Bölüm 141: Niuren Birliği

avatar
3049 24

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 141: Niuren Birliği


 

Neyse ki Tang Yao başlangıçta alıştırarak girmişti de yaşadıkları şok bir nebze azalmıştı. Yoksa Hao Cheng, Zhao Li ve Guo Huai, çok daha ciddi bir şok yaşayacaktı. Nie Yan’ın seviyesi, Tang Yao’yla birlikte kasılmalarının sonucuydu.

 

Bugün beklediklerinden daha olaylı geçiyordu. Lider sıralamasının zirvelerindeki iki oyuncuyla tanışmışlardı. Ve bu oyuncular, ortaokuldaki arkadaşlarıydı. Onları en çok Nie Yan şaşırtmıştı. O zamanlar ders çalışmak dışında hiçbir şeyden anlamıyordu. Nie Yan’la karşılaşmadıkları bunca zamanda bambaşka birine dönüşmüştü. Onun bu haline hala tam olarak alışamamışlardı.

 

Ortaokulda düşük profil takılmayı sevdiğini biliyordu. Sınavlarda hep onuncu sıra civarlarında olurdun. Final sınavında birden ilk üçe girmiştin. Senin tarzın da böyle demek ki. Tang Yao, başka birini takip ettiğini söylediğinde sen olduğunu anlamalıydım. Yine de senin oyuncu olmanı beklemiyorduk. Çünkü geçmişte hiç oyun oynamıyordun. Kim derdi ki ilk defa oyun oynayan birisi bu kadar başarılı olsun. İlk üçe yerleşebilecek olmana rağmen hala gizli kalmayı seçiyorsun. Sanırım sana kıyasla biz dört kardeş kendimizi pek dizginleyemiyoruz.

 

Guo Huai de aslında düşük profil takılırdı. Bu yüzden okul arkadaşları arasında yalnızca bu dört kardeşi varlıklı bir aileden geldiğini biliyordu. Normalde grubun en sessizi oydu. Ama bugün en sessiz unvanını Nie Yan’a kaptırmıştı.

 

Madem öyle, beşimiz de güçlü oyuncularız demektir. Ne diyorsunuz, loncayı kuruyor muyuz?” Hao Cheng’in babası bir dövüş sanatları merkezi işletiyordu. Mekanın çok sayıda müdavimi vardı. Lonca kuracak olurlarsa, oradan bayağı bir kişiyi loncaya çağırabilirdi.

 

Bana uyar. Denemekten zarar gelmez. Sınıf arkadaşlarımın çoğunu loncaya çağırabilirim.” Zhao Li’nin sunabileceği pek bir şeyi yoktu ama tatlı dilli biriydi. Özellikle karşı cins olmak üzere herkesle arası iyiydi.

 

Lonca kuracaksak adam akıllı hazırlanmamız gerek. Oyuncu kitlesi arasında ses getirmeliyiz. Lonca payları konusunda kendi aranızda tartışıp bana teklifinizi sunabilirsiniz.” Nie Yan, lonca yönetme yükünü kardeşleriyle paylaşırsa, iş yükü altında boğulma gibi endişeleri kalmayacaktı. Böylece kendi işlerine odaklanabilirdi. Guo Huai, Hao Cheng ve Zhao Li’nin potansiyeli yüksekti. Hepsi genç ve enerji doluydu. Şansa hepsi oyuna aynı yerde başlamıştı. İlk adım olarak oyun ve okul arkadaşlarını loncaya alacaklardı. Herkes birbirini tanıdığında, lonca ortamı daha rahat olurdu. Loncaya girecek köstebekler de olacaktı elbet. Ancak bir süreliğine aralarında böyle biri olmadığından lonca temiz olacaktı. Ayrıca gençliklerinin zirvelerinde olduklarından, yetişkinlere göre daha iyi oyun oynayabilirlerdi.

 

Zhao Li elini salladı. “Hayır, gerek yok. Ben pay almasam da olur. Sadece yardımcı olsam da yeter. Burada hepimiz kardeşiz değil mi?

 

Guo Huai başını salladı. “Kardeş olduğumuz için bu şeyleri şimdi konuşuyoruz ya.” Ailesinin büyük bir işi olduğundan, ortaklık yüzünden birbirine düşen ve hatta dağılan aileler görmüştü. Yıllar boyu süren düşmanlıklar, bu sebepten başlamıştı.

 

Guo Huai, sence loncayı nasıl paylaşmalıyız?” İş meselelerinde Guo Huai’nin deneyimi var gibi görünüyordu.

 

Bu konuda biraz düşündüm. Loncayı Tang Yao ve senin popülariten üzerine kurduğumuz için ikinizin toplam payı %85 olmalı. Üçümüz de kalan kışı kişi başı %5 şeklinde paylaşmalıyız. Oyun parası değişimi resmi olarak başladığında, loncaya finansman sağlayabilirim. Ama çok fazla veremem. Lonca dağılacak olsa bile bana bir şey ödemenize gerek yok. Başarılı olursak, yatırımım kadar geri ödeme yapabilişiniz.”

 

Onlar %5 alıyorsa, ben de %5 alırım. Ama lütfen, Allah rızası için, lonca işlerini bana bırakmayın.” Tang Yao’nun tembel kişiliği, aklına loncayla ilgili yapılacak onca iş geldiğinde kendini göstermişti.

 

Nie Yan bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu. “Pekala, loncacı Guo Huai yönetecek. Hao Cheng ve Zhao Li de ona yardımcı olacak. Tang Yao ve ben, loncanın ana zindan takımını oluşturacağız.” Guo Huai ve diğer ikisi, %5’lik paylarının gelecekte ne kadar edeceğinden bihaberdi. Nie Yan’ın bu üçüne emanet etmesi gereken işler olacaktı. Loncada pay sahibi olurlarsa, lonca için ellerinden geleni yaparlardı. Önceki hayatında hepsiyle de uzun süreli tanışıklığı sayesinde, her birinin kişiliğini biliyordu. İki hayatta da devam eden arkadaşlıklarının yanında %5’lik payın lafı olmazdı.

 

Ben tamamım.” dedi Tang Yao.

 

O zaman son kararı verdik mi? Tamam o zaman. İlk önceliğimiz seviyelerimizi yükseltmek olmalı. Özellikle de Tang Yao’nun. Lider sıralamasında zirveye yerleşirse, loncaya katılmak isteyen oyuncuların sayıları artacaktır. Tang Yao, şu anda tek yapman gereken deli gibi kasılmak.” Guo Huai de bu konunun önemini biliyordu. Girişimlerinin başarısı Tang Yao’ya bağlıydı.

 

Merak etme, sunucular açıldığında seviye atlayıp Gök Kıran’ı zirveden düşüreceğim.

 

Ciddi misin? O kadar çabuk mu?

 

Nerede kasılıyorsunuz siz?

 

Onu Nie Yan’a sorun. Ama dert etmeyin, lonca işlerini hallettiğimizde sizi de yanıma alırım. Bir gün içinde Seviye 15’e ulaşacağınızı garanti edebilirim.” Tang Yao hava atmaya başlamıştı. Dönüp Nie Yan’a baktığında, onun da bu fikre karşı olmadığını gördü.

 

Tamamdır, söz ağızdan bir kere çıkar!

 

Sözünü unutma. Seviye işini hallettiğimize göre oyuna girer girmez alım yapmaya başlayacağım!

 

Siz alım yapmaya başlayın. Tang Yao ile kasılmayı bitirdikten sonra gelip lonca hazinesini kurarım.” Lonca kurulduktan sonraki en önemli adım, lonca hazinesiydi.

 

Lonca hazinesi, loncanın kudretinin sembolüydü. İçerisinde yüzlerce, hatta binlerce ekipman, beceri kitabı ve diğer eşyalar, her sınıftan her seviyeden oyuncunun gelip alması için hazır bulunmalıydı. Oyuncular belirli miktarda katkı sağladıklarında, liyakat puanlarını kullanarak hazineden ihtiyaçlarını karşılayabilirdi. Kullandıkları ekipmanlar artık kendilerine yetmediğinde, lonca hazinesinden daha kaliteli ekipmanlarla değişim yapabilirlerdi. Ancak kullandıkları eşyayı kaybederlerse, liyakat puanlarından düşülürdü. Lonca hazinesine yaptıkları bağışlar, oyuncuların liyakatlerini yükseltirdi.

 

Hazine boşsa lonca zayıflar, doluysa güçlendikçe güçlenirdi. Hazine loncanın gelişiminde en önemli faktörlerdendi. Lonca liderleri, bunu göz önünde bulundurarak var güçleriyle hazineyi canlandırmaya çalışırlardı. Hazine yeterli değilse, oyuncular kalabalık gruplar halinde loncadan ayrılırdı. Hazine ne kadar büyükse, içerdeki ekipmanlar ne kadar kaliteliyse, yeni oyuncular da loncada kalmaya o kadar ikna olurdu. Yeni oyuncular loncada uzun süre geçirirse, loncaya olan bağlılıkları artardı. Ardından kendileri hazineye bağış yaparak loncaya olan katkılarını artırırlardı. Hazinenin içindeki şeyler, her halükarda loncaya aitti. Liyakat puanıyla hazineden alınan eşyalar, yalnızca kiraya veriliyordu.

 

Loncanın geleceğini, hazinesi belirliyordu.

 

Hazineyi kuracak kadar kaynağın var mı?

 

Var sayılır. Bronz ve Gümüş kademe ekipmanların fiyatları ucuz. Bunlardan çok sayıda toplayabilirim.” Loncanın birkaç bin tane Bronz, birkaç yüz tane de Gümüş ekipmanı olsa, oyuncuların kalbini çalabilirdi.

 

Guo Huai bu fikri beğendi. “Aynen, Bronz ve Gümüş kademeyle başlamak mantıklı. Şu anda çoğu oyuncu Bronz kademe ekipman kullanıyor. Gümüş kademe kullananların sayısı oldukça az. Kaç tane toplayabilirsin?

 

Herkes Nie Yan’ın ağzından çıkacak kelimelere odaklamıştı. Bu kelimeler loncanın geleceğini belirleyecekti.

 

Ekipman harcama işine 20 altın ayırabilirim. Şahsi depomda hazineye eklemeyi düşündüğüm birkaç yüz tane Gümüş kademe, birkaç düzine de Altın kademe ekipmanım var. Elimden ancak bu kadarı gelir.” Nie Yan iksir dükkanından düzenli bir gelir sağlıyordu. Ekipmanlar ise bu zamana kadar avladığı Lider, Alt Elit ve Elit yaratıklardan düşen ekipmanlardı. Bu ekipmanların devamının geleceğini söylemek de mümkündü.

 

Nie Yan 20 altın deyince Tang Yao bile şaşırdı. Herkes donup kalmıştı. Nie Yan’ın muhteşem bir oyuncu olduğunu öğrenmişlerdi ama bu kadar muhteşem olmasını beklemiyorlardı. Büyük bir lonca bile 20 altın gibi bir miktarı toplayamazdı. Çok sayıda Gümüş ve Altın kademe ekipman da cabası. Nie Yan’ın kaynakları gerçekten de sağlamdı.

 

Mükemmel! O parayla çok sayıda yüksek kalite Gümüş kademe ekipman alabiliriz. Hazine kaliteli ekipmanlarla dolarsa, bize gerek kalmadan üyeler loncaya katkı yapmaya başlarlar. İlk alacağımız oyuncuları elimizde tutabilirsek, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Ana zindan takımını ve ikinci zindan takımını da kurduk mu, hazineye düzenli olarak ekipman akışını sağlamış oluruz. Ana takımın düşürdüğü ekipmanlarla çok sayıda yedek takım oluşturabiliriz. Onların topladıkları ekipmanlar da lonca üyeleri için hazineye gider.” Guo Huai, lonca yönetimi konucunda uzun araştırmalar yapmıştı. Bu konularda bilgi sahibi olması doğaldı.

 

Anlaşılan beklediğimizden daha iyi bir başlangıç yapacağız.” Hao Cheng şimdiden heyecanlanmıştı. Lonca kurulduğunda beş parasız halde olacaklarını sanıyordu. Nie Yan’ın zengin olduğunu nereden bilsin?

 

Şimdi loncaya bir isim vermemiz gerek.

 

Tang Yao işte şimdi gaza gelmişti. “O işi bana bırak, isim vermek uzmanlık alanım! Ateşte Yıkanan Anka nasıl?

 

Olmaz. O isim alınmıştır.

 

Utanmazlar! Kim benim düşündüğüm lonca ismini çalmaya cüret edebilir?

 

Ha?” Zhao Li homurdandı. “Adamlara utanmaz mı diyorsun?

 

Düşünelim beyler.

 

Dörtlü kafa patlatıyor, uygun bir isim arıyordu.

 

Tang Yao yine atıldı. “Göklerde Engelsiz olsun!

 

O isim alındı.

 “...

 

Tang Yao bir kez daha açtı ağzını. “Niuren Birliği nasıl? Loncamıza katılanlar düşmanın kıçına tekmeyi basacak! Kalor’u ele geçirip, Zümrüt İmparatorluğunu kontrol altına aldığımızda asıl tekmeyi basmış oluruz! Bu ismin de alınmış olmasına imkan yok!

 

Biraz zevksiz duruyor ama kullanabiliriz bence.” dedi Guo Huai.

 

En azından farklı bir isim.” Hao Cheng de tam olarak ikna olmuş değildi.

 

Nie Yan kararı verdi. “Niuren Birliği olsun o halde.

 

Tamamdır, lonca ismimiz de belirlendi.

 

Pek çok büyük şirket nasıl genişleyebileceğini düşünürken, bir restoran masasında oturan beş genç, gelecek planlarını şevkle tartışıyordu. Hepsi aynı yoksul çevrede büyümüştü. Ellerinde bir şey yoktu. Birkaç yıl sonra burada yeniden karşılaşmışlardı. Yeis dolu günleri artık son bulabilirdi. Hayatlarındaki durağanlık silinebilirdi. Başarıya ulaştıklarında, gururla gülebilirlerdi.

 

Her şey sıradan ve dünyevi, herkes aynı olsa da, kader onlara macera dolu bir gelecek hazırlıyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24318 Üye Sayısı
  • 839 Seri Sayısı
  • 42176 Bölüm Sayısı


creator
manga tr