Bölüm 285: Obruk

avatar
1609 14

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 285: Obruk


 

"Nirvana Alevi, en son birlikte görev yapmamızın üzerinden uzun zaman geçti." Nie Yan ile geçirdiği dakikalar Yao Yao için kıymetliydi. Fakat Nie Yan meşgul biri olduğundan birlikte fazla zaman geçiremiyorlardı. Kasılmak ve gelişmek dışında Nie Yan'ın tek yaptığı lonca işleriyle uğraşmaktı. Eski günlerdeki gibi birlikte onunla zaman geçirecek lüksü yoktu artık.

 

"Öyle... Uzun zaman oldu." Nie Yan'ın sesinde suçluluk duygusu vardı.  Yao Yao'nun gözlerindeki yalnızlığı fark ettiğinde içi titredi. Yoksa onca uğraşa rağmen Yao Yao'nun kalbinde bir yer mi edinmişti?

 

Yao Yao güzel, iyi kalpli ve düşünceli biriydi. Kalbi başkasına ait olmasa Yao Yao'ya aşık olması gayet olağandı. Ancak bu meseleyi uzatmamak en doğru hareketti.

 

Yaban araziye vardıklarında Nie Yan Yao Yao'ya döndü. "Bineğin var mı?" Eğer bineği yoksa Günah Geçidini boydan boya koşarak geçeceklerdi.

 

"Evet!" Yao Yao kızıl renkli görkemli bir küheylan çağırdı. Şahinci Atı kadar etkileyici değildi, ama yine de sıradan bineklere kıyasla üstündü.

 

Sürmeli At! Nie Yan böyle yüksek kalitede bir binek görmeyi ummuyordu.

 

Sürmeli Atın hareket hızı bonusu %200'dü!

 

Bir görevden kazanılmadığı sürece binlerce altınlık bir fiyatı vardı!

 

İlk defa at sürecek olan Yao Yao, heyecanla Sürmeli Atın sırtına çıktı. Dedesi İnanç'a yatırım yapmaya karar verdiğinde Yükselen Ejder Mali Grubunun oyun içindeki temsilcisi Yao Yao olmuştu. İş ağıyla yavaş yavaş tanıştıktan sonra bağlantılarını kullanarak birkaç bin altın toplamak çocuk oyuncağına dönmüştü.

 

Yükselen Ejder Grubunun işleriyle ilgilenmeye bağladığında oyun içerisinde loncalar haricinde altın toplayıcılık gibi çeşitli iş sahaları olduğunu görmüştü. Bu işlerle uğraşan organizasyonlar birkaç düzine üyeden binlerce üyeye kadar çeşitli büyüklüktelerdi. Üyeleri genelde loncalara katılmazdı. Oyun onlar için eğlenceden ziyade ekmek kapısıydı. Kimisi belirli bölgelere gider, zayıf mobları düşürecekleri eşyalar için günlerce avlardı. Ekipman konusunda da tutumlulardı. Yapacakları iş için gereken en düşük ekipmanları kuşanır, fazlasına göz dikmezlerdi. Gün sonunda o gün elde ettikleri eşyaları satarak Para Değişim Merkezine gider, altını gerçek paraya çevirirlerdi.

 

Oyunda yaptıkları tek şey buydu. Altın satarak elde ettikleri para yalnızca bazı günlük masraflarını karşılamaya yeterdi. Bu düşük sınıf işçiler, herkes tarafından hor görülürdü. Ancak her gün inanılmaz miktarlarda altın üreten kişiler de bunlardı. Topladıkları altın bir araya getirildiğinde Niuren Birliği gibi onlarca loncanın bütün giderleri karşılanabilirdi.

 

Xie Yao bütün çalışanlarına altın toplayıcılarla temasa geçip alım işlemini gerçekleştirmelerini emretmişti. Merhamet onun doğasında vardı. Yetenek eksikliğinden ötürü altın toplayıcılar profesyonel oyuncu olamazlardı. Çoğunluğunun hayat standartları düşüktü. Bu yüzden çalışanlarına onların altınını biraz daha yüksek bir oranla almaları talimatını vermişti. Yükselen Ejder Grubu gibi bir dev için bu miktardaki para okyanusta bir damlaydı. Onun bu hareketi altın toplayıcılar arasında hoş karşılanmıştı. Gitgide daha fazla altın toplayıcı Yükselen Ejder Grubuyla çalışmaya geliyordu. Hal böyle olunca Xie Yao'nun elinde akıllara durgunluk veren bir miktar birikmişti. Şu anki servetiyle Nie Yan'dan bile daha zengindi. Dolayısıyla yüksek kalitede binekler almasında şaşılacak bir şey yoktu. Fakat parayla alınamayacak şeyler vardı. Şahinci Atı gibi asil bir binek, şu an için oyuncuların ulaşım alanı dışındaydı.

 

Şaşkınlığı çabuk atlatan Nie Yan kendini toparladı. O Şahinci Atını elde edebildiyse, başka insanların da kaliteli binekler bulması gayet doğal değil miydi?

 

Daha fazla oyalanmadan Şahinci Atını çağırdı.

 

Xie Yao'nun Sürmeli Atı,  Nie Yan'ın Şahinci Atının yanında bir anda cüce kalmıştı.

 

"Gidelim" dedi Nie Yan.

 

İki at arkalarında toz bulutu bırakarak yabanda koşturuyordu. Nie Yan hızını düşürmüş, Xie Yao ile yan yana gidiyordu.

 

Arada bir geçit içerisinde kasılan takımlara denk geliyor, görenin ağzını açık bırakıyorlardı. Basit atlar bile şu an için nadir görülüyordu. Yani iki yüksek kalite atın yabanda koşturmasını görenlerin şaşırmasına hak vermek gerekirdi.

 

Nie Yan ve Xie Yao, gözlerinin önündeki manzaranın kayıp gittiğini görebiliyorlardı. Altı dakika at sürdükten sonra Günah Geçidinin iç kısmına vardılar.

 

Geçen günkü savaşın anıları hala tazeydi.

 

"Yine buraya geldin. Bir şey hissediyor musun?”

 

Nie Yan sakince gülümseyerek başını salladı. "Geçmişte takılı kalmanın manası yok. Önemli olan anı değerlendirmek." Aslında bu, hayatını yaşaması konusunda kendisine verdiği bir tavsiye niteliğindeydi. Bu hayatta Yao Yao ile ilişkileri arkadaşlığın ötesine geçmiyordu.

 

"Nereye gidiyoruz?" Nie Yan mağara girişlerinin zıt yönünde hareket ediyordu.

 

"Beni takip et. Buraları benden iyi kimse bilemez." Kara Günah Nilüferinin yetiştiği bölgeye varmak için özel bir yöntem biliyordu.

 

Yao Yao şüphelerine rağmen Nie Yan'ın peşine takıldı.

 

Birkaç dakika sonrasında bir dağın yamacına ulaştılar. Önlerinde dipsiz bir çukur duruyordu. İçinden yayılan zehirli gazlar uğursuz bir his bırakıyordu.

 

Şahinci Atından atlayan Nie Yan'ı Yao Yao da takip etti.

 

"İşte burası." Nie Yan obruğun dibine baktıktan sonra Yao Yao'ya döndü. "Tüy Düşüşü becerisi olan bir eşyan var mı?"

 

"Var! Tüy Düşüşü Yüzüğüm var." Yao Yao'nun bütün ekipmanları birinci sınıftı. Tüy Düşüşü becerili bir ekipmana sahip olmaması mümkün müydü? Bütün üst düzey oyuncular o beceriye ihtiyaç duyardı!

 

"Güzel, işimiz daha da kolaylaştı. Önce bineklerimizi gönderelim." Nie Yan, Yao Yao'nun ekipmanların kalitesini daha yeni fark etmişti!

 

Yao Yao Sürmeli Atını gönderdi. Obruğa baktığında ister istemez gözü korkmuştu. Aşağıda korkunç bir yaratık yoktu değil mi?

 

Obrukta ne olduğunu tam olarak bilmediği halde böyle karanlık yerleri gördüğünde aklına hep yılanlar, çıyanlar gibi ürkünç yaratıklar gelirdi.

 

"Birlikte atlayalım. Yaklaşık 10 dakika sonra Tüy Düşüşü becerisini etkinleştireceğiz!" Nie Yan daha önce buraya gelmişti. Obruk direkt olarak Günah Geçidinin derinlerine iniyordu.

 

Küçük bir tereddüdün ardından Yao Yao plana razı oldu. Ancak endişesini bir türlü silip atamıyordu.

 

"Merak etme. Ben yanındayken kötü bir şey olmayacak." Nie Yan elini uzattı.

 

Yao Yao uzanan eli tuttuğunda içinde bir sıcaklık hissi belirdi. Çok geçmeden sakinleşmişti.

 

"3, 2, 1, atla!" İkili el ele aşağı atladılar. Aşağı düşerlerken kulaklarını tırmalayan rüzgardan başka bir ses duyulmuyordu.

 

Bu sırada Nie Yan geri sayıma başlamıştı. Yüzünü Yao Yao'ya çevirdi. Karanlığın içinde hatları hayal meyal seçiliyordu.

 

Nihayet azami hızlarına ulaştılar.

 

Gözlerinin gördüğü tek şey çukurun karanlığıydı.

 

Nie Yan bir anda vücudunun sarıldığını hissetti. Anlaşılan Yao Yao bu boşluk içinde bulabildiği ilk dala sarılmaya çalışıyordu. Buradaki dal da Nie Yan oluyordu. Burnuna gelen güzel kokuyla birlikte Nie Yan'ın içinde kıyametler kopmaya başlamıştı. Kolunu beline doladığında cübbesinin altındaki ipek gibi pürüzsüz teni hissedebiliyordu.  İçinden geçen duygular garip ama tanıdıktı.

 

Zihninde o baştan çıkarıcı manzara canlandı. Yao Yao'nun muhteşem vücudu Çin'in en nadide eseriydi sanki. O tutkulu gecede vücutları bir bütün haline gelmişti.

 

Nie Yan başını sallayarak kendine geldi. Artık içinde yaşamadığı bir dünyanın anılarına takılı kalmak akıl kârı değildi.

 

Nie Yan'a sarılan Yao Yao da yanaklarındaki yanmayla gelen utanç duygusunu en üst seviyede yaşıyordu. Bir erkekle daha önce bu kadar yakınlaşmamıştı. Buraya gelirken aklından geçen bu değildi.

 

"Yao Yao, Tüy Düşüşü Yüzüğünü etkinleştir." Nie Yan Tüy Düşüşü Mücevherini etkinleştirdiğinde bir anda kaplumbağa hızına düştü.

 

Nie Yan'ın boğuk uyarısıyla birlikte Yao Yao da Tüy Düşüşü Yüzüğünü etkinleştirdi.

 

İkili yavaşça süzülerek yere indiler.

 

Buraya gelişleri tamı tamına 15 dakika sürmüş olmasına rağmen, obruğun dibi pek karanlık değildi. Etraflarında zemini aydınlatan garip cevherler vardı.

 

"Biraz daha derine ineceğiz. Yakında Kara Günah Nilüferine ulaşmış oluruz." Sessiz geçen bir an sonrasında Nie Yan arkasını dönüp bir tünele girdi.

 

Yao Yao üzgün halde arkasından bakakalmıştı. Ne zaman yakınlaşır gibi olsalar Nie Yan araya mesafe koyuyordu. Bu da doğal olarak Yao Yao'yu üzüyordu.

 

Yao Yao derin bir nefes aldı. Nie Yan'ın soğuk tavırları sayesinde içi biraz olsun rahatlamıştı. Bu gibi durumlarda kendine hakim olabildiğine göre güvenilir bir karakteri olduğu sonucuna varılabilirdi. Xia Ling'in Jiang Yingyu ile anlattığı şeyler demek ki doğruydu.

 

Sessizce Nie Yan'ın peşinden takibe geçti.

 

Kıvrımlı yollar labirenti andırıyordu. Derinlerde yaratıkların ürkütücü sesleri duyulurken kan dondurucu bir esinti ortamı daha da uğursuz kılıyordu. Nie Yan havadaki zehirli gazları tespit etti. Burada Kutsal Büyücü, Rahip ve Şövalyelerin yaptıkları büyülerin etkisi ciddi anlamda azalıyordu.

 

Tünelin sonuna vardıklarında suları mürekkep gibi kapkara olan, büyük bir göle vardılar. Gölün ortasında ise çiçek açmış halde duran siyah bir nilüfer duruyordu. Yao Yao'nun görevinde istenen Kara Günah Nilüferi işte buydu!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 20701 Üye Sayısı
  • 810 Seri Sayısı
  • 40070 Bölüm Sayısı


creator
manga tr