Bölüm 325: Savaş ilanı

avatar
829 31

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 325: Savaş ilanı


 

Liu Rui'nin sahip olduğu karakter en küçük şeylerden dolayı bile intikam peşine düşebilecek bir karakterdi. Nie Yan onunla antrenman yaptığında kalbine nefret tohumlarını ekmişti. Liu Rui'nin ne zaman intikam için hamle yapacağını kim bilebilirdi? Eğer bu tehdit bir an evvel ortadan kaldırılmazsa Nie Yan rahat bir uyku uyuyamazdı. Kanunlarda yapılan son değişikliklerle bir vatandaşın öldürülmesi ile ilişkisi olan kişi cezalandırılacaktı, buna işin arkasındaki azmettirici kişi de dahildi. Cezadan hiç kimse kaçamazdı! Uydu teknolojisinin gelişmesinin sayesinde bir cinayet davasını araştırmak her zamankinden daha kolaydı.

 

Bu durum son birkaç on yılda suç oranının düşmesine sebep olmuştu.

 

Nie Yan önceki hayatında Cao Xu'yu öldürmüştü çünkü kendisi de ölüme hazırdı.

 

Şimdi ise kanun sınırları içerisinde kalarak Liu Rui ile nasıl başa çıkacağını hesaplıyordu. Şu anda içini rahatlatan şey ise Xie Yao'nun muhtemelen bu hayatta Liu Rui ile birlikte olmayacağıydı. Nie Yan şu anda Xie Yao ile sabit bir ilişki kurabilmişti. Bu hızda ilerlemeyi başarabilirse bir müddet sonra Xie Yao kendisinin kız arkadaşı olabilirdi.

 

Nie Yan Guo Huai'ye bir emir gönderdi.「Muzaffer Dönüşten Gök Delen isimli oyuncuyu takip ettir. Yüz adet hırsız göndererek onun icabına baktır. Seviye 0 olana kadar öldürsünler. Şehirden ne zaman çıkış yapmaya çalışırsa direkt olarak mezara geri göndersinler!

 

Belki de babasının kendisini yetiştirme tarzından kaynaklıyı, Nie Yan her daim böyle vahşi ve ateşli bir mizaca sahipti. Eğer bir şeyi kendisine ait hissediyorsa kimsenin ona dokunmasına izin vermezdi, özellikle de bahsedilen şey bir kadınsa! Baba Nie gençliğinde ordu ile iş yapmış birisiydi. Ancak anne Nie ile tanıştıktan sonra durulmuştu. Fakat doğasındaki bu kabadayılık elbette genetik olarak Nie Yan'a aktarılmıştı. Ataların da dediği gibi, bir ejder ancak bir ejder doğurur, bir Anka kuşu ise ancak bir Anka kuşu doğurur.

 

Nie Yan kendisine bencil denmesini önemsemiyordu. Zaten iyi bir insan olma amacını gütmemişti en başından beri. Göze göz, dişe diş mantığını benimseyen birisiydi. Bir tokat vurulduğunda diğer yanağını çevirme felsefesi tamamen bir saçmalıktı!

 

「Anlaşıldı, derhal işe koyuluyorum! Guo Huai emirleri hemen onayladı. Nie Yan kendisine ilk defa böyle bir emir veriyordu. Gök Delen denen bu eleman belli ki Nie Yan'ı kızdıracak çok kötü bir şey yapmıştı.

 

Guo Huai doğal olarak Nie Yan'ın bu agresif tavrını anlayabiliyordu. Nie Yan kışkırtıldığında oldukça korkunç bir hal alabiliyordu.

 

Nie Yan'ın emirlerinin ışığında Niuren Birliğinden bir gözcü Liu Rui ve grubunu takip etmeye başlamıştı. Şehirden çıktıkları an itibariyle bir hırsız grubu tarafından tuzağa düşürüleceklerdi. Toplamda on adet yüksek becerilere sahip Hırsız grubu görevlendirilmişti, aralarından üç tanesi özellikle Liu Rui'yi hedef alacaktı.

 

Nie Yan bakışlarını Yao Yao'ya çevirdiğinde onun yüz ifadesi ile Xie Yao'nun yüz ifadesinin çok benzer olduğunu fark etti.

 

Xie Yao ile Yao Yao aynı kişi olsa ne kadar da harika olurdu! Nie Yan'ın zihninde canlanan baştan çıkarıcı sahneler kalbinin hızlı atmasına sebep olmuştu. Ne pahasına olursa olsun gerçeği öğrenecekti!

 

Yao Yao birliğin sayfasında az evvel yayınlanan anonsu fark etmişti. Nie Yan'a dönerek sordu: Kana Susamış Kılıçlarla savaşa mı giriyoruz?"

 

"Evet." Nie Yan başıyla onayladı. "Fakat bu savaş diğerlerinden farklı olacak. Zafer, kimin daha derin bir hazinesinin olduğuna göre belirlenecek, ve korkarım ki kaynakları ilk tükenen taraf biz olacağız. Onların arkasında Yüzyıl Mali Grubu var." Niuren Birliği şu anda altın konusunda bir zorluk çekiyordu. Merkezi Müzayede Evinden Yao Yao'nun yanına gelene kadar Niuren Birliğinden 2000'den fazla oyuncu öldürülmüştü. Fakat elbette bu oyuncuların seviye yükselmek için dışarı çıkmaları gerekecekti.

 

Niuren Birliği elbette Kana Susamış Kılıçların her istediklerini yapmalarına izin vermeyecekti. Onlara kendi taktikleri ile saldırmak elbette verilecek en ağır cezalardan birisiydi.

 

Bu savaş resmen zenginliğin rekabetiydi. İlk önce hangi taraf çökecekti?

 

Nie Yan'ın ödül duyurusundan sonra Suikastçılar Cemiyetinden 16,000 oyuncu bu ödülü kazanmak için harekete geçmişti. Hepsi de art arda Şan Şehrine gitti. Nie Yan bu suikastçıların nasıl bir başarı yakalayabileceğini bilemiyordu. Fakat yetenekleri düşünüldüğünde elbette Kana Susamış Kılıçlardan birilerini öldürecekleri kesindi. Nie Yan'ın şu anda tek düşündüğü şey bu suikastçılara ödeme vakti geldiğinde ne yapacağıydı.

 

Vereceği ödüllerin yanında aynı zamanda kendi taraflarından ölen birlik üyelerine de destekte bulunmalıydı. Eğer bu desteği yapmazsa oyuncular altında kaldıkları baskı sebebiyle çökerlerdi.

 

Niuren Birliği sürekli olarak dinç kalıyordu, mola verme lüksleri yoktu. Bir sürtüşmeyi çözdükten sonra anında bir yenisi geliyordu.

 

Niuren Birliği şu anda mali bir krizin eşiğindeydi. Fakat sonu iflas olsa bile şu anda geri adım atmayı göze alamazlardı. Sonuçta bu tarz korkak bir savaş tarzına başvuran taraf kendileri değildi, üstelik tek bir birlik ile savaşmıyorlardı, her taraftan Niuren Birliği ile savaşmaya gelen gruplar vardı.

 

Bu esnada Kana Susamış Kılıçlardan forumlara yeni bir duyuru daha geldi.

 

「Niuren Birliği, savaşmaya cesaretin var mı?

 

Kana Susamış Çılgın Kılıç'ın savaş ilanından sonra alt tarafta birçok kışkırtıcı yorum da yapılmıştı.

 

「Herkes sözlerime şahit olsun. Ödül duyurusunu ilk önce geri çeken kim olursa diğerinin torunu sayılır. Çılgın Hırsız, cesaretin var mı? Ölü Sayacı: 2,382

 

Kana Susamış Kılıçlar kışkırtıcı davranıyordu. Ödül duyurularını yayınladıktan bu yana sadece iki saat geçmişti!

 

Forumlara yapılan bu kışkırtıcı yorumlar ve duyurular yüklendiğinde Niuren Birliğinin üyeleri öfke ile dolmuştu.

 

「Lanet olsun bu alçaklara! Madem savaş istiyorlar, o halde savaşırız! Onlardan korkan kim? Bizler zamanında Mavi Düşen Gökyüzünü, Engelsizi, Parlak Kutsal Alevi ve Muzaffer Dönüşü yerle bir ettik! Listemize bir başka isim eklesek ne olur ki?

 

「Patron, biz onlardan korkmuyoruz! Şan Şehrinde bir katliam yapalım!

 

「Şan Şehrine transfer olmanın ücreti bir altın. Bunu yaparsak sadece birliğe yük oluruz. Ayrıca zaten Şan Şehri Kana Susamış Kılıçların bölgesi. Onların birliğinde 100,000'den fazla oyuncu var. Onların yanında olan birlikleri de sayarsak 400,000 civarı oyuncuları var. Sence onlar kolay lokma mı? Eğer oraya gidersek tam bir mağlubiyet alırız. Patronun söyleyeceklerini bekleyelim!

 

「Patron, bu sadece kimin daha fazla altına sahip olduğu ile sonuçlanacak bir savaş değil mi? Bizim birliğimizde birçok kardeşimiz var. Korkacak neyimiz var? Herkes altınlarını ortak bir havuzda birleştirsin! Bu şekilde onların hazinelerini son kuruşuna kadar kurutabiliriz! Benim üç altınım var!

 

「Benim iki altınım var!

 

「Benim de iki altınım var!

 

「Birlik bizim gelişmemiz için çok fedakarlık yaptı. Şimdi bu iyiliği karşılama zamanımızdır!

 

...

 

Oyuncular art arda ellerindekini birliğe bağışlamayı teklif ediyordu ve bu zincir şeklinde uzayarak diğer oyuncuları da gaza getiriyordu. Çok zaman geçmeden bütün birlik bu dava için bağış yapmayı kabul etmişti.

 

Birliğin konuşma kısmındaki hareketliliği gören Xie Yao Nie Yan'a baktı. Bu adamı bu kadar karizmatik yapan şey neydi? Birçok oyuncu ufacık bir şüphe dahi duymadan birliğin iyiliği için ceplerini boşaltma çabasındaydı. Niuren Birliğinde birkaç tane bencil oyuncu olmasına rağmen katkıda bulunmaya çalışanların yanında bu kişilerin sayısı oldukça azdı.

 

Nie Yan birliğin sohbet ekranına baktı. Bütün oyuncular Nie Yan'ın arkasındaydı. Korkacak neyi vardı ki? Kana Susamış Kılıçlar Niuren Birliğinden on kat daha güçlü olsa bile bu sağlam yapılanma ile başa çıkabilirler miydi? Hayır, elbette başa çıkamazlardı! Niuren Birliğinin oyuncularının samimiyeti ve yoldaşlığı nice savaşlar sonucunda kurulmuştu. Bir krizden diğerine koşan birlik her defasında daha da sağlam hale gelmişti. Kana Susamış Kılıçlar gibi kalple birbirine bağlı olmayan bir birliğin bunu anlayabilmesi imkânsızdı.

 

Bu türden bir azim Niuren Birliğinin her daim daha da sağlam bir yapıya bürünmesine sebep oluyordu.

 

Kana Susamış Kılıçların üyeleri şu anda Niuren Birliğinin içinde bulunduğu durumda olsalar hangisi bu şekilde destek verici hamleler yapardı ki? Elbette hiçbiri bunu istemezdi! Korkak fareler gibi kaçışırlardı!

 

Nie Yan oyuncularının tutkusunu görünce gözlerinin hafifçe sulandığını hissetti. Derin bir nefes alarak zihnini sakinleştirdi.

 

「Neler oluyor be? Ben sohbet ekranına bir saniyeliğine bakmıyorum ve sizler bir bağış toplantısı düzenliyorsunuz. Kendinizi bir afete sürüklemeye mi çalışıyorsunuz? Bu şekilde işin mantığını ters işlemiş olmuyor musunuz? Nie Yan şakayla karışık şekilde konuştu.

 

「Patron, demek geldin!

 

「Patron, Kana Susamış Kılıçlar çok ileri gitti! Biz altınlarımızı bir havuzda toplayarak bu savaşa daha uzun süre dayanmayı hedefliyoruz!

 

Nie Yan sohbet ekranına gelince birliğin üyeleri heyecanlanmıştı.

 

「Birkaç günde bir Yükselen Ejder Mali Grubundan yardım alıyoruz. Ayrıca ben birkaç yüz bin altın katkıda bulunabilirim. Şimdilik sizin altınlarınız sizin cebinizde kalsın. Eğer gerçekten de bu savaşa dayanamayacak duruma gelirsek sizlerin yardım teklifini reddetmem. Nie Yan Kana Susamış Kılıçların hazinesinde ne kadar altınlarının olduğuna dair bir bilgiye sahip değildi.

 

「Vay be! patron gerçekten de çok zengin!Nie Yan'ın cevabı birliğin üyelerini etkilemişti. Yükselen Ejder Mali Grubu Niuren Birliğine altın yatırımında bulunmuş olsa da bu altınların çoğu oyunculara binek almak için harcanmıştı. Oyuncular Nie Yan'ın 50,000 altını olsa bile bunu etkileyici bulurdu. Kim bilebilirdi ki Nie Yan'ın bu kadar fazla altına sahip olacağını?

 

Doğrusunu söylemek gerekirse Nie Yan aslında bu kadar altına sahip değildi. Fakat müzayede evleri, Yıldızlı Gece İksir Dükkanı ve diğer işlerden her gün birçok altın geliyordu. Kısa süre içerisinde büyük oranda altın toplayabilirdi. Bu birikimi bir de Yükselen Ejder Mali Grubundan gelen yatırımla birleştirirse ucu ucuna yetiştirebilirdi.

 

Nie Yan hesaplamalar yapıyordu. Her gün elde ettiği 20,000-30,000 altın yetersizdi. Bir ya da iki arazisini satışa çıkarabilirdi. Fakat bu en son yapacağı iş olmalıydı çünkü bu arazilerin değeri ileride katlanarak artacaktı.

 

Nie Yan çok gerekli olmadığı müddetçe birliğindeki oyuncuların altınlarına dokunmayacaktı. Sonuçta ellerinde tuttukları 1-2 altını bu oyuncular kanla ve terle kazanmıştı. Kötü bir senaryo yaşanırsa bu oyuncuların acil durumlarda kullanabilecekleri bir hazineleri kalmazdı.

 

Nie Yan zihnini sürekli nasıl daha fazla altın kazanabileceği yönünde çalıştırıyordu. Daha fazla kale elde etmek muhtemelen en iyi çözüm olacaktı.

 

Nie Yan'ın çaresiz ifadesini gören Yao Yao dudaklarını ısırdı. Böyle bir durumda sadece kendisi ona yardım edebilirdi! Yu Rui'ye bir mesaj yolladı.

 

Nie Yan bir süre sonra Guo Huai'den bir mesaj aldı「Yükselen Ejder Mali Grubu bize bu zor zamandan dolayı 100,000 altın sağlamaya karar verdi.

 

Nie Yan gözlerini kırptı. Nie Yan bir problemle karşılaştıktan hemen sonra nasıl olmuştu da Yükselen Ejder Mali Grubu bir anda hamle yapmıştı? Şüpheli gözlerle yanında duran Yao Yao'ya baktı. Yao Yao'nun aslında Xie Yao olduğu hakkındaki şüpheleri artmıştı. Durumun bu hale gelmesiyle açıklanamayan birçok şey anlam kazanmıştı.

 

「Yükselen Ejder Mali Grubuna teşekkürlerimi iletin.

 

「Çoktan hallettim bile.Guo Huai cevapladı.

 

Bu 100,000 altın daha iyi bir zamanda gelemezdi. Nie Yan şu anda Kana Susamış Kılıçlarla olan savaşında bir güvence kazanmıştı.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19349 Üye Sayısı
  • 809 Seri Sayısı
  • 39145 Bölüm Sayısı


creator
manga tr