Bölüm 554: Kan Gölü

avatar
846 42

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 554: Kan Gölü



Bölüm 554: Kan Gölü

 

Çılgın Büyü ve İlahi Alev Nie Yan'ı yalnız sanıyorlardı. Bazı özel yöntemlerle bir başına karargaha sızdığını düşünüyorlardı. Sokaklarda gezen on binlerce oyuncu ve kalenin sıkı güvenliği, içeri sızmayı imkansız hale getiriyordu. Lakin gözleri önünde tam beş Hırsız duruyordu. Edgarton Kalesinin savunması resmen yok sayılmıştı.

 

Çılgın Büyü ve İlahi Alev hemen tepki verdiler. Pusuyu fark ettikleri anda savunma becerilerini kullandılar. Karşılarında yetenekleriyle ün yapmış dört Hırsızı gördüklerinde şaşırdılar.

 

Çılgın Büyü asasını kaldırıp Yer Kapısı ile kaçmaya hazırlandı. İki saniye hazırlık süresinin ortasındayken Güneşin Kilit becerisi ile sekteye uğradı.

 

Güneş hızla hedefine yaklaşıp bir tekme attı.

 

Çılgın Büyü buna karşın önünde bir buz duvarı oluşturdu.

 

Güneşin tekmesi buz duvarda kaldı.

 

Duvar iki saniye ayakta kaldıktan sonra dağıldı.

 

Güneş bir kez daha atıldı.

 

Çılgın Büyü bu sefer kaçmaya yeltendi. Asasını sallayıp Alev Bağı ile Güneşi olduğu yere sabitlemeye çalıştı. Ancak tam sözleri bitirdiği anda arkasında bir karartı belirdi.

 

Lanet! Çılgın Büyü donakaldı. Büyücüler için büyü hazırlığının ortasında pusuya düşmek ölüm demekti.

 

Çılgın Büyü büyüsünü değiştirmek istese de kafatasına işleyen ağrıyla başarısız oldu. Bilincini kaybederken gözleri kararıyordu.

 

Arkasındaki karartı şekil alıyordu. Bu Tek Vuruş Yeminiydi. Çılgın Büyünün görüşü kendi buz duvarı tarafından kısıtlanınca Tek Vuruş Yemini kamuflaja girmiş ve hedefinin arkasına geçmişti.

 

Güneş ileri atılıp Çılgın Büyünün boğazını Delme becerisiyle deldi. Tek Vuruş Yemini de Hain Bıçak ile saldırdı.

 

Çılgın Büyü sertçe yere yığıldı.

 

Onların işi bittiğinde Dünyanın Kralı ve Bahtsız Kurbağa da işlerini bitirmişlerdi.

 

Çılgın Büyü ve İlahi Alev yetenekli oyuncular olsalar da Güneş, Dünyanın Kralı, Tek Vuruş Yemini ve Bahtsız Kurbağa kadar yetenekli değillerdi. Bire bir savaşta onların herhangi birine rakip olamayacaklarken ikisine birden karşı koymaları imkansızdı. Hayatta kalma şansları sıfırdı.

 

"Patron öldü!"

 

Çılgın Büyü ve İlahi Alevin cesetleri, Büyücü İttifakı oyuncularını şoka uğratmıştı. İki lonca lideri birden öldürülmüştü. Şimdi ne yapacaklardı? Kaçacaklar mıydı, yoksa kalıp savaşacaklar mıydı?

 

Büyücü İttifakı oyuncuları şaşkınlıklarını atamamışken Küçük Altın Ejderha Nefesiyle saldırdı. Kavurucu alevler üç oyuncuyu anında küle çevirdi.

 

"Kaçın!"

 

"Lanet olsun! Altın Ejderha çok güçlü!"

 

Büyücü İttifakı oyuncuları fareler gibi kaçışıyorlardı. O anda Nie Yan birinin arkasında belirip tek bir kılıç darbesiyle işini bitirdi.

 

Küçük Altın önüne gelene saldırırken Nie Yan da kaçanları hallediyordu. Birlikte 15 kişi öldürmüşlerdi.

 

Güneş, Dünyanın Kralı, Tek Vuruş Yemini ve Bahtsız Kurbağa kalan oyuncuların üzerlerine koştular.

 

İşler çığırından çıkarken sağ kalan oyuncular Belirsiz Işınlanma Parşömenlerini çıkardılar. Bazısı parşömenini etkinleştiremeden öldürüldü.

 

Birkaç dakika içinde lobide cesetler dışında sadece Nie Yan'ın ekibi kalmıştı.

 

Düşen ekipmanları toplamaya başladılar.

 

"Ağabey, geri mi dönüyoruz?"

 

Yerdeki cesetlere baktığında Nie Yan'ın aklına çılgın bir fikir geldi. "Hayır. Hazır buraya kadar gelmişiz, bunu en iyi şekilde kullanmalıyız. Edgarton Kalesini kan gölüne döndüreceğiz!"

 

"Bu fikri sevdim." Dünyanın Kralı gülümsedi.

 

"Siz kendi başınıza takılın. Ben Küçük Altınla toplu imhaya başlıyorum!" dedi Nie Yan. Hırsızlar düşman hattını yarmada iyi değillerdi. Ancak onların da kamuflaj ve pusu tarafları güçlüydü. Nie Yan genelin bildiği Hırsız tanımını alt üst etmek üzereydi.

 

"Tamamdır patron! Ölsek bile tek kelime şikayetlenmeyeceğiz!" Bahtsız Kurbağa ortamın ateşine kendini kaptırmıştı.

 

Tek Vuruş Yemini onun haline bakıp kollarını bağladı ve başını umutsuzca iki yana salladı. Erkekler çok kolay gaza geliyorlardı. Ancak karar verildiğine göre o da geri durmayacaktı.

 

"Güzel! Öyleyse diyeceklerime kulak verin!" Nie Yan zihninde planını hazırlamıştı. Edgarton Kalesinde büyük bir kargaşa çıkarmak planının ön şartıydı. Çılgın Büyü ve İlahi Alevi öldürmek yetmezdi!

 

...

 

Çılgın Büyü ve İlahi Alev mezarlıkta dirildiler.

 

"Şerefsiz Nirvana Alevi!" Çılgın Büyü sinirli görünüyordu. Güneş ve Dünyanın Kralı gibi üst düzey Hırsızlardan kaçış şansları yoktu.

 

"Sence hala Edgarton Kalesindeler mi?" Diye sordu İlahi Alev. Olan olmuştu. Niuren Birliği bugün olanların görüntülerini yayınladığında itibarları yerle bir olacaktı. Kendi kalelerinin içindeki kendi karargahlarında öldürülmeleri, bugüne kadar oyunda yaşanan en büyük aşağılanma olabilirdi!

 

"Muhtemelen gitmişlerdir." Nie Yan ve ekibi amaçlarına ulaştıklarına göre daha fazla orada kalmalarının lüzumu yoktu. Ne de olsa yüz binlerce düşmanla dolu bir kaledelerdi. Kaleye giriş çıkış kapatıldığında Nie Yan'ın grubu ne kadar güçlü olsa da kaçamazdı.

 

Çılgın Büyü bir sesli çağrı aldı. Cevaplayıp neler olduğunu öğrendiğinde yüzünde şaşkınlık ve öfke belirdi.

 

"Ne oldu?"

 

"O şerefsiz hala lonca karargahında! Bizi alaya alıyor!" Çılgın Büyü küfürler savurdu. Lonca liderinden Büyücü İttifakı oyuncularına emir verip Nie Yan'ın üzerine saldı.

 

İlahi Alev düşünceliydi. Nie Yan elde ettiği kadarıyla yetinemiyordu. Edgarton Kalesinde daha ne yapabilirdi ki?

 

Çılgın Büyü İlahi Aleve döndü. "Gidip birlikte bakalım."

 

İlahi Alev Başını salladı. Bu tek bir loncanın sorunu değildi. Büyücü İttifakı düşerse İlahi Muhafızlar da onları takip ederdi!

 

İkisi birlikte lonca karargahına hareket ettiler.

 

...

 

Bu sırada Edgarton Kalesi birbirine girmişti. Güneş ve diğerleri sağda solda yakaladıkları oyuncuları pusuyla öldürüyorlardı. Sanki ortada bir hayalet dolaşıyordu. Sessizce ortaya çıkıp birkaç kişiyi öldürüyor, ardından yeniden kamuflaja girip sanki orada hiç bulunmamışlar gibi ortadan kayboluyorlardı. Ölenlerin bazıları nasıl öldüklerini anlamamışlardı bile.

 

Oyuncular, arkadaşları gözleri önünde öldürülürken hiçbir şey yapamıyorlardı. Onlar tepki verdiklerinde arkadaşlarının cesetleri çoktan yere yığılmış ve saldırgan sırra kadem basmış oluyordu.

 

Büyücü İttifakının kayıpları hızla artıyordu. Kayıp sayısı 200 barajını aşmıştı.

 

Lonca karargahı dışında Küçük Altın ortaya çıkıp Büyücü İttifakı oyuncularının önünü kesti. Küçük Altın birinci sınıf bir evcildi. Sıradan oyunculardan çok daha yüksek seviyede olduğu için burada bir katliam başlatması işten değildi.

 

Nie Yan yakındaki bir kulenin üzerine tırmandı. Arbaletini çıkarıp aşağıdaki oyuncuları birer birer avlıyor, bir yandan da Küçük Altını kontrol ediyordu.

 

Sokaklardaki oyuncular neler olduğunu anlayamıyorlardı.

 

"Bu Nirvana Alevinin Altın Ejderhası!"

 

"İyi de burada ne işi var?"

 

Sokaklara kaos hakimdi. Zaten sıkış tıkış olan sokaklarda kaçmaya çalışan oyuncular yüzünden izdiham yaşanıyordu.

 

Küçük Altın Ejderha Nefesini püskürtüp kalabalığın en yoğun olduğu yeri hedef aldı. Büyücü İttifakından onlarca oyuncu anında can verdi.

 

"Millet, dağılın!"

 

Lakin o kalabalıkta kim nereye dağılacaktı?

 

"Kaçmayın! Hepimiz birlikte saldırırsak Altın Ejderhayı öldürebiliriz!"

 

"Altın Ejderhayı öldürün! Savaşçılar, çabuk yaratığın etrafını sarın!"

 

Nie Yan aşağı baktı. Yüzlerce kişi Küçük Altının üzerine gidiyordu. Soğukça gülerek Küçük Altına emrini iletti.

 

Küçük Altın ejderha lisanında bir dizi söz okuduktan sonra ağzını sonuna kadar açıp tüm ihtişamıyla kükredi.

 

Ateş elementleri inanılmaz bir hızla toplanmaya başladılar. Çok geçmeden dev bir meteor gökyüzünde belirdi. Meteor yere çarpınca 30 metre yarıçapındaki alanı etkileyen bir alev denizi belirdi.

 

Acı çığlıklar duyulurken yüzlerce oyuncu birer ışık huzmesine dönüp göğe yükseldi. Saldırıdan sağ çıkan yalnızca birkaç kişiydi.

 

Etraftaki oyuncuların korkudan renkleri attı. Hiç düşünmeden kaçmaya başladılar. Böyle bir manzaraya şahit olduktan sonra ejderhayla dövüşecek cesareti nasıl bulacaklardı?

 

Nie Yan dilediği gibi can alıyordu.

 

Küçük Altının arkada bıraktığı yıkım Dünyanın Kralına iç çektirdi. "Görünen o ki Nie Yan'ın evcili kadar olamıyoruz. Bunca zaman öldürdüğümüz düşmanları toplasak otuz kişi eder.  Oysa Küçük Altın tek bir alan etkili beceriyle yüzlerce kişi öldürdü."

 

"Doğal olarak," dedi Bahtsız Kurbağa.

 

An itibariyle Edgarton Kalesindeki tüm usta oyuncular, istilacıların etrafını sarıyordu. Doğuda 1.000 kişilik bir grup belirdi. Dünyanın Kralı yüksek bir binaya çıkıp onların gelişini tespit etmişti. Başlarında ise Çılgın Büyü ve İlahi Alev vardı.

 

Çılgın  Büyü ve İlahi Alev elitlerini getiriyorlar. Dikkatli olun. Küçük Altının gücü, 1.000 kişiyle baş etmeye yetmezdi.

 

Anlaşıldı.

 

Çılgın Büyü ve İlahi Alev, adamlarıyla birlikte olay yerine vardılar. Küçük Altının katliamı Çılgın Büyüyü küplere bindirdi. Nirvana Alevi çok küstahtı! Bu kadarı gerçekten fazlaydı!

 

Çılgın Büyü ve İlahi Alevin gelişiyle Nie Yan kuleden aşağı atladı. Gözüne büyük lokmayı kestirmişti!

 

"Sodalı Su, adamlarını alıp Altın Ejderhayı kuşat. Büyücüler, hazırda bekleyin!" Çılgın Büyü emirlerini iletti. Bu saçmalığa daha fazla katlanmaya niyeti yoktu!








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28313 Üye Sayısı
  • 267 Seri Sayısı
  • 38772 Bölüm Sayısı


creator
manga tr