydi , sırtını doğrulttu. Sırtını doğrulttuğu zaman birkaç kişinin geri adım attığını ve bazılarının elini silahına götürdüğünü fark etti.

“Ne oluyor ? “ diye sordu nispeten kısık bir sesle.

“Bu sorunun cevabını biz de bilmiyoruz evlat. Yüzüne bak. “ dedi adam. Konuşan kişinin Kral olduğunu adama bakınca anladı Jack. Kralın uzattığı aynayı aldı ve yüzüne baktı. Jack’in gözbebekleri ve saçları mor renkteydi.

“Sırtın.” diyerek sırtını da gösterdi kral. Jack’in sırtında ejderhanın göğsündeki çizim aynısı vardı. Mor renkteydi ver sırtının başından sonuna kadardı. Jack afalladı. Aynayı yere attı ve ayağa kalktı. Kralın yanındakiler kılıcını çektiler ve elinde kazmayla devasa bir adam kralın önüne geçerek Jack’in karşısına dikildi.

“Sakın saçma bir şey yapma velet , kılıcını alman da buna dahil. “ dedi özgüvenli ve acımasız bir sesle. Jack kılıcına bakınca savaşa girmeden önce gördüğü desenleri daha belirgin bir şekilde gördü. Ancak kılıcına desenler oyulmuş gibiydi. Bir tarafından bakınca diğer tarafı gözüküyordu yani kılıcının içindeki belirli boşluklar deseni oluşturuyordu. Jack sağ elini kılıcına doğru uzattığı sırada eline hızla kazma çarptı.

 

“ HEY Ne yapıyorsun ! “ diye bağırdı Ayame. Jack’in sağ eli paramparça olmuştu. Jack kafasını çevirip elinde kazma tutan adama baktı. Acı hissetmemişti bu yüzden yüzü değişmemişti.Normalde eşik değerden fazla bir hasar almasına rağmen sağ eli tekrar oluştu. Eskiden yaraları , dokuların tekrardan oluşmasıyla iyileşirken bu sefer sağ eli , etrafa saçılan parçaların tekrar toplanarak elini yeniden oluşturmasıyla iyileşmişti.

 

Jack kafasını geri çevirip eline bakınca şaşırdı. “ Müsaadenle .” diyerek elini kılıcına uzattı. Adam daha sert bir şekilde tekrar vurdu fakat bu sefer Ayame ses çıkartmadı. O da olanlara şaşkınlıkla bakıyordu. Jack’in elindeki parçalar hızlı bir şekilde geri geldi ve eli ikinci defa tekrar oluştu. Adam hızlı bir şekilde tekrar vuracakken Jack sol eliyle kılıcını savurdu ve kılıcından mor alevler çıkarak adamın kazmasına çarptı. Odanın içinde iğrenç bir ses oluştu. Kılıcın içindeki boşlukların morluğu daha belirgindi ve siyah alevlerin arasından mor alevler de yükseliyordu. Jack’in gözbebeklerinin ve dövmesinin de parlaklığı artmıştı.

 

Kral adama geri çekilmesini söyledi ve kazmalı adam geriye doğru çekildi. Ayame Jack’e şaşkın bir şekilde bakarak sordu.

“Sen bu gücü gerçekten , miras mı aldın ? “

 

*Bahsettiğim çizim.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr