Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Rein - Bölüm 10: Kurashi


Kralın emriyle çağırılan Şövalye birliği lideri Abella ve yardımcısı hızlı bir şekilde sarayın en üst katına doğru çıkmaya başladı. Muhafızlar haberi alıp kapıları açtılar ve Abella içeri rüzgâr gibi girerek muhafızların bazılarının yere düşmesine sebep oldu. Kralın karşısına geçti ve selam verdi. O sırada yardımcısı da içeri girdi ve aynı şekilde selam verdi. Kral çok önemli bir meseleden dolayı size ihtiyacım var diye bir mesaj gönderdiği için keşif planını yarıda bırakarak saraya dönmek zorunda kalmıştı Lider ve yardımcısı.

 

Birden kralın arkasında iki kişi belirdi. Abella refleks gösterip kılıcını çekti ve bir rüzgâr darbesi savurdu kralın sağ tarafına. Kralın sağındaki adam elindeki kazmasını havada savurdu ve Abella’nın darbesi yarıda son buldu. Kral bir kahkaha patlattı. Sürpriz yapmayı seven bir adamdı kendince eğleniyordu. “Korkmanıza gerek yok onlar benim özel birliklerim.” diyerek gülmeye devam etti.

 

“Özel birlikler mi?” diye sordu Süvari lideri şaşkınlıkla. Cevabını bildiği soruları genelde sormazdı ama bu sefer farklı bir durumla karşılaşmıştı.

Kralın sağında elinde devasa bir KAZMA tutan kirli sakallı, kıllı, kilolu hayvan gibi bir adam vardı. Solunda ise tam tersine zayıf, zarif, yakışıklı bir delikanlı duruyordu. Delikanlının sağ elinde farklı desenlere sahip bir eldiven vardı. Silahının o olduğuna ihtimal vermeyen Abella düşüncelerine kralın sözleriyle birlikte son verdi.

“Ne kadar kendinizi geliştirmiş olsanız da bu dünya aslında bildiğiniz gibi değil. Bu krallık ve ben de öyle. Sizler bu dünyanın daha doğrusu bu krallığın içinde sıkışan insanlardansınız gördüğünüz gezdiğiniz tüm topraklar bu dünyanın milyonda biri bile yapmaz. Karşılaştığınız en güçlü rakipleri bu dünyada bir üfleyişiyle yok edecek insanlar var ve bu gidişle biz de bir üfleyişleriyle yok olacağız. Üflemekten kastım ejderhalar değil insanlar.”

Abella ve yardımcısı şaşkın bir şekilde krala doğru baktı. “Peki madem tehlikedeyiz niye Jack burada değil? “Diye sordu Abella. Ne kadar kabullenmek istemese de Jack ’in ondan güçlü olduğunu biliyordu. Gözüktüğünden çok daha fazlası olduğunu da. 

“Jack ‘in yetenekleri bu görev için uygun değil. Sağımdaki ve solumdaki iki savaşçıya bakın. Gizli bir görev yapacak olsanız hangisini seçmeniz daha mantıklı olur? “Diye soru sordu kral ve beklemeye başladı.

Abella kralın sağındaki adama tekrar baktı. Kazma ile savaşan devasa hayvan gibi bir adamdı. Fazlasıyla kaba gözüküyordu ve sağı solu parçalamaktan zevk alıyormuş gibi bir havası vardı. Solundaki genç ise daha zarifti, hızlı ve sinsi gözüküyordu. “Solunuzdakini.” diye cevap verdi Abella.

Kral sözlerine devam etti. “Solumdaki çocuk ve ikiniz bu gizli görevdesiniz. Göreviniz kıtanın üst tarafında bulunan bir lordun ilerlemesi hakkında bilgi sahibi olmak ve gizliden gizliye engellemek.”

Kral ayağa kalktı ve perde tarzı bir şeyi yukarıdan aşağıya çekti. Bu büyük bir dünya haritasıydı ve üzerinde bazı yerler işaretlenmişti. Kral bulundukları yeri gösterdi ve dünyanın tamamına oranlanınca ne kadar küçük bir yerde olduklarını anlamalarını sağladı. Haritanın en solunda, en büyük kıtanın yaklaşık 4te1 i kadar olan bir kıtanın en alt kısmındaydı ülkeleri. Sol ve üst taraflarında kendi ülkelerinin 2 katından daha büyük bir orman vardı ve ormanın sol üst kısmında “Feronia tapınağı” vardı. Bu tapınağın etrafı kırmızı ile işaretlenmişti ve belirli bir bölge sarı belirli bir bölge de yeşile boyalıydı. Bu boyamalar bölgelerin risklerine göreydi ve yeşil en risksiz bölgelerdi.

 

Haritanın üzerinde daha önce yok edilen 2 kabilenin yeri de işaretliydi ve kabileden kaçanların saklandığı varsayılan bir iki bölge tahmin ediliyordu. Düşürülen ejderhalar, madenler ve değerli tarım arazileri de işaretli olan unsurlardandı. Kral oturduğu yerden tüm garnizonları, köy birliklerini ve diğer birliklerin konumlarını harita üzerinde güncel olarak değiştiriyordu. Büyülü boyalar ile işaretlenen yerler harita üzerinden istenildiği zaman siliniyordu bu da her seferinde tekrar bir harita çizme gereksinimini ortadan kaldırıyordu.

 

Kral haritadaki en büyük kıtanın %80 civarına sahip olan ve her kıtada birer “Bağlı Lord” u bulunan bir adamı gösterdi. İşte bu adam “Yüce Lider Encephalon.”.

 

Haritanın yanına doğru gelmeleri için işaret etti. Şövalyeler haritanın yanına gelip yakından incelediler ve gerçekten “Yüce Lider” in dünyanın hemen hemen yarısına sahip olduğunu fark ettiler. Üstelik Liderin kendi yönettiği topraklarda (lordlarının değil direkt olarak kendisinin) Gelişim Şehri / Kutsal Topraklar / Kutsal Bölge / Teknoloji Bölgesi şeklinde bölgelendirme sistemlerinin olduğunu gördüler.

“Bu bölgeler ne? “Diye sordu Abella.

“Bu bölgeler o toprakların en önemli özellikleri. Liderin en teknolojik toprakları teknoloji bölgesindeyken tüm dünya dinlerinin ve büyünün doğduğu yer kabul edilen Kutsal topraklar da kutsal bölgenin içerisinde yer alıyor. Kutsal topraklar için çok önem arz eden bazı yerleşim birimleri de kutsal bölgenin içine dahil edilmiş. Mesela askeri güç ve yemek ihtiyacını karşılayan iki toprak parçası da kutsal olmamasına rağmen kutsal bölge içerisinde.”

 

“Peki diğerleri? “Diye sordu Abella’nın yardımcısı ve devam ederek “Kutsal bölgenin dünya için olayı nedir? “Ekledi.

 

Kral diğer açıklamaları sonra yapacağını ve harekât hakkında konuşmak içinse birkaç kere daha çağıracağını söyleyerek tahtın sağ tarafındaki delikanlıya işaret yaptı. Üç kişi dışarı çıkmalarını söyledi.

 

---

 

“Hey Jack sen hala ölmedin mi? “

 

Diye seslendi birisi ve koşarak gelmeye başladı. Jack şaşkınlıkla kafasını çevirdi. Deliler kampının içinde kendisiyle böyle samimi bir şekilde bağırarak konuşacak bir kız tanımıyordu. Sabah antrenman yapmak için güneş doğmadan önce kalkmıştı ve antrenmanın verdiği yorgunlukla ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyordu. Saçlarından terler akıyordu ve karnı aç olduğu için gözleri biraz kararmıştı. Kıza doğru baktı. Siyah saçlı bembeyaz teni olan bir kız üzerine doğru koşuyordu. Nefes nefeseydi ve yorulmuş gibiydi. Arkasında kısa boylu çekik gözlü bir adam ve aksakallı bir yaşlı vardı.

 

Kısa boylu adamın belinde Jack’in daha önce görmediği türden bir kılıç sırtında ise çeşitli şekillerde tüylerle modifiyeli edilmiş oklar ve yay vardı.  Jack, adamın belindeki kılıcı hızlıca gözden geçirdi ve kılıcın ortasının bükümlü olduğunu fark etti. Kılıcın bükümü sayesinde yalmanı daha fazla ortaya çıkıyordu ve bu kılıcın kesme gücünü oldukça arttırıyordu. Kendisi de kılıç kullandığı için bunu fark etmesi uzun sürmedi ve şaşkın bir şekilde yaşlı adamı süzmeye başladı.

 

Yaşlı adam yanındaki kısa boylu çekik gözlü adama göre daha uzun boylu ve daha az çekik gözlüydü. Sakalları diyaframının biraz daha altında bitiyordu ve elinde uç kısmında kurt sembolü bulunan kendi omzuna gelecek uzunlukta bir asa-baston taşıyordu. Jack asa mı yoksa baston mu olduğuna karar veremedi. Dikkatini çeken başka bir konu da yaşlı adamın giydiği cübbedeki desenlerdi. Daha önce bu tarz desenlerle de karşılamamıştı.

 

Jack bu incelemeyi çok kısa bir sürede yapmak zorunda kalmıştı. Kız yanına yaklaşınca onun çocukluk arkadaşı Ayame olduğunu fark etti. Kucağını açarak kıza sarıldı. Ayame ile küçük yaşta tanışmıştı. Jack ailesini tanımamış birisiydi ve hayatının bir kısmını rüzgârda savrulan yapraklar gibi geçirmek zorunda kalmıştı. O sırada tanıştığı insanlardan birisi de Ayame’ydi . Ayame 165 cm civarlarında boya sahip siyah saçlı, mavi gözlü, sevecen dolu bir kızlı. O da Jack gibi ailesizdi ancak sonradan kendisine sahip çıkan insanlarla karşılaşmıştı ve yırtıcı hayvanlar gibi yaşamak zorunda kalmamıştı. İlgi alanları ise Jack’inkilerden çok daha farklıydı. Ayame yapıcı bir kızdı Jack ise daha yıkıcı bir insandı.

Dolu dolu sarıldıktan sonra Ayame Jack e bir şey söylemeden gözlerine baktı ve tekrar sarıldı. Çok mutlu gözüküyordu kafasını Jack’in sol göğsüne gömmüştü. Jack’in kafası boşta olduğu karşı tarafa bakmaya devam etti. Uzaktan gördüğü iki adam daha da yaklaşmıştı ve farklı ayrıntılar ortaya çıkmaya başlamıştı. Jack kısa boylu adamın sırtında kısa bir kılıç olduğunu fark etti. Yayın alt tarafında kalıyordu ve belinin sağ alt kısmında da 30-35 cm uzunluğunda gümüş renkli bir hançer vardı. Fakat desenleri normal silahlarınkinden çok daha farklıydı ki zaten normal silahlarda genelde desen olmazdı.  

Ayame ismiyle çok uyumlu bir kişilikti ve Jack gerçekten onu özlediğini fark etti. Ayame’nin sağ elini tutup karşı tarafa dönmesini sağladı ve birlikte gelen iki adamın karşısında beklediler.

 Ayame karşıdan gelen iki kişiyi tanıtmak için Jack’e döndü ve uzun sakallı adamın gezgin bilge birisi olduğunu küçükken kendisine yardım edip onu iyileştirdiğini söyledi. Kısa boylu adamın ise çok çevik, hızlı ve cesur olduğunu gerçek bir savaşçı olduğunu söyledi. Karakter olarak ikisinin de çok iyi insanlar olduğunu onlarla birlikte çok uzun yollar kat ettiğini ve o sırada birçok şey öğrenerek kendisini geliştirip kitaplar yazdığını belirtti. Su büyüsünde kutsal topraklarda yapılan bir yarışmada ikinci olduğunu ve ödül aldığını söyledi. Aynı zamanda çok da iyi rüzgâr büyüsü kullanıcısıydı.

 Macerasını anlatmak için sabırsızlanıyordu. Jack e görüşmeyeli neler yaptığını sormadan kendi hikayesini anlatacaktı fakat ondan önce birlikte daha sakin ve ortada olmayan bir yere geçmeliydiler. Aynı zamanda yorgunluktan bitap düşmüş Jack gidip yatacağını düşünerek antrenman yapmıştı ancak davetsiz misafirler yüzünden yatamayacağını anlayınca bir yerlere oturup dinlenme hevesine girişmişti. Gelen iki kişiyle de tanışmadan hemen kendisi için ayrılmış çadıra doğru yönlendi ve takip etmelerini söyledi.

Jack in çadırı deliler kampının köşesinde kalıyordu ve asıl birliklerden uzakta olduğu için Jack misafirlerinin rahatsız edilmesi gibi bir risk için önlem almak zorunda kalmıyordu.  Daha doğrusu kendisi rahatsız olmamak için.

 

Jack misafirleri buyur ettikten sonra adamlarla konuşmaya fırsat bile bulamadan Ayame’nin macera bombardımanına maruz kaldı. Kızı kırmamak için ses çıkartmamaya çalışsa da kızın hikayeleri ninni gibi gelmeye başlamıştı ve zaten içinde olan uyuma isteğini iyice körüklemişti. Yaşlı adam ve kısa boylu adam durumu fark edip bıyık altından gülmeye başladılar. Ayame’nin çok konuşmasına fazlasıyla alışmış gibiydiler. Jack de küçükken Ayame’nin konuşmasına alışmıştı ama onunla uzun zamandır görüşmemesinden ve deliler birliği gibi fazla konuşmayıp homurdanan huysuz insanların bulunduğu bir yerde takılmanın getirdiği alışkanlıktan dolayı bu konuşmalar gittikçe daha da uzun geliyordu. Jack ayağa kalkarak içerek bir şeyler getirdi ve ilk Ayame olmak koşuluyla onlara içecekleri verdi. Ayame uzun süre konuşmanın getirdiği susuzlukla içeceği nefes bile almadan içerken Jack, kısa boylu adama dönüp nereden geldiğini sordu.

 

“K’oz*(2)adındaki bir lordun yönettiği topraklardan geliyoruz. Haritanın en altındaki kıtanın sol kısmı. Sizin ülkenizin sağ alt çaprazından.” dedi kısa boylu adam.

 

Jack hiçbir şey anlamamıştı ama bozuntuya vermeden devam etti. “İkiniz de aynı yerden mi geliyorsunuz? “

Kısa boylu adam başını evet dercesine salladı. Jack adamlarla bakışmaya başladı. İkisine de yakından süzdü aynı zamanda adamlar da Jack’e bakıyorlardı.

Yaşlı adam biz fazla rahatsızlık vermeyelim kampın dışına çıkalım siz sohbet edin diyerek ayağa kalktı ve eliyle selam verip kapıya doğru yöneldi. Kısa boylu adam da hızlıca yerden kalktı ve aynı şekilde eliyle selam verip yaşlı adamın peşinden giderek dışarı çıktı. Ayame çantasına elini soktu ve birkaç kâğıt parçası çıkartıp Jack e verdi. Jack “Bunlar ne? “Diye sordu ama cevabını alamadan kız çantasına tekrar döndü ve katlanmış büyük bir kâğıt çıkartarak masanın üzerine açtı. Jack bunun bir harita olduğunu fark etti. Ayame harita üzerinde belirli noktalara vurgu yaparak dünyanın büyüklüğünü anlattı ve Jack e onunla birlikte gezmek istediğini söyledi.

 

Encephalon’un topraklarından çıkıp yolda önlerini kesen Kara büyücülerle savaştıklarını, denizlerdeki değişik yaratıkları ve deniz haydutlarının gemilerini basmasını, elmas kaplı zırhı olan ejderhaları ve insanların ejderhalarla olan savaşlarını gördüğünü anlattı Jack’e.

Jack olanların hepsini hayretler içinde dinlerken geçen zamanın farkına varmıyordu. Merak etmeye başladı ve uykusu da hafiften gitmeye başlamıştı. Ayame ona aksakallı adamın çok güçlü olduğunu ve su-rüzgâr büyülerinde dünyanın en iyileriyle yarışabileceğini, kısa boylu adamın büyüye çok hâkim insanları bile alt edebilecek tekniklerinin olduğunu söyledi.

-Ejderha kanı diye bir şey duydun mu hiç Jack?

- Hayır duymadım ama gördüm.

- O değil, sen ejderhalardan akan kandan bahsediyorsun ben ise ejderhaların akrabası olan bir grup insanın taşıdığı kandan.

Jack böyle bir şeyin mümkün olduğuna ihtimal vermeyerek “Saçmalamaya devam ediyorsun, küçükken de böyle yapıyordun biraz gerçekçi ol! “Diye sitem etti Ayame’ye.

 

Test edelim!  Bana dünya geçmişi hakkında önemli bilgileri yaşlı adam anlattı ve anlattıkları gerçekten de doğru! Gerçekten işe yarayan teknikler ve bilgiler elde etmemi sağladı. Eğer bu kana sahipsen sen de kendini hızlı bir şekilde geliştirebilirsin. “Dedi ve kapıya doğru yöneldi. Jack kılıcını almak için elini uzattı. Ayama “Hadi! Gel! “Diye bağırarak Jack’i daha da hareketlendirdi ve birlikte çadırdan fırlayıp kampın dışında bekleyen adamların yanına gittiler.

 

“Hadi sakallı Jack’in ejderha kanına sahip olup olmadığına bakalım!” diye seslendi heyecanlı bir şekilde. Gezgin asasını Jack’e doğru hızlı bir şekilde salladı. Jack bu saçmalıklara sinirlendi ve asayı kesmek için kılıcıyla karşılık verince asa devasa boyutu, simsiyah postu ve kıpkırmızı gözleri olan sinirli bir kurda dönüşerek Jack’e saldırdı.

 

Jack kılıcını simsiyah alevlerine boğdu ve aşırı hızlı bir şekilde – sanki rüzgâr gücüne sahipmişçesine – kurdun yanından geçti ve kılıcı yatay bir şekilde kurdun ağzına sokarak kurdu enine ortadan ikiye yardı. Kurt simsiyah bir duman çıkararak tekrar asaya dönüştü, asa yere düştü ve siyah duman Jack’in gözlerinin tekrardan siyaha dönüşmesini ve gözbebeklerinin yedi yapraklı beyaz çiçeğe dönmesini sağladı.


Ayame şaşkınlıktan yere çöktü ve ellerini kulaklarına koyarak olanları izlemeye başladı. Jack içinde ani bir öfke hissetti ve kılıcını olduğundan en az 10 kat fazla alevlendirerek yerdeki asaya saplamak için kaldırdı ve hızlı bir şekilde yere indirdi. O sırada asa gezginin eline döndü ve gezgin asayı tekrar fırlattı. Asa beyaz bir kurda dönüştü. Bu seferki kurt bembeyaz postu olan masmavi gözleri olan asil bir dişi kurttu. Jack kurt ile karşı karşıya kaldı. Etrafındaki iklim değişti. Ayame ve diğerleri kayboldu ve etraf karlıydı. Karlı bir dağdaydı Jack ama hava soğuk değildi.

 

Jack aklını başına topladı ve yaşlı adamın illüzyon yaptığını düşünerek bu sefer kendisi hakkında bilgi vermeme isteğiyle bunların hepsinin yalan olduğunu düşündü. Ama karşısında çok sevdiği birini görünce düşünceleri uçup gitti.

Çok sevdiği kişi.

Kanatlarını açıp gökyüzüne yükseldi ve hızlı bir şekilde ortadan kaybolmaya başladı.

O bir ejderhaydı.

“Kurashi*(1), KURASHİİİ! Lütfen bana ölmediğini söyle!”

 

 

 

 

Jack çaresizliğin verdiği çaba ile simsiyah alevlere büründü. Kurashi’nin gidişini tekrar kabullenemedi. Bir insanın yapması gerekeni yaparak kontrolünü kaybetti ve siyah alevlerin esiri oldu. Gözleri tamamen siyahlaştı ve yedi yapraklı beyaz çiçek ortadan kayboldu. Kasları hacimlenmeye damarları şişmeye başladı. Kılıcı yanında yoktu ama alevlerden bir kılıç yapıp savurmaya başladı. Kılıcı yere doğru savurdu ve sıçrayarak ejderhanın peşinden çıkmaya başladı. Siyah alevleri sırtında devasa kanatlara dönüştü. Aşırı hızlı bir şekilde ejderin peşinden gitmeye başladı. Sadece tekrar onunla olmak istiyordu. Onu yavaşlatabileceğini düşünerek yaralama ihtimalini göz ardı etti ve ejderhaya doğru güçlü darbeler savurmaya başladı. Karla kaplı dünya sanki bir duvar kağıdını yırtmışçasına yırtılarak ortadan kayboldu ve kılıcı karşısındaki çekik gözlü kısa boylu adamın (asıl ismi Kilij olan bir kılıç türü) kılıcına çarptı. Aşırı hızlı davranıp darbeyi karşılamıştı kısa boylu adam. Ancak kılıç darbeye dayanamayarak paramparça oldu ve çekik gözlü kısa boylu adam Ayame’nin yarattığı rüzgâr ile geriye doğru uçarak kılıç darbesinden kurtuldu. Jack ise bilincini kaybederek yere yığıldı. Yaşlı adam hemen kurdu asaya çevirdi ve eline aldı.

Ayame korkudan ağlamaya başladı. Jack’in ne gördüğü hakkında hiçbir fikri yoktu ama o son hali çok korkutucuydu. Rüzgâr sayesinde adamı kurtarmış olsa da yanına gittiğinde adamın kılıç tutan elinin simsiyah olduğunu gördü. Kılıcın ise yanarak siyah küllere dönüştüğünü. Jack bir canavar gibi kurda saldırmıştı ve çok hızlıydı. Hız konusuna gelince kısa boylu adam – Bertuğ- herkesten önde gelirdi Ayame’nin gözünde. Ancak Bertuğ bile zor karşılayabilmişti. Yaşlı adam Ayame’ye Bertuğ ’la ilgilenmesini söyleyerek kendisi Jack’in yanına gitti ve çok hâkim olduğu Su yeteneğini herhangi bir zarar var mı diye Jack’in vücudunu taramak için kullanmaya başladı. Ayame ise elinden gelen tüm çabaya rağmen Bertuğ’un elindeki siyah yarayı ortadan kaldıramadı.

 

*1 = Kurashi ejderin ismi değil Jack'in ona seslenirken söylediği Japonca kelimedir. Hayat/yaşam demektir.

*2=K’oz, Encephalon'un bağlı lortlarından bir tanesinin ismi.

Hatırlatma: Su yeteneği iyileştirme gücü olarak tanımlanıyordu. İyileştirme gücü su yeteneklerinden geldiği için su kullanılmıştır.

 

Yazar Notu: Uzun zamandır yoktum zaten fazla bekleyen kişi yok ama uzun zaman beklettiğim (yaklaşık 3 ay kadar) için özür dilerim üniversiteye ve bölüme adapte olmak için bir süre yazıyı bıraktım zaten gecelerim sabundan diş yapmakla geçti ve yurttaki güvenlikten emin olmadan laptopu getirmek istemedim. Bundan sonra işleri rayına oturtarak hızlı, heyecanlı ve mümkün olduğunca uzun soluklu bir seri yazmak için çaba göstereceğim. Yazamadığım zamanlarda boş durmayıp serimin gidişatı ile ilgili ufak birkaç not aldım ve elimde birbiriyle çelişmeyen yaklaşık 60 bölümlük seri planı var karakterlerin isimleri ve yaşadıkları kültürler, silahları, davranışları isimleriyle uyumlu olacak ve bir sonraki bölümde zaten bu açık bir şekilde görülecek, karakterlerin isimlerini rollerini ve tarzlarını araştırmak gibi bir şey yapıldığı zaman çıkılan yollar aynı olacak ve karakterler de birbiriyle çelişmeyecek. Umarım hoşunuza giden sizi eğlendiren ve heyecanlandıran güzel bir seri olur aynı zamanda benim için de ufak bir yazarlık tecrübesi, okuduğunuz için teşekkür ederim :).

Harita: https://hizliresim.com/oXEqP9

 Haritayı ileride güncelledim ve çok güzel bir harita yaptım. Fakat haritadaki bazı yerlerin spoiler olabileceğini düşündüğüm için atmıyorum.  Dilerseniz 35 ile 36. bölüm arasındaki haritaya bakabilirsiniz.

 

 

 Anlatımda veya yazımda gözünüze çarpan hataları yorumlardan veya Chatango'dan bana ulaşarak bildirebilirsiniz. Chatango nickim : Rienrein




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr