Korku dağları bekler. #Atasözü

Rein - Bölüm 13: Savaş


Kralın kararı çok isabetli olmuştu. Saraydan çemberin olduğu kısmı izliyordu. Yerliler gitmişti ve çember boş gözüküyordu. Orman okçularının da oraya geleceğini tahmin ederek izlemeye devam etmişti. Uzun bir süredir bakıyordu ve canı sıkılmaya başlamıştı. Bu adamlar ormanın içine girdikleri zaman ormandan bir parçaymış gibi davranıyorlardı ve onları görmek oldukça zordu. Zaten ağaçların sıklığından çemberin sağ alt çaprazı az gözüküyordu ve okçuların ağaçların arasında saklanıp uzaktan kontrol etme ihtimalleri vardı.

 

Kral – ne kadar yüzüne bakıldığında anlaşılmasa da- çok endişeliydi. Krallığı fazla kilit bir noktada kalmıyordu o yüzden zamanında saldırıya uğramamış, es geçilmişti. Normalde buna güvenirdi ancak bu sefer durum farklıydı. Eğer Roka tapınağa ulaşabilecek kadar güçlüyse, krallığa da saldırıp bayrağı düşürebilirdi.

 

Çemberin ortasında baktığında bir adamın hızlı bir şekilde kırmızı küllerden birkaç parça aldığını gördü. Belinin solunda da rulo şeklinde bir kâğıt parçası vardı ve içinde kırmızı boyayla çizilmiş bir şeyler vardı. “İncelemek için gelmişler.” dedi kral. Muhtemelen çemberin resmini çizmişlerdi ve örnek alıp bölgeden gideceklerdi. Orada olduklarını biliyordu.  Muhafıza seslendi ve birisini çağırmasını istedi.

Birkaç dakika sonra içeri siyah pelerinli uzun boylu yapılı bir adam girdi.

“Yakın zamanda sınırımızda olacaklar. Sen de koruma birlikleri içindesin. “

____________________________________________________________________________________________________________________

“Sizinle gelirim ama bir şartla.” diye söze başladı Jack.

  • Neymiş o şartın? (Yaşlı adam)
  • Yanımda bir kişiyi daha getireceğim.

Kısa bir duraklama oldu. Yaşlı adam kabul edercesine başını salladı. “Umarım bize ayak bağı olmaz.” dedi.

Jack, demirciyle konuşmuştu ve onu da çağırmıştı. Demirci de bu daveti seve seve kabul etmişti. Şimdi birlikte yolculuğa çıkacaklardı ancak Jack, krala gidip durumu bildirme kararı almıştı. Hızlı bir şekilde merdivenleri çıktı ve muhafızlara, krala bir şey söylemek istediğini söyledi. Kapı açıldı. Jack içeri girdi ve “Bir süreliğine dünyayı gezeceğim. Ordudan ayrılıyorum. “Dedi. Çok net ve temiz bir şekilde söylemişti ve kral bunları duyunca Jack in yüzüne bakarak kahkaha atmaya başladı.

 

-İzin mi almaya geldin, eğer öyleyse izin alıyormuş gibi konuşmuyorsun.

- Hayır sadece durumu belirttim.

-Tamam git Jack fakat ondan önce bana son bir iyilik yap.

-Neymiş o iyilik?

-Yakın zamanda sınırlar içerisinde düşman okçu birlikleri olacak. Onlara karşı savaşmamda bana yardım et.

Tamam dercesine başını sallayarak dışarı çıktı Jack. Karşılaşmadan sonra gidecekti. Krallıkta bulunduğu süre boyunca birkaç defa dışında hiç saldırıya uğramamışlardı.

Jack yaşlı adamın yanına demirciyi alarak gitti. Durumu açıkladı ve savaştan sonra gidebileceklerini söyledi.

-Biz savaşırken siz de arkada beklersiniz. Saldırıyı püskürtüp harekete geçeriz. (Jack)

-Biz de savaşabiliriz Jack! Bize ezikmişiz gibi davranma! (Ayame)

-Kimseye öyle davranmıyorum. Sadece bu benim savaşım sizin değil. (Jack)

“Ekibe katıldığına göre artık bizim savaşımız.” dedi yaşlı adam ve noktayı koydu.

Aslında ekiplerinde bir silah ustasının bulunması fena olmazdı. Demirciyi biraz inceleyince onun göründüğünden daha bilgili olduğunu fark etti. Gözlerinin içinde çok az belli olan sinsi bir bakış vardı. Yeteneğinin gölge ağırlıklı olduğunu düşündü. Acaba o da mı siyah alevlere sahipti?

“Savaşınız ormandan gelen okçular ile olacak. Fazla sessizler. Oklarının geldiğini anlaman çok zor.  Deliler kampı orman sınırına taşındı bu da olası bir saldırıda delilerin önde olmasını sağlayacak ancak ulaşamadan çok kayıp verirsiniz. O yüzden kampın önüne barikatlar çekmeliyiz. Sayıları çok fazla. “Dedi yaşlı adam. Rüzgâr yeteneğine o kadar hakimdi ki hareket eden cisimlerin seslerini ve rüzgâra karşı yaptıkları perdelemeyi kullanarak sayılarını ve konuşmalarını bilebiliyordu.

 

Jack adama nerden bildiğini sormadı ama yaşlıya olan güveni biraz azalmıştı. Bunları bilebilen birisi benim gördüklerimi de görmüş olabilir veya bizim hakkımızda çok şey bilebilir şeklinde düşünmüştü. Aksakallının dediklerini yaparak deliler birliğini topladı ve ağaçları kesmeye başladılar. Ağaçların kesilmesinin sebebi ormanın içlerini daha rahat görebilmek ve okçuların ağaçları kullanarak onlara saldıracakları menzili uzatmaktı. Böylece okçular daha yakına gelmek zorunda kalacaklardı. Aynı zamanda ağaçlardan barikatlar kurarak okların barikatlara takılmasını sağlayacaklardı.

“ÇABUK OLUN! ZAMANIMIZ AZ!” diye bağırdı Jack ve sinirli bir şekilde Süvarilerin kampına doğru yol aldı. Ayame peşimden koşmaya başladı. Jack’i Kampın girişine birkaç süvari toplanmış Jack ’in elinde kılıcıyla sinirli bir şekilde üzerlerine geldiğini görüp şaşırmışlardı. Abella ve yardımcısının bir süreliğine göreve çıkmış olmasından dolayı kampın başında eskiden Savaş Taktiği uzmanı olan Rebg vardı. Kibirli bir şekilde Jack ‘in karşısına geçip “Ne istiyorsun? “Dedi. Jack sinirliydi ve alevlerini parlatıp kılıcını kampın ortasına savurdu. Kampın ortasındaki birkaç nesne ortadan ikiye ayrıldı, atlardan bazıları korkup şaha kalktı ve Jack, süvariler şaşkınlıklarını daha üzerlerinden atamamışken bağırarak “G*T*NÜZÜ KALDIRIP DELİLERE AĞAÇ KESMEYE YARDIM ETMEZSENİZ SİZ DE ONLARLA BİRLİKTE DELİK DEŞİK OLURSUNUZ! ONLAR OKLARLA SİZ DE BENİM KILICIMLA! “Dedi ve arkasını dönerek kendi kampına doğru yürümeye başladı.

Rebg eliyle işaret yaptı ve süvarileri ağaç kesmeleri için ormana gönderdi. Bu durumu krala söylese bile kral Jack’i haklı görecekti ki Jack zaten haklıydı. Bir şey diyemezdi, yapamazdı. Süvariler de ormana doğru yöneldiler.

 

Kısa sürede ciddi miktarda ağaç kesilmişti ve ormanın bitiş sınırı kamptan uzaklaşmıştı. Kesilen ağaçlar ile tahta barikatlar yapıldı ve dikildi. Kale duvarı gibiydiler ve kampın önünde yükseliyorlardı. Barikatlar özellikle çift sıra yapılmıştı ve önlerine ileriye doğru bakan yere yaklaşık 45 derece ile konumlanmış tahta sivri kazıklar konmuştu. Bu kazıklar eğer okçular saldırıdan vazgeçerler de Lord Roka’ya gemiler ile gönderilen karma birlikler saldırıya geçerse diye nolur nolmaz konmuştu. Kazıkları Jack değil Jack ’ten daha üst rütbeli sayılan ancak ordu ve askerler tarafından daha önce hiç görülmemiş siyah pelerinli uzun boylu bir adam koydurtmuştu. Jack adamla konuşmamıştı sadece birkaç kez üzerini incelemişti. Silahının pelerin tarafından gizlendiğini düşünmüştü.

 

Hazırlıklar bittikten sonra birlikler bariyerlerin arkasına geçerek yemek yemeye başladılar. Süvarilere fazla bariyer yapılmamıştı çünkü hem rüzgâr yetenekleri iyiydi hem de arka tarafta kalıyorlardı. Jack yemeğini yerken bir ses duydu.

 

ORMANIN İÇİNDEN GELİYORLAR!

 

 

...

 

 

Jack hızlıca kafasını geliyorlar diye bağıran adama doğru çevirdi. Bağırdıktan sonra adamın gövdesi paramparça olmuştu ve sırtında onlarca ok vardı. Bir anda devasa bir uğultu yükseldi ve gökyüzünden yüzlerce ok ıslık çalarak yağmaya başladı. “HERKES BARİKATLARIN ARKASINA !” diye bağırdı Jack. Barikatların ön kısımları tamamen oklarla kaplandı. Bazı barikatlar parçalandı. Okçuların bu kadar ileriye ok atamamaları gerekiyordu. Deliler birliğindeki askerler ölmeye başlamışlardı. Jack ne kadar insanlıktan çıkmış olduklarını görmüş olsa bile birlikte savaşa gittiği askerlerin çığlık atarak ölmelerine dayanamadı.

 

Kral’ın okçu birlikleri yoktu sadece yay kullanan birkaç kişi vardı. Okçular olsa bile hedef gözükmüyordu. Karşılarında sadece ağaçlar vardı. Jack ve Ayame yan yana barikatın arkasında saklanıyorlardı ve çarpan okların çıkardığı sesleri duyuyorlardı . Okçuların fazla oklarının olmamasını diledi Jack. Sağ ve sol barikat tamamen çökmüştü ve sol barikatın arkasında aksakallı vardı. Aksakallıyı gören Ayame çığlık atarak adamın üzerine doğru koşmaya başladı. Jack sol eliyle kızı tutup barikatın arkasına çekti. Aksakallının üzerine yüzlerce ok ıslık çalarak gelmeye başlamıştı. Yaşlı adamın asası bir anda devasa bir kaplumbağaya dönüşerek adamın önüne geçti. Oklar kaplumbağanın kabuğuna çarpıp kırılıyordu . Görünürde kaplumbağada herhangi bir zarar yokmuş gibi gözükse de Jack , hayvanın acı dolu gözlerle sahibine baktığını fark etti.

 

Aksakallı da bunu fark etmiş olmalıydı ki kaşlarını çatarak sağ avcunu açtı. Kaplumbağa asaya dönüşüp adamın sağ eline geri döndü. Adam asayı tekrar attı ve asa devasa bir Anka kuşuna dönüştü.  Ayame olanları ağzı açık şekilde izliyordu. Jack , yaşlı adamın yeteneğini izlemeyi çoktan bırakıp kendi askerlerini kurtarmak için sağ taraftaki barikatın arkasına koşmaya başlamıştı. Barikat yerdeydi ve birkaç asker barikatın altında ezilmişti ancak sağdılar . Kalanları ise delik deşik olmuştu. Okçular bilerek oklarını değiştirmişler ve sessiz oklardan ziyade rakibini korkutacak ıslık çalan oklar kullanmışlardı. Yüzlerce ok aynı anda harekete geçince gökyüzünde korkunç bir uğultu oluşuyordu ve birliklerin morali bozuluyordu.

 

Oklar rüzgar yetenekleri ile güçlendirilmiş olduğu için büyülü kalkanlar ve büyüler onları tutmakta zorlanıyordu. Jack sağ kısma geçerken ormana solunu döndüğü için sol bacağından ve sol omzundan darbe almıştı. Bu sefer aldığı darbelerin iyileşmesi normalden çok daha uzun sürdü. Darbenin etkisi büyüdükçe vücudu yarayı kapatmakta zorluk çekiyordu ve belirli bir eşik değerden sonra yaraları kapanmıyordu. Düşen barikatın arkasına geçerek yukarı doğru itmeye başladı. Askerlerinin ölmesinden dolayı öfkelenmişti bu yüzden alevleri kontrolünü kaybetmişti. Üst vücudu hafiften yanmaya başladı ve kıyafetleri yanarak kül oldu. Zırhı da aşırı ısınmaya başlamıştı ama sıcaklık zaten Jack için sorun değildi.

 

  • ARKAYA DOĞRU KOŞUN ÇABUK !

diye bağırarak barikatı kaldırdı. Barikat iki kat odundan oluşuyordu ve ilk odun paramparçaydı oklar artık Jack’in tuttuğu kısma geliyordu. Okların hızından dolayı barikatlar yıkılıyordu. Tahtalara da büyü yapılmış olması hala barikatların ikinci kısımlarının parçalanmamış olmasını sağlayan etkendi.

Delilerden birkaçı arkaya doğru koşarken yaralandı . Arkadaşları tarafından arka barikatların arasına çekildiler. Süvariler arkada oldukları için henüz zarar görmemişlerdi. Jack durumun kötü olduğunu fark edip saldırma kararı aldı. Kendisine eşlik edecek güçlü adamlar görememişti ve rakibin nerede olduğunu bilmiyordu. Ağaçları tamamen ortadan kaldıracaktı. Odun ihtiyacı olmadığı için onları kullanılabilir şekilde bırakmak zorunda değildi.

 

Sırtından kılıcını aldı. Kılıcında daha önce fark etmediği izler vardı. Kılıcıyla fazla ilgilenemezdi. Alevlerini parlattı. “ Ayame beni destekle ! “ diye seslendi ve ileri doğru koşmaya başladı.  Jack aptal bir adam değildi aklında bir plan vardı. Burada kalmaya devam ederlerse hiçbir şey yapamadan öleceklerdi. Ayame Jack’in arkasına geçip rüzgar yeteneği ile gelen okları engellemek için okların geldiği yöne doğru kuvvetli rüzgarlar estiriyordu. Aksakallı ise Anka kuşunun arkasına saklanmış Bertuğ’un yaralarına bakıyordu. Anka kuşu ok darbelerini aldıktan sonra tekrar iyileşiyor ve okları bedeninden dışarı atıyordu. Güzel bir seçimdi.

 

Jack’in ileri doğru koştuğunu gören Fiend mızrağını bırakıp baltasını aldı. Şuan süvarilik yapmanın bir anlamı yoktu. Jack’in arkasından koşmaya başladı.

Jack’in önünde birkaç tane baltalı savaşçı belirdi.  Bunlar Lord Mun’un gönderdiği Berserkerlerdi.  Yakın mesafede pervasızca savaşan ve savaşa gelmeden önce büyülü mantarlar yiyerek acı reseptörlerini tahrip eden bu adamlar savaşta acı hissetmedikleri için ölene kadar saldırıyorlardı. Çoğu simsiyah dikenli zırhlara sahipti ve zırhları fazla ağır değildi. Kolları açıktaydı ve çok güçlü oldukları kollarından belli oluyordu. Jack , deliler birliğinin bu adamlardan esinlenilerek oluşturulduğunu fark etti .

 

Kılıcını kaldırıp sağdan hızlı bir darbe savurdu. Berserker darbeyi baltanın tersi ile karşılamıştı . Kolları çok güçlü olduğu için kolunun tersi bile Jack’in darbesini durdurabildi. Ayame’nin büyü gücü azalmaya başladığı için oklar yakın zamanda Jack için tehlike arz edecekti. Jack’in ön tarafta savaştığı gören deliler birliğinden askerler barikatları parçalar haline getirip kalkan şeklinde kullanarak taaruza geçti. Ormandan daha fazla berserker çıkmaya başladı üstelik oklar da kesilmiyordu. Berserker sol elindeki baltayı havaya fırlattı ve Jack’in kılıcını sol eliyle tuttu. Kılıç yanmasına rağmen adam kılıcı bırakmıyordu. Kılıcı çok sağlam kavramıştı. Jack kılıcı hareket ettiremedi Berserker havadan düşen baltayı sağ eliyle tutarak yere daha yakın ve paralel bir şekilde savurdu. Balta önce Jack’in dizlerinin hizasına indi ve ardından hızlıca havaya kalkarak göğsüne yatay bir şekilde saplandı.

 

Karşısındaki adam vahşi bir savaşçıydı ama savaş tekniklerinden ve hareketlerden anlıyordu. Baltanın yüksekten düşerken kazandığı kinetik enerjiyi kullanmıştı ve momentumla Jack’in göğsüne geçirmişti. Jack geriye doğru düştü ve gözleri kararmaya başladı. Vücuda yandan baktığımızda yara neredeyse vücudunu yarılamıştı ve kan fışkırıyordu. Kılıcın alevleri söndü. Berserker’in eli kılıcı tuttuğu için  çok kötü yanmıştı ve simsiyah izler vardı. Jack berserkerlerin hepsinin bu kadar güçlü olamayacağını düşündü. Adamın sol omzunda büyük bir dövme vardı ve dövmede devasa bir kemiğin altına dizilmiş yüzlerce küçük kemik olduğunu gördü.  Berserker baltayı iki eliyle birden tutarak Jack’in önüne geçti ve havaya kaldırdı. Jack birazdan cehenneme gidecekti.

 

Ayame olanların şokuyla konsantrasyonunu kaybetti ve büyüsünü koruyamadı. Rüzgarlar kesilince oklar üzerine doğru yağmaya başladı. Ayame diz çöktü , korkudan kaskatı kesilmişti.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr