Bölüm 297: Güçlü Düşman

avatar
864 19

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 297: Güçlü Düşman


 

"Lonca lideri Niuren Birliğini yakından izliyor. Üzerimize kolay kolay adam gönderemezler. 10'a 1 kadar sayı üstünlükleri olmadığı sürece önceki gönderdikleri çöp Hırsızlar gibi kolay lokma olacaklar. Tek bilmediğimiz Nirvana Alevinin ortaya çıkıp çıkmayacağı." Rahat, Kaynak Suyunu yudumluyordu.

 

"Demek patronun amacı buydu! O aptal tek başına bizi öldürebileceğini düşünür umarım!" Solgun yerdeki ganimeti toplarken küstahça hakaretler savuruyordu.

 

Grupları Kana Susamış Kılıçların en iyi oyuncularından toplanmıştı. Ortalama seviyeleri kırk dörttü ve en kaliteli ekipmanlarla donanmışlardı. En önemlisi, her biri PvP yetenekleri sayesinde loncaya davet edilmişti!

 

Düşmanın karakteri göz önünde bulundurmuşlardı. Kana Susamış Çılgın Kılıca göre Nie Yan gibi bir oyuncu kesinlikle ve kesinlikle Düzen Kitabı bölümlerini almak için gelecekti. Nie Yan yalnız gezerdi.  Dolayısıyla Kana Susamış Çılgın Kılıcın yapması gereken Nie Yan'a çekici bir yem sunmaktı. Tıpkı hiçliğin ortasında sadece 13 kişiyle avlanan bu grup gibi.

 

13 kişinin tamamı PvPde yetenekliydi. Her biri tek başına beş ya da altı kişiyi alt edebilirdi.

 

Kana Susamış Çılgın Kılıç bile Nie Yan'ın yeteneğini kabullenmeliydi. Savaşsalar kimin galip geleceği meçhuldü. Ancak Nie Yan bir başınaydı. Haliyle gücünün bir sınırı olmalıydı!

 

Nie Yan yoldaşına baktı. Gaddar bir elinde hançerini sıkıca tutarken diğer elini istemsizce sıkıyordu.

 

Gaddarın bu hali Nie Yan'ın gözünden kaçmamıştı.「Gaddar, sorun nedir?

 

「O şerefsiz! Kaybetmiş olsak da Yüz Hırsız içinde değersiz bir oyuncu yok! Bütün hakaretlerini ona yedireceğim! Gaddarın öfkeden deliye dönmüştü.

 

Kendisini aşağılasalar umursamazdı, ama düşmanın sözleri kötü yeri hedef almıştı. Ölen kardeşleri görevlerinde başarısız olmuşlardı. Ancak fedakarlıkları saygıyı hak ediyordu. Yaptıkları hakaret edilebilecek bir şey değildi!

 

Sadık bir adam belalara göğüs gerer! Babası bu sözleri yıllar önce Nie Yan'a söylemişti. Gaddara bakarken hayranlık duymaktan kendini alamıyordu.

 

「Patron. Gaddar kararlı gözlerle Nie Yan'a baktı.

 

「Ne oldu? Çekinmeden söyle. Gaddarın ne söyleyeceğini tahmin etmişti aslında.

 

「Rahatı bana bırakır mısın? Kimin çöp olduğunu ona göstermem gerek!

 

Nie Yan düşündükten sonra onay verdi.「Pekala, ona dokunmuyorum. İstediğini yapabilirsin.

 

「Sağ ol patron. Kardeşlerimin intikamını alacağım! Gaddarın öldürme niyeti gözlerinden belli oluyordu.

 

Rahatın dengi değildi. Fakat kararını verdiğine göre en azından bir kere denemesinde sakınca yoktu. Belki de bu savaş sayesinde kendini geliştirecekti. Asıl önemli olan böyle tereddütsüz davrandığı sürece er ya da geç yoldaşlarının intikamlarını alacak güce ulaşacak olmasıydı!

 

Nie Yan plan yapmaya başladı. Gaddarı dikkat dağıtmak için kullanıp karmaşadan yararlanacak ve Solgunu öldürecekti!

 

Düşman Hırsızları peşlerinde Çöl Pitonlarıyla geri dönmüşlerdi. Yaratıkları temizlemeye devam ettiler.

 

Nie Yan sadece takım çalışmalarına bakarak karşısındaki oyuncuların basit kişiler olmadıklarını rahatlıkla söyleyebilirdi. Kana Susamış Kılıçların böyle bir grubu yabana göndermesinin ardında yatan sebep ortadaydı!

 

Nie Yan'ı tuzağa düşürmeye çalışacaklardı!

 

Kana Susamış Kılıçların oyuncuları ölse de sorun değildi. Öte yandan Nie Yan'ın ölmesi Niuren Birliğine ağır bir darbe indirmek demekti.

 

Ancak Nie Yan'da Belirsiz Işınlanma Parşömenleri vardı. Tehlike anında istediği gibi kaçabilirdi.

 

Gaddara işaretini verdikten sonra Solguna yaklaşmaya başladı.

 

...

 

Solgun Çöl Pitonlarından birine saldırıp Epik Vuruşla yaratığı savurdu.

 

"Solgun, lonca lideri bizi bir saate Ejderha Çanı Vadisine bekliyor!" Yanındaki Şövalye aldığı mesajı gruba duyurdu.

 

"Anlaşıldı."

 

Tam Solgunun cümlesi bittiğinde Şövalye huzursuzlandı. Bakışları ilahi ışıkla ilerideki kayaya yöneldiğinde, kayanın ardından fırlayan karartıyı yakaladı.

 

"İleride bir Hırsız var!" Şövalye bağırdığı anda Rahiplerden biri havaya ışık topu atıp etrafı aydınlattı ve Hırsızın silueti ortaya çıktı.

 

Solgunun grubu kaçmaya başlayan Gaddarın peşine düştü.

 

"Yine aynı aptal gelmiş. Canına susamış herhalde!"  Şövalyenin sezgileri, bir oyuncu olarak kalitesini gösteriyordu. Gerçi grubun tamamı öyleydi. Kovalamaca durumundayken bile düzenlerini bozmuyorlar, aralarında sürekli olarak altı metre mesafe bırakıyorlardı.

 

Düşmanın yalnız olmadığını biliyorlardı. Etrafta pusuda bekleyen başka Hırsızlar da olmalıydı.

 

Sarsılmaz İrade! Şövalyenin hızı bir anda artınca düşmanla arasındaki mesafe kapandı.

 

Bu sırada Nie Yan'ın bakışları Solguna kilitlenmişti. Kamuflaja girdikten sonra takibe geçti.

 

Solgun grubuyla birlikte Gaddarı kovalarken ensesinde ecelin soğuk nefesini hissetti.

 

Hızlı! Zihninde tehlike çanları çalıyordu. Kendisine hemen Savaş Tanrısının Korumasıyla güçlendirme verdi. Vücudu altın renkli soluk bir ışıkla sarmalanırken altın zırhlı gök tanrılarını andırıyordu.

 

Boğucu Vuruş! Nie Yan'ın hançeri Solgunun başına şimşek hızında ilerliyordu.

 

Nie Yan ikinci bir saldırıyla devam edecekken Solgunun sersemlemediğini görüp afalladı.

 

Lanet olsun! Savaş Tanrısının Korumasını etkinleştirdi!

 

"Hortum Kesişi!" Solgun kılıcını pervane gibi çevirip etrafına kılıç enerjisi saçtı.

 

Nie Yan hızla geri çekilip Kara Parlak Bariyeri etkinleştirdi. Ardından hançerini kaldırıp saldırıyı karşıladı. Hasarın bir kısmını bertaraf etmesine rağmen canından 100 puan kaybetmesine engel olamadı.

 

Solgun, Nie Yan'ı gördüğünde yüzünde bir gülümseme belirdi.

 

"Sonunda geldin Çılgın Hırsız! Bunca zamandır seni bekliyordum!" Solgun kılıcını savurarak Nie Yan'ın üstüne gitti.

 

Kılıç alevler içinde kaldı, dört metre uzunluğundaki alev çizgisi gökyüzünden indi.

 

Bu, Gelişmiş Becerilerden Yanan Satırdı!

 

Solgun pek hevesliydi. Daha dövüşün başından en güçlü becerilerini kullanıyordu!

 

Solgun görünürde sakin dursa da kalbi göğüs kafesini sertçe dövüyordu. Karşısındaki rakip herhangi bir oyuncu değildi. Rakibi Çılgın Hırsızdı! Sırf o isim bile üzerinde baskı oluşturmaya yeterdi. Bunun ötesinde dindiremediği bir heyecan hissediyordu. Nie Yan'ı öldüren kişi olabilirse ismi bütün imparatorlukta efsaneye dönüşebilirdi!

 

Kavurucu alevler yüzüne vurduğunda Nie Yan sırıttı. Gölge Valsi! Vücudu bir karartıya dönüp ortalıktan kayboldu. Yanan Satır boş zemine çarptığında alevleri etrafa saçıldı.

 

Nie Yan Solgunun arkasında belirip Zenard'ın Kılıcıyla seri saldırılar yaptı.

 

−521

 

 

−121

 

 

−182

 

...

 

Solgunun canı bir anda yarıya düştü.

 

Kahretsin! Solgun soğuk terler dökmeye başladı. Canının bu hızda düşeceğini beklemiyordu.

 

Alevli Kargaşa!

 

Solgun kılıcını yere sağladığında yerde ağ şeklinde çatlaklar belirdi. Ardından çatlaklardan yukarı alevler fışkırdı. Dehşet verici alevlerin ortasında dururken gösterdiği kudret ile alev tanrılarını andırıyordu.

 

Gaddarı kovalayan Rahiplerden biri Solgunun pusuya düştüğünü gördü. Hemen Şifa kullanıp Solgunu iyileştirdi ve Parlak Bariyer ile onu korumaya aldı.

 

Rahibin hızı inanılmazdı!

 

Sonrasında Büyücüler de arkalarında kalan dövüşü fark edip ateş topları ve buz mermileriyle Nie Yan'a saldırdılar.

 

Saldırı fırsatını kaybettiğini anladığında Nie Yan Rüzgar Adımını etkinleştirip Alevli Kargaşanın oluşturduğu alevlerin dışına kaçtı. Solgunun arkadaşları olay yerine geldiklerinde Nie Yan sırra kadem basmıştı.

 

"Nirvana Alevi miydi o?" Vahşi etrafta Nie Yan'ın izini arıyor, ama bir türlü bulamıyordu.

 

"Evet..." Solgunun rengi ismi gibi solmuştu. Az önce fazla dikkatsizdi. Dikkatsizliği canına mal olacaktı! Alevli Kargaşayı zamanında etkinleştirmeseydi kim bilir nasıl bir sonuçla karşılaşacaktı?

 

"Dövüşün epey hızlıydı. Başımızı çevirmeye kalmadan bitirdiniz. Çılgın Hırsız o kadar yetenekli mi?"

 

"Abartılacak yanı yok!" Solgun sakinleşmiş ve küstah tavrına geri dönmüştü. Biraz önce şöhret merakı yüzünden gözleri kör olmuştu. Nie Yan'ın saldırıları şiddetliydi! Kendisi yüksek savunmalı bir Dövüşçü olduğu halde Nie Yan bir anda canını yarıya indirivermişti. Yüksek hasar kanama ve yanma etkisiyle birleştiğinde kan dondurucu bir güç doğmuştu. Kabul etmeliydi ki Nie Yan'a rakip olamazdı. Lakin yanında güçlü yoldaşları vardı! Nie Yan'ın bu şartlar altında aynı performansı gösteremeyeceğini düşünüyordu. Nie Yan'ın Engelsiz lonca lideri Hei Zhuo'yu Fırın Ormanlarında öldürdüğü sahne akıllarındaydı!

 

"Gözünüzü dört açın. Dikkatli olun!" Otuzlarında bir Kutsal Büyücü arkadaşlarını uyardı. Konuşurken yüzü sakindi. Fakat sözleri grup içerisinde bir ağırlığa sahipti.

 

Solgun karşı çıkmak istese de konuşmaktan vazgeçti. Kutsal Büyücü grupta çekindiği tek kişiydi. Kana Susamış Kılıçlardaki en yetenekli ikinci oyuncu oydu! Genelde dikkat çekmeden yaşar ve nadiren konuşurdu. Loncada da resmiyette bir pozisyonu yoktu. Fakat yetenek bakımından Kana Susamış Çılgın Kılıç bile ona saygı duymak zorundaydı.

 

Kutsal Büyücü Akçaağaç Alazkalp! İki Gelişmiş Büyüsü ile Kana Susamış Kılıçları ayakta tutan kişilerdendi!

 

Akçaağaç Alazkalp, Solgun ve Nie Yan arasındaki dövüşe hakimdi. Rahibin zamanında tepki verememesi halinde Solgun şimdiye ölmüştü. Bu aptalın ölüme ne kadar yaklaştığını anlayamaması gerçekten garip. Gerçekten Alevli Kargaşanın rakibini korkuttuğuna inanıyordu.

 

Bu sırada sohbet ekranını izleyen Akçaağaç Alazkalp arkadaşlarına seslendi. "Pörsük onu bulmuş!"

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18406 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37612 Bölüm Sayısı


creator
manga tr