Bölüm 149: Yoldaşlık Denen Duygu

avatar
3966 33

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 149: Yoldaşlık Denen Duygu


 

Önceki hayatındaki ünlü Hırsızlar arasında en gaddar ve kurnaz olanı Cılız Köpekti. Kancık yöntemleri ve hain saldırıları yüzünden, başa çıkması oldukça zor biriydi. Hedefini bulduğunda sülük gibi yapışırdı. Öldürebileceğini düşündüğü hedeflerini dünyanın sonuna kadar takip ederdi. Bu azmi sayesinde bir Gölge Dansçısını öldürmeyi başarmıştı.

 

Elementalist ise Yeraltı Alevi olarak bilinirdi. Onun hakkındaki anıları net değildi. Yanlış hatırlamıyorsa o da Yüce Büyücülerden biriydi. İsmini bildiğine göre, Yeraltı Alevi de güçsüz bir oyuncu olamazdı.

 

Yeraltı Alevi’nin parmaklarının ucunda beş tane ateş topu oluştu. Elinde oyuncak varmış gibi, ateş toplarıyla oynuyordu.

 

Acaba bunlarla nasıl ilgilensek?” Yeraltı Alevi, kendisinden 30 metre ötedeki Nie Yan’a baktı. Ortam iyice gerilmişti.

 

Duyduğuma göre Nirvana Alevi usta bir oyuncuymuş. Böyle öldürülmesi çok yazık olacak. Onunla savaşmak isterdim.” Cılız Köpek’in sesinden pişmanlığı anlaşılabiliyordu.

 

Yu Lan ve takımı, düzen aldıktan sonra düşmana saldırmamışlar, savunmada bekliyorlardı. Düşmana geçit vermeye niyetleri yoktu. 300 oyuncunun karşısında ölümü göze almışlardı.

 

Yenilgi kaçınılmazdı!

 

Düşman tam 15 katlarıydı. Onları kurtarabilecek kimse yoktu.

 

Nie Yan, ne yapacağız?” Bu felaket, Tang Yao’nun öngöremediği bir şeydi. Mutlak ölümle karşı karşıyaydı. Daha güçlü olsalar bile bu boyutta bir kuşatmadan nasıl sağ kurtulabilirlerdi ki?

 

Usta oyuncular olmaları sonucu değiştirmezdi!

 

Karşılarındaki oyuncular herhangi biri de sokakta rast gelebilecekleri zayıf ve gözden çıkarılabilir kişiler değillerdi. Tamamı Muzaffer Dönüşün elitleri arasında yer alıyordu!

 

Hazır ellerine Nie Yan ve Tang Yao’yu köşeye sıkıştırdıkları bir fırsat geçmişken onları kolay kolay bırakırlar mıydı?

 

Yu Lan ve takımındakiler karşılarındaki kişilerle başa baş bir mücadele veremezlerdi. Nie Yan ve Tang Yao ise seviye avantajlarını ve yeteneklerini kullanarak ondan fazla oyuncuyu rahatlıkla bertaraf edebilirlerdi. Ancak karşılarında onlarcası duruyordu. Bu sayı onlar için bile göğe yükselmek kadar imkansızdı. Gökten tanrısal ekipmanlar üzerlerine yağmadıkça karşılarındaki güruhla baş etmeleri mümkün değildi.

 

Kişi düşmanına seviye, beceri sayısı veya ekipman yönünden üstünlük sağlayabilir. Fakat bu onu asla ölümsüz yapmaz.

 

Çok kalabalıklar.” dedi Bai Kaishui. Alnından soğuk terler akıyordu.

 

Nie Yan istifini bozmadan karşılık verdi. “Gök Kıran bize oldukça cömert bir hediye göndermiş. Bunların tamamı Muzaffer Dönüşün zirvesindeki oyuncular. Bizi öldürmeye 100 tanesi bile yetecekken işi sağlama almak için 300 kişiyi birden üstümüze salmış. Namımız gerçekten de bayağı büyümüş.

 

Yao Yao Nie Yan’a baktığında, yüzünde endişeden eser olmadığını gördü. Elinde olmadan onun bu halini takdir ediyordu. Böyle umutsuz bir durumda hala soğukkanlılığını koruyabiliyordu.

 

Bütün kaçış yolları tutulmuştu. Anlaşılan Gök Kıran onları öldürmekte kararlıydı.

 

Nie Yan Muzaffer Dönüşün peşini bırakmayacağını biliyordu. Lâkin yabanda onlardan korkusu yoktu. Yüzlerce kişinin kovalamacasından bile bir şekilde kurtulabileceğinden emindi. Ancak, kibrin bu kadarı fazlaydı. Bugün karşısında olan durum bir kovalamacadan ziyade bir kuşatmaydı.

 

Açıkça görülüyordu ki Muzaffer Dönüş oyuncuları uzun süredir burada pusuda bekliyorlardı. Burada Nie Yan’ın tuzağa düşmesini beklemeseler, bu kadar kolay bir şekilde etrafını saramazlardı.

 

Kara Alev Ormanı seferi küçük bir meseleydi. Bu bilgi düşmanın kulağına nasıl gitmiş olabilirdi?

 

Aklına tek bir şey geliyordu.

 

Bu işi biri yapmıştı. Ama, kim? Onu kim satmıştı? Bu takımdaki herhangi biri hain olabilirdi. Tang Yao? Asla! Yao Yao? Tanıdığı kadarıyla o da böyle bir şey yapmazdı. Bu ikisi dışında Alacakaranlık, Yu Lan, Bai Kaishui ve diğer hepsi şüpheliydi.

 

İnsanın kalbinden neler geçirdiğini kimse göremezdi.

 

Şüpheleri bir yana, olayın asıl suçlusu tedbirsiz davranan kendisiydi. Muzaffer Dönüşün gücünü ciddi manada hafife almıştı. Yu Lan ve takımını böyle bir pusu için satın alabileceklerini aklına getirmemişti.

 

Geçmiş hayatından hatırladığı kadarıyla bu kişiler düzgün insanlardı. Demek onları iyi tanıyamamıştı. Kaderini değiştirirken etrafındaki insanların da değişebilecekleri ihtimalini hesaba katmamıştı. Gök Kıran onlara cezbedici ödüller vaat ettiyse, Nie Yan’a karşı kurulacak pusuya razı gelmiş olabilirlerdi.

 

Nie Yan takımdaki herkesi, özellikle de Yu Lan’ı süzdü.

 

Şu anda şüphelerini doğru çıkaracak bir kanıtı yoktu.

 

Lâkin şüpheleri bile takıma olan güvenini temelden sarsmıştı. Bir anda sırtından vurulup vurulmayacağına emin olamıyordu. Tang Yao ise Muzaffer Dönüş üyeleriyle atışmakla meşguldü.

 

Eğer Yu Lan’ın takımı gerçekten ona ihanet ettiyse her iki taraftan düşmanla çevrilmiş oluyordu. Böyle bir durumda Tang Yao ile birlikte ne kadar çırpınsalar da nafileydi.

 

Tang Yao, hemen bir şeyler yapmazsak burada öleceğiz. Esrar Peri’ni kaybetmeye kendini hazırlasan iyi olur. Başaramazsak bizim için de ölüm kaçınılmaz!Nie Yan mesajla arkadaşını uyardı. Tanrının Yargıcı ve Gambiti kullanmaya hazırdı. Tang Yao ile planladığı görevi yine ertelemek zorunda kalacaktı. Fakat ertelemese, bir daha o görevi yapmak için şans bulamayabilirdi.

 

Bugün şayet onun sonu olacaksa, düşmanına bunu kolay kolay yapma fırsatı vermemekte kararlıydı. Öldüğü sırada düşmanlarının kanlarıyla yıkanmaya ant içmişti. Cao Xu’nun beynini dağıttığı zaman da aynı kararlılığa sahipti!

 

Tang Yao duraksadı. Gerçekten burada ölecekler miydi? Omzundaki şapşal periye baktı. Tek yaptığı ağzından baloncuklar atmaktı. Yine de onun ölüşünü görmek istemiyordu. Yanında her gittiği yere gelen bu mavi topa fazlasıyla alışmıştı. Belki konuşamıyordu, belki biraz aptaldı, ama sadık bir yoldaş gibi yanından hiç ayrılmamıştı.

 

Peri ağzından baloncuklar atmayı sürdürürken kaderinden bihaberdi.

 

Tang Yao’nun göğsüne bir ağırlık çöktü. Üzgün gözlerle Nie Yan’a döndü.Başka yol yok mu?

 

Hayır. Elimizde başka seçenek yok. Esrar Perin öldüğünde sana yenisini bulabiliriz. Ama Tang Yao, asıl önemli olan hayatta kalıp onlara intikamın en acısını tattırmamız!Nie Yan hançerini sıkı sıkıya kavradı. Yüz ifadesi ciddileşti. Kahretsin! Bugün cidden fena çuvalladım. Ama önemli değil. Gelecekte size bunun on, hatta yüz katını ödeteceğim! Gök Kıran… bekle beni!

 

Yu Lan Nie Yan’ın soğuk bakışlarla takım üyelerine baktığını fark ettiğinde şaşıp kaldı. Neden her birini lime lime edecekmiş gibi bakıyordu? Normalde tanıdığı Nie Yan’ın kişiliği bunun tam tersiydi. Fazla haşır neşir olmasalar da Nie Yan’ın ne tür biri olduğunu az çok biliyordu. Dost bildiğini sıcak gülümsemesiyle selamlarken, düşmanına şu anki gibi soğuk bakışlarla bakardı. Çok geçmeden Yu Lan’ın kafasına dank etti. Muhtemelen takımın onu sattığını düşünüyor olmalıydı. Aslında şüphelenmekte haksız sayılmazdı. Muzaffer Dönüş üyelerinin ortaya çıkışları fazla aniydi. Belli ki uzun süredir burada pusuda bekliyorlardı. Buraya geleceklerini bilmeseler bunu nasıl yapabilirlerdi? İhanete uğramasa Muzaffer Dönüşün tuzağına nasıl düşebilirdi? Yani Nie Yan şüphelenmekte sonuna kadar haklıydı.

 

Yu Lan yersiz suçlanmaya maruz kaldığı gerçeğini bir kenara bıraktı. Ölümden korkusu yoktu, ama takımının onurunun zedelenmesine izin veremezdi. Dik duruşuyla takımına seslendi. “Mavi Tüy Takımındakiler, kulak verin! Nirvana Alevi ve Genç Atmaca bu karmaşaya bizim yüzümüzden sürüklendi. Onları Kara Alev Ormanı’na çağırmasak, Muzaffer Dönüşün pususuna düşmeyeceklerdi. Bugün her ikisini de yüz üstü bıraktık. Hatamızı telafi etmek adına içimizden biri yaşadığı müddetçe onları korumaya devam edeceğiz!

 

Böyle bir zamanda Yu Lan’ın ağzından çıkan sözler herkese şaşkınlık vermişti.

 

Bai Kaishui Yu Lan’a baktı. O da neler döndüğünü anlamıştı. “Takımımızda korkak var mı?

 

Takım hep bir ağızdan karşılık verdi. “Yok!” Her biri savaşa hazırdı.

 

Bai kardeş, Kaptan Yu Lan, gözlerinizle gördünüz. Biz ne zaman ölümden korktuk? Bir seviye düşmenin korkulacak ne yanı var?

 

Mavi Tüy Takımı en iyi takım olmayabilir. Ancak, hiçbir zaman yoldaşlarımızı yalnız bırakmadık. Bugünün meselesinin sorumluları, Nirvana Alevi ve Genç Atmaca’yı çağıran bizleriz. Yani bütün sorumluluğu üzerimize almalıyız! Bana cesaretinizi gösterin! Hepimiz ölsek bile ikisini buradan sağ çıkaracağız!” Bai Kaishui bağırarak takımı havaya sokuyordu. Takımın ana tankı olduğundan üzerlerindeki etkisi yadsınamazdı.

 

Takım bir ağızdan bağırdı. “Evet! Savaşalım!

 

Yu Lan ve Bai Kaishui’nin bu hamlesi ile Nie Yan’ın hançerini sıkıca kavrayan eli titredi. Ölüme gitmeye hazırlanan Mavi Tüy Takımına baktı. İyi insanların varlığına inanmayan taşlaşmış kalbi, o anda çözülmeye başlamıştı.

 

Ancak ve ancak birlikte savaşıp ölen insanlar arasında hissedilen bir duygu vardı.

 

Bu duygu yoldaşlıktı.

 

Seviye, ekipman veya statüler gibi şeylerin bu duygu karşısında değeri kalmıyordu.

 

Savaş Delisi İttifakının Ölüm Sevgisi de bu duyguya layık biriydi. Yok oluşun eşiğindeyken bile yoldaşlarını terk etmemişti. İşte bu yüzden Savaş Delisi İttifakı asla mağlup edilememişti. Çünkü loncada, birbirleri için hayatlarını feda edebilecek kardeşler vardı.

 

Şu anda Nie Yan’ın yanında da onlara benzer insanlar bulunuyordu. Öleceklerini bilseler de ona ve Tang Yao’ya yardım etmek için hayatlarını ortaya koyacaklardı!

 

Gözlerinde suçluluk duygusu belirdi. Belki de Yu Lan ve takımından şüphelenmekle hata etmişti. Muzaffer Dönüş buraya geldiğini başka bir şekilde de öğrenmiş olabilirdi. Takımdakilerin kararlı bakışları ile kendini aşağılık biri gibi hissetti. İki hayat yaşamasına rağmen onurun ve gururun ne demek olduğunu unutmuş gibiydi.

 

Aykız, seni de buna karıştırdığım için üzgünüm. Keşke seni davet etmeseydim.” Yao Yao Aykız’ın cübbesini çekiştirip özür diledi. Eğer ısrarlarıyla Aykız’ı ikna etmeseydi, Aykız şu anda ölmek zorunda kalmayacaktı.

 

Önemli değil. Biz birbirimiz için ateşe atılacak kardeşleriz!” Aykız zarif gülümsemesiyle yanıtladı. Rüzgarda süzülen bir çiçek kadar güzel ve pürdü.

 

Nie Yan derin bir nefesle sakinleşti. Böylece daha hızlı ve düzgün düşünebilirdi. Düşman saflarında çok sayıda usta oyuncu mevcuttu. Bu kuşatmayı yarmak son derece zor olacaktı. Zararlarını minimuma indirmeleri en iyi durum olurdu. Fakat Yu Lan’ın takımı ölürse ve Nie Yan bir plan bulamazsa, ölene kadar savaşmaktan başka ihtimali kalmayacaktı.

 

Muzaffer Dönüşün ön safları yavaş yavaş yaklaşırken doğru anın gelmesini bekliyor gibilerdi.

 

Cılız Köpek ve Yeraltı Alevi, Nie Yan ve yanındakilere soğuk gözlerle bakıyorlardı. Görünen o ki birisiyle mesajlaşıyorlardı.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29016 Üye Sayısı
  • 275 Seri Sayısı
  • 39687 Bölüm Sayısı


creator
manga tr