Bölüm 166: Orta Şeytan Avcısı

avatar
2973 23

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 166: Orta Şeytan Avcısı


 

 

Her zamanki rutinine uyarak oyun başlığını çıkardıktan sonra mutfağa inip besin toniklerinden içti. Ardından odasına dönüp sabah egzersizine başladı. Tam merdivenlere geçmiş yukarı çıkacakken kapı çaldı.

 

Sabahın köründe kim geldi diye düşünerek kapıya yöneldi. Kapıyı açınca karşısına bir çift, daha doğrusu anne ve babası çıktı!

 

Nie Yan babasına çekmişti. Ancak daha kırklarında olmasına rağmen babasının saçlarına ak düşmüştü. Üzerine oturan bir takım elbise giymiş, geniş omuzları ve sinekkaydı tıraşıyla askeri kökenli oluşunu daha da belli etmişti. Annesinin ise, gençlik yıllarında ne kadar güzel biri olduğu anlaşılabiliyordu. Ancak zaman, onun yüzüne kırışıklıklar getirmiş, gençliğini silip atmıştı. Yine de yılların götürdüklerinin yerine muhteşem bir zarafet kazanmıştı. Yaşadığı yerdeki yaşıtlarından sıyrılıyordu. Akrabalarının bir kısmı bu yüzden ondan hiç hoşlanmıyordu.

 

Ailesi yol yorgunuydu. Soluk yüzlerine bakarak anlayabiliyordu. Sanki haftalardır dpru düzgün uyumamışlardı.

 

Anne… Baba…!” İçi titredi. Gözlerinden damla damla yaşlar süzülmeye başladı. Önceki hayatında pişmanlık duyduğu pek çok şey yaşanmıştı. Yıllar sonra ilk defa ailesini görmesiyle içinde kopan duygu fırtınalarını dindirememişti.

 

Küçük Yan… Seni bir başına bıraktığımız için özür dilerim!” Annesi hemen Nie Yan’a sarılıp, oğlunu yatıştırdı. Şartlar ne gerektirdiyse onu yaptıklarından Nie Yan’ı bunca zaman hiç aramamışlardı bile. “Ama artık geri döndük.

 

Önemli değil anne. Anlıyorum. İkiniz sağ salim döndünüz ya, başka bir şeye ihtiyacım yok.” Konuşurken boğazı düğümleniyordu. Geçen birkaç ayda ailesinin göğüs gerdiği zorluklardan haberdardı. Reenkarne olmasıyla önceki hayatında ailesine acı çektiren şımarık velet artık yoktu. Ailesini tekrar görebilmesi bile göklere minnet duyması için yeterdi.

 

Küçük Yan, büyümüşsün! Boyun da uzamış.

 

Anneciğim, yorgun görünüyorsunuz. İçeri gelip bir an önce dinlenmenize bakın.”

 

Babası normalde ciddi bir yüz ifadesi takınarak konuşurdu. Ancak oğlundaki olgunluğu görünce onun da içi eridi.

 

Sana söylemiştim, erkek dediğin kendi ayakları üzerinde durmayı bilir. Zamanında çok yüz verdin. Biz gittikten sonra bak oğlumuz ne kadar olgunlaşmış.

 

Babası normalde baba oğul konuşmalarının dışında fazla konuşmayan katı bir adamdı. Sonuç olarak geçmişte babasına karşı mesafeliydi. Ancak büyüdükçe anlamıştı ki babası da en az annesi kadar onu seviyordu. Yalnız sevgisini göstermiyordu.

 

Öğlen vakti oğlunun yemek yapmayı öğrendiğini gören annesi büyülendi. Yemeklerin tadı da gayet iyiydi. Oğlu hakikaten kendi ayakları üstünde durabilir hale gelmişti. Ve özgüveni de katbekat gelişmişti. Böyle bir oğula sahip olduğu için gurur duyuyordu.

 

Aile huzurla yemeklerini yedi. Anne ve babasının yıllar sonra yeniden gören Nie Yan, kendini hiç bu kadar mutlu hissetmemişti. Bu mutlu aile tablosu ile azmi daha da güçlendi. Ailemi koruyacak kadar güçlü olmalıyım!

 

Ah Chen’i de yemeğe davet edelim. Bize az faydası dokunmadı.” Annesinin bahsettiği bu kişi, baba tarafından kuzeni oluyordu. Çocukluğundan beri aileye yakın biriydi. Anne ve babasına da geçen aylar boyunca eşlik etmişti.

 

Acelesi yok. Ailesini ne kadar özlediğini sen de gördün. Hele biraz onlarla zaman geçirsin.”

 

Annesi gülerek babasını doğruladı.

 

Yarın ilk iş Luo Ming ve diğerlerinden aldığımız paraları iade edelim.” Borç alırlarken Luo Ming ve diğerleri, para konusunda aileyi sıkıştıracak gibi bir izlenim vermemişlerdi. Şu anda anne ve babası onurlu insanlar olarak geri dönmüşlerdi. Bugünden sonra da başları dik yürüyebilirlerdi. Sınırda kaçakçılık yaparak kazandıkları para, nesiller boyunca aileye yetecek kadar fazlaydı. Aldıkları borçları ödemek işten değildi. Ayrıca sınırda geçirdikleri zaman boyunca edindikleri bağlantıların da yardımıyla çok yakında kendi şirketlerini kuracaklardı. Nie hanesinin önünde parlak bir gelecek uzanıyordu.

 

Aldığınız borçların geri ödemesini yaptım.” Nie Yan araya girdi. Akrabalarının lafı geçtiğinde sinirine hakim olamıyordu. Artık o akraba dedikleri insanlarla bütün bağlarını koparmıştı.

 

Ne dedin sen…?” Babası boş bakışlarla Nie Yan’ı süzdü. Nie Yan nasıl o borçları ödeyebilirdi?

 

Siz gittikten sonra haftada birkaç defa kapıya dayanıp paralarını istediler. Ben de çaresiz Tang Yao’dan borç istedim. O da sağ olsun ihtiyacım kadar verdi.”

 

Alçaklar! Her geçen gün daha da alçalıyorlar!” Babası masaya yumruğunu geçirdi. Nie Yan son derece sakin bir tonla konuşmuş olsa da, yaşananları düşündükçe oğluna ne tür sıkıntılar verdiklerini hayal edebiliyordu. Nie Yan’ı evde istemeyerek bırakmışlardı. Zira giriştikleri işin tehlikesi çok büyüktü. Ayrıca akrabaları da onu evde gördüklerinde paralarıyla birlikte kaçmadıklarını anlayabileceklerdi. Fakat onlar evi terk ettiğinde Luo Ming ve diğerlerinin kapıya dayanıp oğlunu taciz etmeleri ve oğlunun bu tacizlere dayanamayıp arkadaşından yüklü bir borç istemesi, çizgiyi ne denli aştıklarının kanıtıydı! Budanın sabrının bile sınırları vardı!

 

Annesi de öfkelenmişti. Luo Ming onun ağabeyiydi. Yeğenine nasıl böyle davranabilirdi?

 

Madem bütün borcu kapattın, mesele yok demektir! Şu andan itibaren bu insanlarla bütün bağlarımızı koparacağız. Ailemizin onlar gibi akrabalara ihtiyacı yok! Yao’dan aldığın parayı da geciktirmeden geri ödeyelim. Uygun bir zaman bulduğunda yemeğe çağır. Ailemize yardım eli uzattığı için ona teşekkür etmeliyiz.” Allahtan oğlu olgunlaşmıştı. O eski hali olsaydı kim bilir nasıl bir travma yaşardı. Babası olarak öyle bir durumda çekeceği azaptan ömrü boyunca kurtulamazdı.

 

Çoktan arayıp haber verdim. Yarın gelecek.” Geçen birkaç haftada neden Luo Ming ve diğerlerinin para konusunda kendisini bu kadar sıkıştırdıklarını düşünüyordu. Önceki hayatında bu kadar abartmamışlardı. Belki de o Lin Jia denen kız kasabada bazı söylentiler yaydığındandı. Her halükarda mesele artık kapanmıştı. Bu konularda daha fazla düşünmenin lüzumu yoktu. Luo Ming ve diğer akrabalarının davranışları sayesinde babası kendi rızası ile onlarla olan akrabalık bağlarını koparmıştı. Babası böyle yapmasaydı, akrabaları pis ellerini babasının kuracağı şirkete uzatacaklardı. Eğer mesele tahmin ettiği gibiyse, Lin Jia ona gerçekten de büyük bir iyilik yapmıştı.

 

İhtiyar Lin ve İhtiyar Liu’yu da davet etmeliyiz. Onlar da bize çok yardımcı oldular.” Babası, kendisine yoldaşlık eden bu iki arkadaşının akrabalarından çok daha iyi olduğunu düşünüyordu.

 

Doğru söylüyorsun.”

 

Aile bütün akşamı muhabbet ederek geçirdi.

 

Anne, baba, bir an önce dinlenmenize bakın. Yarına enerjiniz olsun.” Benliği neredeyse 30 yaşına ulaşmış haline ait olsa da, şu an 18 yaşında bir oğul olarak ailesine karşı düşünceli evlat rolünü oynuyordu.

 

Annesi oğluna sarılıp alnından öptü. “Sen de dinlenmelisin.”

 

Babası konuşmamış olsa da Nie Yan onun aklından geçenleri biliyordu.

 

Oturma odasından kendi odasına geri dönüp yatağına uzandı. Anne ve babası eve geri döndüğü için çok mutluydu. Uzun zamandır geçirdiği en huzurlu gün bugündü. Yanındaki oyun başlığına bakarken gelecekte yapacak daha pek çok işi olduğunu düşünüyordu. Ancak her şey beklediği gibi giderse, geçmişte ailesinin başına gelenlerin bu hayatta da gelmesine izin vermeyecekti.

 

Üç gün boyunca akşamları oyuna girip görevi bitirmeye çalıştı. Gündüzleri ise ailesiyle tanıdıklara ziyaretlerde bulundular. Luo Ming ve borç aldıkları akrabalarının sayısı, geri kalan akrabalarına göre azınlıktaydı. Ailesi zor durumdayken yardımlarını esirgemeyen nice akrabası vardı. Tang Yao ziyarete geldiğinde ailecek sıcak bir karşılama hazırlamışlardı. Aile bir süre de Lin Amca’nın evinde kalmış, kuzeni Ah Chen’i de ziyaret etmişti.

 

Üçüncü gün babası şirketi kurma hazırlıklarına başladı. Bin bir güçlükle gereken bağlantıları edinmişti. Aceleyle şirketi kurmazsa, bu bağlantılar işe yaramaz hale gelecekti.

 

Şirket kurmak kolay iş değildi. Kurulup çalışanlar işe alındığında, babası iş dünyasına ilk adımını atmış oldu. Pazar konusunda endişeye mahal vermeyen karlı bir işti. Mallar dışarıdan ithal edildiğinde, ülke içinde yüksek fiyatlardan hızla satılacaktı. Öyle olmasaydı 1-2 yıl gibi kısa bir sürede babasının devasa bir servet elde etmesine imkân yoktu. Tabii şirket büyüdükçe el altından yürüttüğü işleri perdelemek adına birkaç legal iş daha kurmuştu.

 

Babasının işleri yolunda gidiyordu. Nie Yan artık rahatlayabilir, dikkatini tamamen oyuna odaklayabilirdi.

 

Giriş baktıktan kısa bir süre sonra görevdeki ilerlemesini kontrol etti.

 

Görev 5 –12.000 Başsız Süvari Öldür. (İlerleme: 11.997/12.000)

 

 

Görevi tamamlamasına yalnızca üç yaratık kalmıştı. Hiç oyalanmadan, günlerdir yapmaktan kusacak hale geldiği işe koyuldu.

 

Üç Başsız Süvari öldürdükten sonra…

 

Görev 5 tamamlandı! Orta Şeytan Avcısı unvanını kazandınız.

 


Bu görevler resmen onun iradesini teste sokuyordu. Eğer Görev 6 da olsaydı, gerçekten aklını yitirebilirdi.

 

Yeni unvanın özelliklerini inceledi.

 

Orta Şeytan Avcısı: Bütün insan uluslarındaki Nüfuzu 12 artırır. Oyuncuya 10 metre mesafedeki bütün karanlık yaratıkların statülerini %20 azaltır.

Gözdağı: Hedefe 2 saniye boyunca korku statüsü uygular. Menzil: 3 metre.

Caydırma: Etraftaki bütün yaratıkları 10 dakikalığına dağıtır. Yaratığın seviyesinin, oyuncununkini yirmiden fazla geçtiği durumlarda işe yaramaz.


Gözdağı düşük menzilli bir beceri olmasına rağmen son derece kullanışlıydı. PvP için son derece uygundu. Caydırma ise mob avlarken işe yarayabilirdi. Daha da önemlisi, haritanın merkezinde gördüğü tapınağa bu beceri ile girebilirdi.

 

Kıdemsiz Hortlak katili, Orta Hortlak Katili ve Deneyimli Hortlak Katili unvanları gayet sağlam özellikler verseler de onlar simgesel ödüllerdi. Unvan Kıdemsiz Şeytan Avcısı ve Orta Şeytan Avcısına dönüştüğünde görevler asıl ödüllerini vermeye başlamışlardı!

 

Nie Yan statü sayfasını açtı. Yeni unvanıyla eklenen 12 puan ile Kalor içerisindeki Nüfuzu 31 olmuştu. Şu anda ismi kırmızıyken şehre dönse bile muhafızların saldırısına uğramayacaktı!

 

İçten içe bu duruma sevinirken yeni bir sistem bildirimi geldi.

 

İlk beş görevi tamamladığınız için tebrikler! Güç +10, Hüner +10 ve Zekâ +10 kazandınız.

Görev 6 –50.000 tane Seviye 30 veya üzeri Hortlak tipi yaratık öldür.

 

İkinci kısmı okuduğunda ciddi ciddi intihar etmek üzereydi. Ancak devamında Başsız Süvari öldürme şartını göremeyince rahatlamıştı. Görev yalnızca 50.000 hortlak öldürmesini istiyordu. Yani bu haritada tamamlama gibisinden bir gereksinim yoktu. Dışarı çıktığında da tamamlayabilirdi. Nie Yan Deneyimli Şeytan Avcısı unvanının ne tür özellikler verdiğini merak ediyordu. Elbette bunun alacağı son görev olduğunu düşünerek… Acaba bundan başka görevler de var mıydı?

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25545 Üye Sayısı
  • 845 Seri Sayısı
  • 42970 Bölüm Sayısı


creator
manga tr