Bölüm 168: Kırmızı İsimle Şehre Girmek

avatar
2455 10

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 168: Kırmızı İsimle Şehre Girmek


 

 

Nie Yan kara altın hazine sandığını gördüğü ölü ağaca yaklaştı. Dizlerinin üzerinde eğildi. İçi kıpır kıpır, anahtarı kilide soktu.

 

Anahtar kilide uymuştu. Anahtarı çevirirken kilidin iç aksamının sesini duyabiliyordu. Seslerden anladığı kadarıyla Uzman Anahtar bile bu kilidi açamayabilirdi.

 

Sandık Açılıyor… Tahmini Tamamlanma: %1… %10…

 

Bir süre sonra sandık açıldı.

 

Elini daldırıp karıştırırken içeride birkaç farklı objeyle karşılaştı. Sandık, adındaki hazine kısmını sonuna kadar hak ediyordu. İçindekileri çıkarıp teker teker inceledi.

 

Ateş Özütü x3
Efsunlu Karadamar Altını x6
Efsunlu Harf Taşı x6

 

Malzemeler dışında bir mücevher, bir de beceri kitabı elde etmişti. Bu malzemeler, daha önce toplamasının uzun zaman alacağını düşündüğü Dullahan Arbaletine ait üretim malzemeleriydi. Görev haritasından ayrılır ayrılmaz malzemeleri elde etmek onu ziyadesiyle şaşırtmıştı. Diğer iki malzeme, Ateş Kaynağı Kristalleri ve Büyülü Sekoya Tomruğu, pahalı olmalarına rağmen kolay bulunan nesnelerdi. Müzayede evinde arada bir satışa çıkarılıyordu.

 

Karanlık Mücevheri (9): Yuvalanabilir Eşya
Özellikler: Saldırının %10’unu Delici Karanlık Hasarına dönüştürür. %1 Savunma İhmali, -%10 Ekipman Koşulu

 

Mücevherin kalite derecesi 9’du! Oyunda bulunabilecek en kaliteli mücevherlerden biriydi bu! Nie Yan acı acı güldü. Böylesi bir mücevher ele geçirmişti ama mücevhere uygun hiçbir ekipmanı yoktu. Mücevheri düşük kalitede bir ekipmana yuvalamak, güzel bir buketi inek pisliğine atmaya benziyordu. Bu mücevher ancak ve ancak Alt Efsanevi ve de üstü kademedeki ekipmanlara yaraşırdı. Görünen o ki Dullahan Arbaleti üretilene kadar beklemesi gerekiyordu.

 

Sırada beceri kitabı vardı. Kitabın ismini okuduğunda donup kaldı. Bu, Kilit Açma beceri kitabıydı. Hem de en iyisinden, Uzman Kilit Açma! İki özelliği vardı. İlki her sandık açtığında %10 ihtimalle ek uzmanlık puanı kazanmasıydı. İkincisi ise Hazine Sandığı Seviye İhmali +10 idi.

 

Uzman Kilit Açma şu anda Kıdemsiz rütbesinde olsa da, uzmanlık kazanıp rütbesini yükseltmek Nie Yan için kolaydı. Ne de olsa gizli sandıklarla dolu pek çok nokta biliyordu. En kötü bu işe özel olarak çaba harcamaz, sadece gelecekte açmayı planladığı kilitli sandıkları kullanarak uzmanlığını geliştirirdi.

 

Nie Yan adacığı son bir defa arayıp bir şey bulamayınca Kalor’a dönmeye hazırdı. Çantası ağzına kadar doluydu. İkinci Büyülü Harf Çantasını bulmasa, uzun zaman önce çantasındaki envanter alanı dolmuştu.

 

Artık dönme zamanım geldi. Kalor’daki Nüfuzumun 30’dan fazla olduğu düşünülürse herhangi bir problem yaşamamam gerek.

 

Çantasında siyah bir pelerin çıkarıp vücudunu örttü. Kırmızı ismini saklamanın bir yolu olmadığından onu olduğu gibi bıraktı.

 

Dönüş Parşömenini etkinleştirip vücudunu sarmalayan ışıkla birlikte Kalor’a ışınlandı.

 

Kalor transfer noktası, arkadaşlarını bekleyen, kendilerine grup arayan veya grubuyla birlikte yola çıkmaya hazırlanan oyuncularla kaynıyordu. Nie Yan transfer noktasında belirdiğinde herkes şaşkın yüzlerle ona dönmüştü.

 

Kafayı mı yemiş bu? Kırmızı isimle şehre dönmek nedir? Ölmek mi istiyor? Hey, arkadaşım, ölmek istiyorsan söylemen yeter. Seve seve seni mezara gönderebilirim!

 

Kaç kişi öldürdü acaba? İsminin ne kadar kırmızı olduğuna bak!

 

Muhafızların saldırısından da mı korkmuyor?

 

Nie Yan yürürken herkes kenara çekilip ona yol veriyordu. Orada bulunanlar kendi aralarında fısıldayarak tartışıyorlardı. Siyah pelerini ve kıpkırmızı ismiyle Nie Yan epey dikkat çekiyordu. Yüzünü kimse göremediğinden şu anda gizeme boğulmuştu. Fakat herkesçe kabul gören nokta, onun tehlikeli biri olduğuydu!

 

Bakışları etraftaki oyunculara yöneldiğinde, oyuncular korkuyla birkaç adım geri çekilmişlerdi.

 

Şehirde oyuncuların birbirini öldürmesi yasaklanmış olsa da Nie Yan’ın kırmızı isminden ezici bir baskı hissediyorlardı.

 

Gümüş zırhlı, tam teçhizatlı bir muhafız bölüğü yaklaşırken oyuncular onlara yol açıyordu.

 

Bakın! Şehir muhafızları geldiler! Şimdi hapı yuttu işte!

 

Kalabalık zevkle Nie Yan’ın başına gelecek olan felaketi bekliyordu. Muhafızlarla dövüşebilecek kabiliyeti olduğunu kimse düşünmüyordu. Zira şehir muhafızları en azından Seviye 100 Elitlerden meydana geliyordu. Hepsinin kullandığı standart ekipmanlar bile oyuncuların gözlerinde korkutucuydu.

 

Lâkin yaşananlar herkeste şok etkisi yaratmıştı. Gözlerinin önündeki manzarayla hepsinin ağzı açık kalmıştı.

 

Muhafızlar yalnızca saldırmamakla kalmamış, komutanları öne çıkıp Nie Yan’ı selamlamıştı.

 

Selamlar, Efendi Şeytan Avcısı.

 

Nie Yan başıyla komutanı selamlayıp işine baktı. Muhafızların görevi şehirdeki düzeni korumaktı. Kalor’da hiçbir etkileri olmadığından onları görmezden gelmek sorun teşkil etmiyordu.

 

Muhafızların yanlarından geçip Niuren Birliği karargahına doğru yola çıktı.

 

Hiçbir şey olmamıştı. Şehir muhafızları kırmızı isimli bir oyuncuya ellerini sürmeye cesaret edememişlerdi. Yaşananlar insanların mantığına aykırıydı!

 

Ananı avradını! Harika! Muhafızlar bile herife dokunamadı!

 

Muhafızlara bakmadı bile! Ne oyuncu ama!

 

Bakın, gidiyor! Takip edip nereye gideceğini görelim!

 

Niuren Birliği karargahına girdi! Acaba üyelerden mi?

 

Vay canına! Lonca yeni kurulmuş olmasına rağmen elit takımları yalnızca iki gün içinde çoğunluğu Uzman zorluk derecesinde on zindan temizlemiş. Lonca liderleri en belalıları. Lider sıralamasında zirvedeki Genç Atmaca! Gök Kıran’dan bile daha iyi. Lanet olsun! Böyle olacağını bilsem hazır fırsatı varken o loncaya katılırdım!

 

Çok geçmeden resmi forumlarda olayın görüntüleri paylaşılır olmuştu.

 

Kırmızı İsimli Bir Oyuncu Kalor’a Girdi!

 

Kırmızı İsimli Oyuncu Şehir Muhafızlarının Gözünü Korkuttu!


Nie Yan geçtiği sokaklarda bulunan oyunculara şaşkınlık vermişti. İstisnasız her biri, Nie Yan yanlarından geçerken geri çekilip yol veriyordu.

 

Kırmızı ismi çok güçlü bir caydırıcıydı. Oyuncular Nie Yan yanlarından geçtikten sonra şehirde olduklarını, bir oyuncunun kırmızı ismiyle şehirde dolaşamaması gerektiğini hatırlıyordu. Mantık olarak transfer noktasından çıkar çıkmaz muhafızlar tarafından öldürülmesi gerekiyordu. Muhafızların şu anda bir oyuncuyu öldürmesi için tek bir darbe indirmesi yeterliydi!

 

Bir süre sonra lonca karargahına vardı.

 

Baksana, şuradaki kişiyi gördün mü? Kırmızı ismiyle şehirde dolaşacak kadar deli biri var demek!

 

Göğsündeki nişanı fark edemedin mi? O da bizden biri. Sanırım loncanın başındaki kişilerden.

 

Onu gören lonca üyeleri kendi aralarında tartışmaya tutuşmuşlardı. Hayranlıkla herkes Nie Yan’ın peşine takılmış karargaha giriyordu.

 

Nie Yan’ın ilk durağı lonca hazinesi olmuştu. Görev haritasında düşen bütün ekipmanları hazineye bıraktı. Elbette tarifleri Yıldızlı Gece İksir Dükkanına verecekti.

 

Guo Huai gelip Nie Yan’ı karşıladı. “Sonunda gelebildin. Ama az daha kalbime indiriyordun! Kırmızı ismin sorun oluşturmayacak mı?

 

Merak etme. Kalor’daki Nüfuzum 30’un üstünde olduğu için şehre rahatlıkla girip çıkabilirim.” Sokaklarda kırmızı ismiyle yürüyen birini görmek, bütün oyuncuları şaşırtmıştı. İleride Nüfuzu yüksek oyuncular ortaya çıkacak, özellikle de kale savaşları başladığında kırmızı isimli oyuncuları şehirde görmek sıradanlaşacaktı.

 

Şimdi anlaşılıyor…

 

Lonca ne durumda?

 

Fena değil. 30.000 kişiye ulaştık. Kalor’un en büyüğü Muzaffer Dönüşün 80.000 üyesi var. Çok geçmeden onlara yetişiriz. Tabii onların alım şartları daha katı olduğundan üyeleri bizimkilerden daha güçlü.

 

Loncaların üye sınırları olurdu. Seviye 2 bir loncanın sınırı da 50.000 üyeydi. Seviye 3 loncalarda bu sayı 100.000’e çıkıyordu. Lonca büyüdükçe, yeni üyelere koştukları şartlar da ağırlaşıyordu. Loncanın kısıtlı boş yerini güçsüz oyuncularla doldurmak mantıksızdı. Lonca kaynakları bu kişilere harcanarak israf edilmiş olacaktı. Hatta güçlü oyunculara gidecek kaynakların azalması anlamına da geldiğinden sayıf oyuncularla genişlemek verimsizdi.

 

Anlıyorum, biz de alım kriterlerimizi yükseltmeliyiz.

 

Şu anda bu konu üzerinde düşünüyoruz. Sadece seviyelerine bakarak alım yapmakla olmaz.” Guo Huai’ye göre şartlar kesinlikle yükseltilmeliydi. Lonca aktivitelerini pas geçen veya nadiren katılan oyunculara da yol verilmeliydi. Böylece loncanın oyuncu kalitesi yükselecekti.

 

Almanı istediğim mülklerden haber var mı?

 

11 şehirdeki 36 mülkü senin adına satın aldım. Tapuları sana ait. Şu yaptığın duyulsa bütün imparatorluk sarsılır biliyor musun? Tek bir kişi, büyük loncaların toplamından fazla mülk satın alıyor… Mülkleri satın alan ben bile bu işe inanmakta zorlanıyorum!” Bu mülkler kullanıldığında, hatta kullanılmayıp kiraya verildiğinde, getirecekleri altının miktarıyla başka bir Kutsal İmparatorluk veya Muzaffer Dönüş oluşturmak mümkündü.

 

Nie Yan ise bu konuya fazla ehemmiyet göstermiyordu. “Şu anda güzel bir ivme yakaladık. Ancak adım adım ilerlemeleri, temelimizi sağlam atmalıyız. Bu arada, Muzaffer Dönüş son günlerde sıkıntı çıkarıyormuş, doğru mu?

 

Geçen hafta 300’den fazla üyemiz o itlerin pusularıyla öldürüldü. Bizi yakın takibe almışlar. Bazı oyuncularımız şehri terk ettikleri anda pusuya düşürüldüler. Üstelik lonca nişanları gizlenmişti. Demem o ki Muzaffer Dönüş casusları çoktan içimize girmişler. Birkaç gün önce bazılarını temizlemeyi başarsam da daha kaç tanesinin loncada olduğunu kestirmek güç.” Guo Huai’nin sesinden, bu mesele yüzünden ne kadar yorulduğu anlaşılıyordu. Eğer düzgün bir şekilde meseleyi halledemezlerse büyük ihtimalle loncadan kopmalar başlayacaktı.

 

Şu anda herkes loncanın istikbali konusunda iyimserdi. Yüzlerce oyuncu taciz edilip öldürülse dahi kimse ayrılmaya niyetli değildi. Ancak bu durum sürekli böyle devam edemezdi. Mesele halledilmezse sorun daha da büyüyüp loncası sarsacak hale gelecekti.

 

Bizi sindirmek isteyenlere gülümseyecek değiliz! Oyuncularımızı öldürüyorlarsa biz de aynını yaparız. Kolayca itilip kakılan bir lonca olmadığımızı görmeliler. Ayrıca bazı önlemler almamız şart. Üyelerimize nerede kasıldıklarını başka kimseye söylememelerini tembihle. Koca haritada Muzaffer Dönüş onları bulacak değil ya.” Muzaffer Dönüşe dur demezlerse, Niuren Birliği yerle bir olana kadar ezilecekti.

 

Ama çok büyükler. Onlarla baş edemeyiz!

 

Aklımda bir fikir var.” Önceki hayatındaki meşhur oyuncu organizasyonu Suikastçılar Cemiyeti henüz kurulmamıştı. Gölgelerden hareket eden böyle bir organizasyon sayesinde ceplerini açtığı takdirde Muzaffer Dönüşü doğduklarına pişman edebilirdi.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21892 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40686 Bölüm Sayısı


creator
manga tr