"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Rein - Bölüm 9: Ders


Kampta ateşin başında yaşlı adam ve çocuk karşı karşıya oturuyorlardı. Yaşlı adam çocuğun merakını görerek konuşmaya başladı. Savunma tekniği hakkında bilgi verecekti.

 

“Bu tekniğin ejderhalardan geldiği söylerler. Eskiden bu köyde kabilenin çok saygı duyduğu yaşlı bir büyücü vardı. Ben o zamanlar gençtim ve keşif birliğindeyken yanlışlıkla bu köye gelmiştim. Yerliler beni öldürmek yerine bana yardım etmeyi tercih ettiler ve ben de onların dillerini öğrenerek burada kalma kararı verdim.”

Duraksayarak anılarına daldı bir süre.

 


“Her neyse asıl olaya dönelim. O yaşlı adam buraya bu tekniği getiren kişiydi. Devasa bir adamdı daha doğrusu bir keşişti. İnsanlara bir şans vermek gerektiğini söylemişti. Bu teknikleri başka yerlilere de öğreteceğini söyleyerek gitti. Gitmeden önce ormanı büyülü bir labirente çevirmemizi sağladı. Böylece ordu birimleri ormandan geçerek buraya gelemezlerdi. Zaten kimsenin buradan haberi yoktu.”

 

“Nasıl?”  Diye sordu çocuk.

 

“Ne kadar üstü açık gibi gözükse de bu kampta gizlenme büyüsü var. Çok yüksek seviyeli bir büyü ve yapılması gerçekten inanılmaz zor. Tabi ki bir süre sonra süresi biteceği için yaşlı adam gitmeden önce bu köydeki büyücülerin bazılarına tekniğini öğretti. Böylece sürekli olarak büyüyü yenileyebiliyoruz ve uçan cisimler de bizi göremiyor.”

 

 

“Bana büyü hakkında daha fazla bilgi verebilir misin?” diye sordu çocuk yalvarırmışçasına. Aklındaki bazı soru işaretleri gitmişti. Havadan nasıl fark edemiyorlar diye düşünmüştü daha önceden.

 

“Sana anlatmam çok uzun sürer. En iyisi bir kitap vereyim.” dedi yaşlı adam ve çadırına yöneldi.

“Kitap mı? Büyüleri anlatan kitaplar mı var? “Diye seslendi çocuk ve ayağa kalkarak yaşlı adamın peşinden gitmeye başladı. Yaşlı adam çocuğa cevap vermeden çadıra girip bir kitap aldı ve çocuğa uzattı. “Bunu iyice oku ve öğren. Yeterli bilgin olmazsa hiçbir zaman kazanamazsın.”

 

Çocuk kitabı açtı. İlk sayfadan okumaya başladı. Büyülerin güçleri için sıralama yapılmıştı kitapta. Yaşlı adam “Bunu bana keşiş vermişti. Kendi öğrendiklerimi de koydum içine.” demişti kitabı uzatırken.

 

Çok bilinen büyü türleri (Öğrenmek için gereken çaba miktarı parantez içindeki sayılar ile belirtildi.)

  • Işık (2)
  • Su (5)
  • Hava (2)
  • Ateş (1)
  • Karanlık (5)
  • Toprak (3)
  • Çelik (3)

Teknikten ayrı olarak bakılınca saldırı için uygun büyüler (Verilen hasarlara göre sıralama.)

  • Ateş (Saldırı için 5)
  • Karanlık (Saldırı için 8)
  • Hava (Saldırı için 4)

 

İşlevsellik açısından uygun büyüler (İşlevsellik açısından sıralama.)

 

  • Zaman (11) *** (Kesinlikten emin değilim)
  • Çelik (7)
  • Su (5)
  • Toprak (2)
  • Hava (1)

 

 

Ejderhaların hâkim olduğu genel büyü türleri (10 üzerinden derecelendirilmiş o büyüye sahip ejderha sayısı.)

Ateş (4)

Hava (2)

Işık (2)

Karanlık (1)

Su 1’den az. Yaklaşık olarak bile söylenemiyor.

Çelik 1’den az. Yaklaşık olarak bile söylenemiyor.

Zaman. Evrende sadece bir tane zaman büyüsü yapabilen ejderha olduğuna inanılıyor.

 

 

 

Farklı büyüler kullanılarak geliştirilen büyü teknikleri

 

>Gizlenme büyüsü. Keşif ve casusluk gibi işler için kullanılan bir büyüdür. Yapılması çok zordur ve inanılmaz bir konsantrasyon ister.  Karanlık büyüde iyi olmak gereklidir.

(Zorluk seviyesi: 7/10)

>Ejder zırhı büyüsü. İçlerinde karanlığın da olduğu en az üç adet büyüde uzmanlaşma şartı vardır. Bugüne kadar üç adet büyüde uzmanlaşmayan hiç kimsede görülmemiştir. Vücudun ejder vücuduna benzemesini sağlar. Yaralar iyileşir ve alınan darbeler az hasar verir.

(Zorluk seviyesi: 9/10)

 

>Taklit büyüsü. Eşyaları veya kişileri taklit edebilme büyüsüdür. Karanlık büyüye hâkim olma şartı vardır. Sadece görünüş değişir. İllüzyonistler tarafından kullanılmaktadır.

 (Zorluk seviyesi: 7/10)

 

>İyileştirme büyüsü. Hasar gören aletleri onarma ve canlıları iyileştirme özelliğidir. Su büyüsüne ciddi bir şekilde hâkim olunmalıdır aksi takdirde büyü kontrolden çıkıp canlıyı öldürebilir.

 (Zorluk seviyesi 9/10)

>Zaman büyüsü. Yaşlanmamayı, zamanı kontrol ederek geçmişe ve geleceğe gidebilmeyi sağlar. Nasıl yapıldığı hakkında bir bilgi yoktur. Söylentiden ibaret olduğu düşünülüyor.

(Zorluk seviyesi bilinmiyor.)

>Kukla büyüsü. Canlıları kontrol etme yeteneğidir. Nasıl yapıldığı bilinmiyor.

(Zorluk seviyesi bilinmiyor.)

 

Gözlemlenmiş güçlü yetenekler.

 

-Siyah sütun: Ordu kuvvetlerinde uzun kılıçlı bir asker tarafından yapılan harekettir. Karanlık enerjiyi çok yüksek seviyede kullanarak rakibini buharlaştırır. Gereksinim: Yoğunlaşma için karanlık ve buharlaştırma için ateş.

 

-Nefes: Ordu kuvvetlerinde bir süvari tarafından kullanılmaktadır. Hızı arttırarak delici bir darbe yapmayı sağlar. Gereksinim: Hızlanmak için hava yeteneği ve delmek için ışık yeteneği.

 

-Vücut boyutu değişimi: Bu kitabı yazan keşiş tarafından kullanılmaktadır. Gereksinim: Bilinmiyor.

Çocuk şaşırdı ve bir şey bulacağını düşünüp kitabı okumaya devam etti.

 

-Deprem: Ordu kuvvetlerindeki devasa baltalı bir adam tarafından kullanılmaktadır. Yeri ortadan ikiye yarmak için kullanılmıştır. Deprem yapabilir. Gereksinim: Toprak

 

-Silah parçalama: Gizemli bir gezginin kullandığı bir tekniktir. Bir orduyu tamamen yenmesini sağlamıştır. Çelikten yapılan tüm eşyaları paramparça ederek yürüyüp gitmiştir. Gereksinim: Çelik büyüsü

“İnsanlar silahları bu yüzden ejderha parçalarından yapıyorlar galiba. “Diye mırıldandı çocuk. Merak ettiği soruların cevabını öğrenecekti. Çok merak ediyordu ama uykusu geldiği için kitabı bırakmak zorunda kaldı. Kitabı yazan kişi büyüler hakkında ayrıntılar vermek yerine büyüleri sıralamayı tercih etmişti.

"Olsun en azından kimin neye sahip olduğunu öğrenirim.” diyerek mutlu oldu ve kitabı köşeye saklayarak yere uzandı. Keşişi düşündü. Yaşlı adam, kitabı keşişin yazdığını söylemişti. Boyunun da uzun olduğunu daha doğrusu adamın devasa olduğunu da belirtmişti. Kitapta da vücut boyutu değiştirme büyüsünü keşişin yaptığından bahsediyordu. Çocuk da keşişin boyut değiştirdiğini biliyordu.

“Şu anda kilit nokta keşiş olmalı.” dedi mırıldanarak. Uyumak için hazırlık yapmaya başlamıştı. İçeri yaşlı adam girdi ve “İlgini çekti mi? “Diye sordu. Çocuk başını salladı. Yorgundu ve cevap vermek için enerji harcamıyordu. “O kitaptakilerin hepsine mutlak doğruymuş gibi inanma. İçinde yanlış olanları da vardır.” dedi ve iyi geceler dileyerek çadırdan çıktı.

Çocuk yere yattı ve keşişi tekrar düşündü. Bu sefer yakalamıştı onu. İlk gördüğü zaman düşündükleri doğru olmalıydı. Hiç sonuç alamayınca kendisini aptal yerine koymaya başlamıştı. “Bunu öğrendiğim çok iyi oldu. Tam da umudumu yitirmeye başlamıştım.” dedi ve sevindi. Uyumam gerek diyerek düşüncelerinden kurtuldu. Yarın antrenman yapmaya başlıyordu. O tekniği öğrenecekti.

...

“Simurg’u bilir misin genç adam? “Diye seslendi birisi çalıların arkasından. Kafasını kaldırıp bakmaya bile tenezzül etmedi Jack. Demircinin geldiğini biliyordu. “Bilmiyorsun değil mi? “Diyerek çalıların içine daldı demirci. Jack’in yanına oturarak “Buralarda Simurg’a Anka kuşu derler.” dedi.

 

Jack, ihtiyara bir bakış attı. Ne demek istediğini tam olarak anlayamamıştı. Genelde ihtiyar konuştuğunda cümlelerinden bir şeyler anlamazdı. “Diğerleri gibi geçmişini mi anlatacaksın ihtiyar?” diye sordu sıkkın bir şekilde.

“Bugüne kadar hiç boş muhabbet yaptığımı gördün mü genç adam? (Gülerek) Bir şey anlatacaksam sana faydası olduğu içindir. Zamane gençleri güçlü oldukları için bize rahatlıkla karşı gelebiliyorlar ama istediklerini alamıyorlar. Demek ki bu dünyada bizim bildiğimiz ama sizin bilmediğiniz şeyler var.”

Son iki cümlesinde azarlarmış gibi bir hava vardı ihtiyarın.  Jack, yaşlı adamın haklı olduğunu düşünerek konuşmadı ve karşısındaki ağaca doğru bakmaya devam etti.

“Seçtiğin silah senin karakterinle alakalıdır aslında. Senden bir parçadır. Söylediklerimi çok iyi dinlersen gittiğin yola ışık tutmuş olurum. Göz ardı edersen dediklerimin doğru olduğunu yaşayarak öğrenmek zorunda kalırsın.”

“Tamam dinleyeceğim.” dedi Jack ve başını azıcık öne eğdi.

“Ben küçükken senin kullandığın kılıç gibi bir kılıç kullanmak istemiştim her zaman. Bu benim doğamdaydı ama yaşadığım çevrede herkes yay kullanıyordu. Bizim zırhlarımız buradaki askerlerinki gibi değildi. Çok ince ve hafiflerdi. Zaten zırhları pek umursamazdık bazen zırh bile giymezdik. Biz her zaman risk alarak savaştık. Çok hızlı at sürerdik böylece saldırılardan kaçınırdık. Herkes ışık ve hava büyülerinde iyiydi. Ben hariç.” dedi ve sustu ihtiyar adam.

 Hikâyenin can alıcı kısmına yaklaşmıştı ve bilerek sustuğu belliydi. Merak uyandırmaya çalışıyordu.

“Buraya uzun zaman önce geldim. Kendi arkadaşlarımı ve ailemi terk ettim. Birbirimiz için uyumlu olmadığımı söyledim ve kendi özelliğimi gösterdim.”

 “Onlar da aramızdaki farkı anlayarak beni hoşgörüyle karşıladılar. Ayrılırken sadece anneme üzüldüm. Onu yalnız bıraktığım için. Benimle gel dedim ama beni dinlemedi.”

“Tüm bu hikâyenin Anka kuşuyla ne alakası var peki? “Diye sordu Jack. Her zamanki gibi hikâyeyi dinlemeden araya laf sokuyordu.

“Pekâlâ kendi geçmişimi bir kenara bırakıp hikâyeyi kısa keseceğim. Çok sabırsız bir adamsın. Ejderha ve Simurg aslında çok farklı şeyler. Ejderha zannedip Simurg a saldırmaya çalışan insanların hikayesini duydun mu hiç? Çocuklara anlatılan bir masal diye biliyorsun ama aslında yaşanmış bir olay. Ben ailemden ayrılıp yola çıktığım zaman ordudaki askerler ejderhaya saldırmak için asker arıyorlardı ve ben de onlara katıldım. Ejderhaya saldırdık ama ordudaki çoğu kişi ciddi yara alınca geri çekilmek zorunda kaldık ve ejderha kaçtı. Yaralananlar arasında ben de vardım ama tüm yaralananların aksine ben o yaratığa hep teşekkür ettim. Çünkü bizi bilerek öldürmediğini anladım. Bizi bırakmıştı ve kaçmamız için fırsat vermişti. İstese tüm orduyu tek seferde yok edebilirdi. O benim gördüğüm ilk ejderhaydı ama ben ejderhalarla savaştıkça onun aslında bir ejderha olmadığını anladım. O yaratığın ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemedim ama her zaman onun Simurg olduğuna inandım. “Dedi yaşlı adam ve göğsündeki yarayı gösterdi. Boydan boya simsiyah bir çizik vardı adamın göğsünde.

Jack afallayarak geriye doğru sıçradı ve kılıcını çekti“Na. Nasıl… Nasıl ??” diye konuştu kendi kendine. Yaşlı adam “Söylemem kipi “dedi gülerek sanki bir çocukmuş gibi.

Jack kılıcını kaldırıp yukarıdan aşağıya doğru adama bir darbe attı. Demirci geriye sıçrayarak “Burada beni yenmen imkânsız.” dedi. Jack kılıcını güçlendirdi ve ihtiyara doğru savurdu. Kılıçtan çıkan siyah çizik yaşlı adamın önündeki ağacı kesti ve adama doğru gitti. Demirci hançeriyle darbeyi engelledi.

Demircinin hançerinde de siyah alevler vardı. Jack fazla düşünmedi ve gökyüzüne doğru sıçradı. Yaşlı adamı da tüm ormanla birlikte yok edecekti. Bu sefer tüm gücünü kullanacaktı. Tek gözü simsiyah oldu ve içinde yedi yapraklı beyaz bir çiçek belirdi.

Aşağıya doğru hızlı bir şekilde hücum etti. Havayı delerek yere çarpacaktı. Demirci yerden sıçrayarak Jack ile havada çarpıştı ve patlamanın şiddeti yatay bir şekilde ormanın üzerine yayıldı. Ormanın üstü karanlık bir perdeyle örtülmüş gibiydi. Jack, yaşlı adamın gözlerinin içine baktı.

Herhangi bir şey göremedi. Beyaz çiçeği göremedi yaşlı adamın gözlerinin içinde ve korktu. Yer çekimi avantajı Jack’te olmasına rağmen Jack gökyüzüne doğru fırlamıştı. Demircinin ona tekrar bir oyun oynadığını düşündü. Bir çözüm bulmalıydı yoksa ölecekti. Demirci havaya basarak Jack’e doğru sıçrıyordu.

“Simurg” dedi Jack’in içinden bir ses. Simurg yukarıda! Jack kafasını kaldırdı ve üzerinden geçen bir şey gördü. Simurg dedikleri bu olmalıydı. Ejderhaya gerçekten de benzemiyordu. Jack kuşa doğru yönelmek istedi. Fakat yukarıya çıkmak için bir çözüm bulmalıydı. Düşündü. Yukarı çıkmak için bir fikir buldu. Kılıcını alevlendirdi ve en güçlü saldırılarını aşağıya doğru yapmaya başladı.

Kılıcın geri tepmesi sayesinde yukarı doğru çıkmaya başladı. Kuşa ulaşmak zorundaydı çünkü vücudunun düşüşü kaldıramayacağı bir yükseklikteydi. Aşağıya düşerse kesin ölürdü. Bulutların üzerine çıktı. Gücü bitmişti ve artık kılıç sallayamıyordu. Düşüşe geçti. Yere çarpıp ölmeyi beklerken yumuşak bir maddenin üzerine gömüldü.

 

Ayağı kalktı ve bulutların üzerinde durabildiğini fark etti. Demirci ortalıkta gözükmüyordu fakat bu gelmeyeceği anlamına gelmezdi. Kuşun arkasından koşmaya başladı. Kocaman kanatlarından alevler çıkıyordu. Güneş kadar ışıldayan inanılmaz boyutta bir kuştu. Hava ona yol açıyordu geçip gitmesi için. Jack koşmaya devam etti. Kendisi gibi koşanları gördü yanında. Bulutlar birer yol olmuştu ve kuşa doğru koşuyorlardı.

Jack arkasına baktı. Yüzlerce hatta binlerce kişinin bulutların üzerinde aynı yöne doğru koştuğunu gördü. Demirciyi aradı gözleri ama bulamadı. Devam etti daha çok koştu. Koştukça sayılarının azaldığını fark etti. Evinden uzaklaşanların korkup geri döndüğünü gördü. Sevdiklerini geride bırakamayanları. Kıskançlığından arkadaşını da tutarak buluttan aşağıya atlayanları.

Jack bu insanları gördükçe insanların aslında ne kadar kötü yaratıklar olduğunu anladı. Daha da kötüsü kalan kişilerle birlikte dağa ulaşınca dağın bomboş olduğunu gördü. Diğer herkes gibi o da çok şaşırmıştı. Şok olup pes edenlere “Bunun için mi geldik?” deyip geri dönenlere inatla koşmaya devam etti Jack.  Koşarken arkasına baktığında kendisiyle birlikte hala daha koşan insanlar olduğunu fark etti. İçlerinde tanıdıkları da vardı.

Hep birlikte dağın tepesine yaklaştıklarında yine hiçbir şey göremediler hiçbir şey bulamadılar. Herkes umutsuzluğa kapılmaya başlamıştı. Jack yine pes etmedi ve dağın tepesine doğru tırmanmaya başladı. Burnu kanamaya başlamıştı. Boğazı kurumuştu ve köpek gibi ağzından nefes alıyordu. Vücudunun her yeri ağrıyordu.

Tırmanırken aşağıya baktığında sayılarının ciddi anlamda azaldığını fark etti. Ümidini yitirmemişti. Dağın tepesine tırmandıklarında aslında Simurg’un kendileri olduğunu fark etti oradaki otuz kişi. Jack olan her şeyi anladı. Peşinden gelenler aslında gerçek değillerdi. Bu dünya da gerçek değildi bu dağ da. Simurg da gerçek değildi.

 

Jack gözlerini açtı ve kendisini aynı yerde yatarken buldu. Karşısında demirci vardı. “Nasılsın genç adam yoksa dersini aldın mı? “Dedi kahkaha atarak. Jack, demircinin kendisine bir sınav yaptığını ve aslında her şeyin illüzyondan ibaret olduğunu anladı. Kafası karışıktı biraz. “Her şeyi anladım fakat neden 30 kişiydik?” diye sordu ihtiyara dönüp.

 

“Hikâye böyle genç adam. Hikâyede kuşlar kendilerine Simurg’u lider seçmek için bir dağa uçarlar. Kuşların çoğu yolda arzularına yenik düşerek geri döner veya ölür. Geriye 30 kuş kalır. Kalan 30 kuş kendilerinin Simurg olduğunu anlar. Simurg da si(otuz) murg (kuş) un birleşimidir zaten.”

“Her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça geri dönen kuşlar gibi bataklığımızda, tüneklerimizde veya kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Kendi içimizde bizi bize esir eden yanlarımızı fark etmedikçe bunu başaramayacağız. Oysa ki şimdi, bu an her birimiz için kendi gökyüzümüzde uçma zamanıdır. Kendi içinde seni esir tutan yanlarını bulmalısın. Yoksa Simurg gibi bilge ve güçlü olamazsın genç adam…”

Dedi demirci ve kahkaha atarak kaleye yöneldi. İllüzyon yeteneği inanılmaz fazla olmalıydı aksi taktirde Jack erkenden durumu fark ederdi.

“Göğsümdeki yarayı nereden biliyorsun? “Diye bağırdı Jack. Demirci arkasını döndü ve “İllüzyon yapmak için karşındaki insanın zihnine girmelisin. Ben de senin zihnine girdim ve bazı şeyleri gördüm. Jack, gerçekten gidecek çok yolun var."

 

 

 

 

 

 Anlatımda veya yazımda gözünüze çarpan hataları yorumlardan veya Chatango'dan bana ulaşarak bildirebilirsiniz. Chatango nickim : Rienrein




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr