Bölüm 340: Sarhoş

avatar
1638 51

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 340: Sarhoş


Nie Yan akademik sınavdan çıktı ve derin ve rahatlatıcı bir iç çekti. Bir saat süren bu sınavda en yüksek puan 720 idi. Fakat sorular o kadar zoru ki Nie Yan 500 puan alsa bile mutlu olurdu. Hatta sınavda hiçbir fikrinin olmadığı sorular bile vardı.

 

"Nasıl geçti?" Zhai Hao sordu. Zhai Hao ve Xia Ling bunca zaman endişelenmişlerdi.

 

"Duyduğuma göre hem komuta bölümü için hem de yıldızlar arası seyahat için minimum puan 600'müş," Xia Ling ekledi.

 

"Endişelenmeyin. Eğer kazanırsam kazanırım. Kazanamazsam da öyle olsun." Nie Yan arkadaşlarının kendisi için endişelenmesine güldü. Zirve Askeri Akademisine girebilmiş olmak onun için yeterliydi zaten. Bir As seçilmek elbette uğuruna umut beslemek için çok büyük bir şeydi. Elinde Zirve Askeri Akademisinin kabul mektubu olduğunda bile arkasında hissettiği güç zaten yeterliydi. Nie Yan'a bir hamle yapmak isteyenler en az iki defa düşünmek zorundaydı, çünkü akademinin öğrencilerini kışkırtmak demek direkt olarak Zirve Askeri Akademisini kışkırtmak demekti. Büyük çaplı ticaret birlikleri bile arkalarındaki güç ne olursa olsun akademi konusunda dikkatli davranmak zorundaydı. Eğer ileri giderlerse akademi mezunları da onlara karşı hamle yapardı.

 

Bu durum Nie Yan'ın Zirve Askeri Akademisine katılmak istemesinin ana sebebiydi. Orada öğrenci olmak demek fazladan bir güvenlik katmanı oluşturmak demekti. Elde edeceği statü düşmanlarının zorlu bir arka planla karşılaşmasına sebep olacaktı.

 

Nie Yan çok oyalanmadan ebeveynlerini Zirve Askeri Akademisine kabul edildiğine dair bilgilendirdi. Anne ve Baba Nie'nin her ikisi de kendinden geçmişti, özellikle de babası çok sevinmişti. Baba Nie'nin hayattaki en büyük pişmanlıklarından birisi Zirve Askeri Akademisine girmemek olmuştu. Bu yüzden kendisinin başaramadığı şeyi oğlunun başardığını duyunca neredeyse ağlayacaktı. Sonunda kendi hayallerini gerçekleştiren bir oğula sahip olmak mutluluk vericiydi.

 

Nie Yan telefonun diğer ucundaki babasının sesinin heyecandan ve sevinçten titrediğini duyabiliyordu. Önceki hayatında bu sınavda başarısız olduğu zamanı hatırladı, babasının yüzündeki hayal kırıklığı çok üzücüydü. Geçmiş hayatındaki üzücü olayla bu hayattaki sevinç dolu olayların zıtlığı Nie Yan'da tarifi imkansız bir duygu oluşturmuştu.

 

Bu seferki hayatında pişmanlığa yer yoktu.

 

Nie Yan arkadaşlarıyla beraber kutlama yemeğine gitti. Yediler, şarkılar söylediler ve restoranın kırmızı ışıkları altında sarhoş oldular. Nie Yan ve Xie Yao biraz sarhoş olmaktan daha ileri gitmişti.

 

Yemekten sonra Nie Yan Xie Yao'ya baktı. Alkolün etkisiyle derisi kızarmıştı, yanaklarına fazladan gelen kırmızılık cazibesine daha da cazibe katmıştı. Üzerinde palto yoktu, sadece vücudunun hatlarını daha da ortaya çıkaran örme bir süveter vardı. Kendisine bakan erkeklerin gözlerini istediği her yöne çekebilen bir büyücü kadın gibiydi.

 

Tang Yao ile beraber toplamda 9 kişilerdi. Tang Yao erken kalkmak zorunda kalmıştı fakat grubun geri kalanı öğleden sonra saat 1'e kadar takılmıştı. Saat 1 olduğunda ise 4 kişi daha ortamdan ayrıldı ve ortamda sadece Nie Yan, Xie Yao, Xia Ling ve Zhao Hao kalmıştı. Ortamda sadece bu dörtlü kalınca ortam bir anda çok daha samimi bir hal almıştı.

 

Zhai Hao Nie Yan'a anlamlı bir bakış attıktan sonra Xia Ling'e dönerek kısık sesle konuştu, "Hadi gidelim. Nie Yan Xie Yao'yu evine bırakabilir. Onun arabası aşağıda."

 

Xia Ling de Nie Yan ve Xie Yao'ya anlamlı bir bakış atarak güldü. "Pekala, bu iki sevgi dolu muhabbet kuşunu yalnız bırakalım."

 

Zhai Hao ve Xia Ling hızlıca toparlanıp kalktılar.

 

Nie Yan bakışlarını Xie Yao'ya çevirdi, Xie Yao ise bakışlarını yere çevirmişti ve endişeli bir tavırla saçlarını omzunun arkasına attı. Restoranın kırmızı ışığı bu şekilde yüzüne daha kolay geliyordu, yüzünde çekici bir hale oluşturmuştu bu ışık. Nie Yan bu manzarayı izlerken bu kızın tanrıça Afrodit'ten bile daha güzel olduğunu düşünüyordu.

 

"Hadi, artık seni evine gönderelim," Nie Yan nazikçe teklif etti.

 

"Evet," Xie Yao cevapladı fakat bu cevap biraz hızlı olmuştu. Xie Yao şu anda restoranın özel odasında sadece ikisinin kaldığını ve Nie Yan'ın sıcak bakışlarını fark etmişti. Nasıl olur da endişelenmezdi?

 

Nie Yan bu loş ve kırmızı ışıkta Xie Yao'nun güzel yüzüne bir kez daha baktı, alkolün etkisiyle düşünceleri parçalı bulutlu bir hal almıştı. Zihni aniden geçmiş hayatında Fenarte'de Yao Yao ile yaşadığı anıları canlandırmıştı. O olağanüstü vücut! O olağanüstü bembeyaz cilt! Nie Yan sarhoşluğun etkisiyle Yao Yao'nun silueti ile Xie Yao'nun siluetini karşılaştırdı, zihninde iki figür de aynı görünüyordu ve alkolün etkisi ile bunu eğlenceli bulmuştu. Nie Yan'ın kanı bir anda hızlandı ve karnının altında bir hareketlenme hissetti. Bu fiziksel uyarı anında onun hatıralardan çıkıp bugüne geri dönmesini sağladı.

 

"Xie Yao," Nie Yan nazik bir tavırla fısıldadı. Kolunun birini Xie Yao'nun beline uzattı ve onu kendine çekti. Xie Yao'nun vücudunun içgüdüsel bir şekilde gerildiğini hissedebiliyordu, Nie Yan'ın dokunuşuna hafif de olsa karşı koyuyordu.

 

Nie Yan'ın kalbi tanıdık bir hisle doldu. Bu his kendisine hem çok yakın hem de çok uzak bir histi.

 

Belki de içtiği şarabın etkisiydi, fakat Nie Yan'ın zihni artık vızıldayan bir arının beyninin içinde dolaşması gibi hissettiriyordu. Xie Yao'yu daha sıkı şekilde sardı ve onu kanepeye doğru itti. Kendisi de Xie Yao'nun üzerine doğru eğildi ve dudaklarını onunkilere doğru ilerletti. Aniden zihnindeki bulanıklıkta bir dalgalanma oluştu.

 

Nie Yan geçmişteki o geceden başka bir şey düşünemiyordu.

 

Xie Yao Nie Yan'ın duygularının bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordu, üstelik bu duyguların temelinin ne olduğunu da anlamamıştı.

 

Her şey çok hızlı gelişmişti. Xie Yao aceleci şekilde iki eliyle Nie Yan'ı kendisinden uzaklaştırmak istedi fakat bunu başarabilecek gücü yoktu. Nie Yan kendisinden çok daha güçlüydü, ve Xie Yao'nun vücudu Nie Yan'ın elinin vücudunun etrafına dolaşmasıyla daha da güçsüz hale gelmişti.

 

Nie Yan'ın eli Xie Yao'nun vücudunda dolaşıyordu, boynundan başlayarak aşağı doğru indi ve beline yaklaştığında süveterinin altından girerek vücudunu keşfetmeye devam etti.

 

Xİe Yao Nie Yan'ın geniş elini vücudunda dolaştığını vücudunun her kıvrımını keşfettiğini hissedebiliyordu, beline yaklaştığında hafifçe zıplamıştı. Nie Yan'ın eli süveterden içeri girip yukarı kaymaya başladığında Xie Yao direnmek için kıvrandı fakat bu çok minik bir çabaydı.

 

Nie Yan'ın bunu ne kadar ileri götüreceğini bilmediğinden duyguları karışıyor ve kalbi hızla atıyordu.

 

Nie Yan'ın elinin omzunun arkasına kadar gidip sutyeninin kopçasına değdiğinde Xie Yao'nun gösterdiği direnç aniden güç kazandı. Kalbi her ne kadar Nie Yan'a ait olsa da henüz bu adımı atmaya hazır hissetmiyordu kendini. Şu anda bu tarz şeyler için çok erkendi.

 

Xie Yao'nun gösterdiği direncin artması Nie Yan'ın sarhoşluktan biraz olsun ayılmasını sağlamıştı. Aniden çok ileri gittiğini fark etti. Bir anda ayağa kalktı ve kafasını sallayarak kendine gelmeye çalıştı. Hala hafiften sersem hissediyordu ve Xie Yao'ya baktı. Kıyafetleri dağılmış vaziyetteydi ve beli hala açıktaydı.

 

Xie Yao aceleci şekilde ayağa kalktı ve kıyafetlerini düzeltti. Az evvel yaşananlardan dolayı oldukça büyük bir utanç hissediyordu. Eğer direnç göstermese durumun ne kadar daha ilerleyebileceğini düşününce utanç içinde Nie Yan'a baktı.

 

"...Üzgünüm," Nie Yan samimi şekilde özür diledi. Yao Yao ile Xie Yao'nun aynı kişi olması ihtimalini düşünmesi Nie Yan üzerinde büyük bir etki yapmıştı. Eğer bugün yaptığı bu hamleler Xie Yao'nun kendisi hakkındaki düşüncelerini kötü yönde etkilerse bir daha hayatı boyunca kendini affedemezdi.

 

Xie Yao yüzü kızarmış şekilde sessizce Nie Yan'a baktı, bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu, "Beni eve bırakır mısın lütfen." Nie Yan'ın bu küstah davranışına oldukça üzülmüştü, fakat Nie Yan'ın yüzündeki samimi özür ifadesini görünce ona sinirlenemedi. Kalbinin kırıldığını anladığında anında özür dilemiş olması Xie Yao'nun mutsuzluğunun kaybolmasına sebep olmuştu.

 

"Peki." Nie Yan ayağa kalktı.

 

Xie Yao da ayağa kalkmadan evvel bir kez daha kıyafetlerini düzeltti. Ayağa kalktığında bacaklarında ani bir güçsüzlük hissetti ve neredeyse kanepeye tekrar düşecek gibi oldu.

 

Nie Yan aniden elini Xie Yao'nun arkasına götürerek düşmesini önledi.

 

"Sanırım biraz fazla içtim," Xie Yao garip bir ses tonuyla konuştu. Şu anda bir gramı bile kaldırabilecek gücü toparlayamıyordu.

 

"Merak etme. Seni arabama kadar taşırım. Torpido gözünde ayılma hapı var," dedi Nie Yan. Ayılma haplarını aldıklarında kısa sürede alkolün etkisi yok oluyordu.

 

"Hayır!" Xie Yao şiddetli şekilde başını salladı. Şu anda günün ortasıydı, etrafta insanlar olmalıydı. Güçlü bir adamın sarhoş bir kızı arabasına taşıması elbette görenleri konuştururdu.

 

Nie Yan bakışlarını ayakta durmakta zorlanan Xie Yao'ya çevirdi. Bir süre sonra Nie Yan Xie Yao'yu sırtına almadan evvel ona bakarak parlak bir gülüş attı.

 

Xie Yao havaya yükseldiğini hissedince şaşkın bir çığlık attı. Kalbi yerinden çıkacak gibi atmış ve sonra sakinleşmişti. Nie Yan'ın kaslı ve güçlü sırtı tarafından desteklenmek Xie Yao'yu güvende hissettirmişti.

 

Nie Yan Xie Yao'yu arabasına taşıdı. İkisi de ayılma hapı aldıktan sonra daha iyi hissetmeye başladılar.

 

İkili arabanın içinde konuşmadan oturuyor ve az evvel restoranda yaşanan utanç verici olayı düşünüyordu.

 

"Hadi gidelim," Xie Yao yumuşak bir ses tonuyla konuştu. Şu anda ayılmış olmasına rağmen bir daha Nie Yan'ın yüzüne bakmaktan utanıyordu.

 

Nie Yan arabasını çalıştırdı ve otoparktan çıkış yaptı. "Nerede oturuyorsun?"

 

"Bulutlu Su bölgesi."

 

Bulutlu Su mu? Nie Yan oturduğu yerden sıçrayacak gibi oldu. Kendisinin yaşadığı yer de orasıydı! Ancak bunda şaşılacak bir şey yoktu. Bir gölün etrafına yapılmış olan ve temiz havası olan bu bölge Huahai'nin birinci sınıf bölgesiydi. Bu bölge şehrin en elit kişilerinin oturduğu yerdi. Xie Yao'nun arkasındaki güç düşünülürse ailesinin orada yaşamasına şaşırmamak gerekirdi.

 

Fakat Bulutlu Su bölgesi oldukça geniş bir yerdi. Nie Yan önceki hayatında Xie Yao ile karşılaşmadığına göre bu bölgenin farklı yerlerinde oturuyor olmalıydılar, aksi takdirde Nie Yan kesinlikle Xie Yao'yu görmüş olmalıydı.

 

Zaten Baba Nie'nin Bulutlu Su bölgesine yerleşmek istemesinin asıl sebebi de bu bölgedeki zengin kişilerin sayısıydı. Meşhur bir söz olan 'Zenginliğin yanında yaşarsan zengin olursun' sözünü hayata geçirmek istemişti. İşin aslı, Bulutlu Su bölgesi ara sıra komşulara özel olan etkinlikler düzenliyordu. Bu etkinliklerden birine davetli olmak Baba Nie'ye çok büyük avantaj sağlardı çünkü bu şekilde birçok zengin ve nüfuzlu kişiyle bağlantı kurabilme şansını yakalıyordu.

 

"Vay vay! Ben de Bulutlu Su bölgesinde yaşıyorum."

 

"Gerçekten mi?" Xie Yao şaşkın şekilde sordu.

 

"Bir ara yanıma gelip yaşadığım yeri görmelisin."

 

"Pekala. Zaten ebeveynlerinle tanışmak için de iyi bir fırsat olur."

 

Nie Yan ve Xie Yao sohbetlerine devam ederken araba Xie Yao'nun belirttiği adreste durdu. Tam da Nie Yan'ın düşündüğü gibiydi, Xie Yao'nun evi onun evinden uzaktaydı. Gölün farklı taraflarında yaşıyorlardı, üstelik bu bölgeye girmek için farklı girişleri kullanıyorlardı. Ailelerden biri Güney Girişi kullanırken diğer ise Batı Girişini kullanıyordu, bundan dolayı hiç karşılaşmamış olmalarına şaşırmamak gerekirdi.

 

Nie Yan arabasını Xie Yao'nun evinin kapısının önünde durdurdu ve onu içeri girene kadar izledikten sonra kendi evine doğru yola çıktı.

 

Nie Yan eve geldiğinde sürpriz bir partiyle karşılaştı. Ebeveynleri arkadaşlarını ve akrabalarını davet ederek büyük bir etkinlik organize etmişlerdi. Ortamdaki herkes gururlu anne-babanın oğulları ile kaynaşmasını izledi.

 

İki saat boyunca devam eden etkinlik konukların yavaş yavaş ayrılmasıyla son buldu.

 

Nie Yan'ın kabul mektubunu almasına duyduğu şaşkınlığı ve heyecanı hala üzerinden atmamış olan Baba Nie oğluyla şirket meselelerini konuşmaya başlamıştı. Tuoba Ailesi ve Yüzyıl Mali Grubunun çatışmasından sonra Baba Nie Tuoba Hongye'nin satışa çıkardığı hisselerin çoğunu satın alma fırsatını yakalamıştı. Şimdilerde Baba Nie'nin satın aldığı hisseler endişe verici derecede bir büyüklüğe ulaşmıştı.

 

Nie Yan bu konu hakkında düşündü. Babasının Tuoba Hongye ile olan ilişkisi elbette dolaylı yoldan da olsa Tuoba Zaman'ın işine yarayacaktı. Görünüşe göre Tuoba Ailesinin problemleri henüz bitmekten çok uzaktaydı.

 

"Söyle bakalım evlat, bir sonraki hamlemiz sence ne olmalı?" Baba Nie Nie Yan'ın gözlerine bakarak konuştu. Oğlunun da kendisi ile aynı fikirde olup olmadığını öğrenmek istiyordu.

 

"Tuoba Ailesi büyük kayıplar verdi, fakat Yüzyıl Mali Grubu da bu işten kolay sıyrılamadı elbette. İnanç içerisinde birçok birliğe sponsor oldular ve yakın zamanda muhtemelen en büyük rakiplerimizden birisi haline gelecekler. Neden bu durumu onların hisselerini satın almak için kullanmıyoruz? İleride işimize çok yarayabilir."

 

Baba Nie bir süre düşündükten sonra katıldığını belli edecek şekilde kafasını salladı. Nie Yan'ın sözleri mantıklıydı, fakat detaylar için hala araştırma ve plan gerekliydi.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23319 Üye Sayısı
  • 827 Seri Sayısı
  • 41854 Bölüm Sayısı


creator
manga tr