"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Rein - Bölüm 12: Güçler Ortaya Çıkıyor


 

 

 “Aha gözlerini açıyor!” diye bağırdı Ayame . Bağırmasıyla birlikte yaşlı adam kafasını kaldırıp Jack’e  doğru baktı. Jack gözlerini aralamış tavana doğru bakıyordu. Kendisine gelemediği belliydi. Yaşlı adam fazla yüklenmemesi için kızı uyardı ve çadırın biraz daha uç kısmına giderek Bertuğ’nun eline bakmaya devam etti.

 

Jack’i bayıldıktan sonra çadırına taşımışlardı. Delilerden uzakta bir çadır olması ve sabahın erken saatleri olması fark edilmemelerini sağlamıştı. Jack hala gördüklerinin etkisindeydi ve siyah alevleri sönmüyordu. Bu da Ayamenin ona yaklaşmasını kısmen engelliyordu. Aynı zamanda alevlerden dolayı Jack’i demir bir cismin üzerine yatırmak zorunda kalmışlardı. Bu da uygun pozisyonda dinlenmesini engelliyordu.

 

  • Ne gördüğünü biliyor musun ? (Ayame)
  • Hayır ben illüzyonist değilim onu etkileyecek bir şey yapmadım. (Yaşlı adam)
  • Ama senin asan yüzünden oldu. (Ayame)
  • Benim asam insanların karakterlerine göre hayvanlara dönüşerek onları korkularıyla yüzleştirir. (Yaşlı adam)
  • Daha önce bu kadar büyük tepki veren başka kimse olmamıştı. Hem korkularıyla yüzleşmelerinin ejder kanına sahip olmalarıyla ne alakası var ? Benim kana sahip olduğumu da asanı kullanmadan söylemiştin . Gerekli miydi Jack’i bu hale sokmak ? (Ayame)
  • Bilerek yaptığım bir şey değildi. Çok korktuğu bir şey olmalı ama bize söyleyeceğini sanmıyorum. (Yaşlı adam)

 

Jack sırtını doğrultup metal parçanın üzerinden kalktı.  Olanları hatırlıyordu. Yaşlı adama döndü ve ”Ne öğrendin” dedi. Yaşlı adam gülümsedi ve “ Ne gördüğünü bilmiyorum ama sen kesinlikle bir Koruyucu’sun. “

 

Koruyucu dediğin şey ne ? “ dedi Ayame. Jack’in sormasına fırsat bile vermeden atlamıştı.

“İnsanlar ve ejderhaların birlikte yaşadığı çok eski zamanlarda ejderler ile vakit geçirip arkadaş olan belirli insan grupları zamanla onlardan öğrendikleri büyüler ile ejderhaları avlamaya başladı.

Bunun üzerine ejderhaların en güçlülerinden bir grup toplanarak insanları ortadan kaldırma kararı aldılar. Bazı insanlar ise ejderhalara saldıran diğer insanlara karşı savaş veriyorlardı. Bu güçlü ejderlerin kararına karşı çıkan bazı insansever ejderler kendi aralarında çatışmaya düştüler ve çoğu diğer ejderhalar tarafından yok edildi. Bu savaşta ejderhalara saldırılmamasının gerektiğini düşünen  insanlara Protectors yani Koruyucular adı verildi. Koruyucu insanların çoğu güçsüz olduğu için diğer insanlara karşı olan savaşlarını kaybettiler ve yarı ejder yarı insan formlu olmak için dönüşüm büyüsü öğrenmeye başladılar.”

-Böyle bir şey mümkün mü ?  dedi Jack.

-Mümkün olmaması lazımdı ancak eski zamanlardan kalan insan-ejder iskeletleriyle karşılaşınca eski zamanlardaki insanların bunu başardığını gördük. Efsaneye göre en son kalan 13 koruyucu yarı ejder-insan formundaydı ve kendi güçlerini gelecek nesillere aktardılar. Ancak güçleri belli olmasın diye büyü güçlerini mühürlediler böylece yeni doğan çocuklar normal yetenekleri insanlar gibi oldular. Dedi yaşlı adam ve devam etti.


-Yeteneğini keşfeden -şuan dünyada yaşayan -  birkaç kişi bu özelliğini ortaya çıkarabildi ancak onların da form değiştirmeye çok uzun bir yolları var gibi gözüküyor. Bu insanların yeteneğini gören dünya  , bu efsaneye inanmaya başladı
 .

 

-Peki efsaneye inanmalarının dünyaya ne etkisi var ? dedi Jack.

-Dünyanın en güçlü adamının Ejder kanına sahip olduğunu düşünüyorum. Mührü kaldırıp ejderhaya dönüşmek istiyor olabilir . Bunun için en çok çaba gösteren kişi o . Ama hiçbir kanıtım yok.

-Mührü nasıl kaldıracaklar peki ? (Jack)

- Dünya üzerinde belirli bölgelerde tarif edilemeyen büyü akımları var . Mühürlerin oralarda olduğu düşünülüyor. O bölgelere gidip mühüre ulaşmayı düşünüyorlar. Ancak bölgelerin yerleri belirli değil ve  mühür nasıl kırılır veya nasıl bir yapı kağıt parçası mı yoksa bir taş sütun mu hiç kimse bir şey bilmiyor. Başka bir görüşse mühürlerin insanların kendi kalplerinde olacağı yönünde.

 

Yaşlı adam arkasını döndü ve hava almak için dışarıya yöneldi. Fazla konuşmayı sevmeyen birisiydi ve soru cevaplardan nefret ederdi. Jack’in potansiyelini fark etmişti ve onu kendisine küstürmek istemiyordu bu yüzden de sorularına tam yanıt vermişti. Jack gibi bir adama ihtiyaçları vardı. Buraya Ayame’nin isteğiyle gelmişti ve giderken de yanında bu adamı götürmek istiyordu. Onun alevlerini görmeden önce savunma büyülerinde uzmanlaşmış bir önce olduğunu düşünmüştü. Ekipte de darbeleri alacak bir kişiye ihtiyaç vardı. Adamın savunma üzerine uzman olmadığını görmüş olmasına rağmen yeteneğinden dolayı onu ekibe katmalıydı.

 

Ayame , yaşlı adamla daha önceden anlaştığı gibi yaptı ve aksakallı çıktıktan sonra Jack’e onunla gelmesini söyledi. Kendisini geliştirmek için bir fırsat bulduğunu söyledi. “Neyden korkuyorsun Jack?” dedi. “Bizimle gelip kendini geliştirirsen mutlu olabilirsin.”  Ayame , Jack’in küçükken birisini kaybettiğini biliyordu. Annesini kaybettiğini düşünmüştü bugüne kadar hep.

 

Jack oturduğu yerden ayağa kalktı ve “ Kararımı verince sana söylerim . “ diyerek dışarı çıktı. Karar verse bile kraldan izin almalıydı veya kaçarak gitmeliydi. Jack ordunun kilit taşlarından birisi olduğu için kaçarak gitmesi krallığa büyük zarar verirdi.

____________________________________________________________________________________________________________________

 

 

(Aynı gün içerisinde , Jack sabah idmanı yaparken )

 

Sabah erken saatlerde Genç tarafından uyandırılan Abella ve yardımcısı birkaç parça ekmek yiyerek hemen yola koyuldular . 

  • Haritaya göre ormanın üst kısımlarına çıkıyoruz, belirli bir noktadan sonra Lord Roka’nın topraklarından gelen orman okçularıyla karşılaşacağız . Şimdilik sıkıntı yok ama ileride temkinli olmamızda fayda var . ( Genç )
  • Orman okçuları nasıl tipler ? ( Yardımcı )
  • Genelde kamuflajı iyi olan sessiz tipler . Okları çok hızlıdır ve sessizdir ,ormanın temasına uygun olduğu için etine saplanana kadar okun geldiğini anlayamazsın.

 

Dediği gibiydi. Orman okçuları kamuflaj ,pusu, keşif gibi sinsilik gerektiren konularda uzmanlaşmış birliklerdi. Birliktekiler arasındaki rütbeler derece sıralarına göre değişiyordu . En düşük dereceli okçular ekibe ayak bağı olamazdı ama genç , gelen okçuların yüksek seviyeli olduğunu tahmin ediyordu. Bu yüzden yanındakilere çaktırmasa bile aşırı dikkatliydi.

 

Biraz daha yürüdükten sonra genç , ekiptekilere işaret yaptı ve büyüsünü kullanarak gizlenmelerini sağladı. Daha hafif adımlarla yavaş bir şekilde ilerliyorlardı. Gizlenme büyüsü kısmen görünmezlik sağlıyordu ancak büyü ile tespit edilebiliyordu ve fiziksel olaylardan etkilenmeni engellemiyordu. Herhangi bir tuzağa yakalanmaları durumunda anlaşılabilirlerdi. Fazla hızlı hareket edildiği zaman da görünmezlik daha etkisiz hale geliyordu ve daha mat bir şekilde görünülmeye başlanıyordu.

 

Genç rotayı haritanın üstüne çıkarken değişti ve sağ üst taraftan çıkma kararı aldı. Orman okçuları sol üst kısma daha yakın olmalıydılar çünkü tapınak oradaydı ve amaçları tapınak hakkında araştırma yapmaktı. Genç adam rota hakkında düşünerek devam ederken bir anda büyük bir homurdanma geldi. Abella ve yardımcısı korkup ani hareketler yaptılar ama genç soğukkanlılığını koruyarak büyüyü devam ettirdi ve gizli kalmalarını sağladı.

 

Ses ağaçların arkasından gelmişti ve sese bakmak için ağaçların aralarından sakin bir şekilde geçerek ilerlediler. Karşılarında bir insanın üç katı boyutunda ayıya benzeyen bir orman hayvanı vardı ve kafasına yediği oklardan dolayı ölmüştü. Hayvana fazla yaklaşmadılar çünkü avlandığına göre etrafta okçular olmalıydı. Genç uzaktan okların şekline baktı . Uçları tam üçgen biçiminde değildi ve ses çıkarmamaları için içeride delikleri yoktu. Islık çalan oklar değildi bunlar. Tahmin ettiği gibi orman okçuları bu civardalardı veya bu civardan geçmişlerdi.

 

-Yakındalar, temkinli olun.

 

 

---

 

 

Genç yavaşça sağ elindeki eldiveni çıkardı. Gizlenme büyüsü hala devam ediyordu ve hareket etmiyorlardı. Okçulardan birisi gelecek mi diye bekliyordu amacı saldırı değildi. Diğer ikisi arkadaki ağacın yanına çömelmiş bekliyorlardı.

Genç birden kafasını sağa doğru birkaç santim oynattı ve sol gözünün yanından bir ok geçerek ağaca saplandı. Ağaçtan gelen sesi duyan Abella kılıcını çekti . Çocuğun dedikleri doğruydu Abella okun geldiğini fark edememişti bile. Bütün bu olanlar çok kısa sürede olmuştu ve yardımcısı da ayağa kalkmıştı. Birkaç okun daha hızlı bir şekilde geldiğini genç tek eliyle ortalığı yakana kadar anlayamadılar.

Delikanlı sağ elindeki eldiveni çıkarmıştı ve eli tamamen dövmeler ile kaplıydı. Elinin ayasında ve üst kısmında büyük iki çember vardı ve içlerinde üçgensel motifler ile çevrelenmiş birkaç harf yazıyordu. Abella olanlara karşı tepki veremiyordu ve elinde kılıcı ile bekliyordu.

 

-Ağaçların tepesindeler ! diye bağırdı genç adam.

Ağaçlar normal boyutlarından çok daha büyük ağaçlardı ve tepelerini görmek oldukça zordu. Birkaç kişiyi zar zor seçebilen Abella, orman okçularının onları tuzağa çekmek için hayvanı avladıklarına kanaat etti. Kılıcını hızlıca savurarak rüzgardan bir bariyer yapmaya çalıştı. Ağaçların sıklığı ve kalınlığı yüzünden ormanda hareket edebilecekleri yer kısıtlıydı ve bu süvari birliğinin lideri olan birisi için alışılmadık bir durumdu. Genelde düzlük alanlarda atıyla rüzgar gibi gittikleri için böyle sıkışık yerlerde savaşma güçleri düşüyordu.

 

Abella’nın yardımcısı da desteklemek adına yanlarındaki iki ağacın kökünü kesti. İki ağacın arasında çömelerek dururken bir anda saldırıya uğramışlardı ve ağaçlar onları engelliyordu. Abella rüzgar duvarını oluşturmak için fırsat yakalayıp kılıcıyla bir sütun çekmek üzere harekete geçti fakat başarılı olamadı. Kolunu hareket ettiremiyordu. Sağ omzunda bir sıcaklık hissetti. Omzuna baktığında zırhının parçalandığını ve omzunu bir okun delip geçtiğini fark etti.  Yere düştü gözleri kararmıştı. Sağ omzu paramparça olmuştu.

 

Yardımcısı Abella’yı korumak için göremediği oklara karşı kılıcı rastgele sallayarak rüzgar dalgaları oluşturuyordu .Abella’nın bu  halini gören genç adam “Özür dilerim dostlarım. “ diye mırıldanarak sağ elini yere koydu ve birkaç büyülü sözcük söylemeye başladı. O sırada onlarca ok vücuduna saplanmıştı ve daha fazlası yoldaydı. Çocuk delik deşik olmuştu.

Yardımcısı Abella’yı korumak için kılıcını sallarken çocuğun delik deşik olduğunu gördü. Ürperdi ve yere yığıldı. “Öleceğiz öleceğiz…” diye sayıklamaya başladı. Terlemişti , nefes nefeseydi ve korkudan göz bebekleri büyümüştü.

____________________________________________________________________________________________________________________

 

Rein kabileden ayrılmak üzereyken ormanın bir kısmından gelen devasa bir parlama gördü. Gökyüzüne doğru açık kırmızı daha doğrusu pembemsi renkte devasa alevler yükseliyordu. Kuşlar uçmaya ormandaki yaratıklar alevlerin olduğu yönden uzaklaşmaya başlamıştı. Ormanda insan çığlıkları ve hayvan sesleri birbirine karışmıştı. Kabiledekiler şaşkındı. Kabilenin en güçlüleri ise bu olayın bir insan tarafından gerçekleştiğini biliyorlardı ve ona karşı sinirlenmiştiler. Bu orman onların eviydi.

 

Kabilenin en iyi savaşçıları arasında bulunan ve Rein’e kılıç eğitimi veren çocukla birlikte toplamda 4 kişilik güçlü savaşçı grubu hazırlandı ve bölgeye bakmak üzere yola koyuldu. Rein de peşlerinden gitmeye başladı . Orada ne olduğunu çok merak ediyordu. Savaşçılar kabile dilinde konuşuyorlardı ve kendisiyle aynı dili bilen bir tek o çocuk vardı. İsmi Sentinel’di. Kabilenin koruyuculuğunu yapan birliğin yeni varisiydi ve güçlü olmak zorundaydı , güçlüydü de .

 

Olay yerine yaklaşırlarken patileri , kuyrukları ve burunları alevden olan tilkilerle karşılaştılar. Tilkiler onları görünce sağa sola kaçışarak ortadan kayboldu. Rein olayın nerede geçtiğini anlamak için fazla çaba sarf etmedi. Çünkü yerde devasa bir çember vardı ve içinde üçgen sembollerle çevrilmiş birkaç harf bulunuyordu. Harflerin bazılarının üstünde bir yığın kırmızı toz vardı ve çemberin izleri kırmızı renkteydi. Çemberin olduğu yer tamamen buharlaşmıştı. Yerde sadece toprak ve toprağın üzerindeki çember vardı. Toprağın üstündeki her şey ortadan kaybolmuştu.

 

Kabiledekiler kırmızı renkli çemberi incelediklerinde çemberi oluşturan kırmızı izin kül olduğunu fark ettiler. Ve çemberin ortasındaki kırmızı toz yığınının kül olduğunu da .

 

____________________________________________________________________________________________________________________

Kral , sarayından ormana bakıyordu. Ateşi görmüştü . Ormanın boşluk olan çemberine gözleriyle yaklaştı. Kralın yetenekleri diğer insanlarınkine oranla daha stratejikti ve hemen hemen kimse tarafından bilinmiyordu. Gözleri ile nesneleri yaklaştırabiliyordu. Ayrıntıları netleştirebiliyordu ve etrafı tarayabiliyordu. Büyü gücü  , 5 duyu organına yönlenmişti . Ormandaki çemberi yaklaştırdığında çemberi inceleyen 5 kişi gördü . İkisi küçük çocuklardı diğer üçüyse yetişkinlerdi. Yetişkin olan iki kişinin elinde mızrak bir kişinin elinde yerli yayı vardı. Küçük çocuklardan birinin giyimi normalken birisi yerli kıyafeti giyiyordu ve kılıcı diğerinden daha değişik tutuyordu.

 

Kral yerlilerin yaşadığına inanmıştı bunca zaman boyunca. Şimdi bu inanç değil artık bir bilgiye dönüşmüştü. Yerlilerin bulunduğu konuma bakarak çembere yaklaştıkları yeri seçti. Çember üst kısımlarda kalmıştı ve yerliler sol alt çaprazdan yaklaşmış gibi gözüküyorlardı. Kral kafasında bir rota çizdi ve yerlilerin bulunma ihtimali bulunan bölgeler hakkında bir güncellemeye gitmesi gerektiğini fark etti. “Şimdilik izlemeye devam edeceğim.” diyerek güncellemeyi erteledi ve bakmaya devam etti.

“Bu yeteneği kullandığına göre, durum çok ciddi olmalı .” diyerek Fiend’i çağırdı. Deliler birliğinin ve süvariler birliğinin kamplarının haritaya göre şatonun üst kısmına kaydırılmasını istedi. Orman okçuları da bölgeye yukarıdan bakacaklardı ve olası bir aşağı inme durumunda kale tehlike  altında olabilirdi. Deliler kampını öne koyacaktı ve herhangi bir saldırı durumunda kaybedeceği askerler arasında deliler olacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr