Bölüm 164: Hortlak Katili

avatar
2765 18

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 164: Hortlak Katili


 

 

Sistem bildirimi ile Nie Yan hayrete düştü. Başsız Süvariyi öldürdükten sonra en ufak bir tecrübe kazanımı olmamıştı.

 

Bu haritadaki yaratıklar tecrübe vermiyorlar mı?

 

Bu konu üzerinde düşünürken, görüşünün bir köşesine iliştirilmiş görev çubuğuna baktı. Öncelikle görevi tamamlayalım. Belki sonunda güzel ir ödül kazanırım.

 

Uygun bir strateji bulduktan sonra Başsız Süvarileri öldürmek çok daha kolay hale gelmişti. Tek bir çizik bile almadan, ok yağmuruna tuttuğu yaratıkları birbirleri ardına hızla öldürüyordu.

 

Aşağı yukarı 1 saatin ardından görev çubuğuna tekrar baktı.


Görev 1 –20 Başsız Süvari öldür. (İlerleme: 16/20)

 

Öldürdüğü Başsız Süvarileri bedenlerinden iki tane daha şema parçası bulmuştu. Alt Efsanevi bir arbaletin şemasının parçalarına göre düşme oranları gayet iyiydi. Bu gidişle şemayı tamamlamak sorun olmayacaktı.

 

Uzun süredir Başsız Süvarilerle savaşması sonucu artık bu yaratıklara aşina olmuştu. Artık Hortlak Ayini denemenin zamanının geldiğini düşünüyordu.

 

Zayıf noktalarını keşfettiğine göre arkalarında durduğu sürece ona bir zarar gelmeyecekti. Bu sayede büyüyü yapacağı sırada içi çok daha rahat olacaktı.

 

Hortlak Ayininin başarı oranı çok düşük olsa da eninde sonunda başarılı olduğu bir an gelecekti. Nie Yan sayısız başarısız girişimin ardından beş kişiden oluşan bir Başsız Süvari grubu toplayabilmişti. Hizmetkarlarını etraftaki yaratıkların üzerlerine salarak hızını büyük ölçüde artırmıştı. Fazla zaman geçmeden görevi tamamladı.

 

Görev 1 tamamlandı! Hortlak Katili unvanını kazandınız.
Görev 2 –200 Başsız Süvari öldür.

 

Nie Yan statü çubuğunda beliren yeni unvanına baktı. Unvan sayesinde bütün insan uluslarındaki Nüfuzu 1 artmıştı.

 

Oyuncular çeşitli unvanlar kazanabilirlerdi. Bu unvanlardan Yüce Hırsız, Gölge Dansçısı gibi olanlar sınıf bağlantılı unvanlardı. Ancak bazı özel unvanlar da yok değildi. Kutsala İnanan veya az önce kazandığı Hortlak Katili gibi unvanlar, özel unvanlar kategorisine dahillerdi. Her bir unvan belirli bir özellik verirdi. Örneğin Hortlak Katili Nüfuzu artıyordu. Bu gerçekten de güzel bir özellikti. Kıtadaki insan uluslarının yaygınlığı düşünüldüğünde, Nüfuzdaki en ufak artış bile ilerde işini çok daha kolaylaştıracaktı.

 

Ent Ormanı’nın temizliğiyle kazandığı, çok sayıda mülk satın alarak elde ettiği Nüfuza, lonca kurmasıyla eklenen miktarla birlikte Nie Yan’ın Kalor içerisindeki Nüfuzu 19 olmuştu. Az önce kazandığı unvanın verdiği 1 puanla Nüfuzu 20 seviyesine ulaşmıştı.

 

Şehirdeki Nüfuzu yükseltmek zor bir işti. Köy ve kasabalarda bu iş çok daha kolay oluyordu. Bütün uluslarda Nüfuz yükseltmek ise… Nie Yan bu işi yalnızca bir defa, geçmiş hayatında Yüce Hırsız unvanını elde ettiğinde başarmıştı. Unvan sayesinde bütün insan uluslarında 5 Nüfuz elde etmişti. Unvanın başka yararları da vardı. Yine de Hortlak Katili unvanı ile bütün insan ulusları içinde kazandığı Nüfuz en çok dikkat çeken özellikti.

 

Sıradaki görev de önceki gibi Başsız Süvarileri öldürmesini gerektiriyordu. Ve bu defa öncekinin on katı kadar öldürecekti. Görev garip görünmeye başlamıştı.

 

Beş hizmetkarının yardımıyla öncekinden çok daha hızlı avlanıyordu. Sonunda ne tür bir ödül alacağını görebilmek için görevi yapmaya devam etti.

 

Uzun bir süre sonra Dullahan Arbaleti Şemasının bütün parçalarını toplamıştı. Parçalar elinde parlak bir ışık yayarak birleşmişler ve şemayı oluşturmuşlardı. Bu bir ağır arbaletti. Yeteri kadar Gücü yoksa arbaleti kaldırması bile mümkün olmayabilirdi. Ağırlığı ile hareket hızını da ciddi ölçüde düşürecekti. Bu yüzden bu arbaleti her zaman kuşanamazdı. Çantasına atıp kesinlikle gerekmedikçe kullanmayacaktı. Arbalete sahip olduktan sonra en mantıklı şekilde böyle kullanabilirdi.

 

Şemayı çantasına attıktan sonra haritaya ışınlandıktan sonraki hasılatına göz attı. Birkaç parça Seviye 30 ekipmanın dışında, üç tane daha ekipman şeması bulmuştu. Bunların ikisi Bronz kademe iken diğer şema Gümüş kademeydi. Şemaların düşme oranları oldukça az olduğundan her biri fazlasıyla değerliydi. Oyuncular arasında Bronz ve Gümüş kademe ekipmanların ne kadar tutulduğu da hesaba katılırsa, şemaların değeri daha da artıyordu. Bu sıradan oyuncular Altın kademe ekipmanları karşılayamayacaklarından kademesi daha düşük olanlara yöneliyorlardı. Ekipman dükkanı açacağı zaman Deneyimli Demirci ve Deneyimli Terziler işe alarak bu şemalardaki silah ve zırhları ürettirecekti. Özellikleri gayet iyi olduğundan üretilecek ekipmanlar ile dişe dokunur bir kar elde edebilirdi.

 

Bu haritada ekipman düşürme oranı yüksekti. Elbette Nie Yan bu ekipmanlara baktığında altın görüyordu.

 

Gelecekte iksir dükkanının yanına ekipman dükkanı gibi farklı iş alanlarından dükkanlar eklemesi şarttı. Oyuncular gitgide zenginleşiyor, oyun gitgide canlanıyordu. Bu canlılığın en rahat görüldüğü kısım ticaretti. Nie Yan’ın iksir dükkanından sonra diğer alanlarda da pazarı ele geçirmeliydi. Böylece dağlar miktarınca altın kazanabilirdi.

 

Ne zaman bir Başsız Süvari görse hizmetkarlarını üzerine gönderip öldürtüyordu. Ardından bir sonraki hedefini aramak için yola düşüyordu.

 

İki saat sonra ikinci görevi de tamamlamıştı.

 

Görev 2 tamamlandı! Orta Hortlak Katili unvanını kazandınız.

 

Unvanın verdiği özelliklere baktı. Bu defa bütün insan uluslarında 2 Nüfuz artırıyordu!

 

Yeni ödülün de Nüfuzunu artırmaya yönelik olacağını tahmin etmiyordu. Nüfuzu ne kadar artarsa, şehirlerdeki görevler veya başka şehirlere açılma hususunda elde edeceği faydalar da o derecede artardı.

 

Görev 3 –2.000 Başsız Süvari öldür.

 

Görevler gittikçe daha korkunç bir hal alıyordu. Ancak en sonunda kazanacağı ödülü merak ettiğinden sabretmeye karar verdi.

 

Haritanın içlerine doğru devam ederken Dullahanların Hayali Alemi’nin sandığından çok daha büyük olduğunun farkına vardı. Buranın ucu bucağı yok gibiydi. Düz bir çizgide saatler boyu yürümesine rağmen bölgenin sonunu göremiyordu.

 

Üç saat kadar sonrasında uzaklarda bir tapınak göründü. Oldukça geniş ve heybetli duran tapınağın sütunları göklere uzanıyordu. Antik yunan tapınaklarını andıran bir yapısı vardı. Uzaklardan tapınağı gözlemledi. İlk bakışta sütunlara oyulan aslan figürleri dikkatini çekmişti. Ardından ana salona uzanan merdivenlere baktı. Girişte altı metre uzunluğunda metal bir kapı vardı. Zamanla kapı aşınmış ve paslanmış olsa da, görende hala hayranlık hissi uyandırabiliyordu.

 

Tapınak girişinin hemen önünde siyah zırhlı yüzlerce Başsız Süvari kapıyı koruyordu.

 

İçerde ne olduğunu inanılmaz merak etse de risk almak istemiyordu. Tapınağın etrafından dolaşarak etraftaki Başsız Süvarileri avlamayı sürdürdü. Yaratıklardan tecrübe puanı kazanamıyor olsa dahi, düşen eşyalar ile bu kaybını fazlasıyla telafi ediyordu.

 

Kafasına takılan tek nokta, Başsız Süvarileri öldürerek PK statüsünü çok aşırı yavaş azaltıyor oluşuydu. Aslında geldiğinden beri neredeyse hiç azalmadığı söylese yalan olmazdı.

 

Harita birçok yönden garipti.

 

Sunucuların kapanma zamanı yaklaşırken öldürdüğü yaratıktan bir çanta düştü. Çanta ilk bakışta Nie Yan’ın ilgisini çekmemişti. Ancak yerden alıp baktığında bunun 32 yuvalı bir çanta olduğunu keşfederek tatlı bir sürpriz yaşamıştı.

 

Büyülü Harf Çantası: 32 yuva

 

Başka yerlerde 24 yuvalı çanta düşürmek bile ender görülen durumlardandı. 28 yuvalı çantalar daha da enderlerdi. 32 yuvalı bir çanta düşürmek, en son bekleyeceği şey olabilirdi. Seviye 40-50 civarlarında bile 32 yuvalı bir çantayı yüksek bir meblağa satabilirdi. Şu anda bu çantanın bir eşi daha yoktu.

 

Eşyalarını düzenledikten sonra 20 yuvalı çantalarından birini 32 yuvalı yeni çantasıyla değiştirdi. Böylece envanterinde çok sayıda boş yer açılmıştı.

 

Büyülü Harf Çantasını düşürdüğüne göre Başsız Süvariler bu çantayı belirli bir oranla düşürüyor demekti.

 

Yani ikinci çantayı da bulabilirdi. Şu anda başka bir çanta bulmak için daha istekli çalışmaya başlamıştı. Beş çantası da 32 yuvalı olursa Seviye 50-60 civarlarına kadar bu çantalarla idare edebilirdi. Her yola çıktığında elinde çok daha fazla eşyayla geri dönebilir, çantasını boşaltmak için şehre sık sık yolculuk yapmaktan kurtulabilirdi.

 

Nie Yan Başsız Süvarileri öldürmekle meşgulken, dışarda kıyamet kopuyordu.

 

Tang Yao Seviye 18 olduktan sonra hızla Seviye 19’a yaklaşıyordu. Gök Kıran da boş durmamış, Seviye 17’ye ulaşmıştı. Miskin Tilki geri kalmak istemediğinden takımıyla birlikte kasılmaya çıkmıştı.

 

Nirvana Alevi abi neden hala dönmedi?

 

Hala oyunda olmalı. Ölseydi şehre dönmüş olurdu. Yani hala güvende olduğunu varsayabiliriz. Fazla endişelenmeye gerek yok.” Tang Yao da içten içe endişeliydi. Ama bunu dışa vurmuyordu.

 

Yao Yao arada bir Nie Yan’a mesaj gönderiyor, fakat hiçbirine dönüş alamıyordu.

 

Elitler birbirleri ardına Tang Yao’nun ellerinde can veriyorlardı. Ancak Kıyım Zebanisi Madalyonu hala düşmüyordu. Madalyon yoksa da tecrübesi deli gibi yükseliyordu. Üçlü hızla tecrübe kazanırlarken kırmızı isimlerinden de yavaş yavaş kurtuluyorlardı. Tang Yao hiç durmadan avlandığı için Duman Tozu stokları tükenmişti. Haliyle Güneş’i Yıldızlı Gece İksir Dükkanına gönderip para aldırdı. Ellerinde Duman Tozu alacak para geçtiğine göre yeni bir plan çizebilirlerdi.

 

Nie Yan Kuş’a öncesinden talimat vermişti. Şayet Tang Yao para isterse dükkân istediği miktarı ona verecekti. Yıldızlı Gece İksir Dükkanının Tang Yao’dan aldığı Orta iksir tarifleriyle, Tang Yao ne kadar para isterse istesin, dükkana kazandırdığı paranın yanına yaklaşamayacaktı. Güneş oradaki işini bitirince Alt Elit ve Elit Pullu Kurbağalardan düşen bütün ekipmanları lonca hazinesine ekledi. Ardından grup için sarf malzemeleri almaya gitti.

 

Kızıl Hayal Ormanı Seviye 20 Dodoların bölgesiydi. Birkaç gün öncesine kadar buralarda pek oyuncu yokken şu sıralar seksen kadar Muzaffer Dönüş oyuncusu bölgeyi işgal ediyordu.

 

Gök Kıran küçük çaplı alan etkili büyüleri olan on kadar Büyücüyü toplamakta zorlanmıştı. Lâkin çabaları sonuç vermiş, grubun avlanma verimliliği katbekat artmıştı.

 

Otuz kadar Hırsız ormanda gezinip Dodo gruplarını ağaçların arasında bulunan bir açıklığa topluyordu. Ardından Büyücüler alan etkili büyüleriyle yaratıkların icabına bakıyorlardı. Büyüler açıklığı vururken arkası kesilmeye hasar değerleri yaratıkların üzerlerinden fırlıyordu. Alan etkili büyüler manayı su gibi içtiklerinden, manaları uzun süre dayanamıyordu. Bu sebepten arkalarında bir grup Kutsal Büyücü konuşlandırılmıştı. Manaları bitmeye yüz tuttuğunda Mana Aktarımı becerileri ile saldırıdan sorumlu Büyücülerin manalarını dolduruyorlardı. Bu da yetmiyorsa mana iksiri içiyorlardı.

 

On civarı alan etkili büyü birbiri ardına gelirken Dodo grubu birbirleri ardına hayatlarını kaybediyordu. Gök Kıran’ın tecrübe çubuğu da büyük bir hızla doluyordu. Dolayısıyla onun seviye atlama hızı da son derece yüksekti. Hatta Tang Yao’ya ayak uydurabiliyordu. Bir adım arkasından takipteydi.

 

Miskin Tilki ve grubu da seviye atlama hızını yükseltecek bir yöntem bulmuştu. Müthiş hızlarıyla lider sıralamasında üst sıralara doğru yükseliyorlardı. Fakat başından beri hiç kimse Tang Yao’yu zirvedeki tahtından edememişti.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23802 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 42052 Bölüm Sayısı


creator
manga tr