Bölüm 255: Kut Seti

avatar
2462 19

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 255: Kut Seti


 

Grup bir süre dinlendi. Dirildikten sonraki zayıflatılmış durumun süresi dolduğunda Nie Yan ayaklandı. “Hadi tekrar deneyelim.”

 

Dörtlü işe koyulup Goblin Mumyacısını çeşmeye yaklaştırıyordu. İlk denemelerinden edindikleri tecrübe sayesinde takım çalışmaları ve koordinasyonları önemli ölçüde gelişmişti.

 

Yavaş yavaş Goblin Mumyacısı merkeze çekiliyordu.

 

“Acele etmeyin, geldik sayılır.” Nie Yan alnındaki teri sildi. Kritik bir noktadalardı. En ufak aksilik, onca emeğin boşa gitmesi ve ölmeleri anlamına geliyordu.

 

Goblin Mumyacısının hareketleri heykeller yüzünden kısıtlanmıştı. Vücudunu döndürmek için yeterli alana sahip olmayınca Koşar Hücum ile kaçmaya çalıştı. Fakat Kılıç Parıltısı harekete geçip Nie Yan’ın belirttiği koordinatlarda pozisyon aldı. Savunma Duruşu ile yaratığın ilerlemesi engellenmişti.

 

Goblin Mumyacısı etrafındaki heykellere çarptı. Tabii heykeller de metal olduğundan yaratığın iri cüssesi karşısında devrilmemişlerdi.

 

Kılıç Parıltısı yaratığın sağ arka tarafına konuşlandı.

 

“Nirvana Alevi, daha iyi bir pozisyon buldum!” Kılıç Parıltısı heyecanla bağırdı. Burada durduğu sürece Goblin Mumyacısı tamamen hareketsiz kalacaktı. Önde heykeller, arkada ise büyük kalkanı yolu kapatıyordu. Yaratık ne ileri gidebiliyor, ne de arkasını dönüp Kılıç Parıltısına saldırabiliyordu. Resmen korkuluğa dönmüştü!

 

Elbette Goblin Mumyacısının burada sıkışmasında şans faktörünün önemi büyüktü, ama Kılıç Parıltısının keskin sezgileri de şans kadar önemli bir rol oynamıştı. Önceki hayatta en iyi üç Dövüşçüden biri olmasının bir sebebi vardı!

 

“Grubun geri kalanını getirin!” Goblin Mumyacısı hazır sıkışmışken kimsenin burnu kanamadan işi bitirebilirlerdi.

 

Saklanmakta olan oyuncular meydana doluştular. Goblin Mumyacısının halini gördüklerinde ağızları açık kaldı. Ananı avradını! Bunu nasıl becermişler?! Seviye 40 Lord, acı bir ölümle karşılaşacaktı!

 

“Birkaç Dövüşçü Kılıç Parıltısına desteğe gitsin. Yaratığın kurtulmasına fırsat vermeyin!”

 

Yi Yan ve birkaç kişi öne çıkıp yaratığın etrafında etten duvar ördüler.

 

Büyücüler meydana dağılıp büyülerini hazırlamaya koyuldular. Çok geçmeden gökyüzü Goblin Mumyacısının üzerine yağan büyülerle kaplanmıştı.

 

Çoğu Büyücü yaratığa 10 civarında hasar verebiliyordu. En güçlüleri olan Tang Yao bile 60 hasarın üzerine çıkamıyordu. Esrar Perisinden gelen Seviye İhmali özelliği, hasarını artıran temel sebepti.

 

İki yüzün üzerinde Büyücü, Goblin Mumyacısını ağır ateş altına almıştı.

 

“Lanet olsun! Bu metal yığınının can yenilemesi çok hızlı!” Verdikleri muazzam miktardaki hasara rağmen yaratığın canı çok yavaş azalıyordu. Candaki azalmayı görmek için 10 saniye boyunca saldırmaları gerekiyordu!

 

“Enerji çekirdeği olan bütün makine tipi yaratıklarda otomatik yenilenme özelliği vardır.” Nie Yan arbaletini eline aldı. Beş ok göz alıcı ışıklarla süzülüp Goblin Mumyacısına isabet etti.

 

−25
−21
−23
−24
−25

 

“Oha! O nasıl bir hasar öyle!” Tang Yao şaşıp kaldı. O bile bu miktarda hasar veremiyordu!

 

Dönüp Nie Yan’a baktığında elindeki devasa arbaleti gördü. Şık tasarımlı arbaletin üzeri, mistik harflerle kaplıydı. Kalorun surları üzerindeki kuşatma arbaletlerini andırıyordu. Görsel efektleri gizlenmiş olmasına rağmen dikkatleri üzerine çekiyordu.

 

Öte yandan Nie Yan Dullahan Arbaletini ateşlediğinde hasarının neden düşük olduğunu merak ediyordu. Ancak, Büyücülerin hasarlarına baktığında ne kadar yanlış düşündüğünü anlamıştı.

 

Dullahan Arbaletinin gücü şüphe götürmezdi!

 

Makine tipi yaratıkların metal cüsseleri, okların delici etkilerini ve temas anındaki ek hasarlarını işe yaramaz hale getiriyordu. Buna rağmen Dullahan Arbaletinin verdiği hasar inanılmazdı!

 

“Patron, elindeki arbalet nereden çıktı? Pek güçlü bir şeymiş!” Yaz Böceği de meraklanmıştı. Aralıksız büyü yaparken verdiği hasar, Nie Yan’ın tek saldırısında verdiği hasarın yanında minicik kalıyordu.

 

Hırsızların menzilli saldırıları normalde zayıf olurdu. Peki o halde gördüğü hasar ne oluyordu?

 

Nie Yan’a bakanlar verdiği hasarının sebebini hemen anlıyorlardı. Elindeki arbalet sıradan bir eşya olamazdı! Böyle büyük bir arbaleti ilk defa görüyorlardı. Taşıması bile oldukça meşakkatli görünüyordu.

 

Tasarımı ince düşünülmüştü. Tek seferde beş ok birden fırlatabiliyordu.

 

Daha önce beş ok fırlatabilen bir arbalet görülmemişti. Üç ok fırlatanlar bile kaliteli arbalet sınıfına alınırdı!

 

Oklar vınlayarak havayı yarıyor ve hedeflerine ilerliyordu. Goblin Mumyacısı aynı anda ek okla birden vuruldu. Hatta bir tanesi metali gövdesine saplanmıştı.

 

−25
−23
−66
−23
−21

 

Kritik vuruş denk gelen ok, normalin üç katı hasar vermişti!

 

Arbaletin inanılmaz gücü herkesi hayrete düşürmüştü!

 

Grup üyeleri ne yaptıklarını unutmuş halde Nie Yan’a bakıyorlardı. Böyle bir arbaleti gösterdikten sonra milletin dikkatinin dağılmamasını beklemek mümkün müydü?

 

“Patron, o ne tür bir arbalet?”

 

Yoğun ısrarlar karşısında Nie Yan sessiz kalamadı. “Dullahan Arbaleti.”

 

Gruptakiler donakalmışlardı. Oyundaki ekipmanların isimleri belirli bir liste halinde sunulmuştu. Kut Asası, Parçalanmış Kılıç, Bahadır Kalkanı gibi eşyalar genellikle Kara Altın ve altı kademelerde olurdu. Ancak bazı eşyalar vardı ki NPClerle doğrudan bağlantılıydı ve isimlerini NPClerden alırdı. Mesela Dullahan Arbaleti. Mesela Grett’in Hükümdar Asası… Bu eşyalar Alt Efsanevi veya Efsanevi kademede olurlardı. NPC ne kadar güçlüyse, İnanç kaynaklarında ne kadar detaylı anlatılırsa, onunla bağlantılı eşya da o kadar güçlü olurdu.

 

Dullahan Arbaleti ismi duyulduğu anda en azından Alt Efsanevi kademe olduğu anlaşılmıştı.

 

Şu anda Kara Altın kademe ekipmanlar bile oldukça zor bulunuyordu. Tek bir parçası en zengin oyuncuları bile züğürt bırakabilirdi. Alt Efsanevi kademe ekipmanlar ise henüz görülmemişti. Zümrüt İmparatorluğunda kim bilir kaç kişide bu ekipmanlardan vardı? Güç göstergesi olan Alt Efsanevi kademe ekipmanların forumlarda bile görülmemesi, ne kadar nadir olduklarının en büyük kanıtıydı.

 

Ancak Nie Yan’da Alt Efsanevi bir ekipman vardı. Gerçi lonca hazinesine bıraktığı Gaddare Ruh Asası düşünüldüğünde Alt Efsanevi bir ekipmana sahip olabileceği daha kolay kabul görüyordu. İki parça tanrısal ekipmanı bulsa bulsa onların lonca liderleri bulurdu!

 

“Patron, şu Dullahan Arbaletinin özelliklerini paylaşsana!” Ölümsüz Hergele heyecandan yerinde duramıyordu.

 

“Evet patron! Biz de merak ettik!” Kalabalıktan bir anda gürültü yükseldi. Millet savaştıkları yaratığı unutmuş, bütün dikkatini arbalete vermişti.

 

Dullahan Arbaletini göstermenin bir zararı olmayacaktı. Nie Yan meraklarını gidermek için arbaletinin özelliklerini lonca sohbetinden paylaştı.

 

“Vay anasını! Arbalete bak!”

 

307-327 Saldırı, %30 Delici Hasar, %30 ihtimalle üç kat Kritik Hasar, +100 Ateş hasarı ve beş ok fırlatma… Bu özellikler oyunun doğasına aykırıydı! Alt Efsanevi kademe ekipmanın gücü gözler önüne serilmişti!

 

%30 Delici Hasar ile Dullahan Arbaleti ağır zırhlar dışında kalan hemen her zırhı delip geçebilirdi! Diğer özelliklerin de aşağı kalır yanı yoktu!

 

“Patron, 800 Gücün mü var?” Kılıç Parıltısına destek veren Kenarsızın gözü arbaletin Güç koşuluna takıldı. Vahşi olan kendisinde bile 370 Güç vardı!

 

Onun sesi kalabalığı uyandırmış, Güç koşulu daha yeni göze batmıştı. Bu şartı sağlamak imkânsız gibiydi!

 

“Arbaleti kuşanmak için bazı özel yöntemlerim var.” Cilt I: Karanlığın Bakışı kalıcı olarak karakterine bağlanmış olsa da, bunu açık etmenin lüzumu yoktu.

 

İnsanların aklına gelen özel yöntem, ekipmanın koşulunu aşağı çeken bir eşyaydı. Düzgünce arayan herkes bu tarz eşyalara erişebilirdi. Örneğin Ebedi Gümüş Seti Seviye 40 olmasına rağmen Seviye 30 bir oyuncu tarafından kullanılabilirdi.

 

Kimse daha fazla uzatmadı. Nie Yan’ı zorlamak uygun değildi. Olur da düşman liderlerinin gücüne dair bilgi edinirse, büyük bir felaketle yüzleşebilirlerdi. Yine de Dullahan Arbaletinin verdiği şaşkınlığı üstlerinden atmalarına imkân yoktu.

 

Kılıç Parıltısı ve yanındaki Savaşçılar Goblin Mumyacısını kilitlemişlerdi. Yaratık ne kadar debelense de serbest kalamıyordu. Öfke evresine geçmesine rağmen sıkıştığı yerden çıkamıyordu. Bu sırada Büyücüler aralıksız saldırıyorlardı. İki dakikanın sonunda yaratığın canı sıfıra düştü.

 

Çok sayıda oyuncunun üzerinden ışıklar yükselmişti. Goblin Mumyacısı tecrübe konusunda epey cömertti. Grubun yarısından çoğu seviye atlamıştı. Nie Yan tecrübe çubuğunun %70’e kadar dolduğunu gördü. Gayet güzel bir artıştı bu.

 

Kılıç Parıltısı metal parçalarının arasını karıştırıyordu. Tamı tamına beş parça ekipman, birkaç mücevher ve bir de Enerji Anahtarı Parçacığı bulmuştu.

 

Goblin Mumyacısı güzel eşyalar düşürmüştü.

 

“Ne düştü?”

 

Takımdakiler hızla eşyaların özelliklerini belirlediler.

 

“Kut Asası, Parlak Kılıç, Kut Cübbesi, Kut Çizmeleri ve Ebedi Göğüs Zırhı (Kara Altın)!”

 

Bütün ekipmanların özellikleri lonca sohbetinde paylaşıldı. Lord sınıf yaratıktan düşen eşyaların tamamı Kara Altın kademeydi!

 

Kut Setinden üç parça düşmüştü. Beş Lordun tamamını öldürdüklerinde seti tamamlayabilirlerdi. Kutsal Rahipler için Seviye 40 setleri arasında en iyilerden biri Kut Setiydi.

 

“Parlak Kılıç 20.000 liyakat puanı. Şövalyelerden isteyen var mı?”

 

“Ben istiyorum. Yeteri kadar puanım var.” Tuoba Zaman hızlı davranmıştı. Kara Altın kademe kılıcın özelliklerinden fazlasıyla etkilenmişti.

 

Nie Yan kılıcı Tuoba Zamana verdi. Ardından Genç Yedi, Kara Cennet, Boyalı Tülbent ve Aykıza baktı. “Kut Setini hanginiz istiyor?”

 

“Ben hakkımı hanımlara veriyorum.” Genç Yedi centilmen bir tonla kenara çekildi. Kut Seti Ebedi Şehirde düşüyordu. Yani gelecekte isteyecek olursa buraya gelip kendine bir set düşürebilirdi.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25545 Üye Sayısı
  • 845 Seri Sayısı
  • 42968 Bölüm Sayısı


creator
manga tr