Bölüm 435: Süngü!

avatar
1481 48

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 435: Süngü!


Deste'nin Xie Yao'ya yaklaştığını gören Nie Yan daha fazla tutamamıştı kendini. Eğer onu ele geçirirlerse Nie Yan'ın elinden bir şey gelmezdi.

 

Nie Yan uzun süredir Hırsız sınıfında oynuyordu. Bu sınıfın gizlilik teknikleri artık ona kök salmış gibiydi. Deste Nie Yan'ın varlığını son anda fark ederek harekete geçti.

 

"Geber!" Nie Yan sarsılmaz bir vahşilikle ve kararlılıkla Deste'ye doğru atılmıştı.

 

Hançer tam da Deste'nin sırtına saplanacakken anında kendi etrafında dönerek saldırıyı eliyle engelledi.

 

Nie Yan'ın hançeri hedefini ıskalamıştı, fakat yine de sol dirseğiyle Deste'nin omuz eklem yerine sağlam bir darbe atabilmişti. Bu ağır vuruşun etkisiyle Deste'nin omzu yerinden çıktı, kolu uyuşmuş şekilde yere sarkarken kendisi de acı dolu bir çığlık attı.

 

Ne kadar da acımasız bir saldırı!

 

Nie Yan'ın ortaya çıkışı çok ani gelişmişti. Deste'nin dikkati tamamen Xie Yao'nun üzerindeydi. Odada bir başkasının olması ihtimalini düşünememişti.

 

Sürpriz bir saldırıyı savunmak oldukça zordu.

 

Nie Yan'ın saldırıları zaten vahşet doluydu, dövüş turnuvalarında görülen saldırılarla aynı düzeydeydi. Hamleleri keskindi ve kararlılıkla doluydu, hataya yer bırakmıyordu. Profesyonel bir tetikçiden altta kalır yanı yoktu, bunun sebebi elbette önceki hayatında her türlü suikast tekniğini öğrenmiş olmasıydı. Aksi takdirde Cao Xu'yu öldürmeyi nasıl başarabilirdi?

 

Nie Yan sürpriz saldırı avantajının olduğu durumlarda düşmanının pozisyondan zarar görmemiş şekilde ayrılmasına asla izin vermezdi.

 

Deste kısa bir süre sonra göğsüne de güçlü bir darbe daha aldı. Sanki bir balyozla vurulmuş gibi, kaburgalarının çıtırdadığını hissedebiliyordu. Fakat, hala misilleme yapmak için yeterli güce sahipti. Sağ dirseğini bir anda Nie Yan'a doğru savurdu.

 

Nie Yan anında kenara kaydı, fakat giydiği tişört ikiye ayrılmıştı. Tetikçinin dirseğine bağlı bulunan bıçaklar kötücül bir ifadeyle parıldıyordu.

 

Nie Yan bu anlık darbe takası esnasında rakibinin gücünü ölçebilmişti. Deste her ne kadar güçlü birisi olsa da yine de dünya çapında bir sırlamaya giremezdi.

 

Nie Yan reankarne olduğu günden bu yana bir gün bile antrenman yapmaya ara vermemişti. Önceki hayatının şu anki zamanına kıyasla, şu anda çok daha güçlüydü. Fakat durum böyle olsa bile Deste'yi öldürmek hiç kolay olmayacaktı.

 

Dirsek saldırısından kaçındıktan sonra Nie Yan yumruğunu Deste'nin sağ omzuna indirdi ve kemik kırılma sesleri duyuldu, bu şekilde artık Deste'yi etkisi hale getirmiş sayılırdı. Hemen ardından elindeki hançerle Deste'nin alnına doğru saldırdı.

 

Bu esnada Süngü de ileri atılarak silahının namlusu ile Nie Yan'ın kafasının kenarına saldırdı.

 

Nie Yan sarsıldı. Ne kadar da hızlı bir saldırıydı! Tepki vermek için bile vakti olmamıştı! Bu eleman kesinlikle bir silah ve dövüş sanatları uzmanıydı!

 

Süngü'nün gücü Nie Yan'ın beklentilerini çok aşıyordu. Rakibi kendisinden bir adım öndeydi.

 

Tarafların ikisi de şaşkın durumdaydı şu anda.

 

Nie Yan'ın hançeri ile Süngü'nün silah namlusu aynı anda hedeflerine temas etmişti. İki taraf da geri çekilmemişti.

 

Hançer Deste'nin alnını dayanmıştı ve kan sızdırmaya başlamıştı. "Yanımda bir partnerim olduğunu unutma. Hançerini çek yoksa beynini patlatır!" Deste sinsi bir gülümseme ile tehdit etti.

 

Nie Yan güldü. Bu adam gerçekten de cesurdu! Deste'nin kulağındaki cihazı çıkararak parçaladı.

 

Süngü ise bu esnada bir hamlede bulunmadı, Nie Yan'ın kulaklığı yok etmesine izin verdi. Gözleri derin bir ışıkla parladı. Şu anda aklında neler döndüğünü, neler düşündüğünü kimse tahmin edemezdi.

 

Nie Yan az evvel bu ikilinin konuşmalarına şahit olmuştu ve Deste isimli elemanın pek de güvenilir bir partner olmadığını anlamıştı. Bakışlarını Süngü'ye çevirdi. "Silahını bir kenara bırak. Senin gitmene izin vereceğim. Sen, ben ve Xie Yao hariç bugün burada neler yaşandığını kimse bilmeyecek."

 

"Gitmesine izin mi vereceksin? Suratına doğrultulmuş silahtan haberin var mı senin! Bir talepte bulunacak durumda olduğunu mu sanıyorsun?" Deste sinir küpüne dönmüştü.

 

"Beni aptal yerine koyma. Bana kalırsa senin partnerin senin ölmeni benden çok istiyor!" Nie Yan sırıttı.

 

Nie Yan'ın sözlerini duyan Deste korkudan titredi. Süngü'ye inanmaz gözlerle bakakaldı. Partneri kendisine ihanet mi edecekti?

 

Nie Yan bu esnada olağanüstü gergin vaziyetteydi. Suratına bir silah doğrultulmuş olması elbette gerilmesine sebep oluyordu.

 

Süngü soğuk bir ifadeyle Nie Yan'a baktı. "Senin gibi kendi iyiliğinden başkasını düşünmeyen kişileri sevmem." Daha sonra bakışlarını Deste'ye çevirdi ve konuşmasına devam etti, "Fakat daha çok nefret ettiğim bir şey varsa o da arkadaşlarını tehdit ederek onları yanlış yönlendiren kişilerdir! Bunu bana yapmaya çalışan her hergeleyi öldürürüm!"

 

Deste'nin suratı kül rengine dönmüştü. Süngü gibi çok sayıda savaş görmüş tecrübeli bir paralı asker daha evvel defalarca böyle ölüm kalım pozisyonlarına girmişti elbette. Bu elemanın düşünce tarzı sağduyulu olmazdı. Bu sözler doğal olarak kader belirleyici sözlerdi.

 

"Süngü, bunu yapamazsın!"

 

"Benim bu dünyada yapamayacağım hiçbir şey yok!" Süngü kayıtsız bir ifadeyle cevapladı. Deste'nin hayatı şu anda Süngü için hiçbir şey ifade etmiyordu.

 

"Söz veriyorum bugün burada yaşananlardan kimsenin haberi olmayacak. Hatta bunun yanında, bir gün çaresiz bir duruma düşersen gelip beni bulabilirsin de," dedi Nie Yan.

 

Nie Yan Süngü'nün düşünce yapısını az da olsa anlayabiliyordu. Paralı asker ya da tetikçi olsun, kendisine birazcık saygısı olan hiç kimse bu şekilde yanlış yönlendirilmeyi kendisine yediremezdi. Nie Yan eğer Süngü'nün yerinde olsaydı öncelikle Deste'yi öldürür ve kalan her şeyle daha sonra ilgilenirdi.

 

Nie Yan'ın tahmini doğruydu. Süngü ilk olarak Deste'yi öldürmeyi planlıyordu.

 

Süngü silahını geri çekti.

 

"Süngü, bu işin bittiğini sanma. Müşteri senin peşini bırakmaz!" Deste öfkeyle dolu şekilde patladı.

 

"Kes saçmalamayı! Benim arkadaşlarıma dokunmaya çalışan birinin bütün ailesini gözümü kırpmadan paramparça ederim!" Süngü sırıtarak konuşuyordu. Bütün vücudu içindeki öldürme arzusu ile beraber titriyordu. Bu adam bir paralı askerdi! Karşılaştığı her belalı durumda korksa bu işi nasıl yapardı? Sayısız kurşun onu sıyırmıştı, defalarca ölümün eşiğinden geri gelmişti. Korkacak neyi vardı? Aynı zamanda kaybettiği arkadaşlarının cesetlerinden bir dağ, kanlarından bir okyanus oluşurdu. Arkadaşları böyle bir durumda korkar mıydı?

 

Süngü'nün silahını geri çektiğini gören Nie Yan rahatlamış bir nefes verdi. Öldürme arzusu ile parıldayan bakışlarını Deste'ye çevirdi. "Bu şekilde ölmek istemediğini biliyorum, ama şikayetini bana değil Yama'ya yap! Benim kadınıma dokunmak isteyen herkesin hayatı böyle trajik şekilde son bulur!"

 

Nie Yan konuşmasını bitirir bitirmez hançerini Deste'nin alnına soktu ve bir şelale gibi akan kanı izledi. Glabella ismi verilen iki kaşın arası olan bölge, insan vücudundaki en ölümcül noktalardan birisiydi. Bu bölge parçalandığında beyin anında dururdu, bu bölgeden hasar alan kişinin yaşam şansı yoktu.

 

Deste'nin iki kaşının arasından akan kan ahşap zemine aktı.

 

Xie Yao ilk defa bu kadar kanlı bir manzara ile karşılaşıyordu. Elbette bunu canlı şekilde görmek İnanç içerisinde görmekten çok daha farklıydı. Kanın yoğun kokusu havayı kaplamıştı. Daha önceden tanıdığı Nie Yan sanki bir başka kişiye dönüşmüş gibiydi. Bir insanın canını çok kolay şekilde alabilmişti.

 

Xie Yao bakışlarını Nie Yan'a kilitledi, Nie Yan şu anda hem tanıdık hem de yabancı birisi gibi görünüyordu. Oyun içerisindeki haliyle şu anki hali birbirine çok benziyordu, Çılgın Hırsız Nirvana Alevi, sayısız can almış ölüm tanrısı.

 

Böyle olsa bile, Xie Yao Nie Yan'ın kendisi için hayatını riske atmış olmasından dolayı oldukça duygusallaşmıştı. Kalbinde karmaşık bir duygu yükseldi, bu duyguyu kendisi de tarif edemiyordu.

 

Deste muhtemelen alnına giren bıçaktan evvel hala Süngü'nün kendisinin ölümüne izin vermeyeceğini düşünüyordu.

 

Nie Yan Süngü'yle kendisinin aslında benzer karakterler olduğunu fark etmişti. Sahip oldukları insan doğası, Deste gibilerin anlayamayacağı türdendi.

 

"Buradan nasıl çıkmayı planlıyorsun?" Nie Yan bakışlarını Süngü'ye çevirerek sordu ve onu süzdü.

 

Süngü yaklaşık 28 yaşında gibiydi. Siyah bir kıyafet giyinmişti. Alnında korkunç bir yara vardı ve suratı ise koyu renkli bir kamuflajla kaplıydı. Bir çift keskin göz Nie Yan'a baktı. Gözbebekleri bir şahinin gözlerini andırıyordu. Sanki bir insanın kalbini görebiliyor gibiydi.

 

Nie Yan Süngü'nün ne düşündüğünü tahmin edemiyordu. Bu eleman gizemle doluydu. Nie Yan Xie Yao'nun hala tehlikede olabileceği ihtimalini düşünüyordu. Süngü isimli eleman eğer ki kana susamış bir rakipse bütün kanıtları ortadan kaldırmak isteyebilirdi. Fakat az evvel Deste ile yaptığı tartışmada kadınları, çocukları ve yaşlıları hedef almayacağını söylemişti, bu yüzden Nie Yan Süngü'nün elinde geçerli bir sebep olmadığı sürece can almayacağını düşünüyordu.

 

"Umarım bugün burada yaşananlar üçümüz arasında bir sır olarak kalır. Eğer dördüncü bir kişi öğrenirse sanırım bunun sonuçları olacağının farkındasınızdır," Süngü soğuk bir ses tonuyla konuşuyordu, yüz ifadesi hala kayıtsızdı.

 

"Eğer gün gelir de paralı askerlikten vaz geçersen, Nie Ailesi Mali Grubuna gelerek beni sorabilirsin," Nie Yan teklifini sundu. Süngü gibi birisi bir ast olarak çok işe yarayabilirdi, özellikle de kirli işler için oldukça kullanışlı olurdu. Eğer Süngü'yü yanına çekerse yanında başka bir koruması daha olurdu.

 

Öldürmeye alışmış birinin yetenekleri aynı zamanda koruma görevinde de kullanılabilirdi. Uzun yıllar boyunca savaş alanlarında bulunmuş olmak Süngü'ye birkaç tetikçi ile başa çıkmak için yeterli tecrübeyi vermiş olmalıydı. Dahası, bu adam uydu sistemlerinden fark edilmeden geçebiliyordu. Sonuç olarak böyle bir eleman birçok konuda yardımcı olurdu.

 

Herhangi bir mali grubun muhtemelen Süngü gibi kaliteli birini kiralamak için yeterli harcama imkanı olmazdı.

 

"Benim gibi bir katili işe almayı mı planlıyorsun? Benim şu anda görülen 50'den fazla cinayet davam var." Süngü gülerek konuştu.

 

"Sen benim yanımda olmayı kabul ettiğin sürece ben de seni yanıma kabul etmeye gönüllüyüm," Nie Yan düşüncelerini direkt olarak aktardı. Süngü kolayca ikna olmayan kibirli bir karaktere sahipti. Eğer bir korku belirtisi gösterirse zaten aşağılanacaktı.

 

Süngü'nün cinayet davalarına gelince, Nie Yan zaten durumu daha iyi anlayabilmek adına kendi elemanlarına Süngü'yü araştırma görevini verecekti.

 

Nie Yan bir gün Cao Xu'ya karşı harekete geçme ihtimalinin olduğunun farkındaydı. Taraflar çatışmaya başladığında iki tarafından elinden geleni ardına koymayacağının da farkındaydı. Savaş zamanı geldiğinde Süngü gibi bir uzman kişi elbette değerli hale gelecekti.

 

Nie Yan önceki hayatından gelen tecrübelere dayanarak Süngü'nün kesinlikle dünya çapında değere sahip bir uzman olduğunu anlayabiliyordu. İlk başta Süngü ile Deste'nin birbirlerine benzer güçte olduğunu düşünmüştü. Fakat yaptığı darbe takasları sonrasında bu ikilinin arasında uçurum gibi bir fark olduğunu fark etmişti.

 

Bazı insanlar kasıtlı olarak sahip oldukları yetenekleri gizlerdi, sadece kritik anlarda bu yeteneklerini tam potansiyeliyle kullanırlardı. Süngü de bu tipteki insanlardan biriydi.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 26517 Üye Sayısı
  • 848 Seri Sayısı
  • 43025 Bölüm Sayısı


creator
manga tr