Bölüm 503: Uluyan Rüzgar

avatar
1395 35

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 503: Uluyan Rüzgar



"Niuren Birliği Büyü Hapsi Kalesini 13 dakikada yok etti! Ne kadar da korkunç bir birlik!"

 

"Duyduğuma göre Niuren Birliği Büyü Hapsi Kalesini ele geçirmiş, Tang Yao yanında Cehennem Yıldırımı Kartalını Keloyi Kalesine getirmiş ve en yüksek kulenin üzerine çıkarak on dakika boyunca orada güç gösterisi yapmış. Beş defa yere süzülerek 200'ün üzerinde Sonsuzluk oyuncusunu öldürmüş! Ona kimse dokunamamış bile! Ne kadar da baskın birisi!"

 

"Sonsuzluk’un neden teslim olduğuna şaşmamak lazım. Eğer teslim olmasalar o zaman garip olurdu asıl. Niuren Birliğinin tüm gücüyle saldırdığını düşünsene. Keloyi Kalesi kesinlikle düşerdi!"

 

Sonsuzluk halka açık şekilde özür diledikten sonra Niuren Birliği zafer kazanmış şekilde Kalor'a döndü. Zümrüt İmparatorluğundaki bütün birlikler şaşkındı. Bu savaşın bu şekilde ilerlemesini hiçbiri beklemiyordu.

 

Sadece birkaç saat içerisinde Sonsuzluk teslim olmuştu.

 

Sonsuzluk her ne kadar Niuren Birliğinden çok daha zayıf bir birlik olsa da, yine de çoğunluk onların birkaç gün sürecek bir savunma yapabileceğine inanmıştı. Fakat Kavodin'in dizginsiz hakimi olan Sonsuzluk tek vuruşta yere serilmişti. Niuren Birliğinin gücü dünyayı sarsacak cinstendi.

 

Aslında oyuncular kendi aralarında Niuren Birliğinin kural dışı savaştığını konuşuyordu, fakat sonuçta Sonsuzluk yine de yenilmişti.

 

Niuren Birliğinin Sonsuzluk karşısında aldığı zafer diğer birliklerde de caydırıcı bir etki oluşturmuştu.

 

Zümrüt İmparatorluğuna şu anda beş büyük birlik hakimdi, Niuren Birliği, Büyücü İttifakı, İlahi Muhafızlar, Katleden Kılıç ve Yarıgölge İmparatorluğu. Bunlardan sonra ise 50-60 birlik daha vardı. Hepsi de kendi bulundukları bölgede hakim olan birliklerdi. Büyücü İttifakı ve İlahi Muhafızlar gibi üst düzey birlikler genellikle ellerinde en az 10 kale barındırıyordu. Sonsuzluk gibi ikinci sınıf birlikler ise 3 ya da 4 kale barındırıyordu.

 

Sonsuzlukla yapılan bu savaş resmen maymunu korkutmak için tavuğu kesmek gibiydi.[1] İkinci sınıf birlikler artık daha mantıklı düşünerek hareket edecekti. Niuren Birliğini hiçbir koşul altında kışkırtmamak gerekiyordu! Eğer ileride Niuren Birliği ile karşılaşırlarsa derhal geri çekilmeleri gerekiyordu.

 

Büyücü İttifakı ve İlahi Muhafızlar her ne kadar güçlü birlikler olsa da, dışarıdan gelen bir ejder bile bir yılanı evinde rahatsız edemezdi. İkinci sınıf birlikler Büyücü İttifakı ve İlahi Muhafızlardan korkmuyordu. Fakat, Niuren Birliği mevzu bahis olunca iki kez düşünmek zorunda kalıyorlardı. Sonsuzlukla yaptıkları savaşta 13 dakikada galip gelmişlerdi. Bu tarz bir güce hem saygı duymak hem de ondan korkmak gerekirdi.

 

Niuren Birliğinin karargahının bulunduğu Cripps Kalesinde, herkes kutlama için toplanmıştı. Kendileri bile savaşın bu kadar erken sona ermesini beklemiyordu.

 

Nirvana Alevi, efsane üzerine efsane yazan bir karakterdi.

 

"Aslında planın bu kadar iyi işleyeceğini beklemiyordum. Eğer düşmanlar kafa kafaya çarpışmış olsak verdiğimiz bu kaybın 10-20 katını verebilirdik." Kılıç Parıltısı gülerek konuştu. Nie Yan'a gerçekten de hayranlık duyuyordu. Aklında sürekli garip fikirler oluşuyordu, üstelik bu fikirlerin hepsi de plana döküldüğünde işliyordu.

 

"Bu planın sadece bir kez işe yarayacak olması çok kötü," dedi Nie Yan gülerek.

 

"Bir kere işe yaramış olması yeterli zaten. Baş düşmanlarımız hariç, diğer birliklerin hepsi bize karşı yapacakları hamleden önce iki kez düşünmek durumunda kalacaklar. Duyduğuma göre bazı birlikler, oyuncularına bizim birliği hiçbir koşul altında kışkırtmamaları gerektiğini söylemiş!"

 

"Peki, Cehennem Yıldırımı Kartalını kullanma tarzım hakkında ne düşünüyorsun? Fena değildi değil mi?" Tang Yao muhabbete dahil oldu.

 

Nie Yan Tang Yao'nun Keloyi Kalesindeki hamlesinin bir videosunu açtı. Bu olayın videosu çoktan internette yayılarak viral olmuştu bile. Cehennem Yıldırımı Kartalı gökte daireler çiziyordu. Devasa kanatlarını çırpışıyla, bir meteor gibi süzülerek yere iniyordu.

 

Sonsuzluk oyuncuları ise bu manzara karşısında çığlıklar atarak ve panikleyerek kaçışıyordu.

 

Tang Yao Cehennem Yıldırımı Kartalını Keloyi Kalesinin en merkezi kulesinin tepesine kondurmuştu. Yakınlardaki okçu kulelerinin onu hedef alması imkansızdı. Bunun üzerine, Sonsuzluk oyuncuları zaten bir uçan hayvanla nasıl başa çıkılacağına dair fikir sahibi değillerdi. Tamamen çaresiz kalmışlardı.

 

Cehennem Yıldırımı Kartalı aşağıdaki Sonsuzluk oyuncularına bakıyordu. Bakışları keskin ve soğuktu.

 

Tang Yao, giydiği siyah cübbeyle Cehennem Yıldırımı Kartalının üzerindeydi. Asası göz alıcı şekilde parıldıyordu. Dışarıdan oldukça otoriter görünüyordu.

 

"Bu Niuren Birliğinin uçan hayvanı!"

 

"Bu Nirvana Alevi değil. Bu Genç Atmaca!"

 

İster Nirvana Alevi olsun ister Genç Atmaca, ikisi de sıradan oyuncuların gözünde tanrısal birer varlıktı. Liderlik sıralamasının en üst kısmında çok uzunca bir süre zaman geçirmiş olan Tang Yao artık ünlü sayılırdı.

 

Videoda bu esnada Tang Yao'nun Cehennem Yıldırımı Kartalını merkezi kulenin tepesinden aşağı süzdürdüğü an göründü. Önce yeryüzüne düşen devasa gölgesi, sonrasında ise oyuncuların vücuduna geçirerek onları öldürdüğü güçlü pençeleri göründü. Hayvanın vücuduna bir büyü bombardımanı yağdı fakat ufacık bir etki bile bırakamamıştı. Can değeri sadece birazcık düşmüştü. Tang Yao ise uçan hayvanına göre çok daha küçük bir hedef olduğu için kendisi hiç hasar almamıştı. Fakat kendisi tıpkı bir taret gibi büyülerini rakiplerine yağdırıyordu, kısa sürede düzinelerce düşmanı öldürmüştü.

 

İlk saldırı turu sonlandığında Tang Yao Cehennem Yıldırımı Kartalını tekrar merkezdeki kulenin tepesine çıkardı. Sonrasında hayvanın canını tazelemek için bir parça et çıkardı. Çok geçmeden, hayvanın canı yine tazelenmişti.

 

Bu saldırı yöntemini birkaç kez tekrarladıktan sonra Sonsuzluk oyuncularının morali sıfırlanmıştı.

 

Bütün misilleme çabaları boşa gidiyordu.

 

Tang Yao kendince yeterli sayıda düşmanı katlettikten sonra ayrıldı. Keloyi Kalesindeki oyuncular çaresiz şekilde Tang Yao'nun Cehennem Yıldırımı Kartalının üzerinde ortamdan ayrılmasını izledi.

 

Cehennem Yıldırımı Kartalının sergilediği güç herkesi şaşırtmıştı.

 

Bu bir uçan hayvandı!

 

Bu günden sonra bütün oyuncuların hayali bir uçan hayvan sahibi olmak olacaktı. Herkes Tang Yao gibi olmak istiyordu, Cehennem Yıldırımı Kartalını kullanarak yollarına çıkan her engeli ezip geçmek istiyordu. Bu gerçekten de göz alıcıydı!

 

Cehennem Yıldırımı Kartalı aynı zamanda Niuren Birliği oyuncularını da ne diyeceğini bilemez halde bırakmıştı.

 

"Acaba biz nasıl kendimiz için bir Cehennem Yıldırımı Kartalı elde edebiliriz?" Yaz Böceği mırıldandı.

 

"Herkes görev yaparken gözünü dört açmalı. Ne kadar çok uçan hayvan sahibi olursak o kadar iyidir. Yeterli sayıya ulaştığımızda Melek Müfrezesiyle savaşacak duruma geliriz!" Kılıç Parıltısı yüksek moralle konuştu.

 

"İşte bu! Er ya da geç, o hergelelere günlerini göstereceğiz!"

 

Olayın ilk heyecanı atlatıldıktan sonra, Niuren Birliği oyuncuları tekrar sakinleşmişti. Öldürdükleri düşman sayısı çok fazlaydı. Sonsuzluk sadece listeye eklenmiş bir başka isimdi. Fakat bu durum rehavete kapılmaları için geçerli bir sebep değildi. Büyücü İttifakı, İlahi Muhafızlar ve Melek Müfrezesi, asıl düşman bunlardı. Sonsuzlukla yaptıkları bu savaş sadece bir güç gösterisiydi. Fakat, diğer birlikler üzerinde caydırıcı bir etki bırakma açısından oldukça etkili olmuştu. Bu vakitten sonra bu birliklerin farklı şehirlerde zindan temizliği yapmaları çok zor olacaktı.

 

"Hazır lafı açılmışken, eski düşmanlarımızda bir hareketlenme var mı?" diye sordu Nie Yan.

 

"Yok. Ama Atlas İmparatorluğundan bir oyuncu son zamanlarda oldukça ün kazandı. Kendisi Seviye 75 bir Elf Büyücü, Yükselen Melekten üç seviye daha yukarıda. Elimizde yükselen bir yıldız var." dedi Guo Huai. Şu anda Atlas İmparatorluğunda Seviye 70 üzerinde sadece üç oyuncu vardı. Bu durum oldukça şaşırtıcıydı. Zümrüt İmparatorluğunda bu oyunculardan daha üstün olan kişi sadece Nie Yan'dı.

 

"Seviye 75 bir Elf Büyücü ha?" Nie Yan'ın şaşkınlığı yüzüne vurdu. Fakat Nie Yan'ın kendisi normal bir oyuncu değildi. Seviye atlama hızı geçmiş hayatının tecrübelerinden olayı çok hızlıydı. Oyunun bu aşamasında Seviye 75 olabilen bir oyuncu resmen başka bir dünyanın insanı olmalıydı. "İsmi neymiş?"

 

"Uluyan Rüzgar. Kendisi bir Elementalist ve buz büyüsü üzerinde uzmanlaşıyor, ikinci uzmanlık alanı ise şimşek büyüleri. Oldukça güçlü birisi. Melek Müfrezesi de dahil olmak üzere, birkaç birlik onu saflarına katmak için çabalıyor. Fakat, onu bulabilmek zormuş. Muhtemelen yüksek seviyeli bir haritada tecrübe puanı kasıyor." dedi Guo Huai. Bu bilgileri bizzat kendisi toplamıştı. İstihbarat ağı çoktan Atlas İmparatorluğuna yayılmıştı. Melek Müfrezesinin Şövalye Müfreze Birimi üyelerine yüksek oranda rüşvet vermişti.

 

Nie Yan sarsıldı. Önceki hayatında Uluyan Rüzgar Atlas İmparatorluğunda efsanevi bir oyuncuydu. Bir zamanlar Yükselen Melek'i bile gölgesinde bırakabilmişti. Kendisi buz-şimşek çifti Elementalisti olan ilk kişiydi ve seviye atlama hızı inanılmazdı, PvP savaşlarda da çok yüksek başarıya sahipti. Birçok Büyücünün buz ve şimşek alanında uzmanlaşmasına öncülük etmişti.

 

O zamanlar, birçok birlik Uluyan Rüzgar'ı kendi saflarına katmak için uğraşmıştı fakat hepsi de reddedilmişti. Kendi birliğini de oluşturmamıştı. Gerçi sonraları Büyücü Derneğinde yüksek bir rütbeye ulaşıp Atlas İmparatorluğunda önemli rol oynamaya başlamıştı. Melek Müfrezesi de bu oyuncuyu kendi saflarına katmak istemişti fakat defalarca denemelerine rağmen başaramamışlardı. Melek Müfrezesi artık Atlas İmparatorluğunun tek hakimi olduğunda ve çok sayıda uzman sınıf oyuncuya sahip olduktan sonra artık onun varlığına dayanamaz hale gelmişti. Uluyan Rüzgarın arkadaşlarından birine rüşvet vererek kimliğini açık ettikten sonra ona tuzak kurarak öldürmüşlerdi.

 

Bu tuzak esnasında Uluyan Rüzgar 10'dan fazla usta sınıf oyuncu tarafından etrafı sarılmış halde kalmıştı. Üç tanesini öldürdükten sonra kendisi de ölmüştü. 10'a karşı 1 savaşmak durumunda kaldığı halde üç tane usta sınıf oyuncuyu öldürebilmiş olmak zaten tanrısal bir varlık olduğunun kanıtıydı. 1,000 adet Melek Müfrezesi oyuncusunu öldürüp kendisi de 6 defa öldükten sonra ise yakın arkadaşlarından birisi tarafından ihanete uğradığını öğrenmişti. Cesareti ve inancı kırılmış şekilde İnanç'tan ayrıldı ve yüzünü bir daha kimse görmedi.

 

Nie Yan kendisini bu oyuncuyla tanışmak zorunda hissediyordu.

 

"Onun izini takip edebilir misin?" diye sordu Nie Yan.

 

"Bu zor olur. Kendisini halk arasında neredeyse hiç göstermiyor. Onu bulmak mı istiyorsun?" diye cevapladı Guo Huai. Nie Yan neden Uluyan Rüzgar'a ilgi duyuyordu ki?

 

"Atlas İmparatorluğunu ziyaret ettiğim bir gün onunla buluşup tanışmak istiyorum." dedi Nie Yan. Uluyan Rüzgar ile Melek Müfrezesi birbirlerine düşman olmaya yemin etmiş taraflardı. Elbette bu oyuncuyla iletişime geçmek istiyordu. Oldukça garip birisi olduğu dedikoduları yayılmıştı. Nie Yan meraklıydı.

 

"Pekâlâ, birkaç kişiyi onu takip etmekle görevlendiririm." Guo Huai konuşurken başıyla da onayladı.

 

Çeviri Notu [1]: “Maymunu korkutmak için tavuğu kesmek” Eski Çin’de maymunları eğitebilmek adına korku yöntemini tercih eden tüccarlar maymunların gözü önünde tavuk keserek otorite sağlayama çalışırdı.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28312 Üye Sayısı
  • 267 Seri Sayısı
  • 38772 Bölüm Sayısı


creator
manga tr