Bölüm 447: Yeterlilikler

avatar
1210 42

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 447: Yeterlilikler


Baba Nie, Nie Yan'ın telefondaki ilgisiz tavrı için ona bir azarlama yapma niyetindeydi. Süngü gibi bir kişinin tecrübesi dünya genelinde iş görür kişilerle yarışırdı. Böyle birisini arayıp bulmak imkansızdı, sadece onunla tesadüfen aynı ortamda ya da aynı işte olmakla böyle bir kişiyle tanışılabilirdi. Eğer ki Nie Yan'ın bu ilgisiz tavrı Süngü'nün ayrılmasına sebep olursa bu durum büyük bir kayıp olurdu.

 

Baba Nie artık Süngü'ye başka bir gözle bakıyordu. Süngü'nün az evvel sergilediği davranışın temelleri kesinlikle savaş alanında atılmış olmalıydı. Böyle bir kişiyi koruma olarak barındırmak demek hayatının sonuna kadar güvende hissetmesi demekti. Böyle bir rahat kafa yapısına sahip olabilmek için gerekli her türlü ücreti ödemeye hazırdı.

 

Orduda görev yapmış kişiler her daim saygı gören kişiler olurdu. Elinde güç barındıran herkes diğerlerinin saygısını hak ederdi. Süngü'nün buraya kötü bir niyetle gelmediğini öğrendikten sonra, Baba Nie gibi doğuştan asker karakterli birisi elbette onun yeteneklerinden etkilenmeden edememişti.

 

Evlat, onu koruman olarak tutmalısın. Ne kadar ücret istediği fark etmez! Senin hesabına şu anda 300,000,000 Kredi transfer ediyorum. Eğer yine yetersiz olursa bana haber ver.Süngü'yü himayesi altına almak için Baba Nie banka hesabını boşaltmaya bile razıydı.

 

Dünya Grubu neredeyse her sektörün içine girmiş ve her gün çok miktarda kâr getiriyordu. Fakat Süngü gibi bir yetenek abidesi, her yerde ve her zaman bulunabilecek birisi değildi. Böyle bir fırsat kaçırılamazdı!

 

Süngü kesinlikle yüksek ücrete değer birisiydi!

 

Nie Yan güldü. Süngü'ye karşı her daim en iyi tavrını takınıyordu. Tam da parayı nasıl elde edeceğini düşünürken, Baba Nie hesabına parayı göndermişti bile.

 

Telefon görüşmesi sonlandığı esnada zaten Nie yan Dünya Grubunun merkezine gelmişti. Ana girişten girerek Süngü'ye doğru yaklaştı.

 

Resepsiyondan birkaç kız çoktan yere serilmiş olan korumalarla ilgilenmeye başlamış ve onları revire kaldırmışlardı.

 

"Tekrar karşılaştık." Nie Yan Süngü'ye gülümseyerek konuştu.

 

Süngü kayıtsız bir ifadeyle avcunu gösterdi. "Bekle. Senin koruman olmadan evvel birkaç soru sormam lazım. Birincisi, benim için Bulutlu Su Bölgesinde bir villa ayarlamalısın. İkincisi, yıllık maaş olarak 100,000,000 Kredi isterim. Bakalım bu şartlarım senin için de uygun olacak mı."

 

"Elbette, problem değil. Bu istediklerini iki gün içerisinde ayarlayabilirim. Eğer bu senin için yeterli olmazsa, daha fazlasını da isteyebilirsin," Nie Yan dürüst bir gülümseme ile cevapladı. Babasının maliyet meselesini sırtlanması ile, bu konuda Nie Yan'ın kafa yormasına gerek kalmamıştı.

 

Süngü Nie Yan'ın bu koşullara direkt olarak katılacağını tahmin edememişti. Bir paralı asker olarak ödeme almak her ne kadar iyi olsa da, sonuçta bu işin getirdiği riskler çok büyüktü. Daha da önemlisi, savaşta yaralanmış kardeşlerine de bakmak zorundaydı. Zaten kardeşlerinin Xie Yao'nun kaçırılma planına katılamamış olması bir yandan da iyi olmuştu. Aksi takdirde kardeşleri ile beraber bu işi icra etmeye kalkıştığında Xie Yao'nun hali ne olurdu kimse bilemezdi. Süngü'nün kalbinde birkaç endişe daha vardı. Kendi hayatını kenara itmekten çekinmeyen birisiydi. Fakat, eğer kardeşleri kendisi yüzünden ölürse işte o zaman zaten yaşamak için bir sebebi de kalmazdı. Nie Yan için koruma görevinde olmak muhtemelen en mantıklı işlerden biriydi.

 

"Pekâlâ, anlaştık o halde." Süngü kafasını sallayarak onayladı.

 

"İşte verimli bir ilişki!" Nie Yan gülümsedi.

 

Baba Nie, Nie Yan'ın yanına yaklaştı. Süngü ise her zamanki taş suratlı ifadesini takınmaya devam ediyordu.

 

"Evlat, arkadaşına söyle de bekleme salonuna geçsin, ne dersin?" Baba Nie konuşurken Süngü'ye baktı.

 

"Yeni insanlarla tanışmakta pek iyi değil," diye cevapladı Nie Yan.

 

Baba Nie başıyla onay verdi. Süngü gibi savaş uzmanı kişilerin böylesine vahşi bir doğaya sahip olması gayet normal bir şeydi. Konuyu daha fazla uzatmak istemedi. "Toplantı odasına geçelim. Önemli bir toplantı yaklaşıyor ve seni de burada görmek istiyorum." Baba Nie arkasını dönüp uzaklaşamaya başladı, bir başka hissedar da onu takip ediyordu.

 

Baba Nie uzaklaştıktan sonra Nie Yan dijital bir sözleşme çıkardı. İkili terimleri okuyup anlaştıktan sonra imzalarını attılar. Bu sözleşme Süngü'nün sadakatinin resmiyete dökülmüş haliydi!

 

100,000,000 Kredilik yıllık maaşla, Süngü muhtemelen korumalık işini yaparak en çok kazanan kişi olmuştu.

 

Nie Yan sözleşmeye baktı. İkisi de imzasını atarak parmak izlerini de sözleşmeye ekledi, bu şekilde DNA izlerini de bırakarak imzalayan kişilerin kendileri olduğunu kanıtlamışlardı. Her şey dijital olarak kayıt altındaydı. Fakat Süngü gerçek ismi yerine takma ismini kullanmıştı.

 

"Sormayı unuttum, senin gerçek ismin nedir?" Nie Yan bir kişiyi her gün takam ismiyle çağırmayı doğru bulmuyordu.

 

"Soyadım Wang, ilk ismim yok. Benim takma adımla bana seslenebilirsin," dedi Süngü. İsmi hakkında daha fazla konuşmak istemiyordu.

 

Nie Yan bir süre düşündü fakat bu konuyu uzatmanın bir anlamı olmadığını anladı.

 

Nie Yan araya Amca Lin'i sokarak Süngü için mümkünse kendi villasına yakın bir noktada villa ayarlanmasını istedi.

 

Nie Yan bütün ayarlamaları yaptıktan sonra Süngü'ye döndü. "Hadi toplantı odasına gidelim ve dinleyelim."

 

Süngü itiraz etmeden Nie Yan'ı takip etti. İkili toplantı odasına ilerledi.

 

Uzun bir koridor geçtikten sonra Nie Yan ve Süngü Dünya Grubu'nun toplantı odasına girdi. İçerisi çoktan kalabalıktı, 100'ü aşkın insan vardı. Herkes bir konu hakkında hararetli şekilde tartışıyordu.

 

Nie Yan odayı taradı. Burada toplanan kişilerin sayısı arttığı gibi, zenginlik oranı da artıyordu. Nie Yan bu kalabalığın arasında birkaç tanıdık yüz görebiliyordu, mesela Buz Rüzgarı'nın lideri olan Donuk Nesir ve Mavi Ejderha'nın lideri olan İmha gibi.

 

Toplantının liderliğini yapan kişi Ah Chen'di.

 

Nie Yan kenarda bir süre ortamı dinledikten sonra ne hakkında konuşulduğunu anlamıştı. Savaş Tanrısı Kabilesi şu anda zor bir durumdaydı. Tuoba Ailesinin emri altındaki beş birlik vahşi bir saldırı yapmıştı ve birçok kaleyi neredeyse ele geçirmişti. Eğer kaleleri kaybederlerse, yatırdıkları bütün para ve diğer kaynaklar boşa gidecekti.

 

Bu esnada, Dünya Grubu ile Tuoba Hongye arasındaki sürtüşme de zirveye doğru tırmanıyordu. Tuoba Hongye Savaş Tanrısı Kabilesini yok etmek için çaba sarf etmiyordu. Niuren Birliği son yaşadığı olaylardan sonra tekrar bir savaşa girebilecek durumda değildi.

 

Savaş Tanrısı Kabilesi sadece son dönemde güç toplamıştı. Tuoba Ailesinin beş birliğinin birleşmiş gücü ile karşılaşmaları hala mümkün değildi.

 

Savaş Tanrısı Kabilesinde iç çatışmalar bile bazen patlak verebiliyordu. Bir grup insan Niuren Birliğinin harekete geçmesini talep ediyordu.

 

Nie Yan toplantı odasındaki insanların tartışmalarını sessizce dinledi.

 

30'lu yaşlarında, kısa boylu ve kel bir adam yavaşça oturduğu yerden kalktı. "Tuoba Ailesinin beş birliğinin birleşmiş gücüne karşı kazanma umudumuz yok. Eğer Niuren Birliği hala harekete geçme planında değilse biz bu işten vaz geçebiliriz. Altıya karşı bir olarak savaşmak zorunda kalacağız. Piyangoyu kazanma şansımız bu savaşı kazanma şansımızdan daha yüksek!" Adamın bakışları küçümseyiciydi. Ah Chen ve diğerlerinin olayın ne kadar ciddi olduğunun farkında olmadığını düşünüyordu.

 

Bu kel adamın ismi Moloz’du, 3,000 adet üyesi olan bir oyun organizasyonunun lideriydi. Bu toplantıya yanında beş kişiyle beraber gelmişti.

 

Kel adam konuşmasını bitirdikten sonra etrafındaki birkaç kişi de ona destek olacak şekilde konuştu. Toplantının atmosferi gittikçe kasvetli bir hal alıyordu ve ortamdakiler artık fısıltılar ve mırıldanmalar ile konuşuyordu.

 

Donuk Nesir ayağa kalkarak kel adama baktı. "Her ne kadar kalelerimize kadar geri çekilmeye zorlanmış olsak da şu anda düşmanı dışarıda tutmak için yeterli güce sahibiz. Üstelik, Niuren Birliğinin başından geçenleri biliyorsun, onların bu durumdayken harekete geçmelerini nasıl beklersin? Neden biz dururken bir başkası bizim yerimize savaşsın? Böylesine bir şeyi tartışmaya sunmak bile anlamsız. Asıl konuşmamız gereken şey kalelerimizi nasıl korumamız gerektiğidir."

 

"Peki bu meseleyi daha ne kadar kontrol altında tutabiliriz? Ben diyorum ki eğer altı gün daha dayanabilirsek bile kendimizi şanslı saymalıyız. Eğer Tuoba Ailesinin eline birkaç tane Zırhlı Mancınık geçerse biz bittik demektir! Bu makinelerin sadece Cripps Kalesinin kuşatması esnasında göründüklerinin farkındayım, bu yüzden tekrar karşımıza çıkma ihtimalinin az olduğunun da farkındayım, fakat bu ihtimal ne kadar küçük olursa olsun, böyle bir ihtimalin var oluşu bile endişe verici. Bu makineler olmasa bile, onların sahip olduğu kuşatma arbaletleri bile küçümsenemeyecek icatlar. Beş gün boyunca düşmanı tuttuk diyelim, sonra ne olacak? Verdiğimiz kayıplara boyun mu eğeceğiz?"

 

Savaş Tanrısı Kabilesinin hali vahim durumdaydı. Bir kaleyi kaybetmemek onlar için oldukça zor olacaktı. Her kaleyi kuşatan farklı bir Tuoba Ailesi birliği olduğunda, eğer Savaş Tanrısı Kabilesi her kalesini savunmak isterse kuvvetlerini dağıtmak zorunda kalacaktı. Üstelik bunun yanında, düşmanın toplam kuvveti zaten Savaş Tanrısı Kabilesinin kuvvetinden daha üstün sayıdaydı.

 

Nie Yan toplantı odasının ön tarafına doğru yürüdü ve kel adama döndü. "Ne kadar da acınası bir bakış açısı, karşılaştığın sorunu kendin çözmek istemek yerine bir başkasından yardım istemek ve yardımı alamayınca da hemen pes etmek. Ezilen kişilerin tepeye çıkamayacağını kim söylemiş? Niuren Birliği zaten bunun en büyük örneği değil mi? Durum ne kadar kötüye giderse gitsin, asla geri adım atılmamalı. Eğer birlik senin gibi korkakların elinde kalırsa, Tuoba Ailesinin Savaş Tanrısı Kabilesini yok etme gibi bir derdi de kalmaz zaten, sizin bu zihin yapınızla birlik kendi kendine yok olacaktır."

 

"Velet, sen kim oluyorsun da bana ders vermeye kalkışıyorsun?" diye sordu kel adam. Suratı sinirden kıpkırmızı olmuştu.

 

"Patron, o çocuk başkanın oğlu," kel adamın yanındaki birisi konuştu.

 

Kel adam anında öfkesini kontrol altına aldı. Sonuçta, Dünya Grubu bu adamın mali desteğiydi. Nie Ailesiyle olan ilişkisini kötüye süremezdi. Fakat, ortamdaki birçok insanın bu tartışmayı izliyor olmasından dolayı geri adım atıp aşağılanmak da istemiyordu. "Ne olmuş yani başkanın oğluysa? Ne fark eder? Başkanın oğlu olsa bile hala kokuşmuş bir veletten başka bir şey değil, sırf oyunu oynuyor diye gelip burada bize ders mi verecek, Savaş Tanrısı Kabilesi ile Tuoba Ailesi arasındaki sorunun ne olduğunu bile bilmiyordur bu velet. Bana ders verebilmek için nasıl bir yeterliliği var ki? Velet, hadi müsaade et de yetişkinler konuşsun, ne dersin?"

 

Nie Yan sırıttı. "Yeterlilik mi? Ben Niuren Birliğinin lideriyim, Nirvana Aleviyim! Bu senin için yeterli mi?"

 

Toplantı odasındaki bütün suratlar bir anda donakaldı. Yere bir iğne düşse sesi duyulacak gibiydi. Ortamdaki herkesin ağzı bir karış açılmış şekilde Nie Yan'a bakıyordu.

 

Nirvana Alevinin kimliği her daim bir sır olarak kalmıştı. Kalor'daki pozisyonu katı ve sağlamdı, bütün Zümrüt İmparatorluğunda efsanevi bir karakterdi. Kendi gücünü kullanarak Niuren Birliğini kurmuş ve yoluna çıkan her engeli silip süpürerek Safir Tapınak, Kutsal İmparatorluk ve Parlak Kutsal Alevi kendi saflarına katmıştı. Bugün itibariyle onun varlığı, Kalor'da her daim hissedilir olmuştu. Başarılı hamleleri sonucunda bütün oyuncuların takdirini alan birisiydi.

 

Birçok oyuncu Nirvana Alevinin kimliğini öğrenmek için çabalamış fakat başarısız olmuştu. Böylesine efsanevi bir oyuncunun tam karşılarında duruyor olduğunu kim bilebilirdi ki?

 

Yüzyıl Mali Grubu ve Melek Müfrezesi yakın zamanda Nie Yan hakkında birkaç bilgiye erişmişti. Kimliği neredeyse açık olmak üzereydi, birkaç hafta sonra muhtemelen tamamen açığa çıkacaktı. Fakat Nie Yan Zirve Askeri Akademisine girmeye hak kazandığından bu yana Yüzyıl Mali Grubu bir hamle yapmak için çekinir olmuştu. Ayrıca, yanında Süngü gibi bir uzman kişi vardı. Şimdi kimliğini açık etse ne olacaktı ki? Korkacak hiçbir şeyi yoktu!

 

Kel adamın suratında aptal bir ifade oluştu. Eğer Nirvana Alevi yeterliliğe sahip değilse başka kim olacaktı ki zaten? Nirvana Alevinin karşısındayken, kendisinin Kara Ejderha oyun organizasyonunun lideri olması pek bir şey ifade etmiyordu.

 

"Lanet olsun! Niuren Birliği ve Savaş Tanrısı Kabilesi gerçekten de tek vücut!"

 

"Dünya Grubu gerçekten de çok etkileyici!"






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25396 Üye Sayısı
  • 846 Seri Sayısı
  • 42771 Bölüm Sayısı


creator
manga tr