Bölüm 295: Tanrı Katleden Kılıç

avatar
741 25

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 295: Tanrı Katleden Kılıç


 

Nie Yan ekipmanlarına baktı. Kara Parlak Göğüs Zırhı, Köprücü Seti, Zenard'ın Kılıcı, Karanlığın Bakışı... Düzen Kitabı'nın bölümlerini toplamaya ilk başladığında gelişimi daha başlangıç aşamasındaydı. Ancak şu anda ekipman kalitesi bakımından eline su dökebilecek yoktu. Özellikle Zenard'ın Kılıcı rakipsizdi. Oyunda saldırı gücü altı yüzü geçen bir silah başka kimsede bulunamazdı. Üstelik Seviye İhmali +12 ve Zırh İhmali gibi seçenekleri de vardı. Nie Yan'ın statüleri de normal bir oyuncunun çok çok üstündeydi. En güçlü savunmaya sahip Dövüşçüler bile onun saldırısından yara almadan kurtulamazdı!

 

Nie Yan Solgun'un yanında kaç kişi olduğunu merak ediyordu. Elitlerden oluşan bir grupla karşılaşırsa daha temkinli hareket etmeliydi.

 

Aralarına dalıp hayatını çöpe atacak kadar aptal değildi sonuçta. Sayıca dezavantajlı olan Hırsızın taktikleriyle düşmanıyla çarpışması gerekirdi.

 

"Dikkatli ol. Az önce gelen habere göre Solgun'un yanında bir düzine oyuncu varmış." Guo Huai arkadaşını uyardı, ama geçmiş başarıları aklına geldiğinde kendi haline güldü. "Herhalde fazla evham yaptım. Sayı üstünlüğü senin hiç umurunda olmadı ki."

 

Guo Huai, İzmarit ve diğer herkesin gözünde Nie Yan, karşısına çıkan bütün engelleri aşabilecek kadar yetenekliydi.

 

"Adamlarla işin bittiğinde o bahsettiğin bölümü alıp bir an önce geri dön. Diğer kalelerin tasarlanması için sana ihtiyacımız var. Ayrıca yarın bizimle Seviye 40 zindan Ejderha Zili Vadisine gelmen lazım." Nie Yan'ın yardımıyla zindandaki gereksiz uğraştan kurtulabilirlerdi.

 

"Sorun değil. Zindana girmeden bana haber verin." Zindan takımı loncanın en iyi oyuncularından kurulmuştu. Uzman derecesindeki zindanlar bile onlara zorluk çıkaramıyordu.

 

Düzen Kitabı'nın bölümleri dışında Sulgata'nın Gölgesinin parçaları da toplanmalıydı. Nie Yan Seviye 30 harita Karon Geçidine gidip sıradaki parçayı alabilirdi. Bölge gizli bir yerde olduğundan bir başkasının parçası alacağı ihtimali Nie Yan'ı korkutmuyordu. Yoksa bu zamana kadar beklemezdi.

 

Yükselen Ejder Mali Grubundan Yu Rui gelip Birlik Şehrinin iş bölgesinin kontrolünü eline aldı. Bu gelişmeden ötürü Yükselen Ejder Grubu kesenin ağzını açıp Niuren Birliğine ek olarak 50.000 altın daha gönderdi.

 

Nie Yan hemen bu parayı kullanıp Niuren Birliği üyelerine daha geniş çantalar gibi eşyalar temin etti. Ayrıca bineği olan üyelerin sayısı 3.000'e çıkarıldı. Binek alanların her biri loncanın özenle yetiştirdiği elitlerdi.

 

Kaleler aldıktan sonra Niuren Birliği Seviye 5'yen Seviye 6'ya doğru emin adımlarla ilerliyordu.

 

Yükselen Ejder Grubundan gelen mali destek sayesinde hızla gelişiyorlardı. Kalor oyuncuları her gün kapıya dayanıp loncaya katılmak için başvuruyorlardı.

 

"Ben Şan Şehrine doğru yola çıkayım artık. Bütün büyük loncalar kaleler alıp onları geliştiriyorlar. Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev şimdilik bize tehdit oluşturmuyorlar. Bizim asıl dikkat etmemiz gereken loncalara Büyücü İttifakı, İlahi Muhafızlar ve özellikle de bize en yakın olan Kana Susamış Kılıçlar. Bir süre hepimiz tetikte olmalıyız."

 

"Merak etme. Diğer kalelerin inşasına başlamasak da surlarını güçlendirdik ve kalelere oyuncularımızı konuşlandırdık. Düşman gizlice saldırmaya kalmışsa bile destek yetişene kadar dayanırlar!" Guo Huai bunları çok önceden düşünmüştü. Şan Şehrinde konuşlanmış Kana Susamış Kılıçlar, Kalor'a en yakın düşmanları olsalar da Niuren Birliği kalelerini kolay kolay alamazlardı. Alsalar bile ellerinde tutamazlardı. Çünkü burası Niuren Birliğinin bölgesiydi!

 

Nie Yan başıyla onayladı. Guo Huai gereken önlemleri aldığı için içi rahattı.

 

"Kana Susamış Kılıçlar, Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev ile temasa geçmenin yollarını arıyor. Anladığım kadarıyla bize karşı savaşmak için onları kullanacaklar. Hatta bizim saflarımızdan Yaz Böceği, Doğal İfrit gibi oyuncuları kendi taraflarına çekmeyi bile denediler. Davetleri şimdilik karşılıksız kalmış olsa da teklifin cazibesine kapılanlar yok değil." Guo Huai'nin başını en çok ağrıtan mesele buydu.

 

"Eminim oyuncularımız o tekliflerin samimi olmadığını ve aramıza nifak tohumları serpmek için yapıldıklarını anlamışlardır. Niuren Birliğinde kalarak geleceklerini garanti altına alacaklar. Fakat bize sırt çevirirlerse ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar sürekli olarak başkaları tarafından aşağılanacaklar." İnanç içerisinde maddi kazançlar için loncasına ihanet eden oyuncular, insanların gözünde sonsuza kadar hain olarak kalırdı. İhanet ettikleri andan itibaren sırtlarını dayayacak birini bulamazlardı.

 

Sıra dışı oyuncular bir loncaya katıldıklarında, ayrıcalıklardan yararlanacak şekilde bir sözleşme imzalardı. Loncadan ayrılmak istediklerinde ise ağır bir meblağ ödemek zorunda kalırlardı. Maddi yükün yanına sözleşmeye ihanet edip hain damgası yemeleri de eklenince çok az kişi loncasından ayrılmayı göze alabilirdi. Sıradan, alt tabaka oyuncularda ise bu ağır şartların hiçbiri yoktu.

 

Zararlarına rağmen itibarını önemsemeyen açgözlü kişiler elbette olacaktı.

 

Guo Huai'nin endişe ettiği de buydu. "Korkarım ki pek çok oyuncumuz tekliflerine kanacak." Son zamanlarda loncadan ayrılanların sayılarında hafif bir artış söz konusuydu.

 

"Korkacak ne var? Cömert tekliflerle oyuncularımızı kandırmaya çalışıyorlarsa biz de aynısını yapabiliriz değil mi? Hatta biz onlarınkinden daha iyi şartlar sunacağız! Niuren Birliğinin parası yok değil ya! Ancak tarafımıza geçenleri yakından izlemeliyiz. Sözleşmelerine öyle şartlar koymalıyız ki, buradan ayrılmayı kati surette göze alamasın." Loncalar arasındaki mücadele sadece savaş meydanında yaşanmıyordu. Görünmeyen yerlerde sürekli olarak devam eden savaşlar vardı.

 

Niuren Birliği mücadeleden çekinmiyordu. Sayı avantajları hiçbir zaman olmamıştı. Bu yüzden oyuncuları diğer loncalara göre daha iyi şartlara sahipti. Öyle ki diğer loncaların elitlerine sunduğu şartların katbekat iyi hali Niuren Birliği elitlerine sunuluyordu. Pek çok kişi loncaya katılmak istese de bunu başaramıyordu. Şartlar bu kadar iyi olunca loncadan ayrılmak isteyen kişilerin sayısı yok denecek kadar az olurdu.

 

Elitlere öncelik verme politikası sayesinde Niuren Birliğinin üyeleri ortalama oyuncu kitlesinin çok üstündeydi. Bu politika sayesinde üyeler göğüslerini kabartarak Niuren Birliği üyesi olduklarını söyleyebiliyorlardı. Ayrıca lonca üyeleri birbirlerine bağlıydı. Yani Kana Susamış Kılıçların cömert teklifleri sonuç vermeyecek, verse de loncanın gücünü sarsamayacaktı.

 

"Hemen ilgileniyorum. Kim galip gelecek görelim o halde. Biz mi, yoksa Kana Susamış Kılıçlar mı?!" Guo Huai'nin gözlerinden heyecanı okunabiliyordu. Düşmanı kendi silahıyla vurmak ne zekice bir stratejiydi!

 

Loncanın işleriyle Guo Huai ilgileniyorken Nie Yan'ın içi rahattı. Çünkü o her zaman işini ciddi yapardı. Kendisi de ihtiyaç duyduğu zaman Guo Huai'ye destek verdiğinden büyük bir sorunla karşılaşmadıkları sürece sıkıntı yok demekti.

 

Kılıç Parıltısı ve diğerleri takımlarını kurdular. Yola çıkmaya hazırlardı.

 

Nie Yan gitmeden arkadaşlarını uyardı. "Gözünüz açık olsun. Düşmanın pususuna düşmeyin sakın." Sıradan haritalarda kasıldıklarından kolaylıkla düşmanın hedefi haline gelebilirlerdi. Son zamanlarda Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alevden ses seda çıkmıyordu ama Niuren Birliğinin düşmanı çoktu. Başlarında da Kana Susamış Kılıçlar geliyordu!

 

"Bizi merak etme. Seviye 50 haritalara gideceğiz. Oralarda bizden başka kimse olmaz."

 

Nie Yan arkadaşlarına bakıyordu. Kılıç Parıltısı, İzmarit, Yalnız Gölge, Boyalı Tülbent, Ölümsüz Hergele, Yaz Böceği, Güneşli Güney... Niuren Birliğinin en iyileri... Başlarına gelecek belaları veya düşman loncaların saldırılarını kendi güçleriyle aşabilirlerdi.

 

Nie Yan onlarla konuşurken etrafındaki oyuncuların bazılarının gözleri beline sabitlenmişti.

 

İzmarit sonunda herkesin merak edip sormaya çekindiği soruyu sordu. "Belindeki kılıç hepimizin dikkatini çekti. Bayağı iyi görünüyor. Nereden düştü?"

 

Zenard'ın Kılıcının görünüşü çok özeldi. Saklanması imkansız siyah alevleri ile dikkat çekmemesi mümkün değildi.

 

Nie Yan güldü. Gerçekten de Zenard'ın Kılıcını kasılırken düşürecekleri bir eşyaya mı benzetmişlerdi? Keskin Kenar veya Ebedi Set gibi bir şey mi sanmışlardı? Herhalde daha fazla yanılamazlardı!

 

"Bu silahın adı Zenard'ın Kılıcı." Soruyu cevaplamasaydı muhtemelen bunlar başının etini yiyecekti.

 

Cevabı etraftaki herkesi şaşırttı.

 

"Zenard mı? O Karanlık Çağda yaşayan biri değil miydi?" İzmarit yutkundu. Kılıcın ismi onu şoka uğratmıştı. Ejderha Kral Zenard efsaneler içinde bir efsaneydi!

 

"Lanet olsun! Böyle güzel görünmesine şaşmamalı. Bu Ejderha Kral Zenard'ın kullandığı kılıç!" Kılıç Parıltısı kılıcın özelliklerini görmek için sabırsızlanıyordu.

 

Zenard'ın Kılıcı! Bu ismi duyan her kim olursa olsun, kılıcın türünün tek örneği olduğunu anlardı!

 

"Efsanevi silah mı?" İsmi olan eşyalar ya Alt Efsanevi, ya da Efsanevi kademe olurdu. Yenilmez tiran Ejderha Kral Zenard'ın ismini taşıyan kılıç doğal olarak Efsanevi kademe olmalıydı! Böyle bir kılıç kesinlikle eşsiz özellikler barındırırdı!

 

"Mühürlenmiş bir Tanrısal Efsanevi. Özellikleri hemen hemen Seviye 50 Kara Altın kademe silahla aynı." Meraklı bakışlar karşısında Nie Yan kılıcın özelliklerini gizleyemeyeceğini anlamıştı. Sohbet ekranında Zenard'ın Kılıcının özelliklerini paylaştı.

 

Bir anda bütün lonca üyelerinin gözleri sohbet ekranına dönmüştü. Kılıcın özellikleri karşısında hayrete düştüler. Niuren Birliğinin lideri Nirvana Alevinin kullandığı silah işte buydu!

 

Zenard'ın Kılıcı Seviye 50 Kara Altın kademe silahlar kadar güçlü olsa, şu an için rakipsizdi! Fevkalade saldırı gücünü gören kimse kılıcın bir katliam aracı olduğunu ve dahi tanrıları katledecek özelliklere sahip olduğunu inkar edemezdi.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18158 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr