Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Rein - Bölüm 6: Rövanş


Neredeyim ben?

Gözlerini açtı çocuk, etrafa bakındı. Tahtaların altındaydı. Tabutta sandı kendisini, " Öldüm mü? " dedi.  Tahtalara vurmaya başladı. Tahtaların üzerinde ağırlık yoktu bir anda yukarı fırladı.  Kendi kulübesindeydi dedesiyle yaşadığı küçük kulübede. Bir farklılık vardı kulübede her yer barut kokuyordu ve variller vardı. Etrafı düzgün bir şekilde incelemek istedi ancak tek gözünü açamıyordu. Hiç dikkat etmemişti gözüne.

Kapıyı açıp dereye doğru gitmeye başladı. Dedesi ağaçların arasındaydı odun topluyordu. Hemen dereye bakıp geri gelecekti dedesinin yanına. Antrenmanlarını anlatacaktı. Dereye baktı. Her zaman burayı dere olarak bilmişti ama burası aslında bir nehirdi*. Kendi küçük dünyasına tıkılıp kaldığı için her şeyi küçük zannediyordu.

Yüzüne baktı, sağ gözünde siyah bir çizik vardı. Simsiyah bir yara. Korktu. Bu o gece mağarada gördüğü şeydi. Kendi yüzünün siyah bir kılıç darbesiyle kesildiğini görmüştü mağarada. Dedesinin havaya uçtuğunu yanan okları görmüştü. Elindeki kılıcı havaya kaldırıp söz veren kendisini görmüştü.

Dedesinin yanına koştu. Neler olduğunu sordu. Niye tahtaların altından çıktığını sordu. Gözüne nolduğunu sordu. "Gözün karanlık bir kılıçla kesilerek kör edilmiş, bir daha kullanamayacaksın. " Dedi dedesi. "Tek gözle çok zor olacak biliyorum ama alışmaya çalış." diyerek devam etti. Yapacak bir şey yoktu. Tek gözü gitmişti artık geri gelmezdi.

"Askerler ordu için asker arıyorlar. Sen de ordu için kullanılabilir durumdasın. Ormanda siyah bir patlama görünce koşarak gittim. Yerde sen yatıyordun keşişin evi ise yanıyordu. Baktım ama keşişi göremedim ben de seni alıp buraya geldim. Askerler gelince tahtaların altına sakladım. "

Çocuk olanların etkisindeyken sesler duymaya başladı. İnsan sesleriydi bunlar. Ordudan askerler dağdan geçerken kulübeye de uğrayıp çocuk var mı diye bakmışlardı. Çok kalabalıklardı. Dağın arkasına geçeceklerdi buraya çocuk için bu kadar insanın gelmesine gerek yoktu.  

"Hey oradaki çocuk buraya gel ve orduya katıl! " diye bağırdı ordudan birisi. Nehirim karşısındaydı askerler. Dedesi koş diye bağırdı. Çocuk onları yenebileceğini düşündü ama dedesinin sözünü dinleyerek koşmaya başladı. Arkasına bile bakmadan ormana doğru koşmaya başladı. Askerler peşlerinden gelmeye başladı. Dedesi daha önce " Orduya küçük yaşta katılırsan kendini geliştirme fırsatı bulman zor olur." demişti.  Okçular yanan oklar atmaya başladılar, orman yanmaya başladı. Havadan oklar yağıyordu. Kaçışan hayvanların uçuşan böceklerin arasında geçerek tepeye doğru koşmaya devam etti.

Bir anda bir patlama sesi duydu. Arkasını dönüp kulübeye baktı. Dedesinin vücudunun havada paramparça olup sağa sola saçılışını gördü. Patlamanın etkisiyle kulübenin yanında ölen askerlerin vücutlarını gördü. İçi burkuldu. Ağlamaya başladı. Çok zor bir durum altında kalmıştı. Ağlayarak koşa koşa tepeye çıktı.  Yere attı kendisini kayaların arkasına. Patlamadan sonra askerler takip etmeyi bırakmışlardı. 

Hıçkıra hıçkıra ağladı, sinirlendi güçsüz olduğu için. Elindeki kılıcı kaldırdı ve ağlayarak söz verdi.  Hiç kimsenin üzülmediği bir evren yaratmak için.

 

.

 

"Tekrar karşılaşacağız çocuk..."

Kralın ordusu savaşa doğru gidiyordu. Dağlarla çevrili olan bu şehirden geçen ordu mecburen dağların arkasına geçmeliydi. Çocuk orduya saldırmak istiyordu ancak bu kadar hafife almamalıydı. Sayıları çok fazlaydı ve gerçekten güçlülerdi. Ordu dağların arkasına geçtikten sonra Rüzgâr Şövalyeleri de orduya katılacaktı. Yani şu an kazanmak için hiçbir şansı yoktu.

Sabah olmuştu. "Zaten ordu çoktan geçmiştir." dedi kendi kendine. Şehre inip bir şekilde kendisini geliştirmeliydi. Artık ne dedesi ne de keşiş vardı ortalıkta. Kayalardan aşağıya doğru inmeye başladı. Küçüklüğünden beri ormanda gezinen bu çocuk bir maymun edasıyla ağaçların arasından geçti. Düzlüğe ulaştı. Yanan kulübesini gördü ve umursamadan aşağıya doğru yola koyuldu.

Kral kendi askerlerini kaybetmek istemiyordu. Bu yüzden köylerden ve şehirlerden toplanan diğer savaşçıları ön saflarda savaştıracaktı. Olası bir aksilik durumunda Rüzgâr Şövalyeleri duruma müdahale edeceklerdi. Böylece kaliteli asker kayıpları azaltılacaktı.

Çocuk şehre indi. Herkes ona bakıyordu. Tek gözündeki yara ve kılıç dikkat çekmiş olmalıydı. Tüm savaşçılar orduya katılmıştı. Rein uzun bir kıyafet bulup kılıcını saklamalıydı. Hemen ara sokaklara yöneldi, ara sokaklardan geçerek şehrin tenha yerlerine gidecekti. Yapacaklarını düşünürken çok uzun boylu iri yarı bir adam gördü. Kafasını kapüşonu ile kapatmıştı ve uzun bir pelerini vardı. Tek elinde büyük bir odun sopa, belinde de gizlemeye çalıştığı bir kılıç vardı. 

O an aklına geldi. Keşiş olmalıydı bu. Hiç düşünmeden kılıcını çekip salladı. Kılıcından bir ateş sütunu keşişe doğru gitti. En basit hareketiydi bu çocuğun.  O kadar alışmıştı ki artık bir refleks olmuştu bu büyü onun için. Odaklanmadan direkt olarak kullanabiliyordu.

Yine aynı karanlık boşluğu gördü ve ateş sütunu boşluğun içinde kayboldu. Boşluğun içi görünmüyordu, içine ateş sütunu girmiş olmasına rağmen aydınlanmamıştı. Bu sefer hızlı düşündü. Donup kalmadı ve hızlı bir hareket daha yaparak kılıcı birisine saplıyormuş gibi ileride doğru uzattı.  Kılıçtan ileriye doğru ateş saçıldı durmadan tekrar hamle yaparak keşişe doğru koşmaya başladı.

Önünü kapatan ateşi sis olarak kullanıp keşişe saldıracaktı.  Büyük adımlar atıyordu ve gerçekten normal bir insandan çok daha hızlıydı. Son anda sağa doğru çekildi.  Yanından büyük bir tahta sopa geçti. Adamın yüzünü görmeden onun keşiş olduğunu düşünmüştü ve son derece haklıydı. Yaklaşık 3 metre boylarında olan bu adam* kesinlikle keşişti. İlk karşılaşmalarındaki uzun boylu adamı hatırladı. O da keşişle aynı yüze sahip uzun bir adamdı ancak keşiş kısa boyluydu. Nasıl da aklından çıkmıştı o soru. Keşişe soracaktı ama son konuşmada üzüldüğü için unutmuştu. 

Tahta sopadan kaçtıktan sonra keşişe kılıcını sapladı. Bir an sevindi ama aynı zaman da üzüldü. Keşişi öldürdüyse güçlü birisi olduğuna inanacaktı ama keşiş ölürse sorularını cevaplayamayacaktı. Kılıcına baktığında ucunda pelerini gördü. Pelerinin içi boştu keşiş yine hızlı bir şekilde hareket etmişti. Daha önceden de görmüştü keşişin çok hızlı hareket ettiğini ama bu sefer fark edemedi bile.

Sırtına bir tekme yedi öne doğru yuvarlandı. Kılıcını sırık gibi kullanarak ileri doğru biraz daha gitti. Hemen ters döndü keşişle göz göze geldi. Kılıcını hızlı bir şekilde yukarıdan aşağıya indirdi. Çok basit bir darbeydi bu. Sanki eğitime yeni başlayan tahta sopalı bir çocuk gibiydi. Fazla açığı vardı keşişe karşı. Keşiş onu öldürebilirdi. Aklına gelip ürperdi ve öleceğini düşündü. Keşiş onu öldürmek yerine siyah kılıçla karşılık verdi. 

Kulakları sağır eden çok tiz bir ses çıktı.  Rein acı çekti geriye doğru çekildi. Kılıçtan siyah alevler çıkıyordu. Çocuğun kılıcının ateşlerini bastırdı siyah kılıç. Siyah kılıcın alevleri o gün mezarda gördüğü çiçeğin yapraklarına benziyordu sanki. Keşiş tekrar ortadan kayboldu ve geriye duvarlardaki simsiyah lekeler kaldı. Kör olan gözü acımaya başladı çocuğun. Gözüne bakmak istedi ama şehirlilerin geldiğini fark etti. Pelerini ve kılıcı alarak kayboldu.

 

 Anlatımda veya yazımda gözünüze çarpan hataları yorumlardan veya Chatango'dan bana ulaşarak bildirebilirsiniz. Chatango nickim : Rienrein

 



Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr