Bölüm 204: Çılgın Hırsızın Doğuşu

avatar
2982 21

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 204: Çılgın Hırsızın Doğuşu


 

 

Nie Yan gölgelerde yürüyen bir hayalet gibiydi. Gözden kaybolduktan sonra peşindekiler onu bulamıyordu.

 

İlahi Gözler!

 

İlahi Gözler!

 

Muzaffer Dönüşten beş Şövalye aynı anda İlahi Gözleri etkinleştirdi. Bölge onların gözlerinden çıkan kutsi ışıklarla taranıyordu. Fakat buna rağmen Nie Yan’ı bulamıyorlardı. Mantık olarak İlahi Gözlerin Nie Yan’ı görmesi gerekirdi. En azından siluetini ortaya çıkarmalıydılar. Tabii kamuflaj kabiliyeti onların tespitinden sakınabilecek kadar gelişmiş değilse…

 

Nie Yan’ın bulunduğunu düşündükleri yerleri tararlarken arkalarından bir ses geldi. Akılları başlarından gitmişti. Nie Yan arkalarında mıydı?

 

Arkamızda!” Bir Şövalye bağırıp çevredekileri uyardıktan sonra sesin kaynağına döndü.

 

Bu sırada Nie Yan mesafeyi ölçüp Hei Zhuo ve Yu Long’un olduğu yere yönelmişti. Ortaya çıkan silueti, oyuncular arasından kıvrak hareketlerle ilerliyordu.

 

Ne muazzam bir hız! Beş saniye geçmeden Nie Yan’ın siluetin elli metre ilerde belirmişti! Oyunda daha önce böyle bir hız görmeyen bu oyuncular, gördüklerini idrak etmede zorlanıyorlardı.

 

Lav kükremesinden sağ çıkan Büyücüler Nie Yan’a saldırmak için büyülerini hazırlamaya başlamışlardı. Fakat daha başladıkları anda büyüleri dağılmıştı. Bölgedeki büyü enerjisi istikrarsızdı. Büyü için yeterli enerjiyi toplamaları mümkün görünmüyordu.

 

Savaşçılar da boş durmayıp hücuma geçmişlerdi. Ancak Nie Yan’ın müthiş hızına ayak uyduramayıp geride kalmışlardı. Temeldeki muazzam hızına Gölge Valsi ve Hız Parşömeniyle yapılan ekleme ile Taarruz becerisi kullanan Savaşçıları bile geride bırakabilecek kadar hızlıydı.

 

 

Çok sayıda oyuncu onu durdurmaya çalışsa da çabaları boşa gidiyordu. Nie Yan için engeller olmuş veya olmamış fark etmiyordu.

 

İki liderin önüne kadar gelmesi fazla uzun sürmemişti. Artık Hei Zhuo ile arasında kalan tek engel Şövalye Yu Long idi.

 

Yu Long İlahi Gözleri etkinleştirip Nie Yan’a kilitlenerek Hei Zhuo’ya ulaşmasını engelledi.

 

Nirvana Alevi değil mi? Gel hadi, ne kadar yetenekli olduğunu görelim!” Bölgedeki büyü enerjisi son derece istikrarsız olduğundan Yu Long kendini Kutsal Büyüler ile güçlendiremiyordu. Haliyle o da Parlak Kesiş becerisi ile Nie Yan’a atıldı.

 

Hei Zhuo, Nie Yan’ın bu kadar erken varmasını beklemiyordu. Büyü yapmaya çalıştı, ama başarılı olamadı. Güçsüz hissediyordu. Bütün umutlarını Şövalye Yu Long’a bağlamıştı. Nie Yan’ı ancak o alt edebilirdi.

 

Yaklaşan saldırıyı kolaylıkla atlatan Nie Yan, hançerini rakibinin alnına savurdu. Nie Yan’ın müthiş hızı yüzünden Yu Long’un saldırısı boşa gitmişti. Aklı bu durumu kabullenmekte zorlanıyordu. Saldırım ıska mı geçti? Ne muazzam bir hız!

 

Yu Long’un gözleri Nie Yan’ın hançerinin parıltısıyla kör olmuştu. Gelen saldırının Şok Darbesi olacağını düşünerek karşılamak için kılıcını savurdu. Sarsılmaz İradeyi etkinleştiremediği için Nie Yan’ın saldırısından kurtulması şarttı. Geriye doğru bir adım attığında Nie Yan gözden kayboldu. Yu Long telaşa kapılmıştı.

 

Hayır! Hei Zhuo!

 

Kıvrak bir hareketle Yu Long’u geçen Nie Yan’ın hızı zirveye ulaşmıştı!

 

Profesyonel bir dansçı seviyesinde hareket ediyordu. Resmen bir Gölge Dansçısı olmuştu!

 

Nie Yan Seviye 180 Yüce Hırsız olduğu zamanlara döndü. Rakipsiz hızın ve ölüm ve yaşamı elinde tutmanın verdiği hissi hatırladı.

 

O anda iki hayatın tecrübeleri birleşmişti!

 

İki hayatın çakışmasıyla Nie Yan zaman ve mekandan azade kalıp derin bir iç muhasebe transına girdi. Önceki hayatında Gölge Dansçısı olmasının önündeki engeller eriyip yok olmuştu. Bu aydınlanma ile neyin eksik olduğunu anlamıştı. Zarafet dolu çeviklik,  üstün azim ve amansız ivme.

 

İşte bu Gölge Dansçısıydı!

 

Nie Yan’ın zihni berraktı. Şövalye Yu Long’u, sanki burada değilmişçesine görmezden geldi. Kimse onu engelleyemezdi. Ne önündeki Şövalye, ne de etraftaki yüzlerce oyuncu!

 

Yu Long Nie Yan’ın bir karartı halinde yanında geçtiğini gördüğünde aşağılandığını hissetti. Kılıcını yatay şekilde savurarak kendini telafi etmek istese de bu saldırısı da hedefi ıskaladı.

 

Nie Yan bir gölge gibiydi, ele avuca sığmıyordu.

 

Yu Long hayal kırıklığına uğramıştı. Kutsal Büyülerini kullanamaması büyük bir eksiydi. Ve dezavantajlı durumdayken Nie Yan’ı yakalayabileceğini düşünmüyordu. Nie Yan yetişemeyeceği kadar hızlı ve çevikti.

 

Hei Zhuo Nie Yan’ın üzerine geldiğini görünce kaçmaya çalıştı. Ancak, canını biçmek için yaklaşan hançer onu umutsuzluğa sürüklüyordu.

 

Bu hançerden kurtulamazdı!

 

Alnına saplanan hançerle Hei Zhuo’nun zihni karardı. Göz açıp kapayıncaya kadar arkasına geçen Nie Yan, Hain Bıçak ve Bağırsak Dökücü ile işi bitirdi. Her hareketi birbirinden özenli ve kontrollüydü.

 

Gözlerinin feri sönen Hei Zhuo yere yığıldı.

 

Hei Zhuo’ya son darbeyi indirdikten sonra yerinde durdu. Hızından kaynaklı ardıl görüntüsüyle vücudunun silueti görsel bir çelişki oluşturuyordu.

 

Yüzlerce oyuncu bir Nie Yan’a, bir de Hei Zhuo’nun cansız bedenine baktı. Nutukları tutulmuş halde öylece duruyorlardı.

 

Hei Zhuo… öldü mü?

 

Nie Yan’ı tepeciğin üzerinde ilk gördükleri andan, Hei Zhuo’nun öldürülmesine kadar yalnızca on beş saniye geçmişti. Her şey bir anda olup bitmişti!

 

Nie Yan inanılmaz bir iş başarmıştı. Sekiz yüz kadar oyuncunun arasında Hei Zhuo’yu öldürmüştü!

 

Yu Long arkasını döndüğünde Hei Zhuo yere düşüyordu. Hei Zhuo’nun bu kadar hızlı öldürülmesi beklentileri dışındaydı. Ancak bu hız karşısında insan tepki vermek şöyle dursun, düzgün düşünemiyordu bile!

 

Bir anda Yu Long ile Nie Yan göz göze geldiler. Elindeki büyük kılıcı kaldıran Yu Long, Nie Yan’a meydan okudu. “Sırada ben varım! Kolaysa gel beni de öldür!

 

Nie Yan sırıtarak gözden kayboldu.

 

Aramalara rağmen kimse onu bulamıyordu.

 

Gitmeden önceki sırıtışın anlamı neydi? Küçümseme mi? Hakaret mi? Yoksa tamamen farklı bir anlamı mı vardı?

 

Nie Yan’ın son hareketleri Yu Long’u derinden etkilemişti.

 

Bir anda vücudundan gücün çekildiğini hissetti. Mutlak bir yenilgi aldığını kabul edince sırtında soğuk terler birikti. Nie Yan’ın hızı karşısında ezilmişti. Eğer gerçekten savaşsalardı, acaba kaç saniye Nie Yan’a dayanabilirdi?

 

Nie Yan sarsıcı bir darbeyle adeta dünyaya rakipsiz olduğunu duyuruyordu!

 

Patron, gitmiş.” Rapora gelen Şövalye, Nie Yan’ın siluetinin ağaçlar arasında kaybolduğunu görmüştü.

 

Bir işe yaramayacağını bildiklerinden kimse peşine takılmamıştı.

 

Bugün gerçek bir Hırsızın nasıl olduğunu görmüşlerdi. Gerçek bir Hırsız, devasa bir ordu karşısında fazla efor sarf etmeden komutanın başını alıp orduyu dağıtabilirdi. Bu eylemler geçmişin muzaffer generallerine yakıştırılmış olsa da Nie Yan’ın yaptığı tam olarak buydu.

 

Ne?” Yu Long düşüncelerinden uyandı.

 

Emirleriniz nedir?

 

Şövalyenin cümlesi bittiğinde arkalarında iri cüssesiyle Lav Titanı belirdi. Öfkeli kükremesi, inanılmaz gücünü yansıtıyordu. Kolunu sallamasıyla dev bir lav dalgası fırladı. Yu Long’un kalan güçlerine geniş çaplı bir saldırı için Lav Kırıcıyı kullanmıştı.

 

Büyük bir gümbürtüyle çakılan lavlar, dokundukları her şeyi yuttular. Buna Lav Kükremesinde sağ kalan yüzlerce oyuncu da dahil.

 

Birkaç kilometre ötedeki Nie Yan, öfkeyle kükreyen Lav Titanına baktı. Becerilerine hedef olan birinin sağ kalması söz konusu olamazdı. Lav Titanının etrafında lavdan bir deniz oluşmuştu. Denizin ortasında ada gibi beliren büyük kayalar kalmıştı.

 

Belirsiz Işınlanma Parşömenini burada etkinleştirirse lav denizinin ortasına düşme ihtimali vardı. Hal böyle olunca yanındaki kayanın üzerine çıkıp beklemeye koyuldu. Lav Kükremesinin etkisinin geçmesine son yirmi saniye kalmıştı.

 

Altındaki zemin lavlarla kaplanmışken Nie Yan kayanın üzerinde oturmuş sabırla zamanın geçmesini bekliyordu. Altında akan lavlar ve uzaklardaki öfkeli yaratık, Nie Yan’ı düşüncelere daldırdı.

 

Bugün başardıklarının birer efsaneye dönüşüp uzun süre dilden dile dolaşacağından emindi.

 

Fırın Ormanlarındaki lav denizinde kalan ağaçlar birer birer yanarak lavın içine devriliyordu.

 

Acaba bu lavların altında kaç ceset vardı?

 

Bunu bilmesi mümkün değildi. Muzaffer Dönüş ve Engelsizin elinde kesin sayılar vardı. Elbette bu sayıları paylaşmaları beklenemezdi.

 

Zaten bilmesi şart değildi.

 

Bir süre sonra ayağa kalkıp gerindi. Yüzünde halinden memnun bir gülümseme vardı. “Bugün iyi iş çıkardım.

 

Yu Long onu bu halde görse şaşırırdı. Tepeciğin üstündeki zalim gülümsemesiyle şu hali arasında dağlar kadar fark vardı.

 

Lav dalgaları üzerindeki Nie Yan Dönüş Parşömenini etkinleştirdi. Bir parıltıyla birlikte bölgeden kayboldu.

 

Resmi forumlarda bir video yayınlanmıştı. Başlığı da ‘Muzaffer Dönüş ve Engelsizin Yıkımı!’ idi. Savaşın ikinci safhasında Muzaffer Dönüş ve Engelsiz mağlup olmuştu. Niuren Birliği tarafında ise saldırı gücündeki on kişinin isimlerinin kırmızıya dönmesi dışında tek bir kayıp dahi yoktu.

 

Video dışında bir de fotoğraf yayınlanmıştı. Doğal olarak bu, on kişi birlikte çekindikleri fotoğraftı. Bu fotoğraf uzun süre oyuncuların akıllarına kazınacaktı. Muzaffer Dönüş ve Engelsizden 20.000 oyuncunun ölmesinin ardında bu fotoğraftakilerin olduğunu bileceklerdi. On kişi bugün bir efsane yaratmıştı!

 

Artık Niuren Birliği kanatlarını açıp yükseklere çıkabilirdi. Hiç kimse bu güçle aşık atamazdı!

 

Zümrüt İmparatorluğunda Niuren Birliğini duymadan kalmayacaktı.

 

Zümrüt İmparatorluğu resmi forumlarında birbiri ardına videolar paylaşılıyordu. Oyuncu kitlesi olayların tamamını izlerken tartışmalar sürekli canlı kalıyordu. Lav Titanının ortaya çıkışıyla izleyenlerin ağzı açık kalmıştı. Ancak onları asıl etkileyen şey Nie Yan’ın son hareketleriydi. Onu gören herkesin hayranlık ve şaşkınlıktan nefesi kesiliyordu.

 

Tanrısal Hırsız Nirvana Alevi!

 

Zümrüt İmparatorluğunun En İyi Hırsızı Nirvana Alevi!

 

Çılgın Hırsız Nirvana Alevi!

 

Son isim belki akılda kalıcılığından, belki Nie Yan’ın Hei Zhuo’ya yaptığı boğaz kesme hareketinin oyuncularda derin bir izlenim bırakmasından, belki de Nie Yan’ın yüzlerce oyuncu arasına tek bir kişiyi öldürmek için dalmasının çılgınlık olduğunu düşünmelerinden çoğu oyuncu tarafından kabul görmüştü. Sebep ne olursa olsun, Çılgın Hırsız ismi saman alevi gibi dilden dile yayılmıştı.

 

Çılgın Hırsız ismi Niuren Birliğinin gururu olmuştu!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25545 Üye Sayısı
  • 846 Seri Sayısı
  • 42971 Bölüm Sayısı


creator
manga tr