Bölüm 272: Yol Kapatıldı

avatar
937 5

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 272: Yol Kapatıldı



Muzaffer Dönüşle Parlak Kutsal Alev sonunda akıllanmış.  Gök Kıran ve Gece Düzenbazı bilgi saklamayı öğrenmiş olsa gerek. Casuslarımızdan hiçbiri Günah Geçidi yakınlarındaki haritalara ordu sevk ettiklerini görmemiş. Zaten çoğu tespit edilip kovulmuştu.Guo Huai olanları öğrendiğinde her şey için çok geçti.

 

Gök Kıran ve Gece Düzenbazının sabrı taşmıştı. Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınak bir yana da, Niuren Birliği gibi bir lonca tarafından sürekli olarak bastırılmaları ve köşeye sıkışmaları yüzünden öfkeden deliye dönmüşlerdi. Bugün, Günah Geçidinde, o öfkenin tüm şiddetiyle dışa vurulmasının sonuçlarını bütün imparatorluk öğrenecekti.

 

Günah Geçidine kaç kişi girdi?

 

30.000 civarı. Çok daha fazlası birkaç dakikaya vadinin girişine varmış olur!Guo Huai’nin sesinde endişe vardı. İstihbarat ağı daha iyi olsaydı Nie Yan’a önceden haber verebilirdi.

 

Nie Yan lonca üyelerini süzüyordu. “Genç Atmaca, Ölümsüz Hergele, Monokrom, Kenarsız, Genç Yedi, Boyalı Tülbent, Kara Cennet… Beni takip edin!”

 

Toplamda 30 kişi Nie Yan’ın peşinden Günah Geçidinin tek girişine doğru yöneldi.

 

“Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev oyuncuları büyük gruplar halinde Günah Geçidine geliyorlar. Ne yapacağız?” Miskin Tilki telaşlıydı. Guo Huai gibi ona da son ana kadar herhangi bir haber gelmemişti.

 

Nie Yan’ın yanında küçük bir grupla birlikte vadinin girişine gittiğini gördüğünde ise şaşırmıştı. Ne planlıyorlar? Doğrudan düşmanın üzerine mi gidecekler?

 

Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alevden böylesi başarılı bir manevra beklemiyordu. Belli ki uzun süredir bu harekatın planlarını yapıyorlardı.

 

Nie Yan sesli sohbetten Miskin Tilki ve Fa Lan’a seslendi.Kaç oyuncunuz kaldı?

Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev yakındaki haritalarda 50.000 oyuncu konuşlandırmıştı. Yine çeşitli haritalarda bekleyen 100.000 oyuncu daha vardı. Gruplar halindeki bu oyuncular lonca liderlerinden direkt olarak emir aldıklarından konuşmaları hiçbir ortak kanala sızmamıştı. Gök Kıran ve Gece Düzenbazı büyük uğraşlar vererek bu planı hazırlamışlar, üstelik bilgi sızıntısını da tamamen engellemişlerdi. Bu sayede kimsenin haberi olmadan 10 dakika boyunca hedeflerine ilerlemişlerdi. 10 dakika oyun içinde pek çok şey yapmaya imkan tanıyabilecek bir süreydi. 30.000 kişi vadiden içeri ilk adımı atmış, girişte de içeri girmeyi bekleyen yoğun bir kalabalık birikmişti. 20 dakika sonrasında ise 200.000 kişi Günah Geçidine girmiş olacaktı. İşte o zaman dışarı çıkan tek yol kapatılmış olacak, Niuren Birliği, Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınak elitleri kaçınılmaz sonla yüzleşecekti.

 

Nie Yan’ın planı geçidi kapatmaktı. Böylece dışarıda biriken kalabalık vadinin içine giremeyecekti. Bu sayede içeri girmiş oyuncular mahsur kalacaklardı. Dışarıdan yardım alamayacakları için Niuren Birliği, Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınak güçleri tarafından yavaş yavaş katledileceklerdi.

 

Ancak alimler bile hata yapabilirdi! Düşmanın bu kadar hızlı hareket edebileceğini tahmin edememişti! Sanki 30.000 oyuncu bir anda orada belirmiş gibiydi.

 

Benim 8.000 adamım kaldı. Fa Lan’ın da 6.000.Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınak destek güçleri yola çıkmış, Günah Geçidine geliyordu.

 

Nie Yan düşündü. 15.000 oyuncuları vardı belki, ama bunların hepsi seçkin oyunculardı. Yani hala savaşabilirlerdi. En kötü durumda düşmana inanılmaz ağır kayıplar verdirerek ölürlerdi.

 

Yanındaki 30 kişiyi girişe yakın bir mağaraya soktu. İçerisi zifiri karanlık olan mağaranın nereye kadar uzandığı meçhuldü.

 

Ölümsüz Hergele merakla sordu. “Patron, nereye gidiyoruz?”

 

“Birazdan öğrenirsin.” Günah Geçidindeki gizli mağara sistemini kendisi yapmış gibi iyi biliyordu.

 

Grup dolambaçlı tünellerden mağaranın içlerine doğru ilerlerken dik bir duvara geldiğinde durdu. Nie Yan’ın amacını bilmedikleri halde peşinden tırmanmaya başladılar. Ona olan inançları öyle kuvvetliydi ki, akıllarında en ufak bir şüphe yoktu.

 

Dar tünellerde iki kişi yan yana yürüyorlarken yamaçlardaki bir çıkıntıya açılan tünele girdiler. Çıkıntıdan Günah Geçidinin tamamı açıkça görülebiliyordu. Önceki hayatta buradan görülen manzara epey popülerdi.

 

Tünelde biraz daha yürüdükten sonra sondaki ışığı gördüler.

 

Güneşin parlak ışıkları mağaranın karanlığını deliyordu.

 

Grup mağaradan çıktığında aşağılarında boylu boyunca uzanan vadiyle karşılaştı. Yerden 10 metre yukarıdaydılar. Etrafta aynı şekilde bir çıkıntıya açılan benzer mağaralardan mevcuttu.

 

Vadinin için hınca hınç doluydu. Sanki hayvan sürüleri mevsimlik göç ediyorlarmış gibi bir hareket söz konusuydu. Ucu görünmeyen kalabalık vadinin içine doğru uzanıyordu.

 

Yaklaşık 60.000 kişiden oluşan Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev ordusu Günah Geçidini kaplamıştı!

 

Bu kalabalığın karşısında Niuren Birliği, Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınak güçlerindeki kırmızı isimli oyuncular hezimete uğrayacaklardı. Nie Yan düşmanın manevra hızını hafife alarak inanılmaz bir hata yapmıştı. Böyle olacağını bilseydi vadinin girişine birkaç adam yerleştirirdi.

 

Guo Huai’nin istihbarat ağına olan fazla güveni hata yapmasına önayak olmuştu. Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alevin karşı saldırı için fırsat kolladığını ve dahi Günah Geçidinin pusu için mükemmel bir nokta olduğunu biliyordu oysaki!

 

Bu hatasından ders çıkarmıştı. İlk defa bir lonca yönettiğinden eninde sonunda bu tarz hatalarla karşılaşacaktı. Mühim olan hataları, özellikle de kritik olanları tekrar etmemekti.

 

Kendisine fırça çektikten sonra yaklaşan savaş için hazırlandı. Bugün kaybedecek olsa bile Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Aleve mümkün olan en ağır darbeyi indirecekti.

 

“Patron, saldıralım!” Ölümsüz Hergele yukarıdan alan etkili bir büyü yaptığında en azından 300 oyuncunun işini bitirebilirdi. Düşüncesi bile onu heyecanlandırıyordu.

 

Nie Yan da tek seferde çok sayıda düşmanı öldürmeyi düşünüyordu. “Hergele, Cehennem Ateşi!”

 

Ölümsüz Hergele asasını kaldırıp Cehennem Ateşi büyüsünün sözlerini okumaya başladığında atmosferdeki büyü enerjisinde şiddetli dalgalanmalar meydana geldi. Vadinin üzerinde kırmızı bulutlar toplanırken aşağıdakilerin üzerinde ezici bir baskı oluşmuştu.

 

“Ha? Birisi büyü mü yapıyor?”

 

“Ne alaka lan? Kim yapıyor? Nerede?”

 

Parlak Kutsal Alev ve Muzaffer Dönüş saflarında kaosun etkisiyle karmaşa hakim olmuştu. Uzun süre arasalar da içlerinde büyü yapan birini bulamadılar.

 

“Yukarıda!” Birisi vadi yamacını işaret etti. Uçurumdaki çıkıntıda birkaç kişi görülüyordu. Acaba oraya nasıl çıkmışlardı?

 

Yerden 10 metre yukarıdaki bu yere tırmanmak mümkün müydü?

 

Ölümsüz Hergele Cehennem Ateşi büyüsünü hazırlarken çaresizce izliyorlardı. Son sözleri de bitirdiğinde kırmızı bulut sarsıldı ve gökten sağanak halinde alevler yağmaya başladı.

 

Ateş topları vadinin yamacına çarptığında kopardığı taş parçaları dört bir yana saçılıyordu. Yere düşenler ise geçidi ateş denizine çevirmişti. Geniş bir alan, oyunculardan fırlayan hasar değerleriyle kaplanmıştı. Azgın alevler geçit içerisinde 300 üzerinde can almıştı.

 

Oyuncular darmadağın olmuşlardı. Bir kısmı Günah Geçidinin içine kaçarken, bir kısmının yolu alevler tarafından kesilmişti.

 

Bir süre sonra alevler söndü. Geriye küle dönmüş cesetler ve kapkara bir zemin kalmıştı.

 

“Büyücüler burada kalsın. Geri kalanlar beni takip etsin. Şu itleri Günah Geçidinden kovalım!” Önce Nie Yan, ardından Monokrom, Kenarsız ve diğerleri aşağıya atladılar.

 

Beş Büyücü yamaçta kalmıştı. Günah Geçidine sızan düşmanlara alan etkili büyüleriyle saldıracaklardı.

 

Nie Yan yere indiği anda girişe doğru koştu. Hançerini savurduğu yerde birkaç can almadan durmuyordu. Zaten karşısındakiler kalitesiz ekipmanlı, sadece kalabalık olsun diye gelen insanlar olduğundan kolayca ölüyorlardı.

 

Hemen arkasından Monokrom, Kenarsız ve diğerleri de savaşa katıldılar.

 

Monokrom savaş naraları atıp Muzaffer Dönüşten bir oyuncuyu Epik Vuruş ile uçurdu. Taarruz becerisi ile altı oyuncuyu delip geçti. Ardından Hortum Kesişi ile sekiz kişiyi daha biçti. Ardında cesetlerden bir yol bırakmıştı.

 

Kenarsız da var gücüyle çarpışıyor, düşmanlarını birer birer indiriyordu.

 

Savaş meydanının başka bir yerinde pek tanınmadık bir Dövüşçünün performansı takdire şayandı. Niuren Birliğinin yeni üyelerinden olan bu kişinin adı Yalnız Gölgeydi. Loncada hızla rütbe atlayarak en üst seviye yetenekler arasındaki yerini almıştı. Ağır kalkanıyla Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev oyuncularını ezip geçiyordu.

 

Hareketlerine bakarak Yi Yan’dan aşağı kalır yanı olmadığı söylenebilirdi. Kılıç Parıltısından da yetenek olarak azıcık gerideydi.

 

Loncasındaki oyuncuların gelişimleri Nie Yan’ı mutlu etmişti. Niuren Birliği güçlü bir Dövüşçü daha kazanmıştı!

 

Kılıç Parıltısı ve diğer Savaşçılar acımasızca ilerliyorlardı. Genç Yedi, Boyalı Tülbent ve geriden destek veren diğerleri sayesinde hiçbir şeyi kafalarına takmadan yıllarına devam ediyorlardı. Akıllarındaki tek şey düşmanı doğduğuna pişman etmekti.

 

Hiçbir güç onları durduramazdı!

 

Yukarıda kalan Büyücülerin güvenlik endişeleri yoktu. Bulundukları yere sadece karmaşık tünellerden geçilerek ulaşılabilirdi. Dar tünellerden geçip oraya ulaşanlara da hadlerini bildirmekten geri durmazlardı!

 

Kılıç Parıltısının yetenekleri göz kamaştırıcıydı. Üzerine gelen sayısız büyünün verdiği tek haneli hasarlar, devasa canını azıcık azaltmaktan öteye geçemiyordu. Ve bu durum Rahiplerin desteği yokken yaşanandı. Ebedi Kara Altın Seti içerisinde bir ölüm makinesine dönüşmüştü.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18157 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr