Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Rein - Bölüm 7: Ejder Avı


"GERİ ÇEKİLİN!"  Diye bağırdı Rüzgâr süvarilerinin lideri Abella. 

Ejderhaya karşı savaşmak için toplanmıştı bu kadar asker. Ejder çok güçlü geldiği için Rüzgâr süvarileri olaya hemen müdahale etmek zorunda kaldı. Ordunun ejder avına bu kadar değer vermesinin sebebi ejderhaların büyülü parçalarıydı. Ejderhanın vücudundaki büyülü dişlerden tırnaklardan veya başka uzuvlardan yapılacak silahlar gerçekten çok kaliteli ve dayanıklı oluyordu. 

Süvariler ordunun en iyi birimiydi ve bir birim dışında diğer tüm birimlerle aralarında ciddi bir fark vardı. Süvarilerden sonra gelen birlik ise Deli'lerdi. Bu iki birlik birbirlerine güç konusunda çok yakındı ancak savaşma tarzları ve zevkleri tamamen farklıydı.  Deliler çoğu zaman halk ve ordu tarafından korkulu gözlerle izlenirken süvariler kurtarıcıymış gibi muamele görüyordu.

Deliler öldürme tutkusuyla dolup taşan insanlıktan çıkmış varlıklardan oluşuyordu. Önüne gelen düşmanları acımadan paramparça ediyorlardı. Delileri süvarilerden ayıran önemli özelliklerden bir tanesi ise kendilerinin ve atlarının zırhlarının siyah ve dikenli olmasıydı. Delilerin hiçbiri yay kullanmıyordu. Hepsi büyük kılıçlara, gürzlere, mızraklara sahipti. Büyüleri de karanlık, ateş gibi saldırgan ve yıkıcıydı.  Rüzgâr süvarileri ise beyaz renkli ışıl ışıl kıyafetler giyer ve çoğu ince temiz kılıç ve yay kullanırdı.

Deliler tam anlamıyla vahşiliği temsil ederken süvariler zarifliği ve asaleti temsil ederdi. Bu iki farklı grubun seçtikleri yollar tamamen farklıydı ama zekâ konusunda eşitlerdi. Çoğu insan delilere aptal muamelesi yapıp onların sadece öldüren hayvanlar olduğunu söylerdi. Gerçek ise çok farklıydı. Deliler çok zeki üyelere sahipti ve bu üyelerden birisi de Deliler birliği öncüsü Jack'ti. 

Deliler ejderhanın darbelerini direkt olarak diğer birliklere fırsat sağlamaya çalışıyordu.  Düzene geçen süvariler sanki göç eden leyleklerin havayı yararak uçması gibi ejderhanın ateşlerini yararak hızlı bir saldırı yaptılar. En önden giden Abella, atıyla birlikte ileri doğru aşırı hızlı bir hücum yaptı.  Süvarilerin ve ordunun en güçlüsü kabul edilen bu zarif kadın kendine özgü " Nefes “adlı tekniği kullanıyordu. Hem ışığı hem de rüzgârı kullanarak çok hızlı bir saldırı yapabiliyordu. İki element üzerinde uzmanlaşmış az sayıda insandan birisiydi.  

Ejderhanın kalbine doğru saldıran süvari lideri kalın deriyi parçalayarak içeriye doğru girdi. Ejderha ani hareketler yapmaya başladı ve kanatlarını çırpıp uçmaya yeltendi. O sırada ordudakiler Jack’in ejderhanın tepesine tırmanmış olduğunu gördü. Havalanan ejderha biraz daha uçtuktan sonra kafasının üzerinde siyah-kırmızı renkli bir patlama oldu ve yere çakıldı.

İnsanlar delileri sevmiyordu ve onlardan korkuyorlardı. Fakat bu durum Jack için geçerli değildi. 1.85 boylarında kaslı siyah saçlı bir savaşçıydı. Kızların gözünde karizmatik ve güçlü olan bu adam aslında rahatlıkla bir süvari olabilirdi. Nerede ne konuşacağını bilen, dik duran ve kaba olmayan bu adam Abella gibi iki farklı büyüde uzmanlaşmıştı. Ordunun en güçlü üyesinin Abella değil de Jack olduğunu düşünen kişi sayısı oldukça fazlaydı. Jack bu konuyu umursamadan işine bakıyordu, geçmişi hakkında hiç kimse hiçbir şey bilmiyordu.  Her savaşta en ön saflarda savaşması, en büyük darbeleri kendi üzerine çekmesi ve gerektiği zaman acımadan kılıcını kullanması herkesi etkiliyordu. Sorulması gereken sorulardan bir diğeri ise insanlıktan çıkmış bu savaşçıların nasıl Jack'in sözünü dinlediğiydi.

Her orduda olduğu gibi bu orduda da kumandanların yardımcıları vardı. Her bölük için bir adet kumandan yardımcısı bir adet de taktik ustası bulunmaktaydı. Kumandan yardımcısı, taktik ustası ve kumandan birlikte savaşma taktiklerini, bölüğün beslenme ve barınma ihtiyacını, askerleri motive etmenin yollarını ve izinleri düzenleyerek krala rapor ediyordu. 

Deliler içinse durum biraz daha farklıydı. Delilerin bir taktik ustası yoktu çünkü deliler pervasızca savaşmalarıyla ünlüydüler. İnsanlar delilere " önden gidip ölen aptallar " olarak baktıkları için bir taktik ustasının olması bu düşünceyi sarsardı.  Tabi ki taktik ustalarının olmaması bu birliğin savaşma taktiklerinden yoksun olduğunu göstermiyordu. Jack ve yardımcı kumandanı bu konuda birlik için yeterliydi. 

Ejderhayı taşıyamadıkları için güvenle bölgede tutulan zanaatkarlara haber verilmişti. Ordu ejderhanın bulunduğu yere büyük bir kamp kuracaktı ve ejderhanın kullanılabilir parçaları sökülene kadar zanaatkarlara eşlik edecekti. Kampın koruma görevinde süvariler veya deliler olmuyordu çünkü süvariler çok üst düzey görülüyordu. Devriyeyle görevlendirilirlerse karizmalarının yıkılmasından korkuluyordu. Deliler ise insana güven vermedikleri için devriyeye uygun değillerdi.

Ejderha kampının korunması için üç adet birlik görevlendirilmişti. Devriye asker sayısının fazlalığı ordunun burada değerli bir şeyle meşgul olduğunu anlatıyordu aslında. 

Ejderhanın sırtına çıkmıştı Jack. , Oturmuştu ve çalışanları izliyordu. Bir deli olarak ortalıkta gözükmek pek istemiyordu ne kadar karizmatik olsa da. Kumandanı görenler deliler de gelir diyerek kaçıyorlardı çünkü. Yanına yardımcı kumandanı geldi.  Uzun boylu yapılı bir adamdı. Çoğu savaşçı gibi onun da vücudu yaralar içerisindeydi. Kumandanına sardığı tütünlerden birini uzattı ve yanına oturdu.  Birlikte insanları izlemeye başladılar. 

"Bu dünyada senin gördüğün ama bizim göremediğimiz birey var Jack. " diye başladı yardımcı kaptan.  Ona hiç kumandan dememişti zaten Jack de hiç istememişti kumandan demesini. "Bizi sevmiyorlar, onlar için savaşıyoruz ve onlara yardım ediyoruz ancak hala bize hayvanmışız gibi davranıyorlar. Güçlü olmasaydık bize işkence ederlerdi bundan eminim. " diye devam etti. 

" Öyleyiz zaten. " dedi Jack ve bir iç çekti. Bu tarz konulardan hiç hoşlanmazdı ama yardımcı kumandanını gerçekten seviyordu. Onun için katlanıyordu biraz.  Devam etti konuşmaya. Sohbeti burada bırakmak istemedi. " Şu birliğe bakar mısın Fiend, içlerinde hiç insan görüyor musun? Hepsi öldürmek için yaşıyor.  Karşısındakilere acımadan saldırıyorlar, işkence edebiliyorlar. Bunları biz de yapabiliriz ama insanın içinde bir parça merhamet olmalı. *Bunlardao kırıntıdan bile yok."

 

"Gerçekten istiyorsan seni süvarilerden birisi yaptırabilirim. Maske takıp elindeki baltayı bırakırsan sen de süvari olabilirsin." 

Biraz saygı görmek istiyordu yardımcı kumandan. Köpek gibi muamele istemiyordu. İnsanların onu görüp çekinmesini istemiyordu. Şimdi süvari olma şansı vardı ama elindeki baltasından vazgeçebilecek miydi? Silahı onun dostuydu ve küçüklüğünden beri onunlaydı. Onunla birlikte hayata atılmıştı Fiend. Onunla gülüp onunla ağlamıştı şimdi bırakabilecek miydi? Savaşçılar arasında çok yaygındı bu durum.

 

Başka insanların saygı duymadığı bir durumdaydı. İyi savaşçılar dışında hiç kimse takmazdı böyle şeylere ve dalga geçerlerdi. Fakat iyi bir savaşçı olmak için kendi tarzına sahip olmalıydın yoksa belirli bir seviyenin üzerine çıkamazdın. Bu işi severek yapmalıydın.

 

“Biraz düşüneceğim.” diyerek ejderin sırtından aşağıya doğru kaydı. Ejderin dişlerinin bir kısmı sökülmüştü ve çalışmalar hızla sürüyordu. Jack izlemeye devam etti. Fiend çok sevdiği birisiydi. Hayatında pişman olduğu bir iki olayı ona anlatmıştı ve kendisi hakkında en çok şey bilen o kişiydi. Fiend sadık bir adamdı. Bazı konularda kafası karışıyordu ve Jack’e danışmak için geliyordu. Onun dışında deliler birliğinde doğru dürüst hiç kimse yoktu neredeyse. Birkaç kişilik yeni yetme asker gelmişti ama onlar da delilere uyum sağlayarak acımasız köpeklere dönüşmüşlerdi.

 

Jack de aşağıya kayarak indi. Ne zaman şu adamla konuşsa tekrardan düşüncelere dalıyordu. Arka kısımdaki deliler birliğinin kampına doğru gitmeye başladı. Delilerin kampı normal kamptan biraz daha uzaktaydı ve etrafında tahta korkuluklar çakılıydı. Başka insanların yanaşmadığı bir yerdi. İçerideki askerler yine güreş yaparak eğleniyorlardı. Kumandan biraz yorgundu ve kendisine ayrılmış yere gitmeyi düşünüyordu.

 

“Sen hala ölmedin mi? “Diye sordu karanlıktan bir ses. Zarif bir sesti ve sahibinin kadın olduğu belli oluyordu. Işığın gelmediği bir yerdeydi. Sesi tanıdı Jack ama bozuntuya vermedi. Kimsenin rüzgâr süvarilerinin lideri olan Abella’nın deliler kampına yakın bir yerlerde gezindiğini bilmeye ihtiyacı yoktu. “Sarayda görüşürüz umarım.” dedi ilgisiz bir şekilde ve ortadan kayboldu. “Ah siz deliler gerçekten ne aptal adamlarsınız. “Dedi Abella ve o da ortadan kayboldu.

 

Jack, çadırına girdi, kıyafetini çıkarttı ve kılıcına baktı. Göğsündeki yarayı gördü kılıcında. Tekrar kızdı kendisine ve tekrar pişman oldu. Kılıcını yere sert bir şekilde sapladı. Yatağa uzandı ve ellerini başının arkasında bağlayıp düşünmeye başladı. Gerçekten isyancıların liderini öldürerek doğru mu yapmıştı emin değildi. O zamanlar küçüktü ve ne olduğunu bilmediği için başkaları tarafından kullanılmıştı. İsyancı liderini kötü bir şey yapıyor zannederek öldürmüştü. Gerçekten çok yetenekliydi ve başka insanların bundan faydalanmasına artık izin vermeyecekti.

“Çok az kaldı, hissedebiliyorum.”

 

 

Sabah beli tutulmuş bir şekilde uyandı Rein. Şehirden uzakta kalmış bakımsız, boş bir evin içinde uyumuştu. Kılıcını kontrol etti ve ayağa kalktı.

Hızlı olmalıydı. Keşiş ondan kaçmıştı demek ki keşişten daha güçlüydü. Kapıdan dışarıya fırladı ve tempolu bir şekilde şehrin girişine doğru koşmaya başladı. Yolda karşılaştığı insanlara keşişi tarif ediyordu. Her ihtimale karşı hem kalıplı halini hem de küçük halini söylüyordu.

 

Kapıya yaklaştı ve nöbetçileri fark etti. Demek ki ordu geri dönmüştü. Daha dikkatli olmalıyım diyerek sakin bir şekilde kapıya doğru yürümeye başladı. Ters bir hareket yapmayıp içeri girecekti. Nöbetçilerden birisinin kolunun sargılı olduğunu fark etti. Dün sabah dedesi öldüğü zaman patlamanın etkisiyle kolunu kaybetmiş bir askerdi o nöbetçi.

Çocuğu fark etti ve kılıcını çekip saldırı pozisyonuna geçti. “DUR! “Diye bağırdı. Çocuk olacakları fark edip kendi kılıcını çekti. İki nöbetçiye karşı tek başınaydı ve bu gerçek bir sınavdı. İleri doğru saldırıyormuş gibi yaparak kılıcını yandan savurdu çocuk. Nöbetçinin açığını arkadaşı kapatmıştı. Çocuğun kılıcını ucu ucuna engelleyebildi. Gürültüyü duyan şehirliler kapıdan uzak durup izlemeye başladılar. İçlerinden bazıları şehrin içindeki askerlere haber vermek için koşmaya başladı.

 

Çocuk fazla zamanının kalmadığını anladı ve kılıcını yere vurarak yerleri ateşle kapladı. Üç darbeyi art arda kullanarak üç adet ateş sütunu gönderdi. Nöbetçiler dünkü savaştan yorgun gelmişlerdi anlaşılan çünkü darbeyi karşılayamadılar. Tek kolu sargılı olan nöbetçi arkadaşını korumak için önüne atladı ve vücuduna üç büyük ateş darbesi yiyerek bilincini kaybetti.

 

Rein fırsattan yararlanarak kaçmaya başladı. Önündeki kervandan yiyecek dolu bir at alarak yol boyunca sürmeye devam etti. Dedesi küçükken arada bir onu şehre indirir ve at bindirirdi. Böylece çocuk at sürmeyi öğrenmiş oluyordu. Gelecekte faydası dokunur demişti dedesi.  Hızla atını sürdü ancak çok yanlış bir zamanda savaşmıştı. Karşısından zırhları simsiyah ve dikenli olan ellerinde ağır silahlar olan askerlerin geldiğini fark etti. Önde gelen adam sırtında büyük bir kılıç taşıyordu ve yanındaki devasa adam da büyük bir balta tutuyordu. 

"KAÇIYOR YAKALAYIN!" diye bağırdı arkadaki nöbetçi. Önden gelen siyah zırhlı adamların lideri kılıcını sırtından alarak saldıracağını belli etti. Çocuğun kaçacak yeri yoktu şansını denemeliydi. Gözlerini kapatıp odaklandı ve kılıcının alevlerini hissetmeye başladı.  Kılıcı alevlendi ve normalden daha fazla yanmaya başladı. 

Ağır bir darbe atmayı planlamıyordu. Birçok küçük darbe atacaktı ve böylece kaçmak için fırsat yaratmaya çalışacaktı. İnancını kaybetmeden küçük ateş sütunları fırlatmaya başladı. Uzun kılıçlı adam kılıcını çekti. Arkadaki askerlerin hepsi durmuştu. Sadece çocuk ile adam birbirlerine doğru at sürüyorlardı. 

Çocuk yenildiğini anladı. Arkadaki askerler de takip etmeyi bırakmışlardı. Demek ki o kadar çok güveniyorlardı karşısındaki uzun kılıçlı adama. Zaten güçlü olmasa bölüğün lideri olmazdı. Adamın üzerinde yırtıcı bir aura vardı. Gözlerine bakmaktan korkmaya başladı. Vahşi bir hayvan gibiydi ve onu paramparça edecekmiş gibi geliyordu üzerine. Rein atını şahlandırdı. Adam da aynı zamanda atını tuttu ve karşı karşıya durdular. 

" Sonum böyle olacakmış." dedi ve attan aşağıya atladı Rein. Adam da aynı şekilde attan aşağıya indi. Anlaşılan atlar olmadan dövüşeceklerdi. Çocuk hareket edemeden adam ona doğru kılıcını savurdu. Aralarında en az beş-altı insan boyu mesafe vardı ama kılıç çocuğun gözünün önünden geçmişti.

 

 

Y.N.: İnsanlar için " O " kullanılır diğer canlılar ve nesneler için şu, bu kullanılır burada onların insan olmadığını ince bir şekilde belirtmiş ve birliktekiler için "bu"yu kullanmış

 

 Anlatımda veya yazımda gözünüze çarpan hataları yorumlardan veya Chatango'dan bana ulaşarak bildirebilirsiniz. Chatango nickim : Rienrein

 



Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr