Bölüm 283: Kılık Değiştirme İncisi

avatar
1371 14

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 283: Kılık Değiştirme İncisi


 

Yüksek seviyeli haritalar keşfedildikçe Düzen Kitabı'nın bölümleri de birer birer gün yüzüne çıkacaktı. Bölüm sahipleri arasında, tek bir galip çıkana kadar kanlı mücadeleler yaşanacaktı!

 

Sükun Bölümünü elde etmiş olan Nie Yan, yeni bir cilt için ava çıkacaktı!

 

Her saatin başında rakiplerinin kim olduğunun ve nerede bulunduklarının bilgisini alacaktı.

 

Fakat Karanlığın Bakışının sahibi olduğundan avantaj Nie Yan'daydı. Diğer bölümler uğruna savaşmak ona bir şey kaybettirmeyecekti.

 

Nie Yan sonunda Banmu'dan düşenleri incelemeye geçti. Özellikle incinin ne olduğunu merak ediyordu!

 

Çantasını karıştırıp güvercin yumurtası büyüklüğündeki inciyi çıkardı. İncinin güneş altında açık mavi bir parıltısı vardı.

 

Kılık Değiştirme İncisi (Kara Altın): Özel Eşya

Kılık Değiştirme: Hedefi (oyuncu veya NPC) öldürdükten sonraki 10 saat içerisinde, kullanıcı 30 dakikalığına hedefin şekline bürünebilir. Saldırı yapıldığında kılık değiştirme etkisini yitirir. Belirli beceriler kılık değiştirmeyi fark edebilir.

Bekleme Süresi: 1 gün

 

Gerçekten de Kılık Değiştirme İncisiymiş!

 

Aksesuar yuvalarında kullanılan Kılık Değiştirme İncisi, Kara Deniz İblisi Banmu'nun nadir düşürdüğü eşyalardandı. Eşsiz becerisini kullanabilenler için yeri doldurulamaz bir hazineydi.

 

Yalnızca İyi Taraf üyelerinin kullanımına sunulmuştu. Lakin Kötü Taraf içerisinde bile bu eşyayı arzulayan nice oyuncu vardı.

 

Kılık Değiştirme İncisi, İpek Eğirici Yüzük, Palet Yüzüğü, Sıçrama Yüzüğü... Nie Yan için bu hazinelerin değeri ölçülemezdi.

 

Ancak Kılık Değiştirme becerisinin kendince eksik tarafları yok değildi. Nie Yan bu beceriyi kullanırken ihtiyatlı davranmalıydı. Örneğin onun Hakikat Gözü becerisi, kılık değiştirmeyi anında tespit edebilirdi!

 

Sırada incinin yanında düşen diğer eşyalar vardı. Bunlardan biri altın renkli parşömendi. Üzeri büyülü harfler ve işlemelerle doluydu. Tek bakışta bunların Karanlık Çağa ait oldukları anlaşılıyordu. Bakanda garip ve iç karartıcı bir his bırakıyorlardı.

 

Bu bir büyü parşömeni değil, tamamen farklı bir eşyaydı. Nie Yan yavaşça parşömeni açtı. Açılan kısımdan altın ışıklar saçılıyordu. Işıklar dindiği zaman bir haritayla karşılaştı.

 

Sağ üst köşede Vanbiya hortlaklarının dilinde yazılmış birkaç kelime vardı: Lich Kral Saul'un Gizli Hazinesi. Harfleri yazarken kullanılan acayip fırça darbelerinin sanki ölümü çağrıştıran bir gücü vardı.

 

Bu şey Efsanevi kademe Gizli Hazine Haritasıydı ve bugüne kadar sapasağlam gelmişti!

 

Zarar görmemiş bir hazine haritası bulmak kolay iş değildi. Normalde haritaları pek çok küçük parçaya ayırırlardı. Parçacıklar bir araya getirildiğinde harita ortaya çıkardı. Nie Yan haritayı dikkatle inceliyordu. Parşömendeki çizimleri, dağları, ovaları, nehirleri ve dahi yeraltı dünyasını işaret eden simgeleri tek tek gözden geçirdi. Gözleriyle manzarayı canlandırıyordu.

 

Fakat bu kadarı yetmemiş olacak ki haritaya tekrar baktı. Bir süre sonra tanıdık yerlere rast gelmişti. Dağlar, ovalar ve nehirler, muhtemelen Seviye 60 haritalardan Sonyer Vadisine aitlerdi. Demek Sonyer Vadisinde yeraltı dünyasına açılan bir geçit varmış! Neden bunu daha önce hiç duymadım?

 

Lich Kral Saul'un hazinesi yeraltı dünyasında saklıydı. Tam yerini bulabilmek için önce yeraltı dünyasına girmesi, ardından tekrar haritaya bakması gerekecekti.

 

Nie Yan Lich Kral Saul ile alakalı kısa bir bilgilendirme yazısı okudu. Saul zamanında muazzam miktarda servet toplayan bir korsandı. Hayatının ileri safhalarında ölüm büyüsüne heves edip ölüleri hortlatma sanatını öğrenmeye başlamıştı. Sıra dışı yeteneğinin de yardımıyla güçlü bir lich olmuştu. Hayatının son demlerinde hazinelerini gömüp bir harita çizmişti. Hortlak lanetiyle efsunladığı harita, hazinelerine ulaşmanın anahtarıydı. Ebedi uykuya yattığında, onun hazinelerine kavuşmaya çalışan bazı astları haritayı çalmışlardı. Ancak haritadaki lanet yüzünden hayatlarından olmuşlardı. Harita da zaman içerisinde kaybolmuştu.

 

Lichler, ölüm büyücüleri arasındaki en güçlü varlıklar olarak bilinirlerdi. Onlardan kalan hazinede sıradan şeyler olması beklenemezdi.

 

Nie Yan ansızın gücünün çekildiğini hissetti. Statü çubuğunda beliren lanete göre bütün statüleri %30 oranında azaltılmıştı.

 

Lanetin etkisi hakikaten korkutucuydu. Neyse ki harita sahibine bağlanmıyordu. Haritayı şahsi deposuna attıktan sonra laneti dert etmesine gerek kalmayacaktı. Lich Kral Saul'un hazinesini bulmak istediğinde tek yapması gereken hazineyi deposundan almaktı.

 

Hazine avına türlü tehlikelerin eşlik edeceği aşikardı. Bu sebepten seviyesini yükseltene kadar hazine meselesini bir kenara bırakacaktı.

 

Haritayı çantasına attıktan sonra kalan son eşya olan Kara Altın kademe ağır kalkana baktı. 622 Savunma ile Dövüşçüler için mükemmel bir kalkandı bu. Lakin seviye koşulu elliydi. Şu an için loncada bu kalkanı kuşanabilecek biri yoktu.

 

Ganimetler Nie Yan'ı memnun etmişti. Artık her üç günde Kara Deniz İblisi Banmu'yu avlamaya gelecekti. Burası onun için aynı zamanda güzel bir kasılma noktası olabilirdi.

 

Sistem çeşit çeşit arazi tasarladığı gibi, bu arazileri oyuncu için avantaja çevirecek eşsiz eşyalar hazırlıyordu. Böylece oyuncular kafalarını çalıştırıp farklarını ortaya koyabileceklerdi. Elitleri veyahut Lordları yenmenin saymakla bitmeyecek kadar çok yöntemi bulunabilirdi. Kafasını çalıştıran bir oyuncu patronun saldırı düzenini ve arazi yapısını dikkatle inceleyip, patronu öldürebilecek en temiz yöntemi uygulayabilirdi.

 

Palet Yüzüğü ve İpek Eğirici Yüzük gibi araçlar, bu yöntemlerden yalnızca birinde kullanılıyordu. Önceki hayatında Banmu'yu öldüren oyuncu Havalanma Yüzüğü kullanmıştı. Elbette bunlar dışında yöntemler de bulunabilirdi.

 

İnanç içerisinde sayısız özel eşya, dolayısıyla oyuncuların hayal güçlerini kullanarak güçlerini ortaya çıkarmalarını sağlayacak sayısız yöntem vardı.

 

Nie Yan önceki hayatında çok fazla video izlediğinden farklı oyun tarzlarını birleştirip kendine has yollar keşfedebiliyordu. Sıradan oyuncular gibi oynasa, yani seviye atlamak için günlerce kasılsa, edindiği onca tecrübeye yazık ederdi.

 

Kara Deniz İblisi Banmu defteri kapandığına göre artık Kalor'a dönebilirdi. İlk olarak hazine haritasını şahsi deposuna attı. Saate baktığında gün sonunun yaklaşmakta olduğunu gördü.

 

Çıkmadan önce biraz daha kasılmak için Ebedi Şehre gitti.

 

Gün içerisinde sıradan okul rutinini sürdürüyordu. Xie Yao ile muhabbetleri arkadaşlık sınırlarının dışına çıkmıyordu. Ama bu da gayet iyi bir başlangıç sayılırdı. İki hayat yaşayan birisi için bu sakin günler nimetti.

 

Okul göz açıp kapayıncaya kadar bitmiş ve eve dönüş zamanı gelmişti.

 

Oyuna girdiği anda Guo Huai'den gelen raporla karşılaştı. Yükselen Ejder Grubunun ilk ödemesi ulaşmıştı. Anlaştıkları gibi 20.000 altın eksiksiz olarak iletilmişti.

 

"Teftiş için gönderdikleri kişi geldi mi?" Lonca lideri olarak iş ortağıyla tanışma yükümlülüğündeydi.

 

"Evet, içeride. Gel de sizi tanıştırayım." Nie Yan Guo Huai'nin arkasından karargaha girdi.

 

Karargah binasında 40-50 kadar oyuncu çalışıyordu.

 

Guo Huai'nin ofisinde otuzlarında bir kadın oturmuş bekliyordu. Yerel halkın giydiği bir elbiseyle gelmişti. Kıyafeti sade, ama usta işiydi. Güzellik bakımından Xie Yao ile kıyası mümkün olmasa da kendine has bir cazibesi vardı.

 

"Merhaba, adım Yu Rui. Yükselen Ejder Mali Grubundan gönderilen müfettiş benim." Gülümseyerek kendini tanıttıktan sonra elini uzattı.

 

Nie Yan uzatılan eli sıkıp kibarca karşılık verdi. "Hoş geldiniz, ben Niuren Birliği lonca lideriyim. Tanıştığımıza memnun oldum. Umarım birlikte çalışırken iyi zaman geçiririz." Aslında Yükselen Ejder Grubundan gelecek kişinin kırklarında bir adam olacağını düşünüyordu. Müfettişin kadın olması onu şaşırtmıştı.

 

Yu Rui'ye kısaca lonca işlerini anlatmaya geçti. Müfettiş dikkatle dinlerken not almayı da ihmal etmiyordu.

 

Üçü ofiste oturmuş muhabbet ediyor, birbirleriyle kaynaşıyordu. Bu sayede birlikte daha düzgün çalışabileceklerdi.

 

Yu Rui geçinmesi zor olmayan biriydi. Nie Yan'a birkaç şart sundu. Aşırıya kaçmadığı müddetçe, loncanın isteklerini kabul edecekti. Dev bir grubun müfettişinden beklenen küstah hava ne hikmetse onda yoktu. Bu durum Nie Yan'ın içini rahatlatmıştı. Belli ki Yu Rui'nin üstleri, loncayla ilgili meseleleri iyice açıklamışlardı. Yoksa böyle nazik davranması beklenemezdi. Ancak, bu haliyle çalışmak kolay olduğundan lonca işleri aksamadan ilerleyebilecekti.

 

Sırada 20.000 altının üyelere paylaştırılması vardı. Nie Yan 500 oyuncusunu 25 takıma ayırıp her bir takıma 300 altın verdi. Ayrıca her birine 20 altınlık atlardan almıştı. İşi biten herkesi Ebedi Şehre kasılmaya gönderdi. Hedefleri bir an önce Seviye 40'a ulaşmaktı! İşte o zaman kale savaşları başlayacaktı.

 

Nie Yan lider sıralamasını açtı. Son gördüğünden bu yana pek çok değişiklik söz konusuydu. Başlarını Kana Susamış Kılıçlar lonca liderinin çektiği bazı kişiler zirveye oynuyorlardı. Kana Susamış Kılıçların lideri Seviye 35 ile üçüncü sıraya yerleşmişti. Ayrıca daha önce hiç duymadığı bazı isimler de mevcuttu. Anlaşılan hepsini detaylıca inceletmesi gerekecekti.

 

Seviye 37 ile zirvede tek başına oturan kişi hala Tang Yao idi. Esrar Perisini bulduğu günden beri tek başına ve büyük bir hızla kasılıyordu. Atlattıkları badireler sonrası o bile olgunlaşmıştı. Yavaş yavaş usta bir oyuncu belirtileri gösteriyordu. Nie Yan yanında olmadığı halde kendi başına öğreniyor ve hatalarından ders çıkarıyordu.

 

Nie Yan'ın kendine has düşünce tarzı etrafındaki insanları da etkiliyordu. Hemen herkes inanılmaz hızlarla seviye atlıyordu. Önceki zaman diliminde potansiyellerinin zirvesine ulaşan oyuncular, Nie Yan'ın rehberliği sayesinde eski güçlerine doğru koşar adım gidiyorlardı.

 

Onun liderliğinde Niuren Birliği mucize ardına mucizeyle insanları şaşırtmaya devam edecekti.

 

Lonca meseleleri hallolduğuna göre Kutsal Tapınağa gidip Yao Yao ile buluşmanın zamanı gelmişti.

 

Kutsal Tapınak, başka bir adıyla Işık Tapınağı, Zümrüt İmparatorluğundaki en yaygın dinin ana üssüydü. İmparatorluğun divan üyeleri bile tapınakla zıt düşmemeye özen gösteriyordu. Tapınağın temelleri çağlar öncesinde atılmıştı. Bütün dini liderleri tanrıyla konuşmuş kişilerdi.

 

Nie Yan, Ortak Yönetim Zamanının mimarisiyle inşa edilmiş büyük bir binanın önüne geldi. 60 metre uzunluğundaki bina bembeyazdı. Ana avluya giden merdivenler fazlaca kullanımdan aşınmıştı.

 

Yao Yao da o merdivenlerden birinin üzerindeydi. Beyaz cübbesi sanki bu dünyaya ait değildi. Bu görünüşüyle kadim zamanlarda yaşamış bir tanrıçayı anımsatıyordu. Güneş ışığı altında her zamankinden daha da güzel görünüyordu. Kalbinde gömülü duyguların gün yüzüne çıkması korkusu, Nie Yan'ı olduğu yerde titretmişti.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 20701 Üye Sayısı
  • 810 Seri Sayısı
  • 40070 Bölüm Sayısı


creator
manga tr