Bölüm 540: Zincirleme Tuzaklar!

avatar
912 47

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 540: Zincirleme Tuzaklar!



Bölüm 540: Zincirleme Tuzaklar!

 

Nie Yan bütün takım arkadaşlarının ışınlandığını görünce Küçük Altını hatırladı. Ayrılmadan önce gizlilik moduna girdi. Kendisi Belirsiz Işınlanma Parşömeni kullanmamış olsa bile kimse onun kaçışını engelleyemezdi!

 

Kısa süre sonra Nie Yan ve diğerleri tamamen ortamdan ayrılmıştı, Çılgın Büyü, Kuzgun ve diğerleri ise bu esnada olay yerine gelmişlerdi. Etraf kargaşa içerisindeydi. Büyücü İttifakının kuvvetleri bertaraf olmuştu. Çılgın Büyünün gözleri sinirle titriyordu. Çok sayıda elit oyuncusu bir anda katliama uğramıştı. Beş seviye düşüşü yaşamışlar ve üç parça ekipman düşürmüşlerdi, Çılgın Büyü şu anda sanki kalbi kanıyor gibi hissediyordu.

 

"Bizim tarafın kayıpları ne?" Diye sordu Çılgın Büyü.

 

"200'ün üzerinde. Önceki kayıpları da eklersek 500'den fazla kayıp verdik." dedi Gamsız İsfendan. Final savaşı henüz başlamamıştı bile, fakat buna rağmen Büyücü İttifakı tarafı kuvvetlerinin altıda birini çoktan kaybetmişti. Eğer Niuren Birliğinin avantajı bu şekilde gelişmeye devam ederse zaten pes etmekten başka çareleri kalmayacaktı.

 

Kuzgun kaşlarını çattı. "Henüz biraz evvel Nirvana Alevi ve Altın Ejderhası buralardaydı. Sen onun hala kalede olduğunu söylememiş miydin?"

 

"Belki de gelen bilgi yanlıştı. Fakat, gönderdiğimiz casuslar henüz beş dakika evvel onu kalede gördüklerini söylüyorlar. Buraya en yüksek hızda koşmuş olsa bile, en azından 15 dakika harcaması gerekirdi. Yoksa, ışınlanmış olmasın buraya...?" Çılgın Büyünün gözleri titredi.

 

Kuzgun kafasını sallayarak onayladı. Bu söylenen de ihtimaller arasındaydı sonuçta! Grup Işınlanma Parşömeni tarzında bir eşya kullandıklarını tahmin ediyordu. Büyücü İttifakı oyuncularının kalbi hüzün içerisindeydi. Niuren Birliğinin kurduğu tuzak hiç aksama yaşamadan sonlanmıştı. Üstelik bu tuzağa benzer bir hamlenin tekrarının olup olmayacağı da belirsizdi. Niuren Birliği bu tarz bir tuzakta birkaç defa daha başarılı olursa, Büyücü İttifakı oyuncuları Niuren Birliğinin konakladığı kaleye ulaştığında zaten asker sayısı bakımından yetersiz kalacaktı!

 

Çılgın Büyü Niuren Birliğiyle nasıl başa çıkabileceğine dair bir yol ararken Büyücü İttifakı tarafından gönderilen Hırsızlar ise bu esnada Niuren Birliği oyuncularının bulunduğu kaleye ulaşmıştı.

 

En üst düzeydeki 30 Hırsız altı takıma bölünmüştü. Her biri de Niuren Birliği oyuncularına bela olmak için yeteneklerine güveniyordu. Çılgın Büyüden gelen bilgilere göre bu bölge tamamen tuzaklarla doluydu. İkili üçlü gruplar kalenin dış tarafında tembelce oturuyorlardı. Şu anda etrafa dair farkındalıkları zayıftı.

 

Üst düzey Hırsızlar bu manzarayı görünce elbette Niuren Birliğinin kendini çok üstün gördüğünü düşünmeden edemedi. Fakat kısa süre sonra yaşananlar bir kabustan çıkıp gelmiş gibiydi.

 

Beş adet Hırsız bir çalı topluluğunun yanından geçerken ağaçların arasından bir anda parlak ışıklar yayılmaya başladı.

 

Bu beş Hırsızın üç tanesi Büyücü İttifakından, bir tanesi İlahi Muhafızlardan ve sonuncusu ise Kan İfritlerindendi. Büyücü İttifakından gelen üçlü elbette birbirlerini tanıyordu. İlahi Muhafızların Hırsızı kendini biraz yalnız kalmış hissediyordu. Kan İfritlerinden gelen Hırsıza gelince, soğuk tavırları olan, sadece kendisine önem veren birisiydi.

 

Bu Hırsız geçen sefer Nie Yan'a tuzak kuran beş Hırsızdan biriydi. Diğerleri ile iletişim halindeyken ilerledi.

 

Niuren Birliği Büyücü İttifakına tuzak kurduysa kesinlikle karşı önlem almışlardır. Çılgın Büyünün yanında muhtemelen bir köstebek var. Herkes dikkatli olsun, Yeraltı isimli bu Hırsız yanındakileri uyardı. İlerideki dört Hırsıza baktı, bilerek aralarına biraz mesafe koydu.

 

Büyücü İttifakı oyuncularının kendi aralarında sohbet halinde olduğunu gören İlahi Muhafızların Hırsızı ise homurdanarak yakındaki bir patika yola girdi. Bu patika kalın çalılıklarla kaplıydı.

 

Önünde duran bir dalı eliyle ittiğinde aniden bir şeylerin ters olduğunu anladı. Kafasını kaldırıp ileri baktığında yakınlardaki bir ağaca kurulmuş olan bir ok tuzağı olduğunu gördü. Ayağının altındaki çalı yapraklarında bir anda ip gibi bir şeyin gerildiğini hissetti.

 

Çalılığa yaklaştığında tuzak ipini tetiklemişti. Bir vınlama sesiyle beraber, bir arbaletten hızla fırlayan bir ok kendisine doğru harekete başladı.

 

Havada soğuk bir dalga yayıldı.

 

Hırsız gözlerini kıstı. Tuzağa yakalanmıştı! Fakat Niuren Birliği gerçekten de kendisini böyle basit bir tuzakla öldürebileceğini sanıyorsa gerçekten de kendisini afife almış olduklarını düşündü.

 

Rüzgar Adımının yardımıyla yana sıçrayarak okun hedefinden çıktı.

 

Tuzaktan kurtulduğunu sanıyordu. Fakat bu sadece bir başlangıçtı!

 

Çalılığın içine fırlayan ok, orada ahşaptan bir direğe çarptı.

 

Bu ahşap direğin üzerindeki ateşleme rününü aktif etti. Tetiklenen rün göğe alevler saçmaya başladı ve yakındaki bir başka ağaca kazınmış olan patlayıcı rünü aktif etti. Gürültülü bir patlama sesiyle aktifleşen rün etrafındaki şeyleri silip süpürecek bir şok dalgası yarattı.

 

Tuzaklar birbirleriyle bağlantılıydı! Hırsızın suratı kül rengine döndü. Patlayıcı rün aktif olduğu anda Hırsız yuvarlanarak kenara kaydı. Fakat bir sonraki yaşanan şey daha korkunçtu. Yaptığı hareket başka tuzakları da tetiklemişti. Üzerinde her yönden alev yağmuru geliyordu. Daha çok sayıda patlayıcı rün aktif edilmişti.

 

Beş Hırsız bir anda farklı yönlere doğru kaçmaya başladı. Sayısız patlayıcı rün ve saldırı totemi birbiri üzerine aktif oluyordu. Patlamalar filmlerdeki gibi birbiri ardına gerçekleşiyordu. Büyücü İttifakının iki oyuncusu ilk patlamalardan kurtulabilmişti, fakat sonraki patlamalarda ölmüşlerdi. Sağlık iksiri içmek için bir fırsat bile yakalayamamışlardı.

 

Kalan üç Hırsızdan ismi Yeraltı olan oyuncu ise canı için kaçmaya başlayan ilk kişiydi. Patlamaların etkisiyle biraz sarsılmıştı. Sadece tek bir patlayıcı rün olsa bu kadar etkili olmazdı. Sahip olduğu yetenekleri ve becerileri sayesinde bu ründen kaçması kolay olurdu. Fakat böylesine zincirleme şekilde ayarlanmış tuzaklardan kaçabilmek son derece zordu. Yeraltı aslında şanslı sayılırdı. Diğer dört Hırsıza göre daha geriden yaklaşmıştı olay yerine. Gördüğü ilk tehlike işaretinde direkt kaçmaya yeltenmişti. Dört kişilik takım arkadaşlarına baktığında Büyücü İttifakının iki oyuncusunun öldüğünü gördü. Kalan ikisi ise korkuyla kaçmaya başlamıştı.

 

Etrafındaki patlamaların gittikçe şiddetlendiğini gören Büyücü İttifakının sona kalan oyuncusu bir Orta Sağlık İksiri içerek küçük bir açıklığa doğru ilerledi. Aniden, bastığı yerdeki bataklık benzeri zemin içe doğru çökmeye başladı.

 

Etrafı bir anda 30 metre çapındaki Batak Tuzağıyla çevrilmişti!

 

Bu bir Gelişmiş Batak Tuzağıydı! Etkili olduğu alan devasaydı! Daha evvel bu tarz bir tuzağın bir NPC dükkanında 100 altına satıldığını görmüştü. Görünüşe göre Niuren Birliği hiçbir masraftan kaçınmamıştı.

 

Paniğe kapılarak bacaklarını topraktan çıkarmak için hamle yaptı. Fakat vücudu hareket etmiyordu. Sadece umutsuz bir şekilde daha fazla batmaktan başka çaresi kalmamıştı. Bir süre sonra çaresizce boğularak öldü.

 

Kendisini dışarı çekmeye çalışan birisi olsa belki de kurtulabilirdi. Fakat manzarayı gören İlahi Muhafızların Hırsızı yaklaşmaya cesaret edememişti. Arkasını dönerek kaçmaya başladı ve bir akarsuyla karşılaştı. Aceleyle suya dalarak güvenli ortama geçmeye çalıştı. Niuren Birliği sonuçta suyun içine tuzak yerleştiremezdi diye düşünüyordu.

 

Fakat bu esnada bir gürültüyle beraber etrafındaki su dalgalanmaya ve sıçramaya başladı.

 

Hırsız suda yüzmeye devam ederken aniden bir patlama sesi duydu, bu esnada kalbi duracak gibi olmuştu. Tepki vermeye zamanı bile kalmadan, derinlerdeki bir patlamanın etkisiyle ciğerindeki bütün hava dışarı çıktı. Boğazında ilk başta metalik bir tat hissetti, sonrasında ise ağız dolusuyla kan kustu. Vücudu hissizleşmeye başladı ve suda batmaya başladı.

 

Oyuncu, bir Sualtı Goblin Mayınını tetiklemişti.

 

Bu esnada mayının tetiklenmesiyle suyun içinde yeşil bir sıvı yayılmaya başladı. Sıvı kendisine temas ettiğin sanki çok sayıda iğnenin vücuduna batması gibi bir acı hissetti. Kafasının üzerinden hasar değerleri fışkırmaya başladı. Aynı zamanda felç zehrinin etkisi altında kalmıştı. Çok geçmeden derisi koyu kırmızı bir renk alarak can verdi.

 

Çılgın Büyünün görevlendirdiği Hırsızlar bu tuzakların ne kadar korkutucu olabileceğini anlamıştı artık. Nie Yan sırf bu tuzaklar için 500,000 altın harcamıştı. Sıradan tuzaklar, Hırsızlar tarafından kolaylıkla tespit edilebilir ve kaçınması da kolay olurdu. Fakat, bu tuzaklar birbirleri ile bağlantılıydı. Bu tuzaklardan kaçınmak çok zordu. Zincirin sadece bir halkası tetiklendiğinde diğer bütün tuzaklar alev almış benzin hızıyla yayılarak tetikleniyordu. Bu tuzağa yakalanan kişi ne kadar yetenekli olursa olsun hayatına mâl oluyordu.

 

Altı takımın altısı da aynı kaderle karşı karşıya kalmıştı. Görevlendirilen 30 Hırsızdan sadece 11 tanesi canını kurtarabilmişti. Nie Yan'ın kurduğu tuzaklar zihinlerinde büyük bir yer edinmişti. Tuzakların bu şekilde kurulabildiğine ilk defa şahitlik ediyorlardı.

 

Nie Yan tuzakları son derece titiz şekilde kurmuştu. Alanında uzmanlaşmış Mühendislerden alan etkili tuzaklar hazırlamasını istemişti. Kurduğu tuzakları birbirleriyle bağlantılı hale getirdiğinde ise verilen hasarı katlamıştı. Elbette, bu çabalar büyük bir maliyeti de beraberinde getirmişti. Nie Yan belki de bağlantılı tuzak kurabilmek için bu kadar para harcamayı göze alabilecek tek kişiydi.

 

Çılgın Büyü gönderdiği Hırsızlardan geri bildirim aldığında şaşkındı. Kurulan tuzakların üst düzey Hırsızlar üzerinde etkisiz kalacağını düşünmüştü. Sonuçta, Hırsızların Refleks statüsü ok üstündü, tuzağa düşmeleri çok mümkün değildi. Tuzağa yakalanmış olsalar bile aldıkları hasarın az olması gerektiği düşüncesindeydi.

 

Fakat, gönderdiği 30 Hırsızdan sadece 11 tanesi canlı dönebilmişti. Henüz Niuren Birliği oyuncularıyla bile karşılaşamadan, yarısından çoğu ölmüştü. Neler oluyordu böyle? Niuren Birliği bu tuzakları nasıl kurabilmişti? Neden bu kadar güçlüydü bu tuzaklar?

 

Çılgın Büyü artık ne diyeceğini ve ne yapacağını bilemez haldeydi. Nie Yan her hamlelerini önceden hesaplamış gibiydi. Şu ana kadar olanları düşündüğünde, Ölüm Diyarına girdikleri anda dışarıdaki Niuren Birliği oyuncularının 200,000 oyuncuyla Zırhlı Mancınıklarını Ayışığı Şehrine ilerletiyor olması zaten Niuren Birliğinin bir adım önde başlamış olması demekti. Niuren Birliğinin şu anda izlediği strateji harikaydı, oyalanma taktiği izleyerek Hırsızları için geniş zaman tanıyorlardı ve güçlerini tam kapasiteli hareket ettirebiliyorlardı. Şu anda yaşanan her şey onların kontrolü altındaydı. Bu esnada Büyücü İttifakı tarafı ise savaşı bir an evvel bitirmek istiyordu, fakat görünüşe göre hedeflerine ulaşamadan bile kayıplar veriyorlardı. Olay tam bir trajediydi.

 

Bu koşullar altında Çılgın Büyü ne yapabilirdi ki? Köşeye sıkışmıştı ve çıkış yolu yoktu.

 

Gittikçe artan kayıpları Çılgın Büyünün iyice endişelenmesine sebep olmuştu. Ölüm Diyarındaki bu savaş Büyücü İttifakının yok olması anlamına gelebilir miydi? Aslında düşmanın gerçekten kendisinden güçlü olduğunu düşünse diyecek bir şeyi olmazdı. Fakat kaybetme düşüncesi ağzında kötü bir tat oluşturuyordu.

 

Nirvana Alevi, kafa kafaya ve adil bir şekilde çarpışmaya cesaretin var mı?








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38531 Bölüm Sayısı


creator
manga tr