Bölüm 459: Tekme Becerisini Zekice Kullanmak

avatar
952 37

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 459: Tekme Becerisini Zekice Kullanmak


Nie Yan birlik oyuncuları üzerinde büyük bir nüfuza sahipti. Niuren Birliği ne zaman tehlikeli bir savaşa girse, durum ne kadar çaresiz ve ümitsiz olsa da hiçbir zaman umutsuzluğa düşerek geri adım atmamış ve her daim dimdik ayakta durmuştu. Bu karakter yapısı birliğin de aynı şekilde davranmasına yol açıyordu.

 

Niuren Birliği savaşın alevinde dövülmüştü!

 

İzmarit ve diğerleri Nie Yan'dan çok şey öğrenmişti, bunlardan biri de birliğin iyiliği için kendi hayatlarını riske atmaktı.

 

"Açıkçası benim tercihim Taş Yarıcı ile savaşmaktan yana olurdu. Senin biraz daha gelişmen gerekmiyor mu daha?" İzmarit alaycı bir tonda konuştu. Taş Yarıcı Ork Savaşçı sınıfındandı, tek başına 30 adet elit oyuncuyu öldürdükten sonra büyük bir şöhret kazanmıştı. Bu olayın ışığında bizzat Yükselen Melek tarafından Melek Müfrezesinin saflarına alınmıştı ve rütbesi de hızlı şekilde artırılmıştı. Kızgın bu oyuncu karşısında biraz eksik kalıyordu.

 

Kızgın şu anda ekipman açısından İzmarit'e karşı üstünlük sağlıyor olabilirdi, fakat gerçek güç açısından zayıftı. Beceri, farkındalık ve kararlılık PvP karşılaşmalarda çok önemliydi!

 

"Hah! Hadi savaşalım da haklı mı yoksa haksız mı olduğunu görelim!" Kızgın elindeki geniş kılıçla İzmarit'e doğru atıldı.

 

Çın! İki adet büyük kılıcın havada çarpışmasıyla etrafa kıvılcımlar yayıldı. İzmarit birkaç adım gerilemek zorunda kalmıştı.

 

Kızgın ardı ardına darbeler indiriyordu, çok sayıda beceriyi kısa zamanda aktif etmişti.

 

İkili sıcak bir çarpışma geçiriyordu.

 

İzmarit'in savunması kaya gibi sağlamdı. Üzerine gelen her darbeyi soğukkanlılıkla karşılıyordu ve hiçbir becerisini gereksiz yere kullanmıyordu. Çok geçmeden rakibinin bir açığını yakaladı. Kızgın tam da kılıcını kaldırıp geniş bir saldırı hazırlığındayken İzmarit bir anda yana doğru adım atarak rakibinin göğsüne bir darbe savurdu.

 

Kızgın agresif savaşa devam etmek istiyordu fakat anında geri çekilip kılıcı ile savunma yapmaktan başka çaresi kalmamıştı.

 

İzmarit ise rakibinin bunu yapacağını önceden tahmin etmişti, hızlı şekilde bacağını kaldırdı ve bir tekme savurdu.

 

Kızgın geri çekmekte olduğu ayağının üzerine sanki bir kanca saplanmış gibi hissetti. Derhal Savunma Duruşunu aktifleştirerek dengesini kazanmaya çalıştı.

 

İzmarit her ne kadar Kızgın'ı düşürememiş olsa da, yine de momentumunu kaybetmesini ve becerilerini israf etmesini sağlamıştı.

 

Taarruz!

 

İzmarit ileri atıldı ve Kızgın'a büyük kılıcıyla bir darbe daha savurdu. Savaşın gidişatı bir anda yön değiştirmişti.

 

Darbe alışverişi sadece birkaç saniye sürmüştü. Savaşı izlemekte olan kalabalıktan haykırışlar ve tezahüratlar yükseliyordu. Kızgın, rakiplerini üstün güç ile baskı altına almayı seven birisiydi, öldürücü darbeyi vurmadan evvel bütün becerilerini kullanarak büyük bir momentum yakalamayı seviyordu. Öte yandan, İzmarit ise kurnaz ve zalim bir savaşçıydı, becerilerini saklamayı ve sadece lazım olduklarında kullanmayı seven birisiydi. Rakibinin üstünlüğün kendisinde olduğunu düşünmesi İzmarit'in işine yarıyordu, bu şekilde rakibine rahatlık duygusunu tattırıyor ve zayıf anını bekleyerek pürüzsüz saldırılarla misilleme yapıyordu.

 

Kızgın kendisinden zayıf bir rakibi çok rahat şekilde alt edebilirdi. Fakat, İzmarit gibi bir oyuncunun savunma gücü kolay kırılabilen bir şey değildi.

 

Saldırılarının hiçbirinin isabet edememiş olması Kızgın'ı çok sinirlendirmişti. Momentumunu kaybedip, üzerine bir de gerilemek zorunda kalınca İzmarit'in karşı saldırıya geçmesi Kızgın'ı çaresiz bırakmıştı. Eğer durum çok kötüye giderse, sakladığı güçlü becerileri kullanabilirdi.

 

"Görünüşe göre İzmarit üstünlük yakaladı..."

 

"Her daim saldırı zamanlamasını çok iyi planlıyor. Sanki bir sanat izliyormuş gibi hissediyorum! İşte Savaşçı dediğin budur! Ne zaman ileri gidip ne zaman geri çekileceğini bilmek, savunma ile saldırıyı dengeli tutmak avantaj sağlar, Kızgın gibi her daim saldırı peşinde olmak kör birinin kılıç sallaması gibi bir şey!"

 

...

 

Kalabalık kendi arasında fısıldaşıyordu, bu esnada güçlü bir kükreme gökyüzünü etkisi altına aldı. Kızgın'ın kasları bir anda büyümeye başlamıştı, vücudu eskisine oranla birkaç kat büyümüştü. Derisi üzeri yosun tutmuş kayaların yeşiline benziyordu, gözleri ise kan kırmızısıydı.

 

Bu, Ork Savaşçının Vahşi Dönüşümüydü!

 

Kızgın'ın dönüşümünü gören İzmarit, kendisi de bir kükreme atarak Barbar Kuvvetini aktif etti.

 

Bum! Sanki iki devin çarpışması gibi sesler çıkıyordu. Arenadaki savaş gittikçe vahşileşiyordu. İzleyiciler savrulan kıvılcımların ve yüksek gürültünün etkisiyle istemsiz şekilde geri adım atmışlardı. Bu vahşi kükremeler ve zalim güç gösterisi izleyicilerin kalbini titretmişti. İşte şimdi iki Savaşçının gerçek bir mücadelesi başlamıştı!

 

"Lanet olsun! Kızgın gerçekten de küçümsenemeyecek birisi! Vahşi bir Ork Savaşçı cidden korkutucu!"

 

"İzmarit'in Barbar Gücü de oldukça güçlü! En az seviye 3 olmalı!"

 

...

 

"Kızgın fena savaşmıyor fakat görünüşe göre İzmarit bu savaşı çoktan kazandı bile," Kılıç Parıltısı savaşa dair yorumunu yaptı. Şimdilik iki taraf da üstünlük elde edememiş gibi görünüyordu.

 

"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?" Düşkün Çocuk merakla sordu. Kılıç Parıltısına büyük oranda saygı duyuyordu. Sonuçta sıradan bir uzman olmaktan çıkıp üst düzey bir uzman olmasında Kılıç Parıltısının büyük etkisi vardı. Kılıç Parıltısının sahip olduğu gözlemleme gücü diğer oyuncularda bulunamayan bir şeydi.

 

"Görürsün birazdan." Kılıç Parıltısı gülümsedi, daha fazla açıklama yapmak istemiyordu.

 

Düşkün Çocuk şüpheli şekilde bir bakış atarak gözlerini savaş alanına çevirdi. Aniden, arenada ani bir değişiklik oldu.

 

Kızgın'ın Vahşi Dönüşümü süresi tam da bitmek üzereyken İzmarit bir tekme daha savurmuştu ve bu tekme Kızgın'ın bağırsaklarına isabet etti.

 

İzmarit'in tekmesi harika bir zamanlama içeriyordu. Tam da Kızgın'ın üst üste savurduğu darbelerin bitiş zamanına göre ayarlanmıştı bu tekme. İzmarit'in bu beceri ile saldıracağını hiç tahmin edememişti. Tekmeler normalde Büyücülere karşı kullanılarak yapılan büyüyü duraksatmak amacıyla uygulanırdı. Fakat birçok oyuncunun unuttuğu şey tekmelerin aslında sersemletici bir etkisi olduğuydu.

 

Tekme, rakibin hamlesini bir anlığına duraksatabilen bir hamleydi. Bu becerinin etkisi diğer becerilere göre daha azdı, bundan dolayı oyuncular bu beceriyi nadir kullanıyordu, kullananlar ise tam etkili şekilde kullanamıyordu.

 

Fakat, bu beceriyi kullanan kişi İzmarit olunca, oldukça etkileyici bir sonuç veriyordu.

 

Kenardan izleyen Ahlaksız, İzmarit'in tekmesi karşısında endişelenmişti. Kızgın'a bir fısıltı ile haber vermek istemişti fakat geç kalmıştı.

 

Kızgın ağır bir çığlık attı ve dengesini kaybederek sendeledi. İzmarit ise rakibinin dengesini kaybettiğini görünce bu fırsatı değerlendirmek için duraksamadı bile ve Sinir Kesiği ile saldırdı.

 

Kızgın etkisiz hale getirilmişti!

 

Alev Kesişi!

 

Büyük Doğrama!

 

...

 

İzmarit birbiri ardına becerileri etkinleştirdi ve her darbesinden sonra ortaya çıkan yarım ay şeklindeki ışıklarla saldırısına ara vermeden devam etti. Manzara izleyenleri şoka uğratmıştı.

 

Kızgın tam da kendini toparlama çabasına girmişken İzmarit Sismik Darbe ile saldırdı ve rakibini bir kez daha sersemletti. Birkaç saniye sonra, Kızgın bir anda havaya uçtu ve savrularak yere serildi.

 

Savaş bitmişti. Tıpkı Kılıç Parıltısının tahmin ettiği üzere, İzmarit kazanmıştı!

 

Kalabalık heyecanlı ve sevinçli şekilde bağırdı. İzmarit'in tekmesini Kızgın'ın bağırsaklarına oturtması harika bir manzaraydı, muhtemelen klasik bir savaş sahnesi olarak ileride oyuncular tarafından defalarca izlenecekti. Her oyuncunun her beceriyi anlama tarzı farklıydı. Fakat İzmarit ortamdakilere bu becerinin nasıl kullanılması gerektiğini göstermişti. Tekme gibi sıradan bir beceri bile, doğru kişi tarafından kullanıldığında ölümcül bir etki yaratabiliyordu. Zaten bu becerilerin etkisiz görünmesi ve hafife alınması, bu becerileri ölümcül hale getirebilen asıl sebepti!

 

İzmarit kılıcını yerine yerleştirdi. Beceri çubuğuna baktığında, henüz becerilerinin yarısını bile kullanmamış olduğunu gördü.

 

Kızgın'ın suratında karanlık bir ifade vardı. Kendisinin de kullanmadığı birçok becerisi vardı. Fakat İzmarit'in tekmesi oldukça eklenmedik bir anda gelip Kızgın'ı hazırlıksız yakalamıştı. Küçücük bir tekme, kar topu etkisi yaratarak etkisini büyütmüş ve savacın gidişatını değiştirmişti. Kızgın koz kartlarını kullanma şansını bile bulamamıştı.

 

"Pekâlâ, anlaşma anlaşmadır. Omuzluklarını ver," dedi İzmarit. Bu omuzluklar İzmarit'in savaş ganimetiydi. Görünüşünden anladığı kadarıyla, Kızgın'ın omuzlukları Alt Efsanevi Kademe ekipmanlardı.

 

İzmarit Kızgın'ın ekipmanlarını incelediğinde Alt Efsanevi Kademeden daha düşük bir ekipmanının olmadığını görmüştü. Bu eleman gerçekten de zengindi.

 

Kızgın istemsiz şekilde omuzluklarını çıkarttı.

 

"Bekle, bir başka tur daha savaşmaya ne dersin? Benim yerime bir başkası çıkacak. Eğer kaybedersen, bir başka ekipman parçası daha vereceksin. Eğer biz kaybedersek, omuzluklar senindir," İzmarit bir teklifte bulundu.

 

"Emin misin?" Kızgın tehditkâr bir ses tonuyla sordu. İzmarit'e çok sinirlenmişti, onu parçalamaktan daha çok istediği bir şey yoktu.

 

"Elbette. Üstelik sonraki turda omuzluklarının sende kalmasına izin vereceğim. Senin avantajsız bir durumda savaşmanı sağlayarak sana zalimlik ettiğimi dedikodularını duymak istemem," diye cevapladı İzmarit. Bakışlarını Kızgın'ın ekipmanlarına çevirmişti.

 

Kızgın çelişki içerisindeydi. Omuzluklarını gerçekten de vermek istemiyordu. Fakat yaptıkları anlaşmayı sistem üzerinden yapmışlardı, bu anlaşmadan dönmek mümkün değildi. Omuzluklarını geri almasının tek yolu savaşmaktı! Fakat kaybederse bir başka ekipman parçası daha vermek zorunda kalacaktı. İzmarit'e karşı olan mağlubiyetini kabul edebilirdi. Fakat Niuren Birliğinde kendisinden daha güçlü kaç oyuncu olabilirdi ki?

 

Kızgın kendisinin Melek Müfrezesinin en kaliteli on oyuncusundan birisi olduğunu düşünüyordu. Melek Müfrezesinde kendisinden daha güçlü olanların sayısı Taş Yarıcı ve Yükselen Melek dahil olmak üzere bir elin parmaklarını geçmezdi. Melek Müfrezesi Atlas İmparatorluğunda egemen kuvvetti. Kendi birliği ile kıyaslandığında, Niuren Birliği devede kulak kalırdı.

 

Yazık. Gerçekten de büyük bir farkındalık yaşama üzere bu eleman!Kılıç Parıltısı gülerek İzmarit'e fısıldadı.

 

Kızgın, çık şu arenadan! Kaybettiysek kaybettik işte! Daha fazla ekipman parçası veremeyiz!Ahlaksız, arkadaşını uyarmaya çalışıyordu, vaziyetin kötüye gittiğinin farkındaydı.

 

Beş versene be! Niuren Birliğinde benden daha güçlü oyuncu sayısının birden fazla olduğuna inanmıyorum! Yemin ederim bir daha kaybetmeyeceğim!

 

Kızgın şu anda büyük oranda sinirlenmişti, düşünceleri öfkeyle yönlendiriliyordu ve sağlıklı düşünemiyordu.

 

"Lanet olsun! Bahse girmekten korktuğumu mu sanıyorsun? Hadi o halde, bahse girelim!"

 

"Pekâlâ, madem öyle diyorsun." İzmarit gülümseyerek konuşuyordu. Arenanın kenarında bekleyen Kılıç Parıltısı ve diğer altı kişiye baktı. "Hanginiz çıkmak ister?"

 

İzmarit'in bakışları Kılıç Parıltısının üzerine kilitlendi.

 

"Neden olmasın?" Kılıç Parıltısı güldü. Zıplayarak arenaya çıktı. Eğer kazanırsa, iki parça Alt Efsanevi Kademe ekipman kazanacaklardı. Kılıç Parıltısını arenaya çıkarmak en mantıklı seçenekti.

 

"Sana güveniyoruz." İzmarit Kılıç Parıltısının arenaya çıktığını görünce rahatlamış hissetti. Görünüşe göre Kızgın bugün ikinci trajedisini yaşayacaktı. Kılıç Parıltısı ile direkt olarak kafa kafaya savaşmaktan kaçınacak olabilirdi. Fakat 6,000'in üzerinde cana ve 1,800'ün üzerinde savunmaya sahip bir Yüce Savaşçı ile karşılaşmak şakaya gelmezdi. Bir metal parçasını kesmeye çalışmak gibi bir şeydi bu.

 

"Endişeye gerek yok, hallederim," dedi Kılıç Parıltısı. Herhangi bir yakın dövüş sınıfının Kılıç Parıltısını yenmesi oldukça zorlayıcı olurdu.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25400 Üye Sayısı
  • 846 Seri Sayısı
  • 42790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr