Bölüm 477: Alt Efsanevi Kademe Hazine Sandığı

avatar
792 26

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 477: Alt Efsanevi Kademe Hazine Sandığı


Vahşi bir kükreme bir anda salonu titretti, bütün Altın Şehir'i yerle bir edecek derecedeydi.

 

Nie Yan bakışlarını salonun ön tarafına çevirdi. Maden Kölesi Igrin hareketlenmişti. İleri atılmıştı ve attığı her adımda zemin sallanıyordu, ayağını bastığı yerde bir toz bulutu kaldırarak ilerliyordu. Gözlerindeki şeytani ışık işgalci olarak gördüğü Nie Yan'ın üzerine kilitlenmişti.

 

"Sefil insan, demek benim bölgeme izinsiz girdin!" Maden Kölesi Igrin Kadim Ortak Dilde konuşuyordu.

 

Igrin'in bilgeliği orta derecedeydi. Bu tarz yaratıklar uğraşması en zor tiplerdi!

 

Kısa sürede, Maden Kölesi Igrin büyük bir hıza ulaşmış ve Nie Yan'a bütün hızıyla saldırıya geçmişti.

 

Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Derhal dört Şeytan Demirciye Igrin'i durdurma emri verdi.

 

Şeytan Demirciler her ne kadar devasa ve sağlam yapıda olsalar da Maden Kölesi Igrin'in karşısında birer çocuk gibi kalıyorlardı, boyları ancak onun beline kadar ulaşabiliyordu. Igrin kalın ve kaslı kolunu kaldırıp savurdu ve dört Şeytan Demirciyi birden geriye fırlattı.

 

Şeytan Demirciler yere yapıştıklarında etrafa büyük hacimli bir toz bulutu yaydı.

 

−7,657, −8,391, −8,023, −7,862

 

Ne korkutucu bir hasar! Böyle güçlü bir saldırı, oyunun bu aşamasında herhangi bir Savaşçıyı anında öldürmek için yeterliydi. Nie Yan bir kenara dursun, oyundaki hiç kimse bu saldırının karşısında duramazdı!

 

Dört Şeytan Demirci tekrar ayağa kalkıp Maden Kölesi Igrin'e saldırmaya çalıştı. Zekâ seviyeleri çok düşüktü ve bu hamlelerinin aslında bir intihar hamlesi olduğunun farkında değillerdi.

 

Maden Kölesi Igrin ileri adımlayarak Şeytan demircilerden birine tekme savurdu ve yaratığı havaya uçurdu.

 

Şeytan Demirciler kesinlikle Maden Kölesi Igrin'le savaşmaya layık değildi. Vaziyetin kötüye gittiğini gören Nie Yan aceleyle Küçük Altın'ı çağırdı. Sonrasında Gölge Yaya Pelerininin Karanlık Dansçı becerisini aktif ederek karanlığın içine doğru geri çekildi.

 

Maden Kölesi Igrin bu esnada altı adet kolundaki her bir silahla Şeytan Demircilere ardı ardına darbe indiriyordu. Şeytan Demircilerin birer kan torbası haline dönüşmesi çok uzun sürememişti.

 

Maden Kölesi Igrin etrafına bakındı. Bütün salon boş görünüyordu, Nie Yan'dan bir iz bulamamıştı. Tekrar vahşi bir kükreme yaptı ve izleri aramaya başladı.

 

Bu esnada Nie Yan yaratıktan 10 metreden fazla bir mesafedeydi. Yaratığın üzerine geldiğini gören Nie Yan aceleyle geri çekildi.

 

Salonun uç tarafına baktığında dev bir altın kapı gördü. Burası Igrin'in Hazinesinin giriş kısmı olmalıydı.

 

Nie Yan dikkatli şekilde hazineye doğru ilerlemeye başladı, kısa aralıklarla ses çıkarmadan ileri atılarak gidiyordu. Birkaç saniye sonra durmak zorunda kaldı, Igrin aniden kendisinin olduğu yöne doğru gelmeye başlamıştı.

 

Nie Yan nefesini tutup karanlık bir köşeye çekildi, dikkat çekmeden hazine kilidini nasıl açacağını düşünüyordu. Igrin'in kademeli şekilde kendisine yaklaştığını görünce iyice gerildi. Eğer şu anda ortaya çıkarsa, bütün çabaları boşa gidecekti.

 

Igrin yaklaştıkça, Nie Yan'ın nabzı yükseliyordu. Karanlık Dansçı elbette gizlilik yeteneğini geliştirmişti. Fakat elbette tespit edilme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyordu. Eğer Igrin'in sezgisi yeterli yükseklikteyse, aralarındaki seviye farkından dolayı Nie Yan çok kolay şekilde fark edilirdi.

 

Nie Yan bulunduğu köşede iyice dibe doğru yaklaştı ve daha fazla ilerleyemeyecek hale gelince durdu. Igrin gittikçe yaklaşıyordu, 9 metre, 8 metre, 7 metre...

 

Nie Yan eline bir Belirsiz Işınlanma Parşömeni aldı. Eğer düşman tarafından keşfedilirse, anında güvenli bir yere ışınlanmayı planlıyordu.

 

Önceki hayatından gelen bilgiler ışığında, bu bölgeyi terk ettiği anda çantasındaki hazine anahtarı da kaybolacaktı. Igrin anahtarın yerini değiştirebilir ve farklı bir yere saklayabilirdi.

 

Nie Yan'ın şansını denemekten başka seçeneği yoktu.

 

Keşfedilmenin eşiğinde olan Nie Yan dişlerini gıcırdatarak saklandığı köşeden bir anda çıktı ve bir başka saklanma bölgesine geçti.

 

Igrin'e 5 metre kadar yaklaşmıştı. Alnı soğuk terle kaplanmıştı. PvP karşılaşmada bile bu mesafede kolayca tespit edilirdi, karşısındaki rakip ise Seviye 90 bir Lorttu!

 

Igrin nihayet köşeye 5 metre mesafesi kaldığında durmuştu. Etrafına bakındı ama Nie Yan'ı fark edemedi, sonrasında arkasını dönerek uzaklaştı.

 

Görünüşe göre tekrar rutin devriye düzenine dönmüştü.

 

Nie Yan mutlu oldu. Seviye 90 bir Lorda bu kadar yaklaşıp fark edilmemek resmen bir mucizeydi. Bir süre düşündü. Muhtemelen bu durumun sebebi, sahip olduğu eşsiz saklanma yeteneğiyle alakalıydı. Gizlenme yeteneği korkutucu derecede yüksekti, önceki hayatındaki Seviye 90 Hırsızlardan bile daha iyiydi. Bunun üzerine bir de Karanlık Dansçıdan gelen +%300 Gizlenme eklenince, tespit edilememiş olması mantıklıydı.

 

Nie Yan artık aradaki mesafeyi 5 metreden fazla tuttuğu sürece güvende olabileceğini doğrulamıştı.

 

Kendini garantiye almış olmanın verdiği hisle, hazineye doğru ilerlemeye başladı.

 

Igrin hala etrafta devriye geziyordu, salonu inceliyordu. Nie Yan kolayca hazineye yaklaşabilirdi. Hızlıca ileri atılarak kapıyı inceledi.

 

Oldukça gelişmiş bir tasarıma benziyordu. Tek blok katı altından imal edilmişti, üzerinde sayısız oyma vardı ve çok sayıda bulmaca parçası görünüyordu. Merkezde ise bir delik vardı, Nie Yan'ın çantasındaki anahtarla aynı büyüklükteydi.

 

Nie Yan omzunun üzerinden arkasına baktı. Igrin salonun diğer tarafındaydı, 100 metreden fazla mesafe vardı ve arkası dönüktü.

 

Nie Yan elindeki anahtarı kapıya soktu. Kapıyı direkt olarak açabileceğine dair bir umudu yoktu. Sadece ne kadar süreceğini öğrenmek istiyordu. Daha sonrasında ise kapıyı açmak için bir yöntem düşünürdü.

 

Fakat kapı anahtarı anında içine çekti. Birkaç parçanın yer değiştirme hareketi duyulduktan sonra kapının giriş tarafında bir insanın sığabileceği büyüklükte bir açıklık oluştu.

 

Parçaların yer değiştirme sesi hala geliyordu. Açılan giriş ise gittikçe büyüyordu. Bu esnada, parçaların yer değiştirme sesini duyan Igrin alarma geçmişti. Kapının açıldığını görünce kükreyerek ileri atıldı.

 

Nie Yan kendisine hızla yaklaşan Igrin'i gördü, sonrasında ise giderek büyümekte olan girişe baktı. Eğer tereddüt edip oyalanırsa Igrin Nie Yan'ı öldürecekti.

 

Nie Yan bu hazinenin başka gizli tehlikeleri olup olmadığını bilmiyordu.

 

"Canı cehenneme be!" Nie Yan dişlerini gıcırdatarak hazineye doğru ilerledi. Abak'ın Harap Pelerinini bir an evvel bulmalıydı. Aksi takdirde, zaman ilerledikçe Igrin hazine odasına girecek ve anında Nie Yan'ın işini bitirecekti.

 

Hazine odasının girişi hala bir insanın sığabileceği büyüklükteydi. Igrin'in devasa vücudunun buradan geçebilmesi imkansızdı. Sinirli şekilde kükreyerek dışarıda durdu.

 

Nie Yan Kutsal Taşı alarak sol elinin avucuna koydu. Parlak bir ışık yayan taş Nie Yan'a yol gösteriyordu.

 

Abak'ın Harap Pelerini yakınlardaydı. Nie Yan pelerine yaklaştıkça elindeki taştan yayılan enerji daha da yoğunlaşıyordu.

 

Nie Yan hazinenin etrafını taradı. Burası 200 metre uzunluğunda bir salondu. İki tarafta sıralı şekilde taş odalar vardı ve içleri altınla, mücevherlerle ve değerli eşyalarla doluydu. Bu tarz bir manzara bazı kişileri delirtecek cinstendi. Fakat Nie Yan bu odalardan yayılan kötücül aurayı hissedebiliyordu.

 

Geçmiş tecrübelerine dayanarak, Nie Yan derhal bu altınlara ve değerli eşyalara dokunmaması gerektiğini anlamıştı.

 

Ataların da dediği gibi, "Kibir en büyük günahtır."

 

Eğer oyuncular buraya gelip hazine odasını açtıklarında bu eşyalara dokunurlarsa hiçbir şey elde edemedikleri bir yana dursun, hayatlarını da kaybederlerdi. Nie Yan altın yığınlarını görmezden gelerek ilerledi ve Abak'ın Harap Pelerinini aradı. Eğer önceki hayatında buraya gelmiş olsa kibrine yenik düşerdi. Bu hayatında ise, birçok keşfetmişti ve önceki hayatındaki hatalarını gülümseyerek hatırlıyordu.

 

Reankarne olduktan sonra, zihin ve düşünce yapısı tamamen değişmişti.

 

Zenginlik uğruna canından olmak aptallıktı.

 

Talihle para kazanma umudu zaten yoktu. Önceki hayatından kalan hatıraları zaten sonsuz bir hazine değerindeydi, kendisini bu hayatta istediği her zenginliğe ulaştırabilirdi. Açgözlülüğe karşı boyun eğmenin anlamı yoktu. Bunun sistem tarafından tetiklenen bir tuzak mekanizması olup olmadığını merak ediyordu.

 

Kutsal Taşın gösterdiği yolda, Nie Yan salonun sonundaki odaya geldi. Beş metreye beş metre uzunluğundaki bu oda oldukça genişti. Köşede ise küçük bir hazine sandığı duruyordu.

 

Üzerinde zarif bir işçilikle şeytani tasarımlar kazınmıştı. Kırmızı, yeşil, mavi renklerle parıldıyor ve sürekli renk değiştiriyordu. Bazen neredeyse güneş ışığı kadar kuvvetli bir parlaklığa ulaşıyor, bazen de bir parça basit mobilya gibi solgun bir renk alıyordu.

 

Nie Yan'ın kalbi sonsuz bir heyecanla doldu. Bu Alt Efsanevi Kademe bir sandıktı!

 

Alt Efsanevi Kademe hazine sandıklarını bu zamana kadar hiç görmemişti. Duyduğu dedikodulara göre üç farklı renkte parıldıyorlardı. Fakat bu bir dedikoduydu. Bu tarz bir sandığın gerçekten de var olup olmadığı konusunda ise şüpheliydi. Sonuçta, daha evvel bunlardan bir tane bile görmemişti.

 

Nie Yan bu tarz bir mekânda bir Alt Efsanevi Kademe hazine sandığına rastlayacağını hiç düşünmemişti.

 

İçinde Abak'ın Harap Pelerininin olup olmadığını ise açtıktan sonra görecekti.

 

Nie Yan eğildi ve sandığı incelemeye başladı. "Evet!" Kilit Açma yeteneğinin yeterli olduğunu görmüştü. Hızlıca işe koyulmalıydı.

 

Hazine sandığı açılıyor... İlerleme: %3... %5...






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25396 Üye Sayısı
  • 846 Seri Sayısı
  • 42770 Bölüm Sayısı


creator
manga tr