Bölüm 229: Kodamanların Buluşması

avatar
2971 20

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 229: Kodamanların Buluşması


 


Berrak Gökyüzünün ölümüyle Mavi Düşen Gökyüzü oyuncularına kargaşa hakim oldu.

 

İzmaritin biraz önceki Taarruzu mükemmeldi. Gerek zamanlama, gerek de güç veya yön olsun Berrak Gökyüzünü Nie Yan’a savurup Gırtlak Kesiği ile bitirici hamleyi vurmasını sağlamıştı. Aralarındaki koordinasyon kusursuzdu. Savaşın görüntüleri internete düşse hiç şüphesiz son anları klasikleşirdi.

 

“Senin savaşmak benim için bir zevkti.” Nie Yan gülümseyip tekrar kamuflaja girdi.

 

İzmarit de Nie Yan’ın bu görüşünü paylaşıyordu. “Aynı şekilde benim için de.”

 

Berrak Gökyüzünü öldürmek için bir fırsat oluşturabilmek adına Soğuk Zirve ve Ahşap Lütfu kendilerini feda etmişlerdi. Yüzünde beliren hüzne rağmen İzmarit kısa sürede kendini topladı. Savaş meydanında hüzne yer yoktu. Büyük kılıçları elinde, tekrar savaşa katıldı. Solgun Yaprağın karşı saldırı zamanı gelmişti!

 

“Solgun Yaprak, kardeşlerim, kimseyi sağ bırakmayın!” İzmarit ölümün vücut bulmuş haliydi. Nereye gitse arkasında gövdesinden ayrılmış başlar bırakıyordu.

 

Nie Yan da Rahiplerin arkasında hayalet gibi belirmiş ve yıldırım hızında işlerini bitirmişti. Bu hareketiyle görenlerin nefeslerini kesmişti. Nice düşman onun ellerinde can vermişti.

 

Niuren Birliği elitleri düşman hatlarını yarmıştı. Mavi Düşen Gökyüzünde ölenleri haddi hesabı yoktu. Sağ kalanlar da geri çekilmek zorunda kalıyordu.

 

Ölümsüz Hergele düşman oyuncularının üzerine ateş püskürüyordu. Hasar değerleri gökyüzünü kaplarken saldırıya maruz kalanların yarısından çoğu öldü.

 

Monokrom, Kenarsız ve diğerleri düşmanı yarıp Nie Yan ve İzmaritle birleşti.

 

“Yettik patron!” Monokromun ismi diğerleri gibi kıpkırmızı olmuştu. Belli ki buraya gelene kadar epey bir düşman öldürmüştü.

 

“Kayıplarımız ne durumda?”

 

“Şimdilik sekiz kaybımız var. Düşürdükleri bütün ekipmanları toplamayı başardık.” Büyük çaplı savaşlarda sekiz kişi gibi bir kayıp görmezden gelinebilirdi. Saldırıya geçmeden evvel dikkatle hazırlanmışlardı. Savaşçı ve Şövalyelerin korumaları altında Yaz Böceği, Ölümsüz Hergele, Mucize Dansçı, Güneşli Güney gibi büyücüler grup halinde saldırarak düşmanı hüsrana uğratmıştı ve gayet iyi sonuçlar almışlardı.

 

Haliyle Yaz Böceği ve diğer Büyücülerin leş sayıları almış başını gitmişti.

 

Mavi Düşen Gökyüzü lonca lideri Berrak Gökyüzü Kalorda dirildi. İzmarit yüzünden ölmüştü. Hayatının en büyük utancını yaşamıştı!

 

Bedeli ne olursa olsun, bana İzmaritin kellesini getirin!

 

Berrak Gökyüzünün İzmarite olan nefreti iliklerine kadar işlemişti. Niuren Birliği güçlerinin gelmek üzere olduğu bilmesine rağmen adamlarına geri çekilmek yerine saldırıya geçmelerini ve İzmariti öldürmelerini emretti.

 

Emri alan adamları ivedilikle toplandılar. Hırçın ve sert doğası yüzünden en küçük meseleleri bile mislilerce fazlasıyla ödetmesi bir yana, komuta konusunda inkar edilemez bir yeteneği vardı. Uzaktan verdiği etkili emirler sayesinde adamları İzmaritin etrafını sardılar.

 

Mavi Düşen Gökyüzünden yaklaşık 9.000 oyuncu meydandaydı. Her biri kendini feda etmek zorunda kalsa bile İzmariti öldürmesi gerekiyordu!

 

Patron, binlerce Mavi Düşen Gökyüzü oyuncusu etrafımızı sardı!

 

Patron, Rahiplerimizin ve Büyücülerimizin manaları tükeniyor. Bütün mana yenileme eşyalarımızı çoktan kullandık.

 

Savaş meydanının çeşitli yerlerinden gelen raporlar Nie Yan’ın kulağına varmıştı.

 

Şiddet doruk noktasına ulaşmıştı. Niuren Birliği elitleri yaklaşık 800 düşman oyuncusunu saf dışı bırakmıştı, ama ölenin yerini arkadan gelenler dolduruyordu. Sonu gelmez düşman akınına karşı Niuren Birliği oyuncuları onca güçlerine rağmen çaresiz kalıyordu.

 

Nie Yan bölgeyi gözleriyle tararken güneydeki ağaçların daha sık olduğunu gördü. Orada bir süre dayanabilirlerse Tang Yao imdada yetişebilirdi.

 

Güneye gidiyoruz!

 

Nie Yan grubunu güneye yönlendirdi. Önlerine çıkan Mavi Düşen Gökyüzü oyuncularını biçerek ilerliyorlardı. Ormana vardıklarında Savaşçılar ağaçların arasına çömeldiler. Rahip ve Büyücüler de dönüşümlü olarak onlara destek veriyorlardı. Büyücüler gruplara ayrılmış, bir grup saldırırken diğeri dinlenip mana yenileyecek şekilde görev dağılımı yapılmıştı.

 

Mavi Düşen Gökyüzü oyuncuları kayalara çarpan dalgalar gibi Niuren Birliği elitlerinin üstüne geliyor, fakat karşılaştıkları direnç ile geri püskürtülüyorlardı.

 

Alevler savaş meydanını sarmış, gökyüzü aşağı yağan büyülerle kaplanmıştı. Solgun Yaprak ve Niuren Birliği oyuncuları birer birer toprağa düşüyordu.

 

“Sizi de bu işe bulaştırdığım için özür dilerim.” İzmarit kendini suçlu hissediyordu. Nie Yan’ın grubundaki herkesin ismi kırmızıydı. Başka bir deyişle Kalora gidemeyecekleri için burada kapana kısılmışlardı. Destek güçleri yakında gelmezse yenilgileri kapıdaydı.

 

“Daha ne kadar bize yabancı muamelesi yapacaksınız? Niuren Birliğinden istediğin herhangi birine sorun bakalım. Kimse sizi suçlamıyor. Solgun Yaprak aramıza katılalı fazla zaman olmadı belki, ama sizler de artık bizim kardeşimiz sayılırsınız. Sadakate bu denli değer veren bizler, kardeşlerimizin başları beladayken onları kaderlerine terk edebilir miyiz?” Ölümsüz Hergele Nie Yan’a baktı. “Haksız mıyım patron?”

 

“Haklısın tabii.” Ölümsüz Hergele makul konuşmuştu.

 

İzmarit etrafındaki Niuren Birliği oyuncularına bakarken duygulandı. Bu noktadan itibaren kelimeler kifayetsizdi. Solgun Yaprak bu insanların samimiyetlerine asla ihanet etmeyecekti.

 

“Patron Genç Atmaca Alacakaranlık Ormana giriş yaptı! Çok geçmeden burada olur!”

 

“Dayanın millet! Destek yetişmek üzere!”

 

Solgun Yaprağın hayatta kalan 200 kadar oyuncusu varken Niuren Birliğinde bu sayı 70’ten biraz fazlaydı. Sayıları 9.000’e yaklaşan düşmanlara bunca zamandır karşı koydukları düşünüldüğünde bu sayılar etkileyiciydi.

 

Samsara Lordu telaşla geldi. “Patron İzmarit! Manalarımız tükendi!”

 

Düşman Büyücülerinin saldırıları epey şiddetliydi. Ön saflarda düşmanı tutan Savaşçıları hayatta tutmak için Rahipler bütün manalarını kullanmışlardı. Şifa gelmeyince Savaşçılardan birkaçı daha hayatını kaybetti.

 

Mavi Düşen Gökyüzü oyuncularının saldırıları dur durak bilmiyordu. Tang Yao’nun güçleri birkaç dakika içerisinde gelemezlerse hiç kimse sağ kurtulamayacaktı.

 

Mavi Düşen Gökyüzü oyuncuları arasında huzursuzluk baş gösterdi.

 

Uzaklarda beliren kızıl bulutları takiben üzerlerine meteorlar yağmaya başlamıştı. Büyünün hazırlanma hızı düşünüldüğünde sahibinin Tang Yao’dan başkası olması mümkün değildi.

 

“Kardeşlerim! Saldırın!”

 

“Hücum!”

 

Savaş naraları gökleri inletti, Tang Yao’nun ordusu Mavi Düşen Gökyüzü ordusuna saldırıya geçti. Bireysel yetenek karşılaştırmasında hiçbir lonca Niuren Birliğine yetişemezdi. Taraflar çarpıştığında Mavi Düşen Gökyüzü oyuncularına karşı tek taraflı bir katliam başlamıştı. Etrafları tamamen sarıldığından kaçacak yerleri de yoktu.

 

Alacakaranlık Ormanda şiddetli muharebeler devam ederken dışarısı da pek sakin değildi. Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alevden 60.000’in üzerinde oyuncu Alacakaranlık Ormanın sınırlarına varmıştı. İçeri girip önlerine çıkanı öldürecekken, ormandan çıkan çok sayıda oyuncu yüzünden ilerleyişlerini durdurdular.

 

Anlaşılan Kutsal İmparatorluk onlardan hızlı davranmıştı.

 

Kutsal İmparatorluk oyuncuları iyi hazırlanmıştı. Ağaçların arasındaki boşluklar Savaşçı ve Şövalyeler tarafından doldurulmuştu. Arkalarında çok sayıda Rahip ve Büyücü vardı. Üstüne üstlük yüksek zemindelerdi. Parlak Kutsal Alev ve Muzaffer Dönüş tarafının sayı üstünlüğüne rağmen, pozisyon avantaları sayesinde ormana girmelerine engel olabilirlerdi.

 

Miskin Tilki göğsünü kabartarak büyü bir kayanın üstüne çıktı.

 

Arkasındaki oyuncular Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev saflarına bakarken ister istemez biraz çekiniyorlardı.

 

“Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev geldi. Korkanlar Dönüş Parşömenlerine sarılsın. Kutsal İmparatorlukta onlara yer yok. Kalma niyetinde olan kardeşlerim, öldürdüğünüz her düşman başına 50 liyakat puanıyla ödüllendirileceksiniz. Ondan fazla öldürenler Kutsal İmparatorluk Muhafız Alayına seçilecekler! Bugün karşımızdaki Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev itlerine 20.000 kişiyle haklarından gelebileceğimizi göstereceğiz!” Miskin Tilki resmen meydan okuyordu. Nie Yan’dan birkaç numara kapmıştı. Bela kapıyı çaldığında kararlı davranmak icap ederdi. Zayıflık gösteren hazin bir sonla karşılaşırdı.

 

Miskin Tilkinin tutkulu konuşması Kutsal İmparatorluk oyuncularını gaza getirdi.

 

“Patron, söz verdin artık! Bundan sonra geri dönemezsin!”

 

“Ben de amma şanslıyım. Kaç zamandır Muhafız Alayına nasıl katılacağımı düşünüyordum.”

 

Miskin Tilki şakayla karışık çıkıştı. “Ne zaman sözümden döndüğümü gördünüz? Sizi hergeleler, adınızı aklıma kazıdım. On kişi öldüremezseniz kıçınıza tekmeyi yersiniz!”

 

“B… be… bekle patron! Şaka yapıyordum ben! Şaka yüzünden beni tekmelemezsin değil mi?”

 

Kalabalıktan kahkaha tufanı yükseldi. Biraz önceki ciddi hava dağılmıştı.

 

Miskin Tilki karşı taraftan iki kişinin yaklaştığını gördü. Bu kişiler oldukça tanıdıktı. Mavi cübbeler içindeki kişi Gök Kıran, kızıl zırh giyen kişi ise Parlak Kutsal Alev lonca lideri Gece Düzenbazıydı.

 

Gece Düzenbazı nadiren insan içine çıktığından çok az kişi yüzünü görmüştü. Bu yüzden oyuncu kitlesi indinde gizemli bir kişilikti. Halka açık bilgiler dışında hakkında bilinen pek az şey vardı.

 

“Muzaffer Dönüş ve Parlak Kutsal Alev lonca liderleri geldiler. Siz burada kalın. Ben gidip onlarla konuşacağım.” Miskin Tilki kayadan atlayıp ikiliye doğru yürüdü.

 

Lanet olsun! Şerefsiz ne ara Seviye 30 olmuş! Miskin Tilki Gece Düzenbazının seviyesini şu ana kadar bilmiyordu.

 

İnanç yayınlandığı günden beri ilk defa üç büyük loncanın lideri bir araya geliyordu.

 

“Seni burada görmeyi beklemiyordum.” Gök Kıran söze giren kişiydi. Ordusunun başına geçtiğinde Kutsal İmparatorluk engeliyle karşılaşacağını düşünmemişti.

 

“Öyle mi? Tam tersine ben ikinizin gelmesi için uzun süredir burada bekliyorum.”

 

Miskin Tilki, Gök Kıran ve Gece Düzenbazının eski rakibi sayılırdı. İkisi de onun kişiliğini bildiklerinden burada onunla karşılaştıklarında şaşırmışlardı. Genelde yüzünde gülümsemeyle ve konuşarak işlerini halletmeyi tercih ederdi. Üzüntülü anında bile yüzü hep gülerdi. Bugün normal halinden farklı davranıyordu.

 

İki tarafta da kılıçlar çekilmişti.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25302 Üye Sayısı
  • 850 Seri Sayısı
  • 42767 Bölüm Sayısı


creator
manga tr