Bölüm 431: Muzaffer Dönüşün Çöküşü

avatar
1001 36

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 431: Muzaffer Dönüşün Çöküşü


 

İnanç'ın ilk günlerinden bu yana Gelişmiş Büyüler gittikçe yaygınlaşarak sıradan oyuncuların bile erişebileceği hale gelmişlerdi. Zıpçıktı Niuren Birliğinin ilk 100 Elementalisti arasındaydı. Üst düzey bir oyuncu değildi. Lakin Gelişmiş Büyülerin gücü kullanıcısına göre değişmiyordu.

 

Zırhlı Mancınık kırmızı bir dumanla kaplanmıştı. Kana Susamış Kılıçlar o zaman ters giden bir şeyler olduğunun farkına varmışlardı.

 

"Durdurun onu!"

 

"Sükut kullanın!"

 

Şövalyeler birbirleri ardına Zıpçıktının üzerine gidiyorlardı.

 

En öndeki Yalnız Gölge düşman Dövüşçüleriyle ilgileniyordu. Takım sohbetindeki konuşmalardan olan biteni öğrenmişti. "Zıpçıktı! Aferin!"

 

Kana Susamış Kılıçlar Şövalyeleri yaklaşırlarken Yalnız Gölge sağır edici bir çığlık attı.

 

Cesaret Kırıcı Çığlık!

 

Etraftaki düşmanlar oldukları yerde donup kalmışlardı. Çığlığın pek etkili değildi, ama alan etkili oluşu değerini katbekat artırıyordu.

 

O sırada arkadaki bir Elementalist Sıfır Görüş kullandı. Yoğun bir sis bulutuyla kaplanan bölgede sıcaklık ciddi bir düşüş yaşadı. Büyünün etki alanındaki dost veya düşman herkes karınca hızında hareket etmeye başlamıştı.

 

Büyücüler Zıpçıktıyı korumak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Hepsinin amacı aynıydı. Zırhlı Mancınığı yok edebildikleri sürece birkaç kişiyi feda etmeleri kabul edilebilirdi. Savaşın başından beri 9.000 Niuren Birliği oyuncusu doğrudan, on binlercesi de dolaylı olarak mancınıklar yüzünden ölmüştü. Goblin Büyü Topu olmasa Cripps Kalesi de düşecekti.

 

Haliyle bütün Niuren Birliği oyuncuları mancınıklardan nefret ediyordu.

 

Kana Susamış Kılıçlar, Büyücü İttifakı, İlahi Muhafızlar ve Melek Müfrezesi Niuren Birliğinin aşık atabileceği loncalar değillerdi. Niuren Birliği bünyesinde muhteşem potansiyele sahip çok sayıda elit barındırıyorsa da, sürekli olarak savaş halinde olduklarından gelişim hızları yeterli düzeye ulaşamamıştı. Oyuncuların yeteneklerinde problem yoktu, ama seviye ve ekipman kalitesi bakımından bu dört loncanın gerisinde kalıyorlardı. Nie Yan'ın büyük umutlar beslediği elitlerin bazıları sürekli olarak öldürüldüklerinden Seviye 30-40 civarlarına kadar düşmüşlerdi. Zirvedekileri kısa sürede yakalayabilmeleri imkansızdı. Tam gelişmeye başlamışlarken Niuren Birliği kendisini yeni bir savaşın ortasında bulmuştu.

 

Lonca içindeki birlik ve Nie Yan'ın sonsuz maddi desteği olmasa yıkılmaları işten değildi.

 

Niuren Birliğinin şu an içinde bulunduğu durumdan çıkması da oldukça zor olurdu. Üstelik sorun sadece Kana Susamış Kılıçlar da değildi. Bugün burada dört dev lonca toplanmıştı. Zırhlı Mancınıklar da eklenince Niuren Birliğinin bugüne kadar dayanması bile mucizeydi.

 

Araknit Lordunun ortaya çıkışı Zırhlı Mancınıkların üstünlüklerine son vermiş ve dengeyi Niuren Birliği lehine değiştirmişti.

 

Artık Niuren Birliği oyuncularının tek bir isteği kalmıştı. Kalan iki mancınığı yok ederlerse savaşı kazanmış sayılırlardı!

 

Ölen yoldaşları için en azından bunu yapmalılardı!

 

Kısa sürede hazırlanan alan etkili büyüler sahaya çıkmışlardı. Yer hedefli bu büyüler, beş metre yarıçapında bir etki alanına sahiplerdi. Dost düşman ayırt etmeksizin her oyuncuya zarar verebiliyorlardı. Ancak şu anda yapmaları gereken şey Kana Susamış Kılıçlar oyuncularını durdurmaktı.

 

Alan etkili büyülerin kullanım sıklığı arttıkça ölenleri sayısı da artıyordu.

 

Kayıpların çoğu düşman tarafından, az bir kısmı Niuren Birliğindendi. Yoğun büyü saldırısı altında Dövüşçüler bile fazla dayanamazlardı.

 

Büyülerin etki ettiği alandaki herkes ölmüş, iki taraf arasında boş bir alan açılmıştı. Bu büyüler on saniyeye kadar etkisini sürdürebiliyorlardı.

 

Ateş Topları Yalnız Gölgenin üzerine yağıyordu. 500-600 arasında değişen hasar değerleri başının üzerinden fırladı. Canı kritik seviyelere kadar gerilemişti. Sekiz Rahip büyük bir gayretle onu hayatta tutmaya çalışıyordu. Grubun geri kalan Dövüşçüleri ölmüşlerdi. Geriye yalnızca o kalmıştı.

 

Alevler içindeki Yalnız Gölge ileri atılıp düşman Şövalyelerinin önünü kesti. Geçmelerine izin vermektense onlarla birlikte ölmeyi yeğlerdi.

 

Günahkar Melek alevlerin içinden geçemeyeceğinden Zıpçıktıyı uzaktan indirmeye çalışıyordu. Niuren Birliği Büyücüleri canları pahasına öne çıkıp okları bedenleriyle durduruyorlardı.

 

"Zıpçıktıyı koruyun!"

 

"Dayanın!"

 

Oklardan isabet alan Büyücüler ışık huzmeleri halinde meydandan ayrılıyorlardı.

 

3 saniye... 2 saniye... 1 saniye... Nihayet büyü hazırlığı sona etmişti.

 

Yıkıcı Alev!

 

Dev bir alev sütunu gökyüzünden inip Zırhlı Mancınığı ezdi. Saldırının şiddeti volkan patlamasını andırıyordu.

 

Mancınık anında alev aldı. Alevler kabardıkça ahşap gövde parçalanmaya başladı.

 

Yükselen Melek üzgün halde yayını indirdi. Bitmişti. Araknit Lordunun üzerindeki Nie Yan'a nefretle baktı. "Nirvana Alevi, aramızdaki mesele daha bitmedi!"

 

Uçan binekler ortaya çıktığında yine gelecekti!

 

Zırhlı Mancınıkların biri hala ayaktaydı. Araknit Lordunu durdurma ümitleri kaybolmuştu. 

 

Nie Yan son mancınığa doğru ilerledi. Beş kızgın gülleyle vurulup 350.000 hasar aldı. Yüklenme süresi nispeten uzun olduğundan tek başına bir mancınık tehdit oluşturmuyordu. Araknit Lordu önündeki oyuncuları ezerek Zırhlı Mancınığa bindirdi. Mancınık darbenin sertliğiyle parçalarına ayrıldı.

 

Kana Susamış Kılıçların kazanma ihtimali kalmamıştı. Çok geçmeden İlahi Muhafızlar ve Büyücü İttifakı da Zırhlı Mancınıkların yok edildiği haberini aldı.

 

"Mancınıklar yok edilmiş! İşimiz bitti!"

 

Yüzlerinde ümitsizlik vardı.

 

Kaçmayı deneyecekken Araknit Lordu önlerinde belirdi. Korku verici görünüşü ve ezici aurası ile düşmanların kalplerine korku salıyordu.

 

Zırhlı Mancınıklar olmayınca meydanda tek bir efendi kalmıştı.

 

Nie Yan lonca sohbetine yazdı.Yükselen Melek nerede?!

 

Bilmem. Ortadan kayboldu.

 

Fare gibi kaçtı yani!

 

Yükselen Melek arkasında iz bırakmadan kaybolmuştu. Muzaffer Dönüş şu anda Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınakla çarpışıyordu. İşlerin yolunda gitmediğini anladıklarında Parlak Kutsal Alevin bulunduğu tarafa çekildiler.

 

Lanet olsun Gece Düzenbazı! Neyi bekliyorsun hala?! Savaş bitmek üzere ama sen hala kılıcını çekmedin! Gök Kıran birlikte savaşmak konusunda Gece Düzenbazı ile anlaşmıştı. Kalabalık bir ordu getirdiklerinden Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınağı yok etmeyi umuyordu. Niuren Birliği de ağır kayıplar verdiğinden 30.000 kadar oyuncusu kalmıştı. Tek seferde hepsini temizleyebilirlerdi. Araknit Lorduna sahip olmaları onları kurtaramazdı! Sayı avantajları sayesinde savaşı kazanabilirlerdi. 

 

Gök Kıran Araknit Lordunun statülerinden bihaber olsa da, böyle güçlü bir varlığı uzun süre kullanamayacaklarını biliyordu. Düşmanını oyalayabilirse karşı saldırıya geçtiğinde önünde ciddi bir engel kalmazdı.

 

Lakin Parlak Kutsal Alev anlaşmanın dışına çıkmış ve kenardan savaşı izlemekten başka bir şey yapmamıştı! Gök Kıran nasıl sinirlenmeyecekti?

 

Gece Düzenbazı ondan gelen küfürlere aldırış etmiyordu. Onun yerine sadece gülümsüyordu. Ha? Bir şey mi yapmam gerekiyor? Üzgünüm ama kendi çıkarlarımı gözetmem gerek. Gelecek sefer şansını dene eski dostum.

 

Ne demeye çalışıyorsun?

 

Cümlesi bittiği anda Parlak Kutsal Alevin dev ordusu savaş naralarıyla birlikte Muzaffer Dönüşün üzerine hücuma geçti.

 

Adamlarından biri Gök Kıranın yanına koştu.

 

"Patron! Parlak Kutsal Alev Niuren Birliği tarafından satın alınmış! Arkamızdan vurulduk!"

 

"Lanet olası Gece Düzenbazı! Bundan neden şimdi haberimiz oluyor?" Gök Kıran küfürler yağdırıyordu. İşlerin bu hale geleceğini beklemiyordu.

 

"Gece Düzenbazı bu olayı kendi loncasından bile gizlemiş. Biraz önceye kadar onların dahi haberleri yoktu. Safir Tapınak, Kutsal İmparatorluk ve Parlak Kutsal Alev şu anda kalelerimize saldırıyor!"

 

Haber biraz önce yayılmıştı. Gece Düzenbazı Niuren Birliğiyle olan ilişkisini şimdiye dek gizli tutmuştu.

 

Parlak Kutsal Alev ordusu Muzaffer Dönüş ordusuyla savaşa tutuştu.

 

Aynı anda Gök Kıran'ın önünde iki bildirim belirdi.

 

Şafak Kalesi saldırı altında.

 

Muzaffer Kalesi saldırı altında.

 

Safir Tapınak, Kutsal İmparatorluk ve Parlak Kutsal Alev kalelere saldırıyordu. Saldırı gücünde yalnızca 6.000 oyuncu vardı. Ancak Muzaffer Dönüşün hemen her üyesi Cripps Kalesindeki savaş için buraya gelmişti. İki kaleyi korumak için yalnızca birkaç bin düşük seviyeli adam bırakmışlardı. Kaleleri alınırsa Muzaffer Dönüşün Kalor'da barınacak yeri kalmazdı.

 

Fakat kalelere yardıma gidemiyorlardı. İçinde bulundukları durumdan çıkış yoktu!

 

Önceki zaman diliminde Zümrüt İmparatorluğunun tartışmasız bir numarası Muzaffer Dönüş bugün çöküyordu!

 

En parlak yıldızların ışıkları bile sönmeye mahkumdu!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23947 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 42081 Bölüm Sayısı


creator
manga tr