Bölüm 475: Hazine Görevi

avatar
967 29

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 475: Hazine Görevi


Yüz Hırsız'ın Gölge Katilini takip etmesiyle Nie Yan kendi hakkı olan suikastını istediği zaman gerçekleştirebilirdi. Ne tarz bir yöntem kullanacağı ise o anki duruma göre değişkenlik gösterirdi.

 

Nie Yan iddiayı kazanırsa Gölge Katilinden üç kişiyi öldürmesini isteyebilecekti. Şimdiden aklında birkaç isim belirmişti bile.

 

Gölge Katili senin peşinde mi?diye sordu Guo Huai. Nie Yan elbette Gölge Katilini takip etme görevini boş yere vermemişti. Muhtemelen tekrar karşılaşmışlardı.

 

Beni neredeyse öldürecekti,diye cevapladı Nie Yan. Aralarındaki savaş gerçekten de burun buruna geçmişti. Neyse ki, Ölüm Bağışıklığını vaktinde aktif edebilmişti. Eğer birazcık yavaş kalmış olsa, cesedi yere serilmiş olacaktı.

 

Guo Huai'nin gözleri şaşkınlıkla açıldı. Bir süre sonra kararlı bir ses tonuyla konuştu,Bu Gölge Katilinin sesini tek seferde kökten kesmemiz lazım!Nie Yan'ın ölmesi durumunda Niuren Birliğinin ağır bir darbe alacağının farkındaydı. Nie Yan'ın ölmesine izin verilemezdi, en azından birlik çok daha güçlü hale gelene kadar. Liderlerinin yenilmezlik serisinde olması birliğe büyük bir katkıda bulunuyordu. Aynı sebepten dolayı diğer birliklerin hedefi haline geliyordu.

 

Nie Yan Guo Huai'ye Gölge Katili ile yaptığı bahis hakkında bilgileri verdi.

 

Guo Huai bir süre düşündü.Güzel. Zümrüt İmparatorluğundaki muhbirlerimiz sayesinde bile Gölge Katilini sürekli takip etmek sorun olmaz. Endişelenmeye gerek yok. Bu işi bana bırak. Fakat sen de dikkatli olmalısın. Birçok birliğin hedefindesin, özellikle de Ayışığı Şehrinin Katleden Kılıcına dikkat et. Son zamanlarda huysuzlanmaya başladılar!

 

Katleden Kılıç mı? Nie Yan aniden bir şey hatırladı.Onları boş ver şimdi. Bırakalım da bir süre istedikleri gibi davransınlar. Biz öncelikle kendi birliğimizin gelişimine odaklanalım.

 

İkili bir süre daha sohbet ettikten sonra sohbetten çıkış yaptı. Nie Yan görevine odaklanmaya devam etti, dört Şeytan Demirciyi ve Küçük Altın'ı salonun derinliklerine doğru ilerletti.

 

Bu esnada köşede saklanan Çarpıcı ve Gökten Düşen ise az evvelki savaşa şahit olmuştu. Bütün karşılaşma kısa sürede gerçekleşmişti, sadece beş saniye gibi bir sürede sona ermişti. Fakat gerek Gölge Katili gerekse Nie Yan olsun, ikisine de layık olmadıklarının farkındaydılar. Gölge Katilinin kurduğu pusuda hareket ederkenki hızı Çarpıcı ve Gökten Düşen üzerinde büyük bir etki bırakmıştı. Eğer kendileri böyle bir işe kalkışsalar kesinlikle başarısız olurlardı. Gölge Katilinin suikast yetenekleri mükemmellik seviyesine ulaşmıştı.

 

Gölge Katilinin harekete geçtiği an itibariyle Çarpıcı ve Gökten Düşen artık Nie Yan'ın işinin bittiğini düşünmüştü. Eğer Gölge Katili Nie Yan'a başarılı bir suikast düzenlemiş olsa, o hamlesi kesinlikle klasikler arasına girerdi. Fakat bütün beklentilerin tersi yönünde ilerleyen savaş bir anda yön değiştirmişti. Nie Yan kendisini ölümden kurtarmak için eşsiz bir yöntem tercih etmişti.

 

Savaştan sonra, Çarpıcı ve Gökten Düşen çektikleri videoyu birkaç defa daha izledikten sonra neler yaşandığını anlayabilmişlerdi. Kalpleri yoğun bir şok duygusuyla kaplanmıştı. Gölge Katilinin açılış hamlesi nefes kesiciydi. Bu yetenekler kesinlikle en kaliteli uzmanlarla yarışacak düzeydeydi. İşte bu gerçek bir suikastçının olmanın işaretiydi! Aynı zamanda, Nie Yan'ın verdiği tepki de insan üstü bir tepki gibiydi.

 

Nie Yan rakibinin olağanüstü bir hızda kendisine saldırmış olmasına rağmen Ölüm Bağışıklığının zamanlamasını harika yapmıştı. Bu ne tür bir çılgınlıktı böyle?

 

Çarpıcı ve Gökten düşen 10 yıl boyunca antrenman yapsalar bile Nie Yan'ın düzeyine erişemezlerdi. Kesinlikle izledikleri ikilinin üstünlüğünü kabul etmeliydiler.

 

Birkaç dakika sonra, Nie Yan'ın 30'dan fazla Büyücü İttifakı ve İlahi Muhafızlar Hırsızlarını katletmesinin ve üzerine bir de Gölge Katili ile yaptığı kısa savaşın videosu bütün forumlarda büyük ilgi toplamıştı.

 

Videodaki manzara birçok insanı konuşamaz hale getirmişti. İki uzmanın arasındaki bu savaş kesinlikle yücelik belirtisiydi. Savaş her ne kadar sadece birkaç saniye sürmüş olsa da bir defa izlemek yeterli olmuyordu, izleyenlerin zihninde uyanan hayranlık üst düzeydeydi. Nie Yan ve Gölge Katilinin insan üstü gücü bu videoda belli oluyordu.

 

Birçok Hırsız bu videoyu bir ders videosu gibi izliyordu. Ne kadar ilham alabilirlerse Nie Yan ve Gölge Katili gibi olma amaçlarına o kadar yaklaşacaklarını düşünüyorlardı.

 

Oyuncular videoyu ilk izlediklerin akıllarındaki ilk olarak, "Lanet olsun, bu saldırı bile Nirvana Alevini öldürmeye yetersiz mi kalıyor!?" düşüncesi geliyordu. Böylesine kısa bir süre içerisinde böylesine kararlı ve vahşi bir saldırıdan kurtulabilmek de neydi! Bu resmen akla gelmeyecek bir şeydi!

 

Savaşın yanı sıra, oyuncular Nie Yan'ın kontrol ettiği dört adet Şeytan demirciyi de konuşuyorlardı.

 

Emri altındaki dört Şeytan Demirci ve Altın Ejderha ile , Nie Yan'ın oluşturduğu manzara göz kamaştırıcıydı. Videoda yaşananlar oyuncuların kalbinde büyük bir yer kaplamıştı. Dahası, Nie Yan çoktan Seviye 72 olmuştu bile! Liderlik sıralamasının tepesindeki kişi Genç Atmaca isimli oyuncuydu ve Seviye 69'du. Bu durumda Nie Yan bu oyuncuyu çoktan geçmiş demekti!

 

Arkasında kendisini koruyan dört Şeytan Demirci ve Küçük Altın olması demek aslında bu olayın çok da şaşırtıcı olmaması demekti.

 

Nie Yan bugün yaptıklarıyla ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğunu tekrar ispatlamıştı.

 

Oyundaki her Hırsıza, Çılgın Hırsız'dan bir mesaj vermişti. Sadece Gölge Dansçıları kendisiyle rekabet edebilirdi!

 

Ama Gölge Dansçısı neydi? Birçok oyuncu bunu merak ediyordu. Gölge Dansçısı olmak gerçekten de Nie Yan'ın yetenek seviyesine ulaştırabilir miydi?

 

Gökten Düşen, forumlarda o videoyu paylaşan sen miydin?diye sordu Çarpıcı. Bu videonun ortaya çıkışı Nie Yan'ın prestijinin yükselmesine sebep olmuştu. Birlik liderleri bu videonun yayınlanması yüzünden kendilerini öldürebilirdi.

 

Hayır, neden böyle bir şey yapayım? Zaten videoyu çeken kişi ben olsam kamera açısı öyle olmazdı.Gökten Düşen konuşurken uzak bir noktaya kilitledi bakışlarını. Burada yalnız değillerdi.

 

Nie Yan'ı çok sayıda kişi gözlemliyordu. Altın Şehir'e girişi çok dikkat çekmişti.

 

Aniden, Gökten Düşen ensesinin arkasında soğuk bir şey hissetti, bir Hırsız!

 

Aceleyle birkaç adım geriledi, bir heykelin arkasında siper aldı.

 

Arkasına saklandığı heykel bir Günahkar Şeytan heykeliydi. İri yapılı vücudu solgun kırmızı renkliydi ve gümüş grisi bir zırhla kaplıydı. Kaşları, gözleri ve yüz ifadesi bile sanki canlıymış gibi imal edilmiş bir heykeldi.

 

Gökten Düşen geri çekilirken sağ eliyle yanlışlıkla heykelin arkasına dokunmuştu.

 

Bu esnada yer sarsılmaya başladı. Ortam öyle sallanıyordu ki sanki bütün salon bir anda yerle bir olacak gibiydi.

 

Neler oluyordu?

 

Gökten Düşen ve Çarpıcı'nın tenleri içinde bulundukları tehlike hissiyle solgun bir renk almaya başladı. Aceleyle gizlilik moduna girip ellerinden gelen en iyi şekilde saklanmaya başladılar.

 

Zeminin sarsılması bittikten sonra Günahkar Şeytan aniden canlandı. Elindeki devasa çekicini savurdu ve yakınındaki bir gölge bölgeye isabet ettirdi.

 

"Ahhh!" köşede saklanan bir Hırsızdan acı dolu bir çığlık yükseldi ve bir ışık huzmesine dönüşerek ortadan kayboldu. Gizlenme becerisi çok düşüktü, Günahkar Şeytan onu anında fark edebilmişti.

 

Günahkar Şeytan (Elit): Seviye 90

Sağlık: 90,000/90,000

 

Bu Seviye 90 bir Elit! Kaç!Çarpıcı endişeli bir ses tonuyla bağırdı. Gökten Düşen'le beraber acele şekilde Rüzgar Adımını aktif edip uzaklaştılar.

 

Günahkar Şeytan takipteydi, elindeki çekici sürekli olarak savuruyor ve ikiliyi kovalıyordu. Çekicin yere her vuruşunda zemin bir zelzele edasıyla sarsılıyordu. Çarpıcı ve Gökten Düşen şu anda yalanmaya cesaret edemiyorlardı. Eğer burada sıkışırlarsa ölümleri kesindi!

 

İkili acele şekilde salonun çıkışına doğru ilerliyordu. Hedefinin görüşünü kaybeden Günahkar Şeytan etrafına bakındıktan sonra bakışlarını Nie Yan'ın üzerinde kilitledi.

 

Bu esnada yaşananlar izleyen Nie Yan heykelin canlanarak saldırıya geçmesine şaşkındı. Görünüşe göre bu salondaki heykeller gerçek yaratıklardı!

 

Nie Yan kendisini takip eden Hırsızlardan birinin yanlışlıkla heykellerden birinin tetik mekanizmasını çalıştırdığını tahmin ediyordu.

 

Nie Yan sakinliğini koruyordu. Sadece bir Günahkar Şeytanla uğraşmak kolay olsa gerekti.

 

Emri altındaki dört Şeytan Demirciyi Günahkar Şeytanın etrafını sarmaları için gönderdi.

 

Dörde karşı bir olacaktı. Fakat Günahkar Şeytan, Şeytan Demircilerden çok daha güçlüydü. 90,000'in üzerinde canı vardı ve statüleri ise çok daha yüksekti.

 

−923

 

−861

 

−897

 

 

Dört Şeytan Demirci ardı ardına Günahkar Şeytana saldırıyordu.

 

Üzerine gelen saldırılar sonucu Günahkar Şeytan sinirli şekilde kükredi ve kendisi de misilleme olarak elindeki çekici savurmaya başladı. Yaptığı her saldırı Şeytan Demircilere 5,000'in üzerinde hasar veriyordu.

 

Nie Yan'ın kalbi titredi. Bu Günahkar Şeytan bir Varyant Elit olabilecek güçteydi.

 

Nie Yan Günahkar Şeytanın üzerinde Hortlak Ayini uyguladı.

 

Hortlak Ayini başarısız oldu! Geçersiz hedef!

 

Bu Günahkar Şeytan temel olarak bir gargoyl'du.

 

Gargoyl'lar zindanlara özgü yaratıklardı. Normalde canlı değillerdi ve en güçlü zırh tipi olan kuşatma zırhlarına sahiplerdi. Bu yaratıklarla uğraşmak zorlayıcıydı. Sıradan saldırılar onlara etki etmiyordu. Sadece belirli bir güce ulaşmış oyuncular bu yaratıklara hasar verebilirdi fakat verecekleri hasar da oldukça az olurdu.

 

Neyse ki, Nie Yan'ın arkasında dört Şeytan Demirci ve Küçük Altın'ın desteği vardı. Bu Günahkar Şeytanla uğraşmak çok da zor olmayacaktı. Mademki Hortlak Ayini ile kontrol edilemiyordu, o halde tek seçenek onu öldürmekti!

 

Nie Yan Küçük Altın'a Günahkar Şeytan'a Ejderha Nefesiyle saldırma emrini verdi, saldırı 2,000'in üzerinde hasar vermişti. Bu saldırı kuşatma zırhlarına karşı diğer saldırılara göre daha etkiliydi.

 

Aynı zamanda, Nie Yan Şeytan Demircilere de emir vererek Günahkar Şeytanın saldırılarını tanklatıyordu. Bir tanesinin canı düştüğünde diğer ile yer değiştiriyordu. Üç Şeytan Demirci kritik can seviyesine düştükten sonra, Günahkar Şeytan sonunda ölmüştü.

 

Yaratıktan bir cübbe düştü.

 

Nie Yan bu eşyayı almak için ilerlediğinde, salondaki bütün heykellerin bir anda dönüşüm aşamasına geçtiğini fark etti. Ortamın atmosferi gittikçe hareketleniyordu. Heykellerin yüz ifadeleri yavaşça canlanmaya başlıyordu. Canlanma mekanizmasını her kim tetiklediyse, salondaki bütün heykelleri harekete geçirmişti. Görünüşe göre bu salonu temizlemek Nie Yan'ın düşündüğü kadar kolay olmayacaktı.

 

Nie Yan dikkatli şekilde düşünmeye başlayarak önceki hayatından bilgileri hatırlamaya çalıştı. Altın Şehir'i defalarca ziyaret etmişti, fakat amacı hep Yeraltı Madenlerine gitmekti. Şehrin bu kademesi hakkında en ufak bir bilgiye bile sahip değildi.

 

Nie Yan bir birliğin Altın Şehir'i 30'dan fazla defa temizlediğini hatırlıyordu. Bu çabalarının sonucunda sadece bir adet Alt Efsanevi Kademe hançer düşürebilmişlerdi, hançerin ismi Katliam Altını’ydı. Asıl elde etmeleri gereken ödül ise mühürlü şekilde duran hazinelerdi. Bölgenin her tarafını karış karış aramışlar fakat bu hazineyi bulamamışlardı. Nie Yan'ın önceki hayatındaki ölümüne kadar bile, kimse Altın Şehir'in hazinesinin görevini tetikleyememişti. Bu durum çözülemez bir gizem haline gelmişti.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25396 Üye Sayısı
  • 846 Seri Sayısı
  • 42770 Bölüm Sayısı


creator
manga tr