“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Rein - Bölüm 4: Büyü


 

Keşiş ile mağaraya gelen çocuk mağarada ne yapacaklarını sordu. " Niye buraya geldik? " dedi. Keşiş gülerek" Bugün senin için büyük bir gün olacak. Kendi büyünü keşfedeceksin. “Dedi. Çantasından çıkarttığı bardakları sırayla dizdi. Elinde yedi adet bardak vardı. 

Yedinin uğursuz bir rakam olduğunu söyledi. İnsanların zihinlerinde yer edinmiş bu rakam gizemini korumaktaydı. "Bu bardaklar insanların güçlü olan duygularını temsil ediyor, bir sürü duygumuz var ancak 7 tanesi bizim için en önemlileri. Sana bu bardaklardan hangisinin hangi duyguyu temsil ettiğini söylemeyeceğim, eğer söylersem kendi istediğine odaklanır onu seçersin. Sen seçmeyeceksin kalbin seçecek. " dedi keşiş.

Çocuğu bardakların önüne oturttu. Gözlerini kapatmasını ve odaklanmasını istedi. Her bardağın içerisine birer mum koyup yaktı. Mumlardan hangisinin ateşi alevlenip büyürse o bardak çocuğun büyüsünü temsil edecekti.

Bu deney çok eski zamanlardan beri kullanılıyordu ve çok yüksek oranda doğruluk payı vardı. Eğer birden fazla bardak alevlenirse kişinin büyüsü tek bir sınıfa hitap etmiyor demekti. Tek bardağın ateşinin alevlendiği diğerlerinin de oynadığı durumlar da görmüştü. Bu da kişinin istediği büyü gücünde uzmanlaşabileceğini kanıtlıyordu ancak en çok alevlenen bardak asıl gücü temsil ediyordu.

Çocuk gözlerini kapatıp odaklandı, odaklandı ama ne yapacağını bilmiyordu. Ne hissetmeliydi. Gözlerini kapattığı zaman önündeki mumların ateşinin gözlerine vurduğunu hissediyordu. Sanki güneşe karşı gözlerini kapatmış gibiydi. Ne istediğini düşündü.

Dağda yaşadığı için bu dünyada kötülük görmemişti. Deneyim sahibi değildi.  Ölmeden önce yalvaran derebeylerini, paramparça olmuş bedenleri veya tecavüz edilip öldürülmüş kadın cesetleri gelmiyordu gözünün önüne. Kendi küçük dünyasındaydı. Dedesiyle balık tutup odun kesip küçük bir kulübede yaşamıştı. Refah seviyesi yüksek olan bir şehire düzenli olarak iniyordu.

Salgından yakılan köylere veya açlıktan ölen insanların yaşadığı yerleri görmemişti ki. Tüm bunlara rağmen insanları ve hayvanları kurtarmak istedi tekrar ve tekrar. O an bir yıldız kaysa dileyeceği şey "Hiç kimsenin üzülmediği bir evren" olurdu. Sopasını kaldırıp verdiği sözü hatırladı. Halka zulmeden kralı hatırladı. Sadece hikayelerde duymuştu. Gerçekte hiç açlık görmedi ki hep **güneşli güzel günlerdeydi **. Anıları canlandığı zaman gökyüzündeki yıldızlar, ateşböceklerinin dansı ve ağustos böceklerinin sesleri geliyordu aklına. Güzel bir manzara, temiz hava, ağaçlar, güneş ve sürekli akan mavi bir dere. Bunlar kötü şartlar altında büyüyen çocukların hayalleriydi aslında.

Harikalar diyarında yaşamıştı aslında Rein. Hep aynı yemeği yediği için ağlanmıştı ama çok daha kötü hayatlar vardı. Çaresizlik hissi geldi aklına.  Küçükken derede sürüklenerek ölecekti az kalsın. Suyun altında kalmıştı nefes alamıyordu gözleri kararıyordu.

Güneşe bakmıştı son kez suyun altından. Öleceğim demişti ve umudunu yitirmişti ancak son anda dedesi kurtarmıştı onu. Bu hissi düşündü hayatında yaşadığı çok az çaresizlikten bir tanesiydi. O insanlar daha kötülerini yaşıyorlardı.

Sinirlendi bir anda gözleri kapalıydı ama kaşları çatıktı. Sadece yatmadan önce hayal ederek dünya değişmiyordu. Onca zaman kendini güçlü zannetmişti ama bir tahta sopaya yenilmişti. Çocuk olmasını bahane etmek istedi. Şehirde de çocuklar vardı ama aralarında 12 13 yaşında savaşçı olmuş çocuklar da vardı. Kızdı kendisine ezik olduğu için. Etrafındaki hiçbir şeyi hissetmiyordu.

Mağaradaki bardaklar ve keşiş kaybolmuştu. Karanlıkta kalmıştı. Savaş meydanında kalmış küçük bir çocuk gibi kaçmaya çalışıyordu. Düşüncelerine kaybetti etrafındaki karanlıkta askerleri gördü. Ellerinde silahlar vardı, ölmüş çocuk cesetlerini gördü. Yanmış ormanı gördü. Güçlü olmazsam bir gün burası da böyle olacak dedi.

Dedesinin vücudunun patladığını ve paramparça olduğunu gördü. Tek gözünün siyah bir kılıç darbesiyle kör edildiğini gördü. Havadan yağan yanan okları gördü. Kaçan çocukları. Elindeki kılıcı havaya kaldırıp ağlayarak söz veren bir çocuğu, kendisini gördü. 

Bir anda bir parlama oldu ve bardaklardan bir tanesi alev alarak yanmaya başladı. İnsan boyunu geçen alev mağaranın tavanına kadar uzandı ve kayaları ısıtmaya başladı. Sanki tavanı delip geçmek ve gökyüzüne ulaşmak isteyen bir alevdi. Keşiş çocuğun baygın bedenini kapıp mağaradan dışarıya atladı.  Dağın tepesindeki mağaradan aşağıya doğru zıplayan keşiş ciddi bir yükseklikten aşağıya kucağında çocuk ile düşerek kayboldu.

 

 

---

 

"Tüm olanlardan sonra hala bana nasihat mı veriyorsun? " dedi Rein. Keşişe biraz kızmıştı aslında. Rein bardağın alevlendiğini gördükten sonra bilincini kaybetmişti ve gözlerini açtığında keşişin vücudunun yaralı olduğunu görmüştü. Keşiş ise Rein'e nasihat vermeye devam ediyordu. Keşiş çocuğa yiyecek bir şeyler getirdi. Çocuk söylene söylene yemeği yedi ve nezaketten (!) teşekkür etti. " Hangi büyü gücüne sahibim? " diye sordu. 

Kulübeden izliyordu yaşlı adam, torununun büyü gücünü belirten ateşi görmüştü mağaranın başında. Aşağı atlayan keşişi de. Mağaranın içinde çok büyük bir ateş vardı ve dikkat çekiyordu. Görenler panik olmasın diye gidip ateşi söndürecekti. Yoksa bir ejderha olayı daha var zannedip ülkedeki tüm savaşçılar buraya toplanabilirdi. 

Keşiş çocuğa bu yola gerçekten girmek isteyip istemediğini sordu, şu ana kadar gördüğü eğitim hiçbir şeydi. Sadece temel bilgilerin de temelini oluşturan birkaç bilgiydi. Çocuk evet dercesine başını salladı. " Her hizmetin bir bedeli vardır, seni eğitirsem karşılığında senden bir şeyler almalıyım dedi ama ne alacağımı söyleyemem sadece antrenmanın sonunda alırım." dedi. Çocuk düşünmeye başladı. Keşiş ne alacaktı acaba ondan? İçinden bir ses kabul etmesi gerektiğini söylüyordu. Çocuk anlaşmayı kabul etti, o an gelecekte olacakları düşünmek istemedi, korktu. Düşünmeden kabul etti. Tekrar söyledi kabul ettiğini. Keşiş mutlu oldu ve çocuğa kılıcını geri vererek " Ateş " dedi.

"Büyüler çoğu zaman belirli varlıklarla can bulur. Ateş de bunlardan birisi. Çok çekingen ve savunmacı bir insanın hükmedebileceği şeyler belirliydi. Kaya, Çelik gibi sert cisimler... İnsanların psikolojisine ve düşüncelerine göre can buluyordu büyü dedikleri şey. Eğer koşmayı seviyorsan, atik ve hızlıysan hayatı da hızlı yaşıyorsan sana gelebilecek muhtemel büyü gücü rüzgarla alakalıdır.

Rüzgâr süvarileri* de bu insanlardan oluşan bir birlikti. Eğer yıkıcı bir gücün varsa ateşin sana eşlik etmesi çok daha alışılageldik bir durum. Ancak büyüyü bunlara hapsetmek pek doğru değil. Yani sadece ateş, ışık, karanlık, toprak, su, hava, çelik yok bu büyü evreninde. Bunlar 7 adet duyuyu temsil eden 7 adet yaygın büyü şekli, Rein sen de ileride çok farklı büyülerle karşılaşacaksın. Zaman bile bir büyü aleti olarak kullanılabilir inan bana. "

Keşiş temel büyü antrenmanlarından bahsederek anlatmaya devam etti. Çocuk dikkatlice dinliyordu. Ateş büyüsüydü sahip olduğu, en çok ilgisini çeken "Zaman büyüsü " olmuştu. Nasıl bir büyüydü acaba? Yaşlanmayı engellemekten bahsetmişti keşiş. Acaba bu muydu yaşlanmamak? Acaba sen fark etmeden karşındakinin kaybolması bundan dolayı mıydı? Zamanı mı durduruyordu da sen göremeden kayboluyordu? Çocuk tekrar sinirlenmeye başladı. Soruların cevaplarını bulmak istiyordu ama gittikçe daha çok soru oluyordu.

Daha çok cevaba ihtiyacı vardı ama keşiş hiç yanaşmıyordu sorularını cevaplamaya. Keşiş, çocuğa nasıl kılıcını tutacağını anlattı. " Gerçek bir kılıç ustası olmak istiyorsan hem büyüyü hem de kılıcı bedeninin bir parçası gibi kullanmalısın. Sadece ateşine hükmederek kazanamazsın. Bileğin de güçlü olmalı hızlı olmalısın. Büyü kullansan bile sen bir kılıç ustasısın ve kılıç ile ilgili her bilgiye hâkim olmalısın."  Dedi. Çocuğa uzun süren bir kılıç eğitimi antrenmanı yaptıracaktı, sadece " kılıç ".

İhtiyar dağın zirvesine tırmanmıştı. Mağaranın önüne geldi ve elini havaya kaldırıp yere vurdu. Mağaradaki tüm ateş kayboldu. İhtiyar gülümsedi ve evine geri döndü, kimsenin görmediğinden emin olmak için ertesi gün şehre inecekti.

 

    Anlatımda veya yazımda gözünüze çarpan hataları yorumlardan veya Chatango'dan bana ulaşarak bildirebilirsiniz. Chatango nickim : Rienrein




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13994 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr