Bölüm 531: Kara Cehennem Birliğe Katılıyor

avatar
1056 51

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 531: Kara Cehennem Birliğe Katılıyor



Bölüm 531: Kara Cehennem Birliğe Katılıyor

 

Nie Yan Kara Kanat Ejderhasının statülerini analiz etti ve hangi statü üzerinden gelişim göstereceğini belirlemeye çalıştı, bu esnada Büyücü İttifakı tarafında da hareketlilik vardı.

 

Büyücü İttifakının geçici üs olarak kullandığı alanın dışında 60 kişilik pelerinli bir grup vardı. Bu grup gizemli bir görünüme sahipti.

 

Bu grubun geldiğini öğrenen Çılgın Büyü derhal dışarı çıktı.

 

"Seninle tanışmak bir onur, Karga. Büyücü İttifakı adına sizleri selamlıyorum." diyerek gelenleri karşıladı Çılgın Büyü.

 

Karga isimli Savaşçı cevap vermeye tenezzül etmedi.

 

Karga ve yanındaki oyuncular soğuk tavırlıydı, Büyücü İttifakı oyuncularına karşı duyarsızlardı. Çılgın Büyü her ne kadar bu şekilde saygısızlığa uğramanın verdiği öfkenin içerisinde olsa da yüzünde yine de bir gülümseme vardı. Bu grubun kışkırtılmaması gerektiğinin farkındaydı. Bu kişilerin direkt olarak Cao Xu'nun emri altında çalıştıklarını bildiğinden dolayı hepsinin de sıra dışı karakterler olduğunu ve saygıyı hak ettiğini iyi biliyordu.

 

"Çok naziksin, Çılgın Büyü." Kuzgun isimli bir Esrarlı Büyücü konuştu.

 

Kuzgun da Çinliydi. Konuşurken zorlanmıyordu. Öte yandan Karga'nın kibri yüzündeki her ifadeden anlaşılabiliyordu.

 

Bu 60 kişilik grubun hepsi de Gri Kurt'un elit oyuncularıydı. Sıradan oyuncular bu oyuncuları sadece duymuştu, hiç görememişti. Nie Yan da benzer durumdaydı. Tek bildiği Cao Xu'nun bu oyuncuları yıllardır yetiştiriyor olduğuydu.

 

Çılgın Büyü Karga, Kuzgun ve diğerlerini içeri davet ederek dinlenmelerini istedi, bu şekilde yaklaşan savaş hakkında planlar da yapabilirlerdi.

 

Nie Yan hala villasındaydı, bu esnada Kara Cehennem'in kendisini aradığı haberini aldı.

 

"Geldi sonunda!" Diye mırıldandı Nie Yan. Önceki düellosunu neredeyse kaybedecek olduğu aklına geldi. Bu tarz bir uzman oyuncuyu elbette birliğe almalıydı!

 

Nie Yan dışarı çıkarak Kara Cehennem'i karşılamaya gitti. İkili villanın girişinde buluştu.

 

"Tekrar karşılaştık," dedi Nie Yan, konuşurken Kara Cehennem'i baştan aşağı süzdü. Son karşılaşmalarından bu yana ekipmanları gelişim göstermişti. Asası göz alıcı şekilde parlayan bir Karanlık Kristalde üretilmişti.

 

Kristaller, büyü işlemeleri ve yüksek kalite asa üretimi için en iyi malzemelerdi. Aynı zamanda, kristalin saflığı ne kadar fazlaysa sağladığı ekstra hasar da o kadar fazla oluyordu.

 

Guo Huai'nin gözleri yanılmamıştı. Bu asa Efsanevi Kademeydi.

 

Kara Cehennem gülerek başını salladı.

 

Kara Cehennem'in tavırları ilginç bir kayıtsızlık içeriyordu. Fakat, bu tavırlarının arkasında aslında yalnızlık ve kırılmışlık yatıyordu.

 

Nie Yan Kara Cehennem'in karakterini iyi anlıyordu ve Kara Kahramanla alakalı bir soru sormadı.

 

"Niuren Birliğine hoş geldin," dedi Nie Yan samimi bir ifadeyle.

 

"Teşekkürler."

 

Kara Cehennem'in geldiğini duyan Kara Cennet de aceleyle Hilton Kalesinin batı tarafına geçti. Heyecanlı şekilde bağırarak konuştu, "Abi!"

 

Kara Cennet biraz olgunlaşmıştı. Kara Cehennem onun omuzlarını sıvazlayarak yüzünde gururlu bir ifadeyle kardeşine baktı.

 

"Abi, madem Kara Kahramandan ayrıldın, yaşananları unutmalısın! Geçmişi geçmişte bırakmak gerekir. Şimdi artık bizlerlesin!" Dedi Kara Cennet.

 

Kara Cehennem güldü. "Görünüşe göre Niuren Birliğine katılma kararım çok doğruymuş. Burada iyice gelişmiş ve büyümüşsün."

 

Kara Cennet güldü.

 

Kara Kahraman birçok sanal gerçeklik oyununda ünlüydü ve yenilmez olarak anılıyordu, daha evvel hiç mağlubiyet almamışlardı. Kara Kahramanın üyeleri kendilerini birliğe ait hissediyorlardı. Birlikten çıkarılmış olsalar bile birçok insan zaferden zafere koştukları günleri hatırlamaya devam ediyordu.

 

Fakat hiçbir şey sonsuz değildi. Artık yenilmez olan Kara Cehennemdi. Kara Cennet hiçbir zaman Kara Kahramandaki samimi ortamı tekrar bir başka birlikte yakalayabileceğini düşünmemişti. Fakat, şaşılacak şekilde, Niuren Birliğine çok iyi uyum sağlamıştı. Kara Cennet'in görüşüne göre, Niuren Birliğinin şu anki hali Kara Kahramanın en iyi olduğu dönemle aynıydı. Bundan dolayı abisi Kara Cehennemin de buraya kısa zamanda uyum sağlayabileceğini düşünüyordu. Bu birlikte çok sayıda güvenilir kardeş vardı.

 

Nie Yan da Kara Cehennemin birliğe katılması konusunda heyecanlıydı.

 

Sunucuların kapanma saati yaklaşmıştı. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Niuren Birliğinin oyuncuları villanın etrafında çıkış yapmaya başladılar. Yarın ilk iş olarak Ölüm Diyarına gidilecekti!

 

Nie Yan ve Xie Yao da çıkış yaptılar.

 

Yaz vaktinin çoğunu Nie Yan'ın odasında geçirmişlerdi, üniversite hayatlarının ilk dönemi başlamak üzereydi. Zirve Askeri Akademisi Batı Şehrinde yer alıyordu ve Huahai'den yaklaşık üç saatlik sürüş mesafesindeydi. Xie Jun çoktan o bölgede bir villa satın almıştı bile. Etraftan dikkat çekmemek amacıyla, Nie Yan'ın ve Xie Yao'nun oraya gidişi bir sır olarak tutulmalıydı.

 

Nie Yan ve Xie Yao ikilisi Zirve Askeri Akademisinin öğrencileriydi. Bu durum da aynı zamanda ek bir korunma sağlıyordu. Xie Yao'yu hedef alan kişiler muhtemelen akademinin yakınlarında hamle yapmaktan çekinirdi.

 

Xie Jun, Xie Yao'nun kaçırılma girişiminin Liu Rui'nin babası tarafından ayarlanmış bir iş olduğunu düşünüyordu. Fakat, bunu kanıtlayacak bir delil yoktu elinde. Bundan dolayı Liu Rui'nin babasını yakından izlemesi için birkaç kişiyi görevlendirmişti.

 

"Mademki orada bir villa satın alındı, bugün taşınmaya ne dersin?" Nie Yan farklı bir öneri sundu. Dünya Grubu şu anda doğru bir patikada ilerliyordu. Savaş Tanrısı Kabilesine bir şey olmadığı sürece Tai Dağı gibi sarsılmaz bir yapılanma olacaktı.

 

Xie Yao bir süre düşündü. Yeni bir villaya taşınma işini şimdi ya da birkaç gün sonra yapmak arasında pek bir fark yoktu. Başını sallayarak onayladı. "Tamamdır."

 

Nie Yan Baba Nie'yi arayarak planını açıkladı. Baba Nie de onayladı. Yollar artık daha gelişmişti, bu şekilde Nie Yan'ı ziyaret edebilmek sadece üç saat gibi bir sürede halledilebilirdi. Baba Nie aynı zamanda bir koruma ekibini kendilerini koruması için yanlarına göndermeyi teklif de etti fakat Nie Yan bunu reddetti. Kalabalık oldukça üzerlerine çekecekleri dikkatin yoğunluğu da artacaktı.

 

Eşyalarını toparladıktan sonra Nie Yan Thrawn marka arabasını çalıştırdı ve Xie Yao'yla beraber Batı Şehrine yola çıktılar.

 

Nie Yan önceki hayatındaki anılarını düşünüyordu. Üniversiteye başlamak için yola çıktığında yalnızlık hissi Huahai'yi terk etmenin verdiği hüzün için kaplamıştı. O zamanlar taşındığı nokta da çok daha uzaktı, geleceği ise bir kesinlik barındırmıyordu, bundan dolayı içinde bir kaygı ve endişe hakimdi. Şimdiki zaman diliminde ise önündeki sis dağılmıştı ve parlak geleceğini gün gibi görebiliyordu. Bunun yanında bir de Xie Yao ile beraber bu yola çıkmak ek bir haz veriyordu.

 

Yaklaşık üç saat sonra Nie Yan ve Xie Yao yeni villalarının girişine gelmişti. Bu villa bir dağın yamacına inşa edilmişti ve oldukça sakin bir çevresi vardı, etraf isfendan ağaçları ile kaplıydı. Zirve Askeri Akademisi buraya 10 dakikalık sürüş mesafesindeydi, bundan dolayı bu çevre aslında oldukça rahattı.

 

Nie Yan villanın güvenlik sistemlerini kontrol etti. Sistem kesinlikle en üst düzeydendi.

 

Buraya gelmeden evvel, Nie Yan Süngü ile iletişime geçmişti bile. Süngü'yü ebeveynlerinin koruma görevine atamıştı. Kendisi ve Xie Yao meselesine gelince, Nie Yan zaten kendini ve Xie Yao'yu koruyabileceğine inanıyordu. Süngü gibi üst düzeyde bir uzman kişiyle karşılamadığı sürece becerileri sayesinde işin üstünden gelebilirdi, bundan dolayı pek endişe duymuyordu.

 

İkili yanlarında hizmetçi getirmemişti, ev işleriyle kendileri ilgilenecekti. Evi toparladıktan sonra Nie Yan bu olayların beraber yaşamalarının başlangıcı olup olmadığını düşünmeye başladı.

 

Yan taraftaki masanın üzerini silen Xie Yao'ya baktı. Şu anda görünüşü tam bir ev hanımı gibiydi. Nie Yan aynı zamanda Xie Yao'nun görünüşünün de biraz farklılaştığını, önceye göre daha çekici bir hal aldığını fark etti. Özellikle de göğüs bölgesinin geliştiğini görebiliyordu.

 

Nie Yan bu durumun kendi işi olup olmadığını merak etmeden duramadı. Xie Yao önceki zaman diliminde bu vakte denk geldiğinde bu kadar gelişmemişti. Xie Yao şu anda genç yaşta evlenmiş bir kadının vücut hatlarına sahipti fakat Nie Yan henüz onunla tam anlamıyla beraber olmamıştı.

 

"Nie Yan, okula gidip biraz dolaşsak mı?" Xie Yao yaptığı işi bırakarak sordu.

 

"Elbette, hem biraz hava almış oluruz." Nie Yan başıyla onayladı.

 

İkili son işleri de hallettikten sonra Zirve Askeri Akademisine doğru yola çıktı. Kampüse sadece öğrenci kimlik kartı olanlar giriş yapabiliyordu. Kampüsün güvenliği gelişmişti.

 

İçeriye giren ikili etraftaki binaları görünce şaşırdı. İç kısımlarda çok daha fazla sayıda bina vardı. Binaları birbirine bağlayan patikaların iki yanı da çiçeklerle kaplıydı.

 

Burası Zirve Askeri Akademisiydi, Nie Yan önceki hayatında buraya giriş yapmanın sadece hayalini kurabiliyordu.

 

Nie Yan yanında duran Xie Yao'ya bir bakış attı. Makyaj sürmemişti, doğal güzelliği tüm saflığıyla görülüyordu. Xie Yao'nun dış görünüşü her daim ön plana çıkan bir yapıya sahipti. Zirve Askeri Akademisi gibi sadece elit kişilerin bulunduğu bir ortamda bile varlığını hissettirebiliyordu. Yürüdükleri her alanda etraftaki öğrencilerin bakışları üzerine düşüyordu.

 

"Komuta fakültesi ileride. Birbirimizden çok da uzak değilmişiz." dedi Nie Yan. Kampüsün haritasına baktığında aralarının 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde olduğunu gördü.

 

"O halde ne zaman istersem seni ziyaret edebilirim!" Xie Yao Nie Yan'ın elini tuttu ve gülümsedi, gülümsediğinde güzelliği daha da artıyordu.

 

Etraftaki öğrenciler şaşkındı.

 

"Bu kız kim?"

 

"Bilmem. Birinci sınıf öğrencilerinden birisi herhalde."

 

"Bu seneki birinci sınıflar bayağı kaliteliymiş. Yakın zamanda sanat fakültesine bu kadar güzel bir kızın girdiğini duydum. Sanırım ismi Jiang Yingyu'ymuş? Ona fakültenin yeni tanrıçası diyorlar. Baksana, şimdi bir başka güzel kız daha belirdi!"

 

"Evet, ama zaten bir erkek arkadaşı varmış, yazık oldu."

 

Dedikoduyu seven birkaç öğrenci kendi aralarında konuşuyordu. Bakışları Nie Yan'a geldiğinde içlerinde kıskançlık oluşuyordu, kendi kötü şanslarına sövüyorlardı.

 

Öte yandan, Nie Yan'a ilgi gösteren öğrencilerin sayısı azdı. Çok da yakışıklı birisi değildi ve üst düzey elitler arasında da sayılmazdı. Fakat, aynı zamanda sadece kuğu etiyle yetinecek bir kurbağa gibi de durmuyordu.

 

Nie Yan doğal olarak etraftan gelen tepkilere çok da önem vermedi. Devasa büyüklükteki kampüse bakarken kendini gülümsemekten alıkoyamıyordu. Görünüşe göre Zirve Askeri Akademisindeki geleceği çok da sıkıcı olmayacaktı. Kendisini asıl şaşırtan şey ise Jiang Yingyu'nun kendilerinden evvel fakülteye gelmiş olmasıydı. Bunu düşünürken aynı zamanda sanat fakültesinin kayıt zamanı için henüz çok erken olduğunu da fark etti.








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28313 Üye Sayısı
  • 267 Seri Sayısı
  • 38772 Bölüm Sayısı


creator
manga tr