Bölüm 232: Vurgun Sonrası Tüyüş

avatar
2454 17

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 232: Vurgun Sonrası Tüyüş


 

Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alevin 8.000’den fazla kaybı varken Niuren Birliği yalnızca 2.000 kayıp vermişti. Zayiat sayılarına bakıldığında kimin daha üstün olduğu gün gibi ortadaydı.

 

Düşman güçleri sürekli olarak hırpalanıyordu. Aralarından birkaçı ileri seviye büyü girişiminde bulunmuş olsa da hazırlık sürecindeyken engellenmişlerdi. Böyle kaotik bir kavgada güçlü oyuncular tarafından korunmayan Büyücüler, hazırlık süresi uzun olan büyülerini kullanamazlardı.

 

Nie Yan savaş meydanında olduğu sürece Muzaffer Dönüş veya Parlak Kutsal Alev Büyücülerinden hiçbiri ileri seviye büyü yapma lüksüne sahip olamazdı. Daha büyünün sözlerini okuyamadan Nie Yan arkalarında biterdi. Zira ileri seviye büyünün enerji salınımı, kendini diğer büyülerden net bir şekilde ayırıyordu. Büyücünün Efsanevi kademe İllüzyon Yüzüğü olmadığı sürece büyü enerjisinde meydana gelen dalgalanmaları gizlemesi mümkün değildi. Üstüne bir de en azından iki set çağırma seslemi ve el hareketlerin gerektirdiği 20-30 saniyelik bir hazırlık süreci eklenince, Nie Yan’ın büyüyü durdurmak için yeterli zamanı oluyordu.

 

Yüksek Büyücülerin Gölge Dansçılarından korkmalarının temel sebebi buydu. Dilediklerinde ortadan kaybolup olmadık yerde tekrar ortaya çıkan bu oyuncular, ileri seviye büyüleri hazırlık sürecindeyken engelleyebilirlerdi. Kaç Savaşçı, Şövalye veya Rahibin korumasında oldukları fark etmeksizin, Yüksek Büyücüler her an bir Gölge Dansçısının saldırısına uğrayıp engellenebilirlerdi. Bununla kalmayıp, saldırısını yaptıktan sonra köşeye sıkıştırılacakları yerde Gölge Dansçısı oyuncuların aralarından kaçıp uzaklaşabilirlerdi. Kimse onları durduramazdı. Haliyle yazması bir saati bulan Büyü Tılsımı da çöpe gitmiş olurdu.

 

Nie Yan’ın önderliğindeki Niuren Birliği oyuncularının moralleri yüksekti. Durdurulamaz bir ivmeyle Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev güçlerinin ortasında ölüm saçarak ilerliyorlardı. Onları izleyen Kutsal İmparatorluk oyuncularının nutukları tutulmuştu. Niuren Birliği bir deve dönüşmüş, düşmanlarını ayakları altında ezerek yoluna devam ediyordu.

 

Bir orduda düzen varsa birkaç kat büyük düşmanları yenmek işten değildi. Oyuncuların bireysel güçleri veya aralarındaki uyum, Niuren Birliğinin Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Aleve kıyasla çok daha önde olduğu bir konuydu.

 

“Lanet olsun! Bu herifleri neyle beslemişler?!” Kutsal İmparatorluk oyuncularının genel olarak düşündükleri şey buydu. Niuren Birliği oyuncularındaki cesaretin benzeri görülmemişti. Savaşçı ruhlarıyla bile rakiplerini baskı altına alabilirlerdi!

 

Parlak Kutsal Alev ve Muzaffer Dönüş güçlerinin çekilmeye başladığını gören Niuren Birliği oyuncuları iyice gaza gelmiş, düşmana hiç merhamet göstermeden saldırır olmuştu.

 

Yarım saat sonra düşman kayıpları 10.000’i aşarken Niuren Birliği tarafında bu sayı 4.000 civarlarındaydı. Gök Kıran ve Gece Düzenbazı bile onların gücü karşısında telaşlanmaya başlamışlardı.

 

Patron! Daha fazla dayanamayacağız!

 

Önlerine geçemiyoruz!

 

Gök Kıran öfkeyle adamlarına bağırdı.Ağlayıp sızlanmayı kesin! On dakikaya 100.000 kişi desteğe gelecek! Bu savaşı kaybedeceğimi mi sandınız?!

 

Hem Gök Kıran, hem de Gece Düzenbazı, Niuren Birliğinin gücü karşısında yolun sonunda hezimet olduğunu görmüşlerdi. Tek çareleri dışarıdan yardım çağırmaktı. İki büyük loncanın emrindeki adamların sayısı muazzam boyutlara ulaşmıştı.

 

Sizinkiler amma ateşli çıktılar. 30.000 kişiyle 60.000 kişilik Parlak Kutsal Alev ve Muzaffer Dönüş ordusunu karşılık veremeyecek hale getirdiniz.Miskin Tilki Nie Yan’a mesaj attı. Emrindeki adamları Niuren Birliğindekilerin yarısı kadar cesarete sahip olsalardı karşısında kimse duramazdı.

 

100.000 kişilik bir orduyu desteğe çağırmışlar. Ne yapalım?Nie Yan’a Guo Huai’den haber gelmişti. Böyle büyük bir orduyu onlardan başkası harekete geçiremezdi.

 

Ben de 30.000 kişi çağırdım. Safir Tapınak da 50.000 kişiyle yolda. Korkacak bir şey yok yani. Savaşmak istiyorlarsa, savaşın en alasını tadacaklar!Miskin Tilkinin de kanı kaynamıştı. Savaşın seyrine bakarak Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Aleve karşı mutlak bir galibiyet alacaklarından emindi.

 

Safir Tapınağın yardım edeceği garanti mi?Nie Yan’ın aklı hala başındaydı. Safir Tapınak bugüne kadar sürdürdüğü kararsızlığıyla geliyorsa eğer savaşın sonucu bekledikleri gibi olmayabilirdi.

 

Fa Lan gibi kurnaz bir tilkinin ne düşündüğünü anlamak zor. Lâkin tanıdığın Fa Lan kolay kolay bu savaşa girmez.Miskin Tilki düzgün düşünmeye başlamıştı. Safir Tapınak muhtemelen Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Aleve karşı gövde gösterisi yaparak savaşı uzatmadan bitirmek için geliyordu. Fa Lan’ın tarafı belli değildi. Burada loncaların tüm güçleriyle karşı karşıya geldikleri düşünüldüğünde Fa Lan savaşa katılmamayı tercih ederse, Kutsal İmparatorluk ve Niuren Birliği felakete uğrardı.

 

Bana sorarsan bu seferlik burada bırakalım. Fazla risk almaya lüzum yok. Uygun bir zamanda Safir Tapınak ve Muzaffer Dönüş-Parlak Kutsal Alev tarafını birbirine düşürecek bir plan yapmalıyız. Bu öyle bir plan olmalı ki yaşlı tilkinin bizim tarafımızda yer almaktan başka şansı olmasın.Nie Yan tedbiri elden bırakmama taraftarıydı. Safir Tapınakla aralarında sıkı bir ilişki yoktu. Dolayısıyla Fa Lan da güvenilir bir müttefik sayılmazdı.

 

Miskin Tilki sessiz kaldı. Nie Yan hiç tekin biri değildi. Ancak kurnaz Fa Lan ile baş etmek için tam da onun gibi biri gerekiyordu.

 

Ne yapıyoruz şimdi?

 

Şu son grupları da halletmemizi bekleyin. Sonrasında Alacakaranlık Ormana çekileceğiz.Niuren Birliği ormana çekildiğinde düşmanın sayı avantajı tamamen ortadan kalkacaktı.

 

Tamam ama acele edin. Düşmanın takviye güçleri gelmek üzere. Geri çekilirken de dikkatli olun ve…Miskin Tilki geri çekilirlerken düşmana fırsat vermemeleri konusunda Nie Yan’ı uyaracakken gördüğü şeyle gözleri fal taşı gibi açıldı.

 

Niuren Birliği Savaşçıları ilerleyişlerini durdurup geri çekilmeye başladılar. Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev oyuncuları onların bu davranışlarına anlam verememişlerdi. Onlar şaşkınlığı üstlerinden atamamışken Niuren Birliği Savaşçılarının boşalttığı alana alan etkili büyüler yağmaya başladı. Bu sayede Niuren Birliği oyuncuları hiçbir sorunla karşılaşmadan ormana doğru çekildiler.

 

Ellerini kollarını sallayarak gidiyorlardı!

 

Düşman oyuncularından bir kısmı takibe yeltendiyse de büyülerin oluşturduğu alana yaklaşmaya dahi cüret edemediler. Oraya girmek ölüm demekti. Zaten çoğunun o kadar hırpalandıktan sonra takibe gidecek mecali kalmamıştı. Daha biraz önce canlarını kurtarmak için var güçleriyle kaçıyorlardı. Öleceklerini bile bile kim takip etmekten bahsedebilirdi?

 

Yüzlerinde boş bakışlarla öylece dikiliyorlardı. Alan etkili büyüler sonlandığında Niuren Birliği 20 metre kadar uzaklaşmıştı.

 

Peşlerine düşün!Gök Kıran sesli sohbetten bağırdı. Niuren Birliğinin kaçmasına izin vermesi, bütün emeklerinin boşa gitmesi demekti. Üstelik 100.000 oyuncu daha çağırmıştı. Onlar gelene kadar Niuren Birliğini oyalayabilirse hepsini karınca gibi ezebilirdi!

 

Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev oyuncuları harekete geçtiler, ama Niuren Birliği ormana giriş yapmıştı bile. Onlar diğer loncaları gibi düzensiz değillerdi. Her bir takım lideri, oyuncuların birbiriyle uyum içerisinde olmasından sorumluydu.

 

Ormanın sınırında sağlam bir savunma hattı oluşturup Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev oyuncularını karşılamaya hazırlandılar. Kalan oyuncular da ormanın içine dağıldılar.

 

Gök Kıran öfkeden deliye dönmüştü. Niuren Birliği elinden ağır bir kayba uğramışlardı. Sürekli geri çekilmek durumunda kaldıklarından düşürdükleri ekipmanları da geri alamamışlardı. Her bir parça Niuren Birliğinin eline geçmişti. Daha doğru düzgün kayıp bile vermemişken geri çekiliyorlardı! Sinirlenmemesi mümkün müydü?

 

Gece Düzenbazı Gök Kıranın acele karar vermesini engellemeyi denedi. “Ormanda peşlerine düşersek sayı avantajımızın bir önemi kalmaz!” Karşı taraf oyuncularının kendi oyuncularından çok daha güçlü olduklarını ta en başında görmüştü. Yetenekteki bu bariz fark karşısında afallamıştı. Niuren Birliği bunca yetenekli oyuncuyu nasıl bir araya getirebilmişti? Ne zaman saldırıp ne zaman çekileceğini iyi bilirdi. Ormana girerlerse eğer kayıpları katlanacaktı!

 

“Öylece gitmelerine izin mi vereceğiz? Bu mu yani?” Gök Kıran gönülsüzdü. Niuren Birliği karşısında bir kez daha yenilmişti.

 

“Başka ne yapabiliriz? Alacakaranlık Ormana mı girelim?” Gece Düzenbazı riski görebiliyordu. Ormanda kim bilir kaç adam daha kaybederdi?

 

Sakinleştikten sonra Gök Kıran da böyle bir takibin felaketle sonuçlanacağını anladı. Takviye gelene kadar Niuren Birliğini yerinde tutabilselerdi kazanırlardı. Ancak Niuren Birliği ormana çekilmişken kazanmak bir yana, onları yakalayamazlardı. Tehlikenin kol gezdiği ormana aceleci davranıp girme. Sözün anlamı burada hayat buluyordu.

 

“Kutsal İmparatorluk ve Safir Tapınak 80.000 adam toplamışlar. Ormana girdiğimiz anda etrafımız sarılacak.” Safir Tapınak savaşa girdiğinde neler olacağını kestirmek zordu. Kazanırlarsa ertesi günden itibaren oyuna hükmedeceklerdi. Kaybederlerse loncaları ciddi manada gerileyecekti. Kimse böyle bir riski almak istemezdi. Kayıp hala küçükken geri çekilmek en doğru karardı.

 

“Safir Tapınak onların tarafına katılmadı değil mi?”

 

“Kesin olarak bilmiyoruz. Kurnaz ihtiyar Fa Lan önceki sefer Kara Alev Ormanı önündeki meseleye de karışmıştı.”

 

Gök Kıran öfkesinden kuduruyordu. Tek yapabileceği Gece Düzenbazının dediği gibi geri çekilmekti.

 

“Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev çekiliyor.” Miskin Tilki sonunda rahatladı. Niuren Birliğinin göğüs göğüse düşmanla çarpışırken hiçbir zarar görmeden geri çekilmesine şaşırmıştı. Büyü kullanarak savaştan çekilme yöntemini zamanı gelince kendisi de kullanacaktı. Ancak bu yöntemi yalnızca avantajlı olan taraftayken kullanabilirdi. Ön safları düşman karşısında geri çekilen bir orduda arka saflardaki Büyücüler gereken büyüleri yapacak fırsatı bulamayabilirlerdi.

 

Nie Yan da rahatlamıştı. 5.000 kadar oyuncu kaybetmelerine rağmen Parlak Kutsal Alev ve Muzaffer Dönüşten 18.000 düşman öldürmeyi başarmışlardı. Düşen bütün ekipmanlar da elindeydi. Düşmana hafif bir darbe indirerek büyük bir kazanç sağlamıştı. En önemlisi de loncanın morali tavan yapmıştı. Oyuncular kazandıkları zaferin sarhoşluğunu üzerlerinden uzun bir süre atamayacaktı.

 

“Neden bu kadar hızlı çekiliyorlar? Birkaç kişi daha öldürmek istiyordum!”

 

“Hiç sorma. Daha gönlümce savaşamadım. Zaten çoğu karşılık bile vermiyordu. Tek yaptıkları kaçmaktı. Ancak altı tanesine yetişebildim!”

 

“Ben üç kişi öldürebildim. En çok ön saflardaki Savaşçılar öldürdü. Duyduğuma göre yüz barajını aşanlar varmış!”

 

Oyuncular aralarında ateşli bir muhabbet başlatmışlardı. Onları duyduğunda Nie Yan’ın yüzünde bir gülümseme belirdi. Rakip Parlak Kutsal Alev ve Muzaffer Dönüş müşterek ordusu olunca başta biraz endişelenmişti. Fakat zaferden sonra bütün endişeleri siliniverdi.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24318 Üye Sayısı
  • 838 Seri Sayısı
  • 42175 Bölüm Sayısı


creator
manga tr